<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/kultur" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 19:02:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/kultur"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sit alanı çeşitleri ve dereceleri ne anlama geliyor?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sit alanları, sahip oldukları doğal, tarihî, kültürel ve arkeolojik değerler nedeniyle devlet tarafından koruma altına alınan özel bölgelerdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransızca "site" kelimesinden gelen sit kavramı; doğal varlıklarla birlikte insan eliyle oluşturulmuş tarihî ve kültürel yapıların yer aldığı, korunmasında kamu yararı bulunan çevreleri ifade ediyor. Geçmişten günümüze ulaşan kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında sit alanları önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>Sit alanları niteliklerine göre sınıflandırılıyor</strong></p>

<p>Sit alanları, sahip oldukları özelliklere göre doğal, arkeolojik, kentsel ve tarihi sit alanları olmak üzere dört ana gruba ayrılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Doğal sit alanları</strong></p>

<p>Doğal sit alanları; tarih öncesi veya jeolojik dönemlerden günümüze ulaşan, yer altında, yer üstünde ya da su altında bulunan ve doğal yapısıyla korunması gereken alanlardan oluşuyor.</p>

<p>Birinci derece doğal sit alanları, dünya ölçeğinde nadir görülen ve evrensel değere sahip bölgeler olarak kabul ediliyor.</p>

<p>İkinci derece doğal sit alanlarında doğal yapının korunması esas alınırken, belirli şartlar altında sınırlı kullanıma izin verilebiliyor.</p>

<p>Üçüncü derece doğal sit alanlarında ise koruma önceliği sürerken, kurul kararları doğrultusunda sınırlı imar uygulamalarına izin verilebiliyor.</p>

<p><strong>Arkeolojik sit alanları</strong></p>

<p>Arkeolojik sit alanları; eski uygarlıklara ait yerleşim yerleri, kalıntılar ve kültürel miras unsurlarının bulunduğu alanları kapsıyor.</p>

<p>Birinci derece arkeolojik sit alanlarında yalnızca bilimsel araştırma ve kazı çalışmaları yapılabiliyor.</p>

<p>İkinci derece arkeolojik sit alanlarında koruma ön planda tutulurken, yapılaşmaya izin verilmiyor.</p>

<p>Üçüncü derece arkeolojik sit alanlarında ise Koruma Kurulu'nun belirlediği şartlar doğrultusunda bazı düzenlemeler yapılabiliyor.</p>

<p><strong>Kentsel sit alanları</strong></p>

<p>Kentsel sit alanları; tarihî, mimari, estetik ve kültürel değere sahip yapıların, sokakların, bahçelerin, surların ve yerleşim dokusunun bütün olarak korunmasını amaçlayan bölgeleri kapsıyor.</p>

<p><strong>Tarihi sit alanları</strong></p>

<p>Milli, askerî ve manevi açıdan önem taşıyan, tarihî kimliği bulunan ve gelecek nesillere aktarılması gereken alanlar tarihi sit alanı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Sit alanı dereceleri neyi ifade ediyor?</strong></p>

<p>Sit alanlarında uygulanacak kurallar, alanın koruma derecesine göre değişiklik gösteriyor.</p>

<p>Birinci derece sit alanlarında bilimsel çalışmalar dışında hiçbir yapılaşmaya veya değişikliğe izin verilmiyor. Bu alanlarda izinsiz en küçük müdahale dahi yapılamıyor. Arazi sahipleri belirli şartlar altında Hazine taşınmazlarıyla takas (trampa) başvurusu yapabiliyor.</p>

<p>İkinci derece sit alanlarında kullanım, ilgili Koruma Kurulu'nun belirlediği kurallar çerçevesinde mümkün olabiliyor. Arkeolojik sit alanlarında yapılaşma yasak olurken, ikinci derece doğal sit alanlarında belirli koşullarla turizm amaçlı tesislere izin verilebiliyor.</p>

<p>Üçüncü derece sit alanlarında ise Koruma Kurulu'nun onayıyla, doğal ve kültürel özelliklere zarar vermeyecek şekilde sınırlı yapılaşma ve düzenlemeler yapılabiliyor.</p>

<p>Sit alanlarının korunmasındaki temel amaç; Türkiye'nin doğal, tarihî ve kültürel mirasını gelecek kuşaklara bozulmadan aktarabilmek ve kamu yararını gözeterek bu değerlerin sürdürülebilir şekilde yaşatılmasını sağlamak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="24250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahya nedir? Mahyanın tarihçesi...]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahya, Ramazan gecelerinde iki veya daha fazla minaresi bulunan camilerin minareleri arasına gerilen ipler üzerine kandil ya da elektrik ampulleriyle oluşturulan yazı ve figürlere verilen isimdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Farsçadan Türkçeye geçen "mahya" kelimesi, Türk Dil Kurumu'na göre iki farklı anlam taşıyor. Bunlardan ilki Ramazan gecelerinde camilerin minareleri arasına ışıklarla yazılan yazılar ve yapılan şekiller, diğeri ise çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölümdür.</p>

<p><strong>Mahya geleneği İstanbul'da doğdu</strong></p>

<p>Mahyacılık sanatının İstanbul'da ortaya çıktığı kabul ediliyor. Bunun en önemli nedeni ise Osmanlı döneminde yalnızca padişahların yaptırabildiği iki, dört veya altı minareli selatin camilerinin İstanbul'da bulunmasıydı.</p>

<p>Kaynaklara göre ilk mahya, Sultan I. Ahmet döneminde Fatih Camii müezzinlerinden Hattat Hafız Ahmet Kefevi tarafından kuruldu. Bazı tarihi belgelerde ise Türkiye'deki ilk mahyanın 1617 yılında Sultanahmet Camii'nde asıldığı belirtiliyor.</p>

<p>Mahyanın büyük ilgi görmesinin ardından 1723 yılında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın girişimiyle çıkarılan padişah fermanıyla, tüm selatin camilerinde Ramazan ayında mahya kurulması gelenek haline getirildi.</p>

<p><strong>Mahyalar nasıl hazırlanıyordu?</strong></p>

<p>Elektriğin bulunmadığı dönemlerde mahyalar, zeytinyağı veya mum bulunan küçük fenerlerin belirli aralıklarla ipe dizilmesiyle oluşturuluyordu. Bu işlem büyük ustalık gerektiriyor ve yalnızca mahya ustaları tarafından gerçekleştiriliyordu.</p>

<p>Ramazan ayının ilk yarısında genellikle dini mesajlar yazılırken, ikinci yarısında çeşitli figür ve motifler hazırlanıyordu.</p>

<p>Elektriğin yaygınlaşmasının ardından kandil ve yağ fenerlerinin yerini ampuller aldı. Böylece mahyalar daha kolay kurulmaya başlanırken, farklı renklerde ışıklarla daha estetik görüntüler oluşturuldu.</p>

<p><strong>Mahyacılık Osmanlı'da özel bir sanat haline geldi</strong></p>

<p>Zamanla mahyacılık, Osmanlı'ya özgü önemli bir sanat dalına dönüştü. Süleymaniye, Sultanahmet, Yeni Cami, Ayasofya, Fatih ve Şehzadebaşı camilerinde kurulan mahyalar dönemin en başarılı örnekleri arasında gösteriliyordu.</p>

<p>Her büyük caminin kendine ait mahya ustaları bulunurken, Ramazan ayının başlamasıyla birlikte İstanbul semaları ışıklı yazılarla süsleniyordu.</p>

<p><strong>Ramazan hilaliyle birlikte mahyalar kurulurdu</strong></p>

<p>Osmanlı döneminde Ramazan hilalini gözlemlemek için görevlendirilen memurlar, Şaban ayının son gecelerinde nöbet tutardı. Hilalin görülmesiyle birlikte durum şeyhülislama bildirilir, Ramazan'ın başladığı ilan edilirdi.</p>

