<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/kultur" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 20 Jun 2026 07:18:21 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/kultur"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Şubat neden 28 veya 29 gündür? İşte merak edilen sorunun cevabı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yılın en kısa ayı olan şubat, diğer aylardan farklı olarak 28 gün sürerken, artık yıllarda 29 güne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu durumun nedeni hem Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresi hem de binlerce yıl öncesine uzanan takvim düzenlemelerine dayanıyor.</p>

<p><strong>Şubat ayının kökeni</strong></p>

<p>Şubat ayı, Gregoryen Takvimi'nde yılın ikinci ayı olarak yer alıyor. Türkçedeki "Şubat" adı, Süryanice "Şabat" kelimesinden geliyor. Batı dillerindeki karşılığı ise Roma mitolojisindeki arınma tanrısı Februus'tan türetilmiş durumda.</p>

<p>Antik Roma'da ilk takvimlerde ocak ve şubat ayları bulunmuyordu. Daha sonra Roma Kralı Numa Pompilius tarafından takvime eklenen bu iki ay, yılın sonuna yerleştirildi. Bu nedenle şubat, uzun süre Roma takviminin son ayı olarak kabul edildi.</p>

<p><strong>Şubat neden 28 gün sürüyor?</strong></p>

<p>Bugün kullandığımız Gregoryen Takvimi'nin temeli, Roma İmparatoru Julius Caesar döneminde oluşturulan Jülyen Takvimi'ne dayanıyor.</p>

<p>Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüşü tam olarak 365 gün değil, yaklaşık 365 gün 6 saat sürüyor. Her yıl artan bu 6 saatlik süre, dört yılda yaklaşık bir güne ulaşıyor. Takvimin mevsimlerle uyumlu kalabilmesi için bu fazla gün dört yılda bir takvime ekleniyor.</p>

<p>Ancak 366 günlük bir yılı aylara eşit şekilde bölmek mümkün olmadığından bazı aylar 30, bazıları ise 31 gün olarak düzenlendi. Şubat ise yılın son ayı olması nedeniyle daha kısa bırakıldı.</p>

<p><strong>Ağustos ayının 31 gün olmasının etkisi</strong></p>

<p>Tarihçiler arasında yaygın olarak anlatılan bir rivayete göre, temmuz ayı adını İmparator Julius Caesar'dan aldı ve 31 gün olarak belirlendi. Daha sonra İmparator Augustus adına oluşturulan ağustos ayının da 31 gün olması istendi.</p>

<p>Bunun üzerine şubat ayından bir gün alınarak ağustos ayına eklendi ve şubatın gün sayısı 29'dan 28'e düşürüldü. Her ne kadar bu anlatım tarihçiler arasında tartışılsa da halk arasında en yaygın açıklamalardan biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p><strong>Artık yıl nedir?</strong></p>

<p>Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresi tam olarak 365 gün olmadığı için takvimde oluşan farkı gidermek amacıyla "artık yıl" uygulaması kullanılıyor.</p>

<p>Genel kurala göre 4'e tam bölünebilen yıllar artık yıldır. Bu yıllarda şubat ayı 29 gün sürer.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2008</p>
 </li>
 <li>
 <p>2012</p>
 </li>
 <li>
 <p>2016</p>
 </li>
 <li>
 <p>2020</p>
 </li>
 <li>
 <p>2024</p>
 </li>
</ul>

<p>yılları artık yıldır ve şubat 29 gün çekmiştir.</p>

<p><strong>İstisnalar bulunuyor</strong></p>

<p>Gregoryen Takvimi'nde hata payını azaltmak için bazı istisnalar uygulanır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>100'ün katı olan yıllar artık yıl sayılmaz.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ancak 400'e tam bölünebilen yıllar yine artık yıl kabul edilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2000 yılı artık yıldır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>1900 ve 2100 yılları artık yıl değildir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu sistem, Dünya'nın gerçek dönüş süresinin yaklaşık 365,242 gün olmasından kaynaklanan sapmaları azaltmak amacıyla geliştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Şubat ayının 28 veya 29 gün sürmesinin temel nedeni, Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresinin tam gün sayısına denk gelmemesi ve takvimin mevsimlerle uyumlu tutulmak istenmesidir. Binlerce yıl önce Roma döneminde yapılan takvim düzenlemeleri ve daha sonra geliştirilen artık yıl sistemi sayesinde bugün şubat ayı bazı yıllarda 28, bazı yıllarda ise 29 gün çekmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-merak-edilen-sorunun-cevabi.jpg" type="image/jpeg" length="60788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdil'deki tarihi sarnıç turizme kazandırılmayı bekliyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Peçenek köyü sınırlarında yer alan tarihi su sarnıcı, bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şırnak'ın idil ilçesine bağlı Peçenek köyü sınırlarında bulunan tarihi su sarnıcı kaderine terk edilmiş durumda. 25 metre uzunluğu, 10 metre genişliği ve 6 metre yüksekliğiyle dikkat çeken 3 kolonlu sarnıç rüzgârın getirdiği çöplerle dolmuş.</p>

<p>Uzun yıllardır kullanılmayan sarnıcın içinde biriken su ise adeta kendi ekosistemini oluşturmuş. Çöp yığınlarının arasında göze çarpan suda, su yılanları, kurbağalar ve renkli kırmızı balıklar yaşam mücadelesi veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm bu bakımsızlığa rağmen gezginlerin ve fotoğrafçıların uğrak noktası haline gelen tarihi sarnıcın, bir an önce temizlenerek turizme kazandırılması isteniyor.</p>

<p>Fotoğrafçılar kulübü olarak bölgede tarihi ve kültürel alanları gezdiklerini ifade eden Hogır Nam, "Bölgemizde bulunan kültürel, coğrafi, tarihi zenginliklerimizi tanıtmak amacıyla fotoğrafçılar derneği olarak buralara geziler düzenliyoruz. Yakın tarihte burayı keşfettik. Arkamda gördüğünüz sarnıç tamamıyla el yapımı olan bir sarnıç. Zamanında çevredeki köylüler su sıkıntısı yaşıyordu. Bu su sıkıntısını gidermek için su sarnıçları yapıyordu. Bu sarnıcımız ortalama 25 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde, 6 metre derinlikte bulunuyor. Bu sarnıç, yaz aylarında eriyen kar suları burada birikir, köylüler ise gerek ev ihtiyacını karşılamak için gerek hayvanlarını sulamak için ve tarlalarını sulamak için bu sarnıcı kullanıyorlardı. Bu sarnıç modelleri sadece burada değil, etrafta bulunan köylerin çoğunda var. Bu sarnıçlar turizm değeri yüksek sarnıçlardır. Doğaseverleri ve fotoğrafçıları İdil'in doğal zenginliklerini görmeye davet ediyoruz." dedi.</p>

<p>Mecit Çevrim, "Şırnak İdil ilçesi Peçenek, Kayalı köyü arasında bir mevkide bulunuyoruz. Arkamda gördüğünüz sarnıç, tarihsel süreçte bölge halkının su ihtiyacını karşılamak için kullandığı bir yer olarak dikkat çekmektedir. Tahminimizce binlerce yıllık bir geçmişi vardır. Beyaz kalkerli taş olduğu hasebiyle kayaların kazılması kolay olduğu için bölgede yaşayan insanlar burayı kazarak yaz aylarında su ihtiyaçlarını karşılamak için yağmur ve kar sularının erimesiyle birikmesini sağlamışlardır. Böylece sıcak yaz günlerinde hem içme suyu hem de hayvanlarını sulamak için kullandıkları bir yer olarak görüyoruz. Gözlemlediğimiz kadarıyla derinliği 6 metreye yakın. Bu sarnıçla ilgili arkeolojik çalışma yapılmış değil henüz. Bölgedeki bütün tarihsel mekanların kültürel envanter kapsamında akademik çalışmalarla araştırılmasını bekliyor ve istiyoruz." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/idildeki-tarihi-sarnic-turizme-kazandirilmayi-bekliyor.jpg" type="image/jpeg" length="47161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağrı'nın altın balı için geri sayım: Sezon 15 gün gecikmeli başladı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin önemli bal üretim merkezlerinden Ağrı yaylalarında arıcılık sezonu bu yıl hava koşulları nedeniyle yaklaşık 15 gün gecikmeli başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bölgeye gelen gezgin arıcılar, kovan bakımlarını yoğun şekilde sürdürürken verimli bir sezon beklentisi oluştu.</p>

<p><strong>Gezgin arıcılar yaylalara döndü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağrı, Türkiye yaylaları, her yıl olduğu gibi bu sezon da farklı illerden gelen gezgin arıcıları ağırlamaya başladı. Ordu’dan gelerek Ağrı merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki yaylalara kovanlarını kuran 30 yıllık arıcı Şaban Aslan, bölgenin zengin florasının yüksek kaliteli bal üretimine imkân sağladığını söyledi.</p>

<p><strong>“Ağrı’nın balı aromasıyla öne çıkıyor”</strong></p>

<p>Yıllardır bölgeye geldiğini belirten Aslan, Ağrı yaylalarının arıcılık açısından oldukça verimli olduğunu ifade ederek şunları söyledi:<br />
“Ağrı’nın nektar oranı ve aroması çok güzel. Hem kaliteli hem de verimi yüksek bal elde ediyoruz. Emeğimizin karşılığını alıyoruz. Bu yıl kovan sayımı da artırdım.”</p>

<p><img alt="Yaylalarda Arıcılık Hareketlendi Bal Sezonu Geç Açıldı" height="853" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/06/yaylalarda-aricilik-hareketlendi-bal-sezonu-gec-acildi.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>Sezon gecikmeli başladı</strong></p>