<p>Bu haberin ardından Süleymaniye Camii'nin mahyacıbaşısı ilk mahyayı kurar, diğer camilerdeki ustalar da hazırlıklarını tamamlayarak mahyaları minareler arasına asardı. Böylece Ramazan'ın ilk gecesinden itibaren şehir ışıklı mahyalarla aydınlanırdı.</p>

<p><strong>Mahyalarda en sık kullanılan yazılar</strong></p>

<p>Ramazan boyunca camileri süsleyen mahyalarda en çok şu ifadeler yer alıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Hoş Geldin Ramazan</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hoş Geldin Ey Şehr-i Ramazan</p>
 </li>
 <li>
 <p>On Bir Ayın Sultanı Hoş Geldin</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek Olsun</p>
 </li>
 <li>
 <p>Merhaba Ya Şehr-i Ramazan</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kadir Geceniz Mübarek Olsun</p>
 </li>
 <li>
 <p>Elveda Ya Şehr-i Ramazan</p>
 </li>
</ul>

<p>Bugün de Türkiye'nin birçok ilinde, özellikle iki veya daha fazla minaresi bulunan tarihi camilerde Ramazan ayı boyunca mahya geleneği yaşatılmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Kültür &amp; Sanat</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi.webp" type="image/jpeg" length="73181"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asırlık lezzet gırar: Yüzyıllardır aynı tarifle hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağrı'nın Patnos ilçesinde kuşaktan kuşağa aktarılan yöresel lezzetlerden gırar (ayran aşı) çorbası, geleneksel yöntemlerle hazırlanarak yaşatılmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında serinletici özelliği nedeniyle soğuk, kış aylarında ise sıcak olarak tüketilen gırar, bölgenin mutfak kültürünün en önemli değerleri arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Yüzyıllardır aynı tarifle hazırlanıyor</strong></p>

<p>Patnos'ta evlerde ve yöresel etkinliklerde sıkça yapılan gırar çorbası; dövme buğday, nohut, yoğurt veya ayran kullanılarak hazırlanıyor. Kendine has lezzetini ise yarpuz ya da nane ile kazanıyor. Besleyici yapısıyla bilinen çorba, özellikle yaz ve kış sofralarının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yöresel lezzeti yıllardır aynı yöntemlerle hazırladıklarını belirten Gül Sevinç Koçak, gırarın kültürel mirasın önemli bir parçası olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>"Gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz"</strong></p>

<p>Koçak, gırarın dövme buğday, nohut, yoğurt veya ayranla hazırlandığını belirterek, yıllardır aynı tarifin uygulandığını ifade etti.</p>

<p>Geleneksel yapım yöntemlerini koruyarak bu lezzeti yaşatmaya devam ettiklerini dile getiren Koçak, gırarın gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>Yöresel mutfağın tanıtımına katkı sağlıyor</strong></p>

<p>Patnos'ta yaşatılan asırlık gırar çorbası, yalnızca yöre halkının sofralarını süslemekle kalmıyor, aynı zamanda Ağrı'nın zengin mutfak kültürünün tanıtımına ve gastronomi turizmine de katkı sunan önemli değerler arasında gösteriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor-1.png" type="image/jpeg" length="37466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 20 Temmuz (6 Safer)]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-20-temmuz-6-safer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-20-temmuz-6-safer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[20 Temmuz’da  (6 Safer Hicri) dünyada ve Türkiye’de neler yaşandı. Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1402: </strong>Osmanlı Devleti Sultanı Yıldırım Bayezid ile Timur İmparatorluğu Sultanı Timur arasında, Ankara’nın Çubuk Ovası’nda yapılan savaşta Osmanlı Ordusu, ağır bir yenilgi aldı ve Sultan Yıldırım Bayezid Timur’a esir düştü. Ankara Muharebesi yenilgisi, Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına, Anadolu beyliklerinin yeniden kurulmasına ve Osmanlı tarihinde Fetret Devri olarak bilinen 11 yıllık bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına neden oldu.</p>

<p><strong>1936: </strong>Montrö Antlaşması imzalandı. Lozan Barış Antlaşması’nda Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki haklarını kısıtlayıcı maddeler bulunmaktaydı. Montrö Antlaşması ile Türkiye, Boğazlar üzerindeki bütün haklarına kavuştu. Bu antlaşma ile ticaret gemilerinin boğazlardan geçişi serbest bırakılırken; savaş gemilerinin geçişi, ayrıntılı olarak belirtilen şartlara bağlandı.</p>

<p><strong>1951: </strong>Ürdün Kralı Birinci Abdullah, Cuma namazı sırasında bir Filistinli tarafından öldürüldü. Hicaz emiri Şerif Hüseyin’in oğlu olan Birinci Abdullah, İngilizlerin desteğiyle 1921 yılında Mavera-i Ürdün Emirliği’nin başına geçti. 1946’da İngiltere ile imzalanan bir ittifak anlaşmasından sonra ülke bağımsızlığına kavuşunca, 1949 yılında ilk Ürdün kralı olarak taç giydi. Suriye ve Lübnan’ı içine alacak bir devlet kurmaya uğraşırken öldü. Kral Birinci Abdullah, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı. Kardeşi Faysal da yine İngiliz dostları sayesinde Irak Emiri olmuştu.</p>

<p><strong>1974</strong>: TSK’nın Garanti Anlaşması’nın Üçüncü Maddesi’ne istinaden Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği askerî harekât başladı. Türkiye, Kıbrıs için 5 gündür sürdürdüğü yoğun diplomatik temaslardan bir sonuç alamayınca ‘Kıbrıs Barış Harekâtı’na başladı. Günün erken saatlerinde, Türkiye Ordusu’nun Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kıbrıs’a havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı. Bu karar, İngiltere ve Yunanistan Büyükelçileri’ne bildirildiği gibi Ankara’da bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Sisco’ya (Sisko’ya) da iletildi. Ecevit, Ankara’da gazetecilere verdiği demeçte: “Biz aslında savaş değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış götürmek için adaya gidiyoruz. Bu karara, bütün diplomatik, politik yolları denedikten sonra, mecbur kalarak vardık” dedi.</p>

<p><strong>1974:</strong> Kıbrıs’ta havada ve karada savaş başladı. Türkiye’den kalkan savaş uçakları, Kıbrıs’a çıkarma yapmak isteyen ve savaş gemileriyle korunan büyük bir Yunan konvoyuna ateş açtı. Türk ve Yunan donanmaları Kıbrıs sularında fiilen çarpıştı. Rumlar, bazı köylerdeki sivilleri öldürmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Kissenger (Kisıncır), ateşkes konusunda Ecevit ile iki defa telefonla görüştü. BM Güvenlik Konseyi ateşkes çağrısında bulundu. Türkiye’de bütün şehirlerde hükümete ve orduya destek mitingleri yapıldı. Pakistan, Afganistan ve İran yardım sözü verdi. Acil olarak toplanan Meclis Hükümet’e, “genel savaş açma yetkisi” verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1980: </strong>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, üye ülkelerin Kudüs’ü Siyonist işgalcilerin başkenti olarak tanımamaları gerektiğine oy birliği ile karar verdi. Önemli olan ise beş daimi üyenin tavrıydı ve hepsinden önemlisi ABD’nin bu konuyla ilgili ne planladığıydı. Nitekim sonraları Kudüs tamamen Siyonistlerin işgaline uğrayacak ve israil’in başkenti olarak ilan edilecekti. Birleşmiş Milletler ise buna sessiz kalarak destek vermiş olacaktı.</p>

<p><strong>1981: </strong>Lübnan’ın başkenti Beyrut’a hava saldırısı düzenleyen Siyonist terör şebekesine ait jetler, 300 sivili katletti. Yüzlerce sivil aynı saldırıda yaralandı ya da sakat kaldı.</p>

<p><strong>1998:</strong> İrticai faaliyetleri bahanesiyle 328 vali yardımcısı ve kaymakamın görevden alınmasına ilişkin kararname, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e sunuldu. 28 Şubat Darbesi’nin süren etkileri sonucu; aslında günlük ibadetlerini yapanlar ve eşi tesettürlü olanlar irtica adı altında TSK’dan ihraç ediliyordu.</p>

<p><strong>2016: </strong>Askeri darbe girişimiyle ilgili sürdürülen soruşturma çerçevesinde devam eden gözaltı ve operasyonlar sonucu Türkiye genelinde, aralarında 121 general ve amiralin de bulunduğu 8 bin 600’ü aşkın kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan generallerin 2’si orgeneral, 17’si tümgeneral geriye kalanlar ise tuğgeneral rütbesinde bulunuyordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-20-temmuz-6-safer</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/stok-foto/tarihte-bugun/hourglass-islamic-history-blurre-2-k-202607110927.jpeg" type="image/jpeg" length="67778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 11 Temmuz (26 Safer)]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-11-temmuz-26-safer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-11-temmuz-26-safer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[11 Temmuz’da  (26 Safer Hicri) dünyada ve Türkiye’de neler yaşandı. Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1929: </strong>Of ve Sürmene çevresinde meydana gelen sel ve heyelan felaketi sonucu 700 kişi boğuldu, 3500 kişi açıkta kaldı. <strong>(Of ve Sürmene’de sel)</strong></p>

<p><strong>1960:</strong> Bediüzzaman Hazretleri’nin Urfa Halilurrahman Dergâhı’ndaki kabri yıkıldı; naaşı askerler tarafından alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Böyle bir Zat’ın ölüsünden bile korkulmuş ve Müslüman mütedeyyin halkın sevip gönül bağladığı insanların naaşları bile yok edilmiştir.</p>

<p>Son yıllarda Şeyh Said ve Said Nursi’nin kabir yerlerinin açıklanması için İslami STK’lar önemli girişimlerde bulunmuş, ancak müsbet bir netice alınamamıştır. <strong>(Bediüzzaman Hazretleri’nin kabri yıkıldı)</strong></p>

<p><strong>1960:</strong> İdam cezasında yaş haddi kaldırıldı.</p>

<p><strong>1975:</strong> Eski Çin’in başkenti Xi’an’da (Şian’da) 2000 yıl öncesine ait, kilden yapılmış, gerçek boyutlarda ve savaş donanımlı 6000 kişilik bir ordu bulundu. Seramik askerlerin hiçbirinin diğerine benzememesi dikkat çekti. <strong>(Seramikten yapılmış savaş donanımlı 6000 kişilik ordu bulundu)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1995: </strong>Sırp Ordusu’nun Srebrenica’ya karşı giriştiği harekât sırasında, 8 bin 372 Boşnak’ın Bosna Hersek’in Srebrenica kentinde General Ratko Mladiç komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Sırp ordusu tarafından katledildiği Srebrenica Katliamı, diğer bir ifadeyle Srebrenica Soykırımı yaşandı.<br />
Bu katliamda kadın bebek ve çocukların da hunharca katledildiği, belgelerle kanıtlanmıştır.<br />
Birleşmiş Milletler, Srebrenica’yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda Barış Gücü askerinin varlığı katliamı önlememiş; bilakis katliama göz yummuştur.<br />
Srebrenica Katliamı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve hukuksal olarak belgelenmiş Avrupa’daki ilk soykırım olması açısından da önem taşır. Batı’lı Güçler belgelenmeyen yahudi katliamları gibi soykırımlara verdiği önemi, bu belgeli ve bilinçli soykırım için vermemiş, müdahale etmede kasıtlı bir şekilde ağır davranarak soykırımın derinleşmesini sağlamıştır. <strong>(Srebrenica katliamı)</strong></p>

<p><strong>1995: </strong>Seyda Molla Ali Zila vefat etti. İslami uyanış şuuruna sahip büyük Kürt âlimi, fikri ve ilmi çabasıyla Türkiye’deki İslami şuurlanmaya katkı sağlamış, birçok talebe yetiştirmiştir. Kürt ve Arap Edebiyatı’na hâkim olan Molla Ali’nin şiirlerinden oluşan bir divanı da vardır.<strong> (Seyda Molla Ali Zila vefat etti)</strong></p>

<p><strong>2016: </strong>Burhan Wani katledildi. Hindistan’ın Jammu ve Keşmir Bölgesi’nde, Keşmir’in Kokernag bölgesindeki bir köyde, Hizbu’l-Mücahidin ile rejim askerleri arasında çatışma çıktı. Askerler, köyün bulunduğu ormanlık alanı ablukaya aldı ve çıkan çatışmada Hizbu’l-Mücahidin Hareketi’nin üst düzey komutanlarından Burhan Wani, katledildi.<br />
Wani’nin hayatını kaybetmesinin ardından bölgede sıkıyönetim ilan edildi. Çıkan olaylarda 11 Müslüman katledildi. Yasağa rağmen Müslüman halk, Wani’yi son yolculuğunda yalnız bırakmadı. <strong>(Burhan Wani katledildi)</strong></p>

<p><strong>2019:</strong> İkinci dünya Savaşı’nın ardından "Avrupa’da yaşanan en büyük insanlık trajedisi" olarak kabul edilen Srebrenitsa soykırımında katledilen 33 kişinin daha cenazesi, Potoçari anıt Mezarlığı’nda toprağa verildi. <strong>(Srebrenitsa soykırımı)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-11-temmuz-26-safer</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/stok-foto/tarihte-bugun/hourglass-islamic-history-blurre-2k-202607110927-1.jpeg" type="image/jpeg" length="29639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Binlerce yıllık zanaat doğu ilinde yeniden hayat buluyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis'te düzenlenen Sepet Örücülüğü Kursu'nda eğitim alan 25 kursiyer, bambudan el emeği ürünler üreterek hem binlerce yıllık geçmişe sahip geleneksel zanaatı yaşatıyor hem de aile ekonomisine katkı sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açılan Sepet Örücülüğü Kursu, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Kursta eğitim gören kursiyerler, bambu kullanarak farklı boyut ve modellerde sepetler üretiyor.</p>

<p><strong>El emeğiyle üretiliyor</strong></p>

<p>Sabır ve ustalık gerektiren üretim sürecinde kursiyerler, sepet örücülüğünün inceliklerini öğrenirken el emeğiyle birbirinden farklı ürünler ortaya çıkarıyor.</p>

<p>Kurs sayesinde katılımcılar hem yeni bir meslek öğreniyor hem de kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor.</p>

<p><strong>Üretilen sepetler satışa sunuluyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurs kapsamında hazırlanan sepetler satışa sunularak ekonomik değere dönüştürülüyor.</p>

<p>Elde edilen gelir sayesinde kursiyerler aile bütçelerine katkıda bulunurken, geleneksel el sanatlarının sürdürülebilirliği de desteklenmiş oluyor.</p>

<p>Böylece binlerce yıllık sepet örücülüğü geleneği, modern yaşamda yeniden değer kazanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Kültür &amp; Sanat</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor.webp" type="image/jpeg" length="19839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söz ve Kalem "Arayış istikamet verir" temasıyla çıktı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her ay farklı konularla toplumsal meselelere dokunarak çözüm önerileri ortaya koyan Söz ve Kalem, temmuz sayısında "Arayış istikamet verir" teması ile okurlarıyla yeniden buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Aylık Gençlik, İlim ve Kültür Dergisi Söz ve Kalem, temmuz sayısında "Bir hayat serüveni olarak arayış" konusunu ele aldı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>İnsanın bitmeyen yolculuğu: Neyi arıyoruz? Kimlik arayışı ve Müslüman genç, bilgi çağında doğruyu aramak, arayıştan buluşa: Hidayet yolculukları, Google arayışı ile hakikat bulunur mu? Başlıklı yazıların yer aldığı dergide ayrıca Fusilet Suresi 53'üncü ayeti bağlamında "Afakta ve enfüste arayış halinde olmak", Ayetü'l Kübra Risalesi ışığında "Kendini bulan rabbini bulur" başlıklı yazılar yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Birbirinden değerli içeriklerin de bulunduğu dergide; tarihten kareler, biyografi, bilim-teknoloji, soru-cevap, kütüphaneden notlar, makale, şiir ve denemeye dair önemli yazılar yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Matbu ve online olarak okurlarıyla buluşan dergide bu ay, Merhum Mahmud Esad Coşan hocanın posterine yer verildi.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="56899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'nın kültürel mirası dijital ortama taşındı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/sanliurfanin-kulturel-mirasi-dijital-ortama-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/sanliurfanin-kulturel-mirasi-dijital-ortama-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa Valiliği öncülüğünde, kent genelindeki 5 bin kültür varlığı bilimsel yöntemlerle kayıt altına alınarak dijital ortama aktarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Türkiye'nin kültür varlıkları bakımından en zengin şehirlerinden biri olan Şanlıurfa'nın kültürel mirasının kayıt altına alınmasına yönelik yürütülen kapsamlı çalışmaların başarıyla tamamlandığını duyurdu.</p>