<p>Bu yıl kış mevsiminin oldukça yağışlı geçtiğini ve bunun sezon başlangıcını geciktirdiğini belirten Aslan, şu değerlendirmede bulundu:<br />
“Bu yıl hava sıcaklıkları düşük seyrettiği için yaylaya geç geldik. Sezonu yaklaşık 15 gün gecikmeli açtık. Ancak bu şartlar arıcılık için normal sayılabilir.”</p>

<p><strong>Verimli sezon beklentisi</strong></p>

<p>Arıcılar, havaların ısınmasıyla birlikte kovanlardaki hareketliliğin artacağını ve bu yıl yüksek rekolte beklediklerini ifade ediyor. Bölgedeki üreticiler, Ağrı yaylalarının hem kalite hem de verim açısından önemli bir merkez olmaya devam ettiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ağrı, Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/agrinin-altin-bali-icin-geri-sayim-sezon-15-gun-gecikmeli-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="39083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asri mezarlık nedir? Kimler asri mezarlığa gömülür?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de sıkça duyulan ancak anlamı tam olarak bilinmeyen kavramlardan biri olan "asri mezarlık", modern şehir planlaması anlayışıyla oluşturulan mezarlıkları ifade ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peki asri mezarlık nedir, kimler bu mezarlıklara defnedilebilir?</p>

<p><strong>Asri mezarlık ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>"Asri" kelimesi Türkçede "çağdaş", "modern" ve "yeni" anlamlarına geliyor. Kelimenin kökeni Arapçada "zaman" anlamına gelen "asr" sözcüğüne dayanıyor. Bu nedenle asri mezarlık ifadesi, modern anlayışla düzenlenmiş yeni nesil mezarlıklar için kullanılıyor.</p>

<p><strong>Cumhuriyet döneminde ortaya çıktı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet'in ilanından sonra şehirleşme ve imar çalışmaları kapsamında mezarlık düzenlemelerinde de önemli değişiklikler yapıldı. Şehir merkezlerinde kalan bazı eski mezarlıklar kaldırılırken, yeni yerleşim alanlarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla daha düzenli ve planlı mezarlıklar oluşturuldu.</p>

<p>Bu dönemde açılan yeni mezarlıklar "asri mezarlık" olarak adlandırıldı. Kabirlerin belirli bir plan dahilinde oluşturulması, beton duvarlar ve kapaklarla düzenlenmesi gibi uygulamalar da bu mezarlıkların ayırt edici özellikleri arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Kimler asri mezarlığa gömülür?</strong></p>

<p>Asri mezarlıklar, kişinin dini, etnik kökeni veya sosyal statüsüne bakılmaksızın defin işlemlerinin gerçekleştirilebildiği mezarlıklardır. Bu mezarlıklarda vatandaşların yanı sıra kimsesizler ve bazı bölümlerde şehitler için ayrılmış alanlar da bulunabiliyor.</p>

<p>Halk arasında "garipler mezarlığı" olarak bilinen bölümlerde ise kimsesiz veya yakınlarına ulaşılamayan kişilerin defin işlemleri gerçekleştiriliyor.</p>

<p><strong>Türkiye'deki ilk asri mezarlık</strong></p>

<p>Türkiye'de kurulan ilk asri mezarlık, 1935 yılında hizmete açılan Ankara'daki Cebeci Asri Mezarlığı olarak kayıtlarda yer alıyor. Daha sonraki yıllarda başta İstanbul olmak üzere birçok ilde benzer mezarlıklar oluşturuldu.</p>

<p><strong>Modern mezarlık anlayışının simgesi</strong></p>

<p>Günümüzde asri mezarlık kavramı, düzenli parsel sistemi, planlı defin alanları, bakım hizmetleri ve şehir planlamasına uygun yapısıyla modern mezarlık anlayışını temsil ediyor. Bu nedenle "asri mezarlık" ifadesi, çağdaş mezarlık düzenlemesini tanımlamak için kullanılmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/asri-mezarlik-nedir-kimler-asri-mezarliga-gomulur.JPG" type="image/jpeg" length="88255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya'da "İki Sanat Tek Miras" sergisi açıldı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Eğitim Merkezi kursiyerlerince hazırlanan çini ve tezhip eserlerinden oluşan "İki Sanat Tek Miras" sergisi Taşhoran Kültür ve Sanat Merkezi'nde açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Eğitim Merkezi kurslarında yetişen sanatçıların eserlerinden oluşan "İki Sanat Tek Miras" temalı sergi açıldı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi tarafından Taşhoran Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen sergide, çini sanatçısı Erva Ilıcak ile tezhip sanatçısı Elvan Şahin'in eserleri sanatseverlerle buluştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Serginin açılışında yaptığı konuşmada, Malatya'yı küllerinden ayağa kaldırırken, kültürel ve sosyal etkinliklere de büyük önem verdiklerini söyledi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Depremin yaralarını sararken geleceğin Malatya'sını da oluşturduklarına dikkati çeken Başkan Sami Er, şunları kaydetti: </span></span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/GjpbsEQWHuE" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/GjpbsEQWHuE"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/GjpbsEQWHuE?wmode=transparent&amp;jqoemcache=eN8Ai" title="https://youtu.be/GjpbsEQWHuE" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><span>"Malatya'nın yeniden ayağa kalması sürecinde önemli adımlar attık. Şehrimizin yeniden ayağa kalkması ve geleceğe daha güçlü hazırlanması için her alanda yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bugün burada açılışını gerçekleştirdiğimiz bu sergi de bu çalışmaların önemli bir parçasıdır. Malatya’yı geleceğe taşıyacak projeleri hayata geçirirken sadece fiziksel yatırımlara değil, kültürel ve sosyal gelişime de büyük önem veriyoruz. Sanayileşme, tarım, üretim ve istihdam alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla şehrimizi hak ettiği noktaya taşımak için gayret gösteriyoruz. Malatya’nın geleceğine yakışır bir vizyonla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</span></span></span><span><span><span> </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu anlamlı serginin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Burası sadece bir sergi alanı değil; Malatya’nın kültürel mirasını yaşatan, sanatın ve kültürün toplumla buluştuğu önemli bir merkezdir. Bundan sonra da burada çeşitli etkinlikler, sergiler, kurslar ve kültürel faaliyetler düzenlemeye devam edeceğiz."</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi olarak birçok kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlediklerini dile getiren Başkan Er, "Bilindiği üzere sanatla ilgili kurslarımız, eğitim faaliyetlerimiz ve çeşitli kültürel çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Alanında uzman eğitmenlerimizle birlikte birçok vatandaşımız bu kurslardan faydalanıyor, yeteneklerini geliştiriyor ve yeni başarı hikâyeleri ortaya çıkarıyor. Bugün burada sergilenen eserler de bunun en güzel örneklerinden biridir. Eserleri gördüğümüzde gerçekten büyük bir emek, özveri ve sanatsal birikim olduğunu görüyoruz. Bu güzel çalışmalarda emeği bulunan tüm hocalarımıza, kursiyerlerimize ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bu etkinliğin Malatya’nın kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sağlayacağına inanıyor, sergimizin şehrimize ve kültür-sanat camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er daha sonra eşi Sevgi Er ile birlikte eserleri inceleyerek, çalışmalar hakkında bilgi aldı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>150 eserin yer aldığı sergi, 14 Haziran'a kadar 11.00-18.00 saatleri arasında açık kalacak.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Malatya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/malatyada-iki-sanat-tek-miras-sergisi-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="54184"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[E-kitap kullanımı hızla artıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/e-kitap-kullanimi-hizla-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/e-kitap-kullanimi-hizla-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Kütüphane İstatistikleri verilerini yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklanan rakamlara göre Türkiye genelinde hizmet veren kütüphane sayısı artarken, özellikle üniversite kütüphanelerindeki elektronik kitap koleksiyonlarında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı.</p>

<p>TÜİK verilerine göre 2025 yılında Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ve Milli Kütüphane'nin yanı sıra 1.302 halk kütüphanesi, 557 üniversite kütüphanesi ve 43 bin 466 örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanesi faaliyet gösterdi.</p>

<p><strong>Kitap sayısı 118 milyona yaklaştı</strong></p>

<p>Kütüphanelerde bulunan toplam kitap sayısı 117 milyon 981 bin 58'e ulaştı. Bir önceki yıla kıyasla Milli Kütüphane'deki kitap sayısı yüzde 8,7 artarak 1 milyon 989 bin 18'e yükseldi. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'ndeki kitap sayısı yüzde 3,8 artışla 2 milyon 713 bin 782 oldu.</p>

<p>Üniversite kütüphanelerindeki kitap sayısı yüzde 5,2 artarak 22 milyon 899 bin 378'e çıkarken, halk kütüphanelerindeki kitap sayısı yüzde 3,8 yükselişle 26 milyon 41 bin 29 olarak kaydedildi. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarına ait kütüphanelerde ise kitap sayısı yüzde 1,4 azalarak 64 milyon 337 bin 851'e geriledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Üniversite kütüphanelerinde e-kitap sayısında büyük artış</strong></p>

<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre, 2025 yılında Türkiye'de 392 devlet ve 165 vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 557 üniversite kütüphanesi hizmet verdi.</p>

<p>Üniversite kütüphanelerindeki elektronik kitap sayısı bir önceki yıla göre yüzde 17,1 artış göstererek 168 milyon 603 bin 933'e ulaştı. Aynı dönemde üniversite kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı da yüzde 8,1 artarak 3 milyon 603 bin 937 oldu.</p>

<p><strong>Halk kütüphanelerine ilgi artıyor</strong></p>

<p>TÜİK verileri, halk kütüphanelerine olan ilginin de yükseldiğini ortaya koydu. Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı 2025 yılında yüzde 6,4 artışla 7 milyon 160 bin 225'e çıktı.</p>