<p>Vali Şıldak, Valilik öncülüğünde iki yılı aşkın süredir titizlikle sürdürülen çalışmalar kapsamında, uzman ekipler tarafından il genelinde gerçekleştirilen saha araştırmaları sonucunda Şanlıurfa'nın kültür varlıklarının tek tek tespit edilerek bilimsel yöntemlerle envantere kazandırıldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şanlıurfa İli Kültür Envanteri Projesi kapsamında tescilli ve tescilsiz toplam 5 bin kültür varlığının bilimsel yöntemlerle incelendiğini ifade eden Şıldak, tespit edilen kültür varlıklarının standart bir veri tabanına aktarıldığını ve elde edilen veriler doğrultusunda 5 ciltlik kapsamlı bir eserin hazırlanarak kütüphanelere kazandırıldığını kaydetti.</p>

<p>Kültürel mirasın korunması, belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyan çalışmanın daha geniş kitlelere ulaşmasını amaçladıklarını vurgulayan Vali Şıldak, proje kapsamında elde edilen verilerin Kültür Atlası Web Portalı üzerinden erişime açıldığını açıkladı.</p>

<p>Vali Şıldak ayrıca, portaldan geçtiğimiz yıl tamamlanan Somut Olmayan Kültürel Miras Araştırmaları kapsamında hazırlanan iki ciltlik esere ve Şanlıurfa'yı ziyaret eden misafirlere rehberlik edecek Dijital Turizm Tanıtım Platformu'na da erişilebildiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Şanlıurfa</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/sanliurfanin-kulturel-mirasi-dijital-ortama-tasindi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-105543.png" type="image/jpeg" length="93157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İki metrekarelik dükkanda deri üretimiyle geçen yarım asırlık ömür]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/iki-metrekarelik-dukkanda-deri-uretimiyle-gecen-yarim-asirlik-omur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/iki-metrekarelik-dukkanda-deri-uretimiyle-gecen-yarim-asirlik-omur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Tarihi Almacı Pazarı esnaflarından 72 yaşındaki deri ustası Ökkeş Özsabuncuoğlu, yaklaşık yarım asırdır aynı dükkanda üretim yapmaya devam ediyor. Yetiştirdiği onlarca ustaya rağmen mesleğin geleceğinden endişe duyan Özsabuncuoğlu, alın teriyle kazanmanın değerine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Tarihi Almacı Pazarı esnaflarından Ökkeş Özsabuncuoğlu, 50 yıla yaklaşan meslek hayatında deri işçiliğinin geçirdiği değişimi, yetiştirdiği çırakları ve zanaatkârlığın karşı karşıya kaldığı sorunları anlattı.</p>

<p><strong>Askerden döndükten sonra kendi iş yerini açtı</strong></p>

<p>Özsabuncuoğlu, mesleğe nasıl başladığını anlatarak, "1954'de doğdum. 1977'de askerden geldik, burayı açtık. O seneden beri burada imalatçılığa devam ediyoruz. Deri işleriydi, zamanında kemerdi, imalattı. İş büyüdü, büyüdü, büyüdü. Birkaç kere sıkıntımız olunca geri küçülmek mecburiyetinde kaldık. Şimdi kendi elimizle, kemerlerden artan derileri değerlendirmek ve millete hizmet etmesi için bıçak kılıfı, ceket kılıfı, elektrikli alet kılıfı gibi ürünler yapıyoruz. Bu yaptığımız işin de kazancını Allah yüz bin bereket versin, durumumuz bu." dedi.</p>

<p><strong>"Onlarca çırak yetişti, biz aynı dükkanda kaldık"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mesleğin geçmişte daha fazla ilgi gördüğünü söyleyen Özsabuncuoğlu, yetiştirdiği çırakların bugün farklı hayatlar kurduğunu dile getirdi.</p>

<p>Özsabuncuoğlu, iş yerinde deri artıklarının değerlendirilerek farklı ürünlere dönüştürüldüğünü belirterek, "Eskiden çırak gelirdi. 'Eti senin, yemeği benim.' derlerdi. Onlardan 3, 5, 10'a yakın kişi yetişti. Ama şimdi kaç kişi var, kaç kişi yok, hesaplamak zor. Yazın gelir, okul olur; kış gelir, başka bir şey olur. Kimi usta oldu, kimi dede oldu, kimi torun sahibi oldu. Biz ise burada, iki metrekarelik dükkanda kaldık." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/99c060e4-45cb-4516-a66a-d88ca3c6b33c.jpg" width="1366" /></p>

<p><strong>"Alın teriyle kazanılan ekmek daha değerlidir"</strong></p>

<p>Emek verilmeden elde edilen kazancın insanı tatmin etmediğini vurgulayan Özsabuncuoğlu, "Şimdi emeksiz para kazanmanın tek yolu var. Bankaya gidip faize yatırmak. O da zaten ne karnını doyurur ne de yüzünü güldürür. Ama çalışıp da akşam olup terini silerek eline ekmeğini alıp gittiğin zaman onun zevki başkadır. Şimdi eski derinin işleticisi yok. Eskiden deriyi kazırdık, kesilen yerimize yapıştırırdık; adeta tedavi ederdi. Şimdi deriyi işliyoruz ama her şey yapay olduğu için deriler bile sertleşiyor. Onun için suni deri ne demek? Plastik demek, işin şekli değişiyor." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Meslekte çırak bulmak gittikçe zorlaşıyor"</strong></p>

<p>Mesleğin ağır şartlar gerektirdiğini ifade eden Özsabuncuoğlu, gençlerin daha güvenceli işlere yöneldiğini dile getirerek, "Bu işe çırak kolay kolay gelmez. Çünkü bu şartlarda, düşük ücretle çalışan bir adam bile haklı olarak başka işlere yöneliyor. Adam burada çalışacağına gider bankada çalışır; sigortasını alır, imkanlarını elde eder. Bizim iş kuyumculuktan daha ağırdır. Bir imalata girmen için haftada yüz binlerce liralık sermaye lazım. O da bizi aşar. Altı ay, 5 ay borçla dönüyoruz. Türkiye'nin her yerine kemer gidiyor hala. Şimdi bizim meslekte her şey mevcut. Niye? Çünkü her model yapılır, her şekil yapılır. Ama fiyatlar yükseldiği için millet naylona dönmek mecburiyetinde kaldı. Deri pahalıdır." dedi.</p>