<p>Kütüphanelerden yararlanan kişi sayısı ise yüzde 1,2 artarak 39 milyon 194 bin 669 olarak gerçekleşti. Kitap dışındaki materyallerin sayısı da yüzde 7,5 artış göstererek 145 bin 62'ye ulaştı.</p>

<p><strong>Yayıncılık sektöründe yüzde 10'luk büyüme</strong></p>

<p>2025 yılında yayımlanan kitap sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10,1 artarak 80 bin 921 oldu. Yayımlanan toplam materyal sayısı ise yüzde 8,6 yükselerek 100 bin 545'e çıktı.</p>

<p>Konularına göre değerlendirildiğinde yayımlanan eserlerin yüzde 22,3'ünü akademik yayınlar oluştururken, eğitim alanındaki yayınlar yüzde 21,1'lik pay aldı. Yetişkin kurgu edebiyat eserleri ise yüzde 19,4 ile en fazla yayımlanan kategoriler arasında yer aldı.</p>

<p>TÜİK'in açıkladığı veriler, Türkiye'de kütüphane hizmetlerinin kapsamının genişlediğini ve özellikle dijital kaynak kullanımının yükseköğretimde giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koydu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nimet Gündüz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/e-kitap-kullanimi-hizla-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/e-kitap-1.jpg" type="image/jpeg" length="68816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söz ve Kalem: Rol modellerimiz trend değil tevhid ehli erler]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Söz ve Kalem, haziran ayı sayısında, "Rol Modellerimiz Belli: Trend Değil Tevhid Ehli Erler" temasını konu edindi. Dergide yer alan yazılarda, Müslüman gençliğin örnek aldığı kişilerde dikkat etmeleri gereken hususlara değinildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Her sayıda farklı konu başlıklarını ele alarak gençlere manevi rehberlik eden Aylık Gençlik, İlim ve Kültür Dergisi Söz ve Kalem, Haziran ayısında örneklik konusunu işledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dergide yer alan yazılardan bir kısmı şu başlıklar altında işlendi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rol model nedir? Kim, neden örnek alınır? İnsan bir başkasını niçin örnek almak ister?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Rol model seçerken ölçülerimiz ne olmalı? </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Kur'an'da örneklik: Rabbimiz Peygamberleri sürekli rol-model olarak bize sunar</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Peygamber Efendimizin hayatında rol-model olma ilkeleri</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahabe neslinden örnek alınası tablolar</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Modernizmin gölgesindeki dijitalizm rol-model olarak kimleri öne çıkarıyor?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sanal kimliklerden-sosyal medya fenomenlerinden rol-model çıkar mı?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sahabe neslinden kadın rol-model örnekleri</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Biz Bize Yetmiyor muyuz? </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bununla beraber, birbirinden değerli içeriklerin de bulunduğu dergide; tarihten kareler, biyografi, bilim-teknoloji, öykü, soru-cevap, kütüphaneden notlar, makale, şiir ve denemeye dair önemli yazılar yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz ve Kalem dergisi, matbu olarak okuyucuyla buluşmanın yanı sıra, dileyen okuyucular derginin web sitesinden dijital haline de ulaşabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dergide bu ay, Kassam Tugayları Komutanı Şehid İzzeddin el-Haddad'ın posterine yer verildi. <strong> </strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/soz-ve-kalem-rol-modellerimiz-trend-degil-tevhid-ehli-erler.jpg" type="image/jpeg" length="49668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilometre taşı ne demek? Hangi anlamlarda kullanılır?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta sıkça kullanılan "kilometre taşı" ifadesi, hem gerçek hem de mecazi anlamıyla dikkati çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karayollarında mesafe göstergesi olarak kullanılan kilometre taşları, günümüzde aynı zamanda önemli gelişmeleri ve dönüm noktalarını ifade eden bir kavram olarak da kullanılıyor.</p>

<p><strong>Tarihi roma dönemine uzanıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kilometre taşlarının geçmişi Roma dönemine kadar uzanıyor. Antik çağlarda yollar üzerine yerleştirilen bu taşlar, yolculara gittikleri güzergâhta ne kadar mesafe kat ettiklerini ve varacakları yere ne kadar kaldığını gösteriyordu. Bu yönüyle günümüzdeki yol tabelalarının ilk örnekleri arasında kabul ediliyor.</p>

<p><strong>Sözlükteki anlamları</strong></p>

<p>Türk Dil Kurumu'na göre kilometre taşı üç farklı anlamda kullanılıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Karayolları üzerinde kilometreleri gösteren dikili taşlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bir işte ulaşılan veya elde edilen önemli durum, üzerinde durulması gereken önemli nokta.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bir işteki aşamaları belirleyen olay ya da kişi.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Mecazi anlamda dönüm noktası</strong></p>

<p>Kilometre taşı ifadesi günümüzde daha çok mecazi anlamıyla kullanılıyor. Bir kişinin hayatında, kariyerinde veya bir projenin gelişim sürecinde önemli bir aşamaya ulaşılması "kilometre taşı" olarak nitelendiriliyor.</p>

<p>Örneğin bir şirketin kuruluşu, büyük bir başarının elde edilmesi, önemli bir yatırımın tamamlanması veya bir öğrencinin mezun olması birer kilometre taşı olarak değerlendirilebiliyor.</p>

<p><strong>Başarı yolundaki önemli aşamalar</strong></p>

<p>Uzmanlara göre bir işin planlanması, gerekli şartların oluşturulması ve belirlenen hedeflere ulaşılması sürecinde kritik aşamalar bulunuyor. Bu aşamalardan her biri, sürecin başarısını etkileyen önemli dönüm noktaları olarak kabul ediliyor ve "kilometre taşı" olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Kısacası kilometre taşı, hem karayollarında mesafeyi gösteren bir işaret hem de yaşamda, eğitimde, iş dünyasında ve projelerde önemli bir başarıyı veya dönüm noktasını ifade eden bir terim olarak kullanılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Kültür &amp; Sanat</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/kilometre-tasi-ne-demek-hangi-anlamlarda-kullanilir.JPG" type="image/jpeg" length="94883"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Chaff fişeği nedir? Chaff fişeği ne işe yarar?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan Hava Kuvvetlerine ait F-16 uçaklarından birinin TCG Çeşme gemisi yakınlarında chaff fişeği kullandığı yönündeki haberlerin ardından, chaff fişeğinin ne olduğu ve hangi amaçla kullanıldığı yeniden gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Askeri havacılık ve denizcilikte yaygın olarak kullanılan bu sistem, radar güdümlü tehditlere karşı önemli bir savunma unsuru olarak biliniyor.</p>

<p><strong>Chaff fişeği nedir?</strong></p>

<p>Chaff, radar güdümlü füze ve radar sistemlerini yanıltmak amacıyla kullanılan bir elektronik harp ve savunma sistemidir. Uçaklardan veya gemilerden fırlatılan çok ince metal şeritler ya da metalize malzemelerden oluşur.</p>

<p>Bu parçacıklar havada geniş bir bulut oluşturarak radar ekranlarında büyük bir hedef görüntüsü meydana getirir. Böylece radar güdümlü füzelerin gerçek hedef yerine bu metal bulutuna yönelmesi amaçlanır.</p>

<p><strong>Chaff fişeği ne için kullanılır?</strong></p>

<p>Chaff sistemi, özellikle radar güdümlü füzelere karşı korunmak için kullanılır. Bir hava aracı veya gemi, radar tarafından takip edildiğini ya da radar güdümlü bir füzenin kendisine kilitlendiğini tespit ettiğinde chaff fişeği fırlatabilir.</p>

<p>Sistem devreye girdiğinde havaya saçılan metal parçacıklar, güçlü radar yansımaları oluşturarak füzenin hedefini şaşırtmaya çalışır. Bu sayede füzenin gerçek hedef yerine chaff bulutuna yönelmesi sağlanabilir.</p>

<p><strong>Nasıl çalışır?</strong></p>

<p>Pilot veya gemi personeli, tehdit algıladığında sistemi manuel olarak kullanabileceği gibi birçok modern platformda sistem otomatik olarak da devreye girebilir.</p>

<p>Fırlatılan chaff parçacıkları genellikle alüminyum, metalize cam elyafı veya benzeri radar yansıtıcı malzemelerden oluşur. Bu malzemeler radar dalgalarını güçlü şekilde yansıttığı için radar güdümlü füzelere sahte hedef oluşturur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sadece uçaklarda mı kullanılır?</strong></p>

<p>Hayır. Chaff sistemleri yalnızca savaş uçaklarında değil, savaş gemilerinde ve bazı askeri platformlarda da kullanılmaktadır. Özellikle gemilere yönelik radar güdümlü gemisavar füzelere karşı önemli bir savunma yöntemi olarak görev yapar.</p>

<p><strong>Askeri savunmanın önemli unsurlarından biri</strong></p>

<p>Modern askeri sistemlerde chaff, flare (ısı fişeği) ile birlikte en yaygın kullanılan karşı tedbirlerden biridir. Chaff radar güdümlü tehditlere karşı kullanılırken, flare sistemleri ise ısı güdümlü füzeleri yanıltmak amacıyla devreye girer.</p>

<p>Bu nedenle chaff fişeği, savaş uçakları ve savaş gemilerinin hayatta kalma kabiliyetini artıran önemli savunma sistemleri arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/chaff-fisegi-nedir-chaff-fisegi-ne-ise-yarar.jpg" type="image/jpeg" length="37005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 3 Haziran (17 Zilhicce)]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-3-haziran-17-zilhicce</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-3-haziran-17-zilhicce" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Haziran’da  (17 Zilhicce Hicri) dünyada ve Türkiye’de neler yaşandı. Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-3-haziran-17-zilhicce</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/stok-foto/tarihte-bugun/kum-saati-tarihi-tarihte-bugun-202606031005.jpeg" type="image/jpeg" length="53946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinema seyircisi yüzde 15 azaldı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/sinema-seyircisi-yuzde-15-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/sinema-seyircisi-yuzde-15-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in 2025 yılı Sinema ve Gösteri Sanatları İstatistikleri'ne göre sinema seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 azalarak 27,7 milyona geriledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Sinema ve Gösteri Sanatları İstatistikleri'ni açıkladı.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Verilere göre, Sinema Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre 2025 yılında sinema salonlarında toplam 771 film gösterime sunuldu. Bunların 417'si ilk kez gösterime giren yapımlardan oluştu. İlk kez gösterilen filmlerin 159'u yerli, 258'i ise yabancı film oldu.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>2025 yılında Türkiye genelindeki sinema salonu sayısı 2 bin 161'e ulaşırken, toplam koltuk sayısı 253 bin 364 olarak kaydedildi.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Sinema seyircisi 27,7 milyona geriledi</strong></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Sinema seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 azalarak 27 milyon 657 bin 591 kişi oldu. Yerli film seyirci sayısı yüzde 18,3 düşüşle 15 milyon 96 bin 336 kişiye gerilerken, yabancı film seyirci sayısı yüzde 10,7 azalışla 12 milyon 561 bin 255 kişi olarak gerçekleşti.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Tiyatro salonu sayısı bin 101'e çıktı</strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>2024-2025 sezonunda tiyatro salonu sayısı bin 101 olurken, tiyatro salonlarındaki toplam koltuk sayısı 494 bin 184 olarak belirlendi.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Aynı dönemde tiyatro salonlarında sahnelenen eser sayısı geçen sezona göre yüzde 4,8 artış göstererek 10 bin 216'ya yükseldi.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Tiyatro seyircisi 8,2 milyonu aştı</strong></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Tiyatro salonlarında çeviri eserleri izleyen seyirci sayısı yüzde 14 artışla 2 milyon 459 bin 735 kişiye çıktı. Telif eserleri izleyen seyirci sayısı ise yüzde 2,9 azalarak 5 milyon 723 bin 522 kişi oldu. Toplam tiyatro seyirci sayısı 2024-2025 sezonunda 8 milyon 183 bin 257 olarak kaydedildi.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Devlet Tiyatroları 237 eser sahneledi</strong></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>2024-2025 sezonunda Devlet Tiyatroları tarafından 99'u telif, 138'i çeviri olmak üzere toplam 237 eser sahnelendi. Yetişkinlere yönelik eserlerin gösteri sayısı 5 bin 55, çocuk eserlerinin gösteri sayısı ise bin 612 oldu. Devlet Tiyatroları'nın toplam seyirci sayısı aynı sezonda 1 milyon 951 bin 41 kişiye ulaştı.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Çocuk oyunlarına ilgi arttı</strong></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Tiyatro salonlarında sahnelenen çocuk oyunlarının gösteri sayısı yüzde 5,5 artarak 13 bin 156'ya yükseldi. Yetişkin oyunlarının gösteri sayısı ise yüzde 5,7 azalarak 21 bin 619 olarak gerçekleşti. Çocuk oyunlarını izleyen seyirci sayısında yüzde 5,3'lük artış görülürken, yetişkin oyunlarının seyirci sayısı da yüzde 0,1 oranında arttı.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Orkestra ve topluluk seyircisi azaldı</strong></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 6 orkestra, 11 koro ve 11 toplulukta toplam seyirci sayısı yüzde 11 azalarak 436 bin 227 oldu.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Orkestra seyirci sayısı yüzde 15,3 azalırken, koro seyirci sayısı yüzde 27,6 arttı. Toplulukların seyirci sayısı ise yüzde 25,5 düşüşle 142 bin 766 olarak gerçekleşti. </span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/sinema-seyircisi-yuzde-15-azaldi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/sinema-seyircisi-yuzde-15-azaldi.jpg" type="image/jpeg" length="97881"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Manifesto ne anlama gelir? Kökeni nedir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/manifesto-ne-anlama-gelir-kokeni-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/manifesto-ne-anlama-gelir-kokeni-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manifesto, bir kişi, grup ya da hareketin düşüncelerini, hedeflerini ve ilkelerini açık şekilde ortaya koyduğu yazılı bildiri anlamına gelir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manifesto, bir kişi, grup ya da hareketin düşüncelerini, hedeflerini ve ilkelerini açık şekilde ortaya koyduğu yazılı bildiri anlamına gelir.</p>

<p><strong>Genel anlamı</strong></p>

<p>Manifesto; özellikle siyaset, sanat ve toplumsal hareketlerde kullanılan, bir fikrin veya akımın neyi savunduğunu ve neyi amaçladığını açıklayan metindir. Bu yönüyle bir tür “duyuru” veya “ilkeler bildirgesi” olarak da görülür.</p>

<p><strong>Kökeni</strong></p>

<p>Kelime, İtalyanca ve Fransızcadan Türkçeye geçmiştir ve Latince “manifestum” (açık, belli olan) köküne dayanır.</p>

<p><strong>Kullanım alanları</strong></p>

<p>Manifesto sadece siyasetle sınırlı değildir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Siyasi manifesto:</strong> Bir parti ya da hareketin hedefleri</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sanat manifestosu:</strong> Bir sanat akımının kuralları ve yaklaşımı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Toplumsal manifesto:</strong> Bir grubun değişim talepleri</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kurumsal manifesto:</strong> Bir şirketin değer ve vizyonu</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Özelliği</strong></p>

<p>Manifestolar genellikle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Açık ve net ifadeler içerir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa, etkili ve iddialı olur</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bir topluluğa yön verir veya çağrı niteliği taşır</p>
 </li>
</ul>

<p>Kısacası manifesto, bir düşüncenin “ben buyum ve bunu savunuyorum” şeklinde topluma ilan edilmesidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/manifesto-ne-anlama-gelir-kokeni-nedir</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/manifesto-ne-anlama-gelir-kokeni-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="86662"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Resmi Gazete nedir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/resmi-gazete-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/resmi-gazete-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de yürürlükte olan kanun, kararname, yönetmelik, tebliğ ve benzeri resmî düzenlemelerin yayımlandığı resmî yayın organına Resmî Gazete denir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Cumhurbaşkanı kararlarının ve yeni yürürlüğe giren yasal düzenlemelerin kamuoyuna duyurulması açısından büyük önem taşır.</p>

<p><strong>Tarihçesi</strong></p>

<p>Resmî Gazete, 7 Ekim 1920’de kurulmuş, ilk sayısını ise 7 Şubat 1921’de yayımlamıştır. İlk dönemlerde “Resmî Cerîde” adıyla yayımlanan gazete, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî yayın organı olarak bugünkü adını almıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında bir süre yayınına ara verilmiş, 1925 sonrası düzenli yayına geçmiştir.</p>

<p>1927 yılından itibaren “Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazete” adıyla yayın hayatına devam eden yayın organı, 2018 yılından itibaren tamamen elektronik ortamda yayımlanmaktadır.</p>

<p><strong>Amacı ve görevi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resmî Gazete’nin temel amacı, devlet tarafından alınan kararların kamuoyuna duyurulmasını sağlamaktır. Meclis ve Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kanunlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cumhurbaşkanlığı kararnameleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yönetmelikler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genelgeler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Resmî ilanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi düzenlemeler burada yayımlanarak yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yapısı ve yayın süreci</strong></p>

<p>Resmî Gazete iki ana bölümden oluşur: mevzuat bölümü ve ilan bölümü. Mevzuat bölümü yasal düzenlemeleri içerirken, ilan bölümü yargı ve ihale duyuruları gibi resmî ilanlara yer verir.</p>

<p>Günümüzde tamamen dijital olarak yayımlanan Resmî Gazete, her gün düzenli şekilde erişime açılarak devletin resmî duyuru kanalı olma görevini sürdürmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/resmi-gazete-nedir</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/resmi-gazete-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="68325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük tohum ambarı: Svalbard Tohum Deposu]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/dunyanin-en-buyuk-tohum-ambari-svalbard-tohum-deposu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/dunyanin-en-buyuk-tohum-ambari-svalbard-tohum-deposu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Svalbard Küresel Tohum Deposu, Norveç'te bir depoda dünyadaki bütün bitki tohumlarını muhafaza etmeyi amaçlayan projedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Svalbard Küresel Tohum Deposu, dünyanın dört bir yanından toplanan milyonlarca organik tohumu barındıran büyük bir silodur. Depo, Norveç'in Longyearbyen şehrinde yer alır. 2008 yılında açılmıştır.</p>

<p>Depo, tarım ürünlerini iklim değişikliğinden, depremlerden, nükleer saldırılardan, savaşlardan ve doğal felaketlerden korumak iddiasıyla Kuzey Kutbu civarında, Norveç'in Longyearbyen şehrindeki Svalbard adasında, donmuş bir dağın 130 metre altında inşa edildi. Tesis, 27 metre uzunlukta, 10 metre genişliğinde ve 6 metre yüksekliğinde 3 adet ambardan oluşuyor.</p>

<p>2008 yılında kurulan ve Norveç hükümetiyle ‘Kültür Bitkileri Çeşitliliği Küresel Fonu' (Global Crop Diversity Trust) ve Kuzey Genetik Kaynaklar Merkezi tarafından desteklenen depo, sürekli yeni tohum numuneleriyle zenginleştiriliyor.</p>

<p>Tesis, dünyanın dört bir yanından getirilecek 4,5 milyon tohum örneğinin her birinden 500 adet, yani toplam 2,25 milyar örnek depolama ve koruma kapasitesine sahip.</p>