<p><strong>Deri üretimindeki gerileme ve geçim sıkıntısı</strong></p>

<p>Deri sektöründe yaşanan değişimlerin üretimi olumsuz etkilediğini belirten Özsabuncuoğlu, ekonomik şartların da esnafı zorladığını söyleyerek, "Derinin kıymetsizi olmasının sebebi şu. Derinin çeşitleri vardır. Keçi derisinden kaliteli ayakkabı ve çanta olur. Koyun derisinden ceket yapılırdı. Dana derisinden mont olur. Sığır derisinden kemer ve ayakkabı yapılır. Bu süreçte işçilik pahalı olduğundan deri ceketlerin üretimi azaldı. Üretim azalınca Avrupa bize daha ucuz ürün göndermeye başladı. O zaman ne oluyor? Deri artık bir nimet olmaktan çıkıyor. Geçen gün bir milletvekili geldi, soruyor: 'Arkandan gelen var mı?' Ben de dedim ki: 'Gelen olmaz.' Çünkü aldığımız paralarla bir şey göremiyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ekonomik zorlukların insanlar arasında da muhabbetlerin gerilemesine neden olduğunu vurgulayan Özsabuncuoğlu "Şurada, kahvenin yanında bir yer vardı, oraya giderdik. Beyran içerdik. Çıkınca da iki kişinin hesabını rahatlıkla ödeyebilirdik. Şimdi ise kaç senedir oraya gidemiyorum. Çünkü karnımızı mı doyuralım, yoksa gezip dolaşalım mı?" şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/iki-metrekarelik-dukkanda-deri-uretimiyle-gecen-yarim-asirlik-omur</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/iki-metrekarelik-dukkanda-deri-uretimiyle-gecen-yarim-asirlik-omur.jpg" type="image/jpeg" length="71132"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Asr-ı Saadet'ten Günümüze" sergisi İstanbul'da açıldı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/asr-i-saadetten-gunumuze-sergisi-istanbulda-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/asr-i-saadetten-gunumuze-sergisi-istanbulda-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in (sav) doğumunun Hicri 1500'üncü yılı ve Muharrem ayı dolayısıyla düzenlenen "Asr-ı Saadet'ten Günümüze" Çini ve Seramik Sergisi'nin açılışı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><span><span>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa tarafından düzenlenen "Asr-ı Saadet'ten Günümüze" Çini ve Seramik Sergisi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüsü'nde ziyaretçilere kapılarını açtı.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Serginin açılışı, İstanbul Valisi Davut Gül tarafından gerçekleştirildi. Programa Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Avcılar Kaymakamı Dr. Orhan Burhan, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın ile akademisyenler katıldı.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Öğretim görevlisi ve sanatçı Dr. Kifayet Özkul tarafından hazırlanan sergide, İslam tarihine ve medeniyet mirasına ilişkin önemli olaylar, şahsiyetler ve semboller geleneksel sanat anlayışıyla ele alınıyor.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/7f09802a-cfd3-49eb-a9e2-993f5c85f5c9.jpg" width="1366" /></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Sergide yer alan eserlerde, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) 23 yıllık risalet dönemi çini ve seramik sanatının ifade imkanlarıyla yorumlanıyor.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Türkiye çini sanatının önemli uygulamalarından sır altı çini tekniği ile grafik sanatının tasarım ilkelerini bir araya getiren eserlerin de bulunduğu sergi, 30 Haziran'a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/asr-i-saadetten-gunumuze-sergisi-istanbulda-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/asr-i-saadetten-gunumuze-sergisi-istanbulda-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="22789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şubat neden 28 veya 29 gündür? İşte merak edilen sorunun cevabı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yılın en kısa ayı olan şubat, diğer aylardan farklı olarak 28 gün sürerken, artık yıllarda 29 güne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu durumun nedeni hem Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresi hem de binlerce yıl öncesine uzanan takvim düzenlemelerine dayanıyor.</p>

<p><strong>Şubat ayının kökeni</strong></p>

<p>Şubat ayı, Gregoryen Takvimi'nde yılın ikinci ayı olarak yer alıyor. Türkçedeki "Şubat" adı, Süryanice "Şabat" kelimesinden geliyor. Batı dillerindeki karşılığı ise Roma mitolojisindeki arınma tanrısı Februus'tan türetilmiş durumda.</p>

<p>Antik Roma'da ilk takvimlerde ocak ve şubat ayları bulunmuyordu. Daha sonra Roma Kralı Numa Pompilius tarafından takvime eklenen bu iki ay, yılın sonuna yerleştirildi. Bu nedenle şubat, uzun süre Roma takviminin son ayı olarak kabul edildi.</p>

<p><strong>Şubat neden 28 gün sürüyor?</strong></p>

<p>Bugün kullandığımız Gregoryen Takvimi'nin temeli, Roma İmparatoru Julius Caesar döneminde oluşturulan Jülyen Takvimi'ne dayanıyor.</p>

<p>Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüşü tam olarak 365 gün değil, yaklaşık 365 gün 6 saat sürüyor. Her yıl artan bu 6 saatlik süre, dört yılda yaklaşık bir güne ulaşıyor. Takvimin mevsimlerle uyumlu kalabilmesi için bu fazla gün dört yılda bir takvime ekleniyor.</p>

<p>Ancak 366 günlük bir yılı aylara eşit şekilde bölmek mümkün olmadığından bazı aylar 30, bazıları ise 31 gün olarak düzenlendi. Şubat ise yılın son ayı olması nedeniyle daha kısa bırakıldı.</p>

<p><strong>Ağustos ayının 31 gün olmasının etkisi</strong></p>

<p>Tarihçiler arasında yaygın olarak anlatılan bir rivayete göre, temmuz ayı adını İmparator Julius Caesar'dan aldı ve 31 gün olarak belirlendi. Daha sonra İmparator Augustus adına oluşturulan ağustos ayının da 31 gün olması istendi.</p>

<p>Bunun üzerine şubat ayından bir gün alınarak ağustos ayına eklendi ve şubatın gün sayısı 29'dan 28'e düşürüldü. Her ne kadar bu anlatım tarihçiler arasında tartışılsa da halk arasında en yaygın açıklamalardan biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p><strong>Artık yıl nedir?</strong></p>

<p>Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresi tam olarak 365 gün olmadığı için takvimde oluşan farkı gidermek amacıyla "artık yıl" uygulaması kullanılıyor.</p>

<p>Genel kurala göre 4'e tam bölünebilen yıllar artık yıldır. Bu yıllarda şubat ayı 29 gün sürer.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2008</p>
 </li>
 <li>
 <p>2012</p>
 </li>
 <li>
 <p>2016</p>
 </li>
 <li>
 <p>2020</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>2024</p>
 </li>
</ul>

<p>yılları artık yıldır ve şubat 29 gün çekmiştir.</p>

<p><strong>İstisnalar bulunuyor</strong></p>

<p>Gregoryen Takvimi'nde hata payını azaltmak için bazı istisnalar uygulanır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>100'ün katı olan yıllar artık yıl sayılmaz.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ancak 400'e tam bölünebilen yıllar yine artık yıl kabul edilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2000 yılı artık yıldır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>1900 ve 2100 yılları artık yıl değildir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu sistem, Dünya'nın gerçek dönüş süresinin yaklaşık 365,242 gün olmasından kaynaklanan sapmaları azaltmak amacıyla geliştirilmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Şubat ayının 28 veya 29 gün sürmesinin temel nedeni, Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresinin tam gün sayısına denk gelmemesi ve takvimin mevsimlerle uyumlu tutulmak istenmesidir. Binlerce yıl önce Roma döneminde yapılan takvim düzenlemeleri ve daha sonra geliştirilen artık yıl sistemi sayesinde bugün şubat ayı bazı yıllarda 28, bazı yıllarda ise 29 gün çekmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi.jpg" type="image/jpeg" length="90412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdil'deki tarihi sarnıç turizme kazandırılmayı bekliyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Peçenek köyü sınırlarında yer alan tarihi su sarnıcı, bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şırnak'ın idil ilçesine bağlı Peçenek köyü sınırlarında bulunan tarihi su sarnıcı kaderine terk edilmiş durumda. 25 metre uzunluğu, 10 metre genişliği ve 6 metre yüksekliğiyle dikkat çeken 3 kolonlu sarnıç rüzgârın getirdiği çöplerle dolmuş.</p>