<p>Spitsbergen Adası üzerinde bir kayanın içine oyulan ve dünyadaki tüm tohum türlerini barındırmayı ve dünya tohum çeşitliliğini korumayı hedeflediği belirtilen depodaki hava sıcaklığı, bazı dayanıklı tohumların binlerce yıl yaşayabileceği ve korunabileceği sıcaklık olarak tespit edilen -18 dereceye sabitlenmiş durumda.</p>

<p>Tohumların, çeşidine göre, 55 yıl (ay çekirdeği tohumu) ile 10 bin yıl (bezelye tohumları) dayanabileceği öngörülüyor.</p>

<p>Hedeflenen çeşitliliğe ve rakamlara ulaşılmasından sonra deponun kapılarının kapatılması ve çok gerekli olmadıkça depoya girişlerin ve çıkışların durdurulması planlanıyor. Bu süre içinde deponun gözetimi ve gerekli kontroller İsveç’teki bir merkez üzerinden yapılacak.</p>

<p>Svalbard Küresel Tohum Deposu, küresel ısınma, deprem ve hatta nükleer saldırılara karşı dirençli bir şekilde inşa edildi.</p>

<p>Eski bir kömür yatağının 120 metre kadar içine giren bir sığınak şeklindeki tesis, şu anki deniz seviyesinin 130 metre üzerinde bulunan depoların, iklim değişikliğine bağlı olarak su seviyesinin büyük ölçüde yükselmesi durumunda bile güvende olacağı hesaplanıyor. İnşasında kullanılan malzemelerin nükleer savaş ya da uçak çarpmasına karşı da dayanıklı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Tohum mahzeninde depolanan en büyük tohum erzak sayısı pirinç, buğday ve arpa çeşitlerine ait. 150 binden fazla buğday ve pirinç örneği ve 80 bine yakın arpa örneği var. Sayıca fazla olan diğer tohumlar, fasulye, mısır, börülce, soya fasulyesi, nohut, patates, bezelye, yer fıstığı, yulaf, çavdardan oluşuyor.</p>

<p>Yabani tohumlara da çetin hava koşullarına dayanıklılıkları nedeniyle özel önem veriliyor. Yabani tohumların hayatta kalabilmek için dayanıklı oldukları, kuraklığa karşı direnç ya da haşere ve hastalıklara karşı dayanma gibi karakter özellikleri olduğu biliniyor. Bu nedenle gelecekte iklime uyum gösteren çeşitler yetiştirme konusunda çok değerli olacakları düşünülüyor.</p>

<p><strong>Tohumların korunması için yeterli soğukluğa sahip olmayan 'ambar' içinde nasıl işlem yapılıyor?</strong></p>

<p>Sistemin yönetimini üstlenen ve Nordik Gen Bankası’nda koordinatör olarak çalışan Asmund Asdal "Tohumlar bir dağın dehlizlerinde depolanıyor. Bu alanda sıcaklık eksi 18 dereceden daha fazla olmamalı. Zaten bölgenin normal koşullardaki sıcaklığı da yaklaşık eksi 4 civarında, geriye kalan eksi 14’lük kısmında ekstra soğutma sistemleri kurarak gerçekleştiriyoruz. Bunun için gereken enerjiyi, bölgede kömürle çalışan elektrik üretim santrali sağlıyor." diyor.</p>

<p><strong>Ambara su sızıntısı oldu</strong></p>

<p>Ambara, Mayıs 2017'nin sonlarında, artan sıcaklıklar nedeniyle eriyen buzlardan arta kalan suların sızdığına dair haberler basında yer aldı.</p>

<p>Buna göre, mahzenin üzerini kaplayan buzul tabakası, aşırı sıcaklar nedeniyle eridi ve giriş kapısına sızdı. Depo, eriyen karların tetiklediği bir selin ortasında kaldı. Bilim insanları ve kuruluş yetkilileri tarafından yapılan açıklamaya göre yılın büyük bir bölümünde donmuş olarak kalan toprak, küresel ısınmadan kaynaklanan yüksek sıcaklıklardan dolayı çözünmeye başladı ve selin oluşmasına katkı sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, adada böyle bir olayın yaşanabileceğini düşünmedikleri için güvenlik önlemleri almadıklarını ancak bu noktadan sonra daha dikkatli olacaklarını açıkladılar.</p>

<p>Sel sularının doldurduğu 100 metre uzunluğundaki deponun girişi, elektronik aygıtlar başta olmak üzere boşaltılmış ve tohumların bulunduğu depolara önlem amacıyla su pompaları yerleştirilmiştir. Tohumların bulunduğu depolar, tsunaminin veya selin yaşanması durumunda güvende olması amacıyla girişten 5-7 kat yukarıda bulunuyor. Bu nedenle selin çok büyük boyutlara ulaşmadığı sürece deponun güvende olacağı düşünülüyor.</p>

<p>Tohumların sığınağa aktarılmasından sorumlu olan tedarikçi Statsbygg firmasının sözcüsü Hege Njaa Aschim, endişe edilecek bir durumun olmadığını açıkladı.</p>

<p>Tohumların sulardan zarar görmediğini söyleyen Aschim bununla birlikte işlerini şansa bırakmayacaklarını ve sızmalardan doğabilecek olası zararı engellemek üzere tünelin girişinde bir dizi önlem alacaklarını söyledi.</p>

<p><strong>Kitap da depolanıyor</strong></p>

<p>Öte yandan depo tohumlar için oluşturulmuş olsa da dünyanın en önemli eserleri de dijital ortama aktarılarak burada muhafaza edilmeye başlandı.</p>

<p>Norveç devlet televizyonu NRK’nın haberine göre, dünyanın en değerli kitaplarının da burada dijital film ortamına aktarılarak, nükleer savaşlardan ve büyük afetlerden korunması hedefleniyor.</p>

<p>Kitapların ve eserlerin burada muhafaza edilmesinin gerekçesi de yine aynı şekilde nükleer savaşlardan korunmaları olarak belirtiliyor. İçerisinde mini bir kütüphane oluşturulan ambarda ilk olarak Dünya Arktik Arşivi açıldı. Bu kütüphaneye Brezilya, Meksika ve Norveç’ten eserler getirildi ve kopyaları depolandı.</p>

<p>Depolama işlemini gerçekleşen Piql şirketinden Katrine Loen Thomson, “Geliştirdiğimiz metotla kitapları en az bin yıl koruyabileceğiz. Brezilya ve Meksika’ya zamanla diğer ülkelerin de katılmasını bekliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>21 TB'lık açık kaynaklı kod depoya taşındı</strong></p>

<p>ABD merkezli teknoloji şirketi Microsoft'un sahibi olduğu Github, 21 TB büyüklüğündeki açık kaynaklı kodu depoya taşıdı.</p>

<p>Norveç'teki Svalbard Küresel Tohum Deposu'nun yakınlarındaki bir kömür madenine veri taşıyan GitHub'un nihai hedefi ise 'GitHub Kuzey Kutbu Kod Deposu'nu oluşturmak olarak belirtildi.</p>

<p>Yedeklenen verilerin içerisinde hangi açık kaynaklı kodların bulunduğuna dair bir açıklama bulunmuyor. GitHub, sürecin ne zaman tamamlanacağına dair de bir açıklama yapmadı.</p>

<p><strong>Projeye karşı itirazlar: "İyi tohumlar mı?" "Ölüm tohumları mı?"</strong></p>

<p>Projeye karşı itirazlar da bulunuyor. Örneğin Amerikalı gazeteci F. William Engdahl 2007 yılında yayınladığı "Ölüm Tohumları" (Seeds of Destruction) isimli kitabında Spitsbergen Adası'nın buzullarının altında "dünyayı ekonomik ve genetik olarak ele geçirme planları" nın oluşturulduğunu belirtti.</p>

<p>Svalbard Küresel Tohum Deposu’nun kurucu ortakları arasında Bill Gates, Rockefeller Vakfı, GDO'lu tohum üreticileri Monsanto, Syngenta ve Norveç hükümeti bulunuyor.</p>

<p>Rockefeller Fonu'nun da bu tohum deposunun düzenli bağışçıları arasında yer alması oldukça dikkat çekici olarak görülüyor.</p>

<p>Depodan bütün insanların faydalanamayacağı konusunda teoriler ortaya atıldı. Olası felaketlerden sonra hangi insanlara tohum verileceği de tartışma konusu.</p>

<p><strong>"İyi tohumlar mı?" "Ölüm tohumları mı?"</strong></p>

<p>Hileli gıda konusu sık sık gündeme gelen bir konu. Kısaca konuşup sonra konu kapatılıyor. Arkasında ne var; neden, nasıl gibi araştırılmadan büyük resim gözden kaçırılıyor. Ya da kaçırmak isteyenlerin tuzağına düşülüyor.</p>

<p>Gıdanın ana üretim materyali ve başta insanlık ve yeryüzü canlılarının türünün devamını sağlamasındaki en büyük ihtiyaç toprak, tohum ve sudur.</p>

<p>Tohumlar, binlerce yıldır doğada kendi kendine yetişmiş, günümüzden 10.000 yıl önce planlı olarak ekilmeye başlamıştır. Yani insanoğlu artık avcılık ve toplayıcılığı terk ederek tarım sistemine geçmiştir.</p>

<p>Yeryüzünde tarım yapılacak toprak ve su ne kadar önemli ise o topraklarda sistemi tamamlayacak unsur tohumdur.</p>

<p>Özellikle Ortadoğu coğrafyasında Batı emperyalizminin başlattığı işgal sürecinde amaç; işgal edilen ülkelerin sadece petrol, maden ve çok bilinen tarihi eserlerini soymak gasp etmekle kalmadı. O ülkelerin can damarı sayılabilecek yerli tohum depoları da yağmalanıp götürüldü.</p>

<p><strong>Norveç’teki küresel tohum deposuyla amaçlanan ne?</strong></p>

<p>"Norveç’teki tohum deposu dünyayı ele geçirme planının bir parçası” diyen Alman asıllı Amerikalı araştırmacı gazeteci F. William Engdahl, tarım sektörünü elinde tutan GDO devlerinin insanlık için gerçek bir kıyamet olacağını söylüyor.</p>

<p>Dünya üzerindeki tüm tohum çeşitlerini bir araya getirmeyi hedefleyen ambarın amacının, gelecekte dünyanın başına gelebilecek nükleer savaş, meteor düşmesi veya iklim değişimi gibi bir felaket durumunda, tohum çeşitliliğinin korunmasını sağlamak olarak belirtiliyor. Buraya kadar her şey gayet iyi niyetli görünüyor.</p>

<p>Ancak Alman asıllı Amerikalı araştırmacı gazeteci F. William Engdahl’ın bu proje ile ilgili yazdıkları dikkat çekici.</p>

<p>Engdahl, tarım sektörünü ellerinde tutan GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) devlerinin, Spitsbergen’in buzlaşmış kayalıklarının altında “dünyayı ekonomik ve genetik olarak ele geçirme” planlarının yattığını iddia ediyor. Engdahl, teorisini ambar projesi finansörlerinin kimlikleri ve geçmişleri hakkında ayrıntılı hatırlatmalar yaparak ispatlıyor.</p>

<p>İlk baskısı 2007’de yapılan, Nisan 2009’da Türkçe’ye çevrilen “Ölüm Tohumları/ Kalıtımın Değiştirilmesinin Arkasındaki Karanlık Oyunlar” adlı kitabın da yazarı olan Engdahl ile “kıyamet muhafızları” dediği finansörlerin kimlikleri, neler yaptıkları ve Svalbard Küresel Tohum Deposu üzerindeki hedefleri hakkında yayınlanan bir söyleyişi var. Engdahl'ın söyleşisinin soru -cevapları şöyle:</p>

<p><strong>Svalbard Küresel Tohum Deposu’nun finansörleri kimler?</strong></p>

<p>Öncelikle, bu ambarın Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) aracılığıyla işletildiğini söylemeliyim. Nisan 2009 rakamlarına göre 123 milyon dolarlık bir finansmanları var. Roma’da kurulan bu örgütün başında Kanadalı Margaret Catley-Carlson bulunuyor. 1998’e dek New York merkezli Nüfus Konseyi’nin de (Population Council) başkanıydı.</p>

<p>Bu konsey John D. Rockefeller’ın nüfus popülâsyonunu düşürmek amacıyla 1952’de kurduğu, aile planlaması adı altında gelişmekte olan ülkelerde kısırlaştırma çalışmaları yürüten bir konsey. Diğer GCDT üyeleri arasında Hollywood Dream Works Animation’a başkanlık eden Lewis Coleman da var.</p>

<p>Coleman, ABD’nin en büyük Pentagon anlaşmalı askeri endüstri şirketi olan Northrup Grumman Corporation’ın da kurul başkanıydı.</p>

<p>Örgütün finansörleri ise; Geçen yıl şirketin aktif yönetiminden çekilerek kurduğu Bill-Melinda Gates Vakfı aracılığıyla kendini Asya ve Afrika’daki çiftçilere yardıma adayacağını beyan eden Microsoft’un kurucusu Bill Gates!</p>

<p>Dünyanın en büyük patentli GDO tohum ve tarım kimyasalları devi ABD’li DuPont / Pioneer Hi-Bred!</p>

<p>Yine bir ABD’li GDO devi Monsanto!</p>

<p>İsviçre menşeli GDO tohum ve tarım kimyasalları şirketi Syngenta!</p>

<p>1970’lerde 100 milyon dolarlık bir kaynakla “Yeşil Devrim” diye bilinen tohumda gen devrimini başlatan ve tarımsal değişim ile ideal genetik saflığı sağlama çalışmalarını yürütmek üzere dünyanın en büyük vakıflarından birini kuran petrol devi Rockefeller!</p>

<p>ABD, İngiltere, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada’dan da devlet fonları aktarılıyor.</p>

<p>Yani özetle, GDO tohumları az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayarak tarlalardan orijinal tohumların kökünü kazıyan şirketler, şimdi dünya üzerindeki tüm orijinal tohumları olası bir kıyamet günü için kutuplarda buzdan bir adaya saklıyor.</p>

<p><strong>Dünyanın pek çok ülkesinde “zaten var olan” tohum depolarına ne gibi bir felaket gelecektir ki, Svalbard’a muhtaç kalınacaktır?</strong></p>

<p>Nükleer savaş, iklim değişimi veya meteor düşmesinin dışında bir felaketten mi söz ediyorsunuz?</p>

<p>Evet, planlı bir felaketten söz ediyorum. Bunu anlamak için yalnızca 2003 Amerikan bombardımanından sonraki Irak’a bakmak yeterli. Irak, medeniyetlerin beşiği ve binlerce yıl önce buğday tarımının doğduğu yerdir.</p>

<p>Ebu Garib tohumları nerede?</p>

<p>Ebu Garib’de yüzlerce yılda geliştirilen buğday tohumu çeşitlerinin yer aldığı bir tohum bankası bulunuyordu. Amerikan bombardımanından sonra o tohum mahzeni tarihe karıştı. Artık kimse o tohumların nerede olduğunu bilmiyor. Düşünün, dünyadaki tüm tohum çeşitleri NATO destekli Svalbard’da bir araya getirilip kontrol altına alındığında, dünyadaki diğer paha biçilmez tohum bankalarını savaşlar ve "terörist eylemler" ile yok etmek çok kolay olacak!</p>

<p>Sonrasında da Monsanto ve DuPont gibi devler kendi GDO tohumlarını tüm dünya çiftçilerine tek elden sunabilecekler. Yani tüm tohum çeşitlerini ele geçirdikten sonra dünyanın diğer tohum bankalarını, tekel oluşturabilmek amacıyla yok edebilirler.</p>

<p><strong>Peki, tekel olma arzusunun temelinde yatan tek sebep ekonomik mi?</strong></p>

<p>Bunu açıklamak için önce 'kıyamet muhafızları'nın kimliklerinden ve geçmişte neler yaptıklarından biraz söz edelim.</p>

<p>Rockefeller 1971’de Uluslararası Tarım Araştırmalarında Küresel Danışmanlık Grubu olan CGIAR’ı (Consultative Group for International Agricultural Research) kurdu.</p>

<p>CGIAR, üçüncü dünya ülkelerinin bilim adamlarının ve agronomistlerinin (tarım uzmanı) “modern tarım ürünü” kavramlarında uzmanlaşmaları ve ABD’de öğrendiklerini ülkelerine götürmeleri ile yakından ilgilendi. GDO’lu “Gen Devrimi”nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular.</p>

<p>CGIAR, daha etkin olabilmek için BM Gıda ve Tarım Örgütünü (FAO), BM İlerleme Programı’nı ve Dünya Bankası’nı da işin içine dâhil etti.</p>

<p><strong>Üstün ırk oluşturma projesi tanı olarak nasıl bir şey?</strong></p>

<p>Rockefeller Vakfının ve zengin finans kurumlarının 1920’lerden beri genetik olarak üstün ırk oluşturmayı meşrulaştırmak için kullandıkları öjenik bilimi daha sonradan genetik mühendisliği olarak değiştirilmiştir. Hitler ve Naziler buna arî üstün ırk diyorlardı.</p>

<p>(Öjenik, ilk kullanımı Eflatun’a kadar gitse de modern anlamıyla ilk olarak Sir Francis Galton tarafından ortaya atılmış, sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan, bilimselliği tartışmalı bir toplumsal akım veya toplumsal felsefedir.)</p>

<p>Hitler’in öjenik çalışmaları da bugün Svalbard’a milyonlarca dolar akıtan Rockefeller Vakfı tarafından finanse edilmişti. Rockefeller Vakfı, Third Re-Ich’s Kaiser WiIhelm Instilutcs’nün arî ırk öjenik çalışmalarını finanse ediyordu.</p>

<p>2. Dünya Savasında ABD resmi olarak savaşa Hitler Almanya’sının karsısında olarak girerken, Rockefeller Standard Oil Group, illegal olarak Alman Luftwaffe ve Wehrmacht birliklerine petrol nakline devam etti. Bununla ilgili ABD Senato araştırması da yapıldı.</p>

<p>Rockefeller Vakfı insanı “gen dizilimlerine” indirgemeye çalışan sözde molekülel biyoloji bilimini oluşturmuştu ve sonunda insan (özelliklerini istenen şekilde değiştirmeyi amaçlıyorlardı.)</p>

<p>Hitler’in öjenikçi bilim adamları 2. Dünya Savasından sonra sessizce ABD’ye götürülmüş ve çeşitli yaşam formlarının genetik olarak tasarlanması konusunda ilk adımları atmışlardır.</p>

<p>Amaç tarım yani gıdalar üzerinden üstün ırk oluşturmak mı?</p>

<p>Aslında daha da kötüsü… Rockefeller, Carnegie, Harriman ve diğer zengin elit aileler tarafından fonlanan öjenik (üstün ırk oluşturma) lobisinin 1920’den beri biricik amacı “negatif öjenik”tir.</p>

<p>“Negatif ojenik” istenmeyen soyların sistemli bir şekilde yok edilmesidir.</p>

<p>Aile Planlaması Enternasyonalin kurucusu, koyu öjenikçi ve Rockefeller ailesinin yakın dostu Margaret Sanger, 1939’da Harlem’de “Negro (Zenci) Projesi” adı altında bir proje başlattı.</p>

<p>Bu projenin ne olduğunu bir arkadaşına yazdığı mektupta açıkça dile getiriyordu: “Negro (Zenci) nüfusu ortadan kaldırmak istiyoruz”.</p>