<p>Uzun yıllardır kullanılmayan sarnıcın içinde biriken su ise adeta kendi ekosistemini oluşturmuş. Çöp yığınlarının arasında göze çarpan suda, su yılanları, kurbağalar ve renkli kırmızı balıklar yaşam mücadelesi veriyor.</p>

<p>Tüm bu bakımsızlığa rağmen gezginlerin ve fotoğrafçıların uğrak noktası haline gelen tarihi sarnıcın, bir an önce temizlenerek turizme kazandırılması isteniyor.</p>

<p>Fotoğrafçılar kulübü olarak bölgede tarihi ve kültürel alanları gezdiklerini ifade eden Hogır Nam, "Bölgemizde bulunan kültürel, coğrafi, tarihi zenginliklerimizi tanıtmak amacıyla fotoğrafçılar derneği olarak buralara geziler düzenliyoruz. Yakın tarihte burayı keşfettik. Arkamda gördüğünüz sarnıç tamamıyla el yapımı olan bir sarnıç. Zamanında çevredeki köylüler su sıkıntısı yaşıyordu. Bu su sıkıntısını gidermek için su sarnıçları yapıyordu. Bu sarnıcımız ortalama 25 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde, 6 metre derinlikte bulunuyor. Bu sarnıç, yaz aylarında eriyen kar suları burada birikir, köylüler ise gerek ev ihtiyacını karşılamak için gerek hayvanlarını sulamak için ve tarlalarını sulamak için bu sarnıcı kullanıyorlardı. Bu sarnıç modelleri sadece burada değil, etrafta bulunan köylerin çoğunda var. Bu sarnıçlar turizm değeri yüksek sarnıçlardır. Doğaseverleri ve fotoğrafçıları İdil'in doğal zenginliklerini görmeye davet ediyoruz." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mecit Çevrim, "Şırnak İdil ilçesi Peçenek, Kayalı köyü arasında bir mevkide bulunuyoruz. Arkamda gördüğünüz sarnıç, tarihsel süreçte bölge halkının su ihtiyacını karşılamak için kullandığı bir yer olarak dikkat çekmektedir. Tahminimizce binlerce yıllık bir geçmişi vardır. Beyaz kalkerli taş olduğu hasebiyle kayaların kazılması kolay olduğu için bölgede yaşayan insanlar burayı kazarak yaz aylarında su ihtiyaçlarını karşılamak için yağmur ve kar sularının erimesiyle birikmesini sağlamışlardır. Böylece sıcak yaz günlerinde hem içme suyu hem de hayvanlarını sulamak için kullandıkları bir yer olarak görüyoruz. Gözlemlediğimiz kadarıyla derinliği 6 metreye yakın. Bu sarnıçla ilgili arkeolojik çalışma yapılmış değil henüz. Bölgedeki bütün tarihsel mekanların kültürel envanter kapsamında akademik çalışmalarla araştırılmasını bekliyor ve istiyoruz." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor.jpg" type="image/jpeg" length="66256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağrı'nın altın balı için geri sayım: Sezon 15 gün gecikmeli başladı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin önemli bal üretim merkezlerinden Ağrı yaylalarında arıcılık sezonu bu yıl hava koşulları nedeniyle yaklaşık 15 gün gecikmeli başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bölgeye gelen gezgin arıcılar, kovan bakımlarını yoğun şekilde sürdürürken verimli bir sezon beklentisi oluştu.</p>

<p><strong>Gezgin arıcılar yaylalara döndü</strong></p>

<p>Ağrı, Türkiye yaylaları, her yıl olduğu gibi bu sezon da farklı illerden gelen gezgin arıcıları ağırlamaya başladı. Ordu’dan gelerek Ağrı merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki yaylalara kovanlarını kuran 30 yıllık arıcı Şaban Aslan, bölgenin zengin florasının yüksek kaliteli bal üretimine imkân sağladığını söyledi.</p>

<p><strong>“Ağrı’nın balı aromasıyla öne çıkıyor”</strong></p>

<p>Yıllardır bölgeye geldiğini belirten Aslan, Ağrı yaylalarının arıcılık açısından oldukça verimli olduğunu ifade ederek şunları söyledi:<br />
“Ağrı’nın nektar oranı ve aroması çok güzel. Hem kaliteli hem de verimi yüksek bal elde ediyoruz. Emeğimizin karşılığını alıyoruz. Bu yıl kovan sayımı da artırdım.”</p>

<p><img alt="Yaylalarda Arıcılık Hareketlendi Bal Sezonu Geç Açıldı" height="853" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/06/yaylalarda-aricilik-hareketlendi-bal-sezonu-gec-acildi.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>Sezon gecikmeli başladı</strong></p>

<p>Bu yıl kış mevsiminin oldukça yağışlı geçtiğini ve bunun sezon başlangıcını geciktirdiğini belirten Aslan, şu değerlendirmede bulundu:<br />
“Bu yıl hava sıcaklıkları düşük seyrettiği için yaylaya geç geldik. Sezonu yaklaşık 15 gün gecikmeli açtık. Ancak bu şartlar arıcılık için normal sayılabilir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Verimli sezon beklentisi</strong></p>

<p>Arıcılar, havaların ısınmasıyla birlikte kovanlardaki hareketliliğin artacağını ve bu yıl yüksek rekolte beklediklerini ifade ediyor. Bölgedeki üreticiler, Ağrı yaylalarının hem kalite hem de verim açısından önemli bir merkez olmaya devam ettiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="29843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asri mezarlık nedir? Kimler asri mezarlığa gömülür?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de sıkça duyulan ancak anlamı tam olarak bilinmeyen kavramlardan biri olan "asri mezarlık", modern şehir planlaması anlayışıyla oluşturulan mezarlıkları ifade ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peki asri mezarlık nedir, kimler bu mezarlıklara defnedilebilir?</p>

<p><strong>Asri mezarlık ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>"Asri" kelimesi Türkçede "çağdaş", "modern" ve "yeni" anlamlarına geliyor. Kelimenin kökeni Arapçada "zaman" anlamına gelen "asr" sözcüğüne dayanıyor. Bu nedenle asri mezarlık ifadesi, modern anlayışla düzenlenmiş yeni nesil mezarlıklar için kullanılıyor.</p>

<p><strong>Cumhuriyet döneminde ortaya çıktı</strong></p>

<p>Cumhuriyet'in ilanından sonra şehirleşme ve imar çalışmaları kapsamında mezarlık düzenlemelerinde de önemli değişiklikler yapıldı. Şehir merkezlerinde kalan bazı eski mezarlıklar kaldırılırken, yeni yerleşim alanlarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla daha düzenli ve planlı mezarlıklar oluşturuldu.</p>

<p>Bu dönemde açılan yeni mezarlıklar "asri mezarlık" olarak adlandırıldı. Kabirlerin belirli bir plan dahilinde oluşturulması, beton duvarlar ve kapaklarla düzenlenmesi gibi uygulamalar da bu mezarlıkların ayırt edici özellikleri arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Kimler asri mezarlığa gömülür?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asri mezarlıklar, kişinin dini, etnik kökeni veya sosyal statüsüne bakılmaksızın defin işlemlerinin gerçekleştirilebildiği mezarlıklardır. Bu mezarlıklarda vatandaşların yanı sıra kimsesizler ve bazı bölümlerde şehitler için ayrılmış alanlar da bulunabiliyor.</p>

<p>Halk arasında "garipler mezarlığı" olarak bilinen bölümlerde ise kimsesiz veya yakınlarına ulaşılamayan kişilerin defin işlemleri gerçekleştiriliyor.</p>

<p><strong>Türkiye'deki ilk asri mezarlık</strong></p>

<p>Türkiye'de kurulan ilk asri mezarlık, 1935 yılında hizmete açılan Ankara'daki Cebeci Asri Mezarlığı olarak kayıtlarda yer alıyor. Daha sonraki yıllarda başta İstanbul olmak üzere birçok ilde benzer mezarlıklar oluşturuldu.</p>