<p>Negatif öjenik bir kısırlaştırma projesi mi?</p>

<p>Örnekler üzerinden gidelim. Küçük bir Kaliforniya biyoteknoloji şirketi olan Epicyte, genetik mühendisliği marifetiyle, yenildiği zaman erkeği kısırlaştıran bir mısır geliştirdiklerini açıkladı.</p>

<p>Epicyte, Svalbard’ın iki mali destekçisi olan DuPont ve Syngenta ile teknolojilerini yaymak için ortaklık kurmuştu. Çok ilginçtir ki Epicyte, genetiği değiştirilmiş sperm öldürücülü mısırı ABD Tarım Bakanlığından (USDA) aldığı araştırma fonuyla geliştirmişti.</p>

<p>Bir başka örnek; 1990’larda BM Dünya Sağlık Örgütü, Nikaragua, Meksika ve Filipinler’de 15 ila 45 yaşları arasındaki milyonlarca kadının tetanoza karşı aşılanması için bir kampanya başlattı. Erkekler de tetanoz olabilirdi ama aşı erkeklere yapılmadı. Bu şüphe uyandırıcı durumdan ötürü Katolik bir kilise organizasyonu olan Comite Pro Vida de Mexico (Meksika Yaşam Komitesi) aşıları test ettirdi.</p>

<p>Test sonuçları ile Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yalnızca çocuk doğuracak yaştaki kadınlara dağıttığı aşıların Chorionic Gonadotrophin (HCG) içerdiği ortaya çıktı.</p>

<p>Doğal bir hormon olan HCG, tetanoz toksoid taşıyıcılarıyla birleştiğinde kadınların hamile kalmasını engelleyen antikorları üretiyordu.</p>

<p>Daha sonradan ortaya çıktı ki Rockefeller Vakfı, Rockefeller Nüfus Konseyi, Dünya Bankası ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Dünya Sağlık örgütü (WHO) için tetanoz taşıyıcın bir kısırlaştırma aşısı üretmek için 1972’de 20 yıllık bir proje başlatmışlardı.</p>

<p>Ayrıca Svalbard Kıyamet Tohum Deposu’nun ev sahibi Norveç hükümeti kısırlaştırıcı aşının üretilmesi için 41 milyon dolar bağış yapmıştı!</p>

<p>Hibrid tohumlarla tekel tuzağı</p>

<p>Rockefeller’in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü Yeşil Devrim çalışmalarına bu açıdan bakınca korkunç görünüyor…</p>

<p>Rockefeller Vakfı 1946’da sadece adı yeşil olan “Yeşil Devrim”i başlattı.</p>

<p>Neydi Yeşil Devrim?</p>

<p>60’larda Rockefeller’in çalıştığı Meksika, Hindistan gibi ülkelerde daha çok ürün veren ıslah edilmiş tohum çeşitleriyle açlık sorununu büyük ölçüde çözmeyi vaat ediyordu.</p>

<p>Yeşil Devrim’in aslında Rockefeller ailesinin ileride tekelleştirebilecekleri bir tanın ısı geliştirme planı olduğu ortaya çıktı; tıpkı yarım yüzyıl önce petrol endüstrisi işinde yaptıkları gibi.</p>

<p>Nasıl tekelleştiler?</p>

<p>Yeşil Devrim gelişmekte olan piyasalarda yeni hibrid tohumların üretilmesine dayanıyordu. Hibrid tohumlar üreyemedikleri için çiftçilerin her sene tohum alması gerekiyordu.</p>

<p>Hibrid tohum patentlerinin DuPont / Pioneer Hi-Bred’in ve Monsanto’nun başını çektiği bir avuç dev tohum şirketinin elinde toplanması daha sonra GDO’lu tohum darbesi için yolu açtı.</p>

<p>Hibrid tohumlar ve bu tohumların ihtiyaç duyduğu kimyasal gübreler, çiftçileri tarım ve petrokimya şirketlerine bağımlı hale getiriyordu. Bu gübreler Rockefeller kontrolündeki büyük petrol şirketlerinin ürünüydü. Ot ve böcek ilaçları da petrol ve kimya devleri için ek pazarlar oluşturuyordu.</p>

<p>Yeşil devrim aslında bir “kimyasal darbeydi”. Gelişmekte olan ülkelerin yüksek miktardaki gübre ve ilaç girdisini finanse etmeleri mümkün değildi.</p>

<p>Bu nedenle Dünya Bankasından kredi notu alarak ve ABD hükümetinin garantisi altındaki Chase Bank ve diğer New York bankaları aracılığıyla özel borçlar aldılar.</p>

<p>Sonuç?</p>

<p>Bankalara ve tefecilere borçlanan çiftçiler genellikle topraklarını kaybettiler, iş aramak için şehirlere göç ettiler; fabrikaların ucuz işçi açığı da kapanmış oldu.</p>

<p>Patentli biyolojik silah</p>

<p>Bugün de Gates ve Rockefeller, Afrika’da Yeşil Devrim adı altında bir projeye daha milyonlar yatırıyor. Amaç yine GDO tohumların ve kimyasalların yaygınlaştırılması. Bunun için pek çok teşvik ve kampanyalara başvuruyorlar.</p>

<p>Plan işlerse tüm dünya birkaç tohum devinin kölesi olacak. Washington’dan gelen emirler doğrultusunda Washington’un siyasetlerine karşı olan üçüncü dünya ülkelerine tohum vermeme olasılığı da var.</p>

<p>Ayrıca pirinç, mısır, buğday ve soya gibi dünyanın temel gıda üretimi için patentli tohumların üretimi korkunç bir biyolojik silah olarak da kullanılabilir. Genetik müdahalelerle öldürücü gıdalara çevrilebilirler.</p>

<p>F. William Engdahl, "Ölüm Tohumları" adlı eserinde siyonist düzenin nasıl işlediğini ayrıntıları ile anlatıyor.</p>

<p>Amaç: ABD üzerinden dünyayı kontrol altına almak</p>

<p>Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak; bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre edilen eserin ‘giriş’ bölümünde şunlar yazılı:</p>

<p>“Biz dünya nüfusunun yüzde 6,3’ünü oluşturuyoruz ama zenginliğinin yarısına sahibiz. Bu farklılık özellikle bizler ve Asyalılar kadar büyük. Böyle bir durumda kıskanılma ve gücenilme gibi bir durumda olamayız. Gelecek dönemdeki asil görevimiz, ulusal güvenliğimize bir zarar getirmeden bu farklılık durumunu sürdürebileceğimiz bir ilişki kalıbı tasarlamaktır. Bunu yapmak için de tüm duygusallık ve hayallerden uzak durup dünyanın her yerindeki ulusal hedeflerimize odaklanmalıyız. Kendimizi çıkarlarımızdan fedakârlık ederek dünyanın iyiliği için lüksümüzden vazgeçeceğimiz konusunda kandırmamıza hiç gerek yok.”</p>

<p>Bu kitap küçük bir sosyopolitik elit zümre tarafından 2. Dünya Savaşı sonrasında Washington’da ele alınmış bir proje ile ilgilidir.</p>

<p>Aynı zamanda bir avuç insanın savaş sonrası tüm kaynaklara ve güce sahip oluşunun da hikâyesidir. Bu, güç devrimi tarihinin de ötesindedir. Hatta bilim dâhi bu azınlığın hizmetine sokulmuştur. Herhangi bir fedakârlık veya dünyanın iyiliği düşünülmeden acımasız politikalar uygulandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/dunyanin-en-buyuk-tohum-ambari-svalbard-tohum-deposu</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/dunyanin-en-buyuk-tohum-ambari-svalbard-tohum-deposu.JPG" type="image/jpeg" length="33269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahya nedir? Mahyanın anlamı ve kökeni]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-anlami-ve-kokeni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-anlami-ve-kokeni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahya, Ramazan aylarında özellikle iki veya daha fazla minaresi bulunan camilerde, minareler arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı ya da oluşturulan ışıklı görsellerdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mahya kelimesi Farsçadan Türkçeye geçmiştir. Günümüzde TDK’ye göre iki anlamı vardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ramazan gecelerinde camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine ışıklarla yazılan yazı veya yapılan şekil</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Mahyanın tarihi</strong></p>

<p>Mahyanın tam olarak ne zaman başladığı kesin bilinmemekle birlikte Osmanlı dönemine uzandığı kabul edilir. İlk uygulamaların 17. yüzyılın başlarında İstanbul’da ortaya çıktığı, özellikle Sultanahmet Camii gibi selatin camilerinde yaygınlaştığı bilinmektedir.</p>

<p>Osmanlı’da mahya kurma işi zamanla bir sanat hâline gelmiş, “mahyacılık” adı verilen özel bir ustalık alanı doğmuştur. Başta zeytinyağı kandilleriyle yapılan mahyalar, daha sonra elektrikli sistemlerle devam ettirilmiştir.</p>

<p><strong>Mahya geleneği nasıl yapılırdı?</strong></p>

<p>Eskiden iki minare arasına gerilen ip üzerine kandiller belirli aralıklarla yerleştirilir, mahya ustaları bu ışıklarla yazı ve şekiller oluştururdu. Ramazan boyunca geceleri yanarak hem süsleme hem de mesaj verme amacı taşırdı.</p>

<p><strong>Günümüzde mahyalar</strong></p>

<p>Günümüzde mahyalar elektrikli sistemlerle hazırlanmakta ve Ramazan ayında cami minareleri arasında geleneksel olarak sergilenmeye devam etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mahya yazılarına örnekler</strong></p>