<p><strong>Modern mezarlık anlayışının simgesi</strong></p>

<p>Günümüzde asri mezarlık kavramı, düzenli parsel sistemi, planlı defin alanları, bakım hizmetleri ve şehir planlamasına uygun yapısıyla modern mezarlık anlayışını temsil ediyor. Bu nedenle "asri mezarlık" ifadesi, çağdaş mezarlık düzenlemesini tanımlamak için kullanılmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur.JPG" type="image/jpeg" length="48098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya'da "İki Sanat Tek Miras" sergisi açıldı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Eğitim Merkezi kursiyerlerince hazırlanan çini ve tezhip eserlerinden oluşan "İki Sanat Tek Miras" sergisi Taşhoran Kültür ve Sanat Merkezi'nde açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Eğitim Merkezi kurslarında yetişen sanatçıların eserlerinden oluşan "İki Sanat Tek Miras" temalı sergi açıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi tarafından Taşhoran Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen sergide, çini sanatçısı Erva Ilıcak ile tezhip sanatçısı Elvan Şahin'in eserleri sanatseverlerle buluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Serginin açılışında yaptığı konuşmada, Malatya'yı küllerinden ayağa kaldırırken, kültürel ve sosyal etkinliklere de büyük önem verdiklerini söyledi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Depremin yaralarını sararken geleceğin Malatya'sını da oluşturduklarına dikkati çeken Başkan Sami Er, şunları kaydetti: </span></span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/GjpbsEQWHuE" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/GjpbsEQWHuE"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/GjpbsEQWHuE?wmode=transparent&amp;jqoemcache=eN8Ai" title="https://youtu.be/GjpbsEQWHuE" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><span>"Malatya'nın yeniden ayağa kalması sürecinde önemli adımlar attık. Şehrimizin yeniden ayağa kalkması ve geleceğe daha güçlü hazırlanması için her alanda yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bugün burada açılışını gerçekleştirdiğimiz bu sergi de bu çalışmaların önemli bir parçasıdır. Malatya’yı geleceğe taşıyacak projeleri hayata geçirirken sadece fiziksel yatırımlara değil, kültürel ve sosyal gelişime de büyük önem veriyoruz. Sanayileşme, tarım, üretim ve istihdam alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla şehrimizi hak ettiği noktaya taşımak için gayret gösteriyoruz. Malatya’nın geleceğine yakışır bir vizyonla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</span></span></span><span><span><span> </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu anlamlı serginin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Burası sadece bir sergi alanı değil; Malatya’nın kültürel mirasını yaşatan, sanatın ve kültürün toplumla buluştuğu önemli bir merkezdir. Bundan sonra da burada çeşitli etkinlikler, sergiler, kurslar ve kültürel faaliyetler düzenlemeye devam edeceğiz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi olarak birçok kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlediklerini dile getiren Başkan Er, "Bilindiği üzere sanatla ilgili kurslarımız, eğitim faaliyetlerimiz ve çeşitli kültürel çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Alanında uzman eğitmenlerimizle birlikte birçok vatandaşımız bu kurslardan faydalanıyor, yeteneklerini geliştiriyor ve yeni başarı hikâyeleri ortaya çıkarıyor. Bugün burada sergilenen eserler de bunun en güzel örneklerinden biridir. Eserleri gördüğümüzde gerçekten büyük bir emek, özveri ve sanatsal birikim olduğunu görüyoruz. Bu güzel çalışmalarda emeği bulunan tüm hocalarımıza, kursiyerlerimize ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bu etkinliğin Malatya’nın kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sağlayacağına inanıyor, sergimizin şehrimize ve kültür-sanat camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er daha sonra eşi Sevgi Er ile birlikte eserleri inceleyerek, çalışmalar hakkında bilgi aldı. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>150 eserin yer aldığı sergi, 14 Haziran'a kadar 11.00-18.00 saatleri arasında açık kalacak.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Malatya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="26692"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[E-kitap kullanımı hızla artıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/e-kitap-kullanimi-hizla-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/e-kitap-kullanimi-hizla-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Kütüphane İstatistikleri verilerini yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklanan rakamlara göre Türkiye genelinde hizmet veren kütüphane sayısı artarken, özellikle üniversite kütüphanelerindeki elektronik kitap koleksiyonlarında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı.</p>

<p>TÜİK verilerine göre 2025 yılında Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ve Milli Kütüphane'nin yanı sıra 1.302 halk kütüphanesi, 557 üniversite kütüphanesi ve 43 bin 466 örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanesi faaliyet gösterdi.</p>

<p><strong>Kitap sayısı 118 milyona yaklaştı</strong></p>

<p>Kütüphanelerde bulunan toplam kitap sayısı 117 milyon 981 bin 58'e ulaştı. Bir önceki yıla kıyasla Milli Kütüphane'deki kitap sayısı yüzde 8,7 artarak 1 milyon 989 bin 18'e yükseldi. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'ndeki kitap sayısı yüzde 3,8 artışla 2 milyon 713 bin 782 oldu.</p>

<p>Üniversite kütüphanelerindeki kitap sayısı yüzde 5,2 artarak 22 milyon 899 bin 378'e çıkarken, halk kütüphanelerindeki kitap sayısı yüzde 3,8 yükselişle 26 milyon 41 bin 29 olarak kaydedildi. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarına ait kütüphanelerde ise kitap sayısı yüzde 1,4 azalarak 64 milyon 337 bin 851'e geriledi.</p>

<p><strong>Üniversite kütüphanelerinde e-kitap sayısında büyük artış</strong></p>

<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre, 2025 yılında Türkiye'de 392 devlet ve 165 vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 557 üniversite kütüphanesi hizmet verdi.</p>

<p>Üniversite kütüphanelerindeki elektronik kitap sayısı bir önceki yıla göre yüzde 17,1 artış göstererek 168 milyon 603 bin 933'e ulaştı. Aynı dönemde üniversite kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı da yüzde 8,1 artarak 3 milyon 603 bin 937 oldu.</p>

<p><strong>Halk kütüphanelerine ilgi artıyor</strong></p>

<p>TÜİK verileri, halk kütüphanelerine olan ilginin de yükseldiğini ortaya koydu. Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı 2025 yılında yüzde 6,4 artışla 7 milyon 160 bin 225'e çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kütüphanelerden yararlanan kişi sayısı ise yüzde 1,2 artarak 39 milyon 194 bin 669 olarak gerçekleşti. Kitap dışındaki materyallerin sayısı da yüzde 7,5 artış göstererek 145 bin 62'ye ulaştı.</p>

<p><strong>Yayıncılık sektöründe yüzde 10'luk büyüme</strong></p>

<p>2025 yılında yayımlanan kitap sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10,1 artarak 80 bin 921 oldu. Yayımlanan toplam materyal sayısı ise yüzde 8,6 yükselerek 100 bin 545'e çıktı.</p>

<p>Konularına göre değerlendirildiğinde yayımlanan eserlerin yüzde 22,3'ünü akademik yayınlar oluştururken, eğitim alanındaki yayınlar yüzde 21,1'lik pay aldı. Yetişkin kurgu edebiyat eserleri ise yüzde 19,4 ile en fazla yayımlanan kategoriler arasında yer aldı.</p>

<p>TÜİK'in açıkladığı veriler, Türkiye'de kütüphane hizmetlerinin kapsamının genişlediğini ve özellikle dijital kaynak kullanımının yükseköğretimde giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koydu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nimet Gündüz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/e-kitap-kullanimi-hizla-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/e-kitap-1.jpg" type="image/jpeg" length="28118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söz ve Kalem: Rol modellerimiz trend değil tevhid ehli erler]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Söz ve Kalem, haziran ayı sayısında, "Rol Modellerimiz Belli: Trend Değil Tevhid Ehli Erler" temasını konu edindi. Dergide yer alan yazılarda, Müslüman gençliğin örnek aldığı kişilerde dikkat etmeleri gereken hususlara değinildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Her sayıda farklı konu başlıklarını ele alarak gençlere manevi rehberlik eden Aylık Gençlik, İlim ve Kültür Dergisi Söz ve Kalem, Haziran ayısında örneklik konusunu işledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dergide yer alan yazılardan bir kısmı şu başlıklar altında işlendi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rol model nedir? Kim, neden örnek alınır? İnsan bir başkasını niçin örnek almak ister?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rol model seçerken ölçülerimiz ne olmalı? </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kur'an'da örneklik: Rabbimiz Peygamberleri sürekli rol-model olarak bize sunar</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Peygamber Efendimizin hayatında rol-model olma ilkeleri</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahabe neslinden örnek alınası tablolar</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Modernizmin gölgesindeki dijitalizm rol-model olarak kimleri öne çıkarıyor?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sanal kimliklerden-sosyal medya fenomenlerinden rol-model çıkar mı?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahabe neslinden kadın rol-model örnekleri</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biz Bize Yetmiyor muyuz? </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bununla beraber, birbirinden değerli içeriklerin de bulunduğu dergide; tarihten kareler, biyografi, bilim-teknoloji, öykü, soru-cevap, kütüphaneden notlar, makale, şiir ve denemeye dair önemli yazılar yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz ve Kalem dergisi, matbu olarak okuyucuyla buluşmanın yanı sıra, dileyen okuyucular derginin web sitesinden dijital haline de ulaşabiliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Dergide bu ay, Kassam Tugayları Komutanı Şehid İzzeddin el-Haddad'ın posterine yer verildi. <strong> </strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler.jpg" type="image/jpeg" length="22630"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilometre taşı ne demek? Hangi anlamlarda kullanılır?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta sıkça kullanılan "kilometre taşı" ifadesi, hem gerçek hem de mecazi anlamıyla dikkati çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karayollarında mesafe göstergesi olarak kullanılan kilometre taşları, günümüzde aynı zamanda önemli gelişmeleri ve dönüm noktalarını ifade eden bir kavram olarak da kullanılıyor.</p>

<p><strong>Tarihi roma dönemine uzanıyor</strong></p>

<p>Kilometre taşlarının geçmişi Roma dönemine kadar uzanıyor. Antik çağlarda yollar üzerine yerleştirilen bu taşlar, yolculara gittikleri güzergâhta ne kadar mesafe kat ettiklerini ve varacakları yere ne kadar kaldığını gösteriyordu. Bu yönüyle günümüzdeki yol tabelalarının ilk örnekleri arasında kabul ediliyor.</p>

<p><strong>Sözlükteki anlamları</strong></p>

<p>Türk Dil Kurumu'na göre kilometre taşı üç farklı anlamda kullanılıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Karayolları üzerinde kilometreleri gösteren dikili taşlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bir işte ulaşılan veya elde edilen önemli durum, üzerinde durulması gereken önemli nokta.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bir işteki aşamaları belirleyen olay ya da kişi.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Mecazi anlamda dönüm noktası</strong></p>

<p>Kilometre taşı ifadesi günümüzde daha çok mecazi anlamıyla kullanılıyor. Bir kişinin hayatında, kariyerinde veya bir projenin gelişim sürecinde önemli bir aşamaya ulaşılması "kilometre taşı" olarak nitelendiriliyor.</p>

<p>Örneğin bir şirketin kuruluşu, büyük bir başarının elde edilmesi, önemli bir yatırımın tamamlanması veya bir öğrencinin mezun olması birer kilometre taşı olarak değerlendirilebiliyor.</p>

<p><strong>Başarı yolundaki önemli aşamalar</strong></p>

<p>Uzmanlara göre bir işin planlanması, gerekli şartların oluşturulması ve belirlenen hedeflere ulaşılması sürecinde kritik aşamalar bulunuyor. Bu aşamalardan her biri, sürecin başarısını etkileyen önemli dönüm noktaları olarak kabul ediliyor ve "kilometre taşı" olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Kısacası kilometre taşı, hem karayollarında mesafeyi gösteren bir işaret hem de yaşamda, eğitimde, iş dünyasında ve projelerde önemli bir başarıyı veya dönüm noktasını ifade eden bir terim olarak kullanılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Kültür &amp; Sanat</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir.JPG" type="image/jpeg" length="58681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Chaff fişeği nedir? Chaff fişeği ne işe yarar?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan Hava Kuvvetlerine ait F-16 uçaklarından birinin TCG Çeşme gemisi yakınlarında chaff fişeği kullandığı yönündeki haberlerin ardından, chaff fişeğinin ne olduğu ve hangi amaçla kullanıldığı yeniden gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Askeri havacılık ve denizcilikte yaygın olarak kullanılan bu sistem, radar güdümlü tehditlere karşı önemli bir savunma unsuru olarak biliniyor.</p>

<p><strong>Chaff fişeği nedir?</strong></p>

<p>Chaff, radar güdümlü füze ve radar sistemlerini yanıltmak amacıyla kullanılan bir elektronik harp ve savunma sistemidir. Uçaklardan veya gemilerden fırlatılan çok ince metal şeritler ya da metalize malzemelerden oluşur.</p>

<p>Bu parçacıklar havada geniş bir bulut oluşturarak radar ekranlarında büyük bir hedef görüntüsü meydana getirir. Böylece radar güdümlü füzelerin gerçek hedef yerine bu metal bulutuna yönelmesi amaçlanır.</p>

<p><strong>Chaff fişeği ne için kullanılır?</strong></p>

<p>Chaff sistemi, özellikle radar güdümlü füzelere karşı korunmak için kullanılır. Bir hava aracı veya gemi, radar tarafından takip edildiğini ya da radar güdümlü bir füzenin kendisine kilitlendiğini tespit ettiğinde chaff fişeği fırlatabilir.</p>

<p>Sistem devreye girdiğinde havaya saçılan metal parçacıklar, güçlü radar yansımaları oluşturarak füzenin hedefini şaşırtmaya çalışır. Bu sayede füzenin gerçek hedef yerine chaff bulutuna yönelmesi sağlanabilir.</p>

<p><strong>Nasıl çalışır?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pilot veya gemi personeli, tehdit algıladığında sistemi manuel olarak kullanabileceği gibi birçok modern platformda sistem otomatik olarak da devreye girebilir.</p>

<p>Fırlatılan chaff parçacıkları genellikle alüminyum, metalize cam elyafı veya benzeri radar yansıtıcı malzemelerden oluşur. Bu malzemeler radar dalgalarını güçlü şekilde yansıttığı için radar güdümlü füzelere sahte hedef oluşturur.</p>

<p><strong>Sadece uçaklarda mı kullanılır?</strong></p>

<p>Hayır. Chaff sistemleri yalnızca savaş uçaklarında değil, savaş gemilerinde ve bazı askeri platformlarda da kullanılmaktadır. Özellikle gemilere yönelik radar güdümlü gemisavar füzelere karşı önemli bir savunma yöntemi olarak görev yapar.</p>

<p><strong>Askeri savunmanın önemli unsurlarından biri</strong></p>

<p>Modern askeri sistemlerde chaff, flare (ısı fişeği) ile birlikte en yaygın kullanılan karşı tedbirlerden biridir. Chaff radar güdümlü tehditlere karşı kullanılırken, flare sistemleri ise ısı güdümlü füzeleri yanıltmak amacıyla devreye girer.</p>

<p>Bu nedenle chaff fişeği, savaş uçakları ve savaş gemilerinin hayatta kalma kabiliyetini artıran önemli savunma sistemleri arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar.jpg" type="image/jpeg" length="98751"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 3 Haziran (17 Zilhicce)]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-3-haziran-17-zilhicce</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-3-haziran-17-zilhicce" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Haziran’da  (17 Zilhicce Hicri) dünyada ve Türkiye’de neler yaşandı. Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-3-haziran-17-zilhicce</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/stok-foto/tarihte-bugun/kum-saati-tarihi-tarihte-bugun-202606031005.jpeg" type="image/jpeg" length="67955"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