<p><strong>Hoş Geldin Ramazan<br />
Hoş Geldin Ey Şehri Ramazan<br />
Elveda Ya Şehri Ramazan<br />
Hoş Geldin On Bir Ayın Sultanı<br />
Hoş Geldin Ramazan<br />
Ramazan’ı Şerifiniz Mübarek Olsun<br />
Merhaba Ya Şehr-İ Ramazan<br />
On bir Ayın Sultanı Hoş geldin<br />
Kadir Geceniz Mübarek Olsun </strong><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-anlami-ve-kokeni</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/mahya-nedir-mahyanin-anlami-ve-kokeni.jpg" type="image/jpeg" length="45290"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müftü Bekiroğlu: Bayramlar dost ve akraba ziyaretleriyle anlam kazanıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/muftu-bekiroglu-bayramlar-dost-ve-akraba-ziyaretleriyle-anlam-kazaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/muftu-bekiroglu-bayramlar-dost-ve-akraba-ziyaretleriyle-anlam-kazaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehitkamil İlçe Müftüsü Abdullah Bekiroğlu, bayramlaşmanın önemine değinerek,  dargınlıkların, kırgınlıkların giderilmesi için bayramın büyük bir fırsat olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bekiroğlu, bayramı bir vesile kılıp 'Bayramda küslük olmaz.' düşüncesini benimseyerek kırgınlıkları ve dargınlıkları ortadan kaldırmanın Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi vesellem) 'Mümin, kardeşiyle üç günden fazla dargın duramaz.' talimatına uygun olan bir davranış olduğunu ifade etti.</p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/_C47gB2MSoc" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/_C47gB2MSoc"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/_C47gB2MSoc?wmode=transparent&amp;jqoemcache=62Q7e" title="https://youtu.be/_C47gB2MSoc" width="425"></iframe></div>

<p><strong>"Bayramların bizim için çok daha müstesna ve farklı bir yeri vardır"</strong></p>

<p>Kurban ibadetinin toplumsal faydalarına da değinen Bekiroğlu, "Güzel bir bayramın eşiğindeyiz. Kurban Bayramı'mızı idrak edeceğiz. Rabbim (Celle Celaluhu) bizlere, toplumumuza ve tüm İslam alemine Kurban Bayramı'mızı hayırlara vesile eylesin. Bayramlar sevinç, özel günlerimizdir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'den Medine'ye hicret ettiği zaman bizim için iki bayram olduğunu ifade ediyor. Bunlardan birisi Ramazan Bayramı, ikincisi de Kurban Bayramı'dır. 'İdü'l-edha' diye ifade ettiğimiz Kurban Bayramıdır. Kurban Bayramı'nın hususiyeti, özelliği bütün bayramlar içerisinde kendine mahsus olarak kurban ibadetinin icra edilmesidir. Şüphesiz ki kurban ibadetinin yerine getirilmesinde bireysel, sosyal ve toplumsal birtakım faydalar mülahaza edilebilir. Dini hayatımızda ve sosyal hayatımızda bayramların bizim için çok müstesna ve farklı bir yeri vardır." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Ziyaretler, bayram dışında da yerine getirilmesi gereken bir farizadır"</strong></p>

<p>Kur'an-ı Kerim'de akrabayı ziyaret etmenin bir emir olduğunu dile getiren Bekiroğlu, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Öncelikle İslam dininde sıla-i rahim diye Rabbimizin Kur'an-ı Kerim'de bizler için emir olarak ifade ettiği bir vecibe vardır. Dolayısıyla bayramlar bunun için büyük bir fırsattır. Yakınlarımızı, akrabalarımızı, ister çok yakın ister uzak akraba olsun mümkünse ziyaret etmeliyiz. Onların hal hatırını sormak, hele hele bakıma muhtaç ya da yaşlı artık etrafında pek fazla kimse kalmamış insanlarsa mutlaka onları ziyaret etmek, hasta olanları ziyaret edip hal hatırlarını sormak, maddi ve manevi olarak yanlarında bulunduğumuzu ifade etmek bayramın en güzel hususiyetlerinden biridir. Tabii ki sıla-i rahim sadece bayrama has bir şey değildir. Bayram dışında da yerine getirilmesi gereken bir farizadır. Ama bayram bunun için büyük bir vesile, büyük bir fırsattır. O nedenle bu güzel emri, bu güzel tavsiyeyi yerine getirmemiz bizim için bayramda olabilecek en güzel hediye en güzel ikramdır. Düşünün ki akrabalarımızdan, yakınlarımızdan, ailemizden yaşlı olan insanlara bir hediye hazırlayıp posta yoluyla göndermek mi daha güzeldir, yoksa onların huzuruna varıp ellerini öperek dualarını almak mı? Elbette bu mukayese edilemez. Bu nedenle bayramlar bunun için önemli bir vesiledir."</p>

<p><strong>"Dargınlık ve kırgınlıkların giderilmesi için büyük bir fırsattır"</strong></p>

<p>Bayramda dargınlıkların ortadan kalkmasının gerekliliğini vurgulayan Bekiroğlu, "Bayramlaşma sadece sıla-i rahim için değil; dargınlıkların, kırgınlıkların giderilmesi için de büyük bir fırsattır. Dolayısıyla bayramda aramızda kırgınlık olabilir, küslük olabilir, dargınlık olabilir. Bayramı bir vesile kılıp 'Bayramda küslük olmaz.' düşüncesini benimseyerek o kırgınlıkları bir nebze de olsa telafi etmek, yine bayrama yakışan ve Efendimizin (Sallallahu Aleyhi vesellem) 'Mümin, kardeşiyle üç günden fazla dargın duramaz.' talimatına uygun olan bir davranıştır." şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/72e61fb4-a0d6-4acf-a530-2d3871ef7eee.jpg" width="1366" /></p>

<p><u><strong>Şehitkamil Müftüsü Abdullah Bekiroğlu</strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bir yanımız sevinç, bir yanımı hüzün</strong></p>

<p>Bayramın İslam coğrafyasının özgürlüğüne vesile olması temennisinde bulunan Bekiroğlu, "Bayramı Müslüman kardeşlerimizle, ailemizle ve dostlarımızla güzel bir şekilde idrak etmek bizim için gereklidir. Tabii ki her bayram bunu ifade ediyoruz. Bu bayramda da yine bir yanımız sevinç duyarken, bir yanımız bayramın güzelliklerini idrak etmeye çalışırken, akrabayı, eşi dostu gözetmeye çalışırken, kurbanımızı kesip sevaba ulaşma amacı güderken; diğer yandan İslam coğrafyasında ve İslam ümmetinde zalimlerin zulümlerinin devam etmesi bizlerin bir tarafını incitiyor, bir tarafını da üzüyor. Onlar için de dua ediyoruz, onlar için de elimizden geleni yapma gayreti içerisinde oluyoruz. Bu noktada toplumumuz ve milletimiz çok güzel yardımlarda bulunuyor. Nakdi yardım, kurban bağışı vesaire...Elinden geleni yapmaya, dualarını eksik etmemeye çalışıyor. İnşallah en kısa zamanda bir sonraki bayramımızı özgür bir Kudüs'te, özgür bir Filistin'de ve huzur içerisindeki bir İslam ümmeti coğrafyasında idrak ederiz diye dua ediyor, temennide bulunuyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Müslüman ülkelerde zulüm devam ediyor"</strong></p>

<p>Bekiroğlu, Müslümanların zalimlerin tasallutu altında olduğunu belirterek, "Sadece Filistin değil, İslam topraklarının olduğu her yerde, yanı başımızda İran'da, daha ötede Türkistan'da ve diğer Müslüman ülkelerde zulüm devam ediyor, zalimlerin tasallutu altındalar. İnşallah Rabbim bu bayramı bu zulümlerden kurtuluşa vesile kılar. Daha sonraki bayramlarımızı bütün Müslümanlar olarak huzur içerisinde idrak ederiz. Bu bizim en büyük temennimiz, en büyük arzumuzdur. Rabbim kurbanı ve Kurban Bayramı'nı şanına layık bir şekilde, en güzel haliyle idrak etmeyi, akrabayla, eş dostla güzel bir şekilde bir araya gelmeyi ve bayramı huzur içerisinde geçirmeyi cümlemize nasip eylesin. Her türlü kazadan, beladan, musibetten ve sıkıntıdan bizleri ve İslam alemini muhafaza eylesin. Şimdiden Kurban Bayramı'nızı tebrik ediyorum. Allah'a emanet olun." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/muftu-bekiroglu-bayramlar-dost-ve-akraba-ziyaretleriyle-anlam-kazaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/muftu-bekiroglu-bayramlar-dost-ve-akraba-ziyaretleriyle-anlam-kazaniyor.JPG" type="image/jpeg" length="79322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stockholm Sendromu nedir? İlk kez hangi olayla gündeme geldi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/stockholm-sendromu-nedir-ilk-kez-hangi-olayla-gundeme-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/stockholm-sendromu-nedir-ilk-kez-hangi-olayla-gundeme-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stockholm Syndrome, rehine veya baskı altında bulunan kişinin zamanla kendisini baskı altında tutan kişiye karşı duygusal yakınlık, empati ya da sempati geliştirmesi durumunu ifade eden psikolojik bir kavramdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu durum, mağdurun kendisine zarar veren kişiyi savunmasına kadar ilerleyebilir.</p>

<p><strong>İlk kez Stockholm’de yaşanan olayla gündeme geldi</strong></p>

<p>Sendrom adını, 1973 yılında Stockholm’de yaşanan bir banka soygunundan aldı. Banka soyguncusu Jan-Erik Olsson tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka çalışanlarının, olay sonrası soygunculara karşı sempati geliştirmesi dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rehinelerin, polis operasyonundan korktuklarını söylemeleri ve soyguncuların aleyhine ifade vermemeleri dünya çapında yankı uyandırdı.</p>

<p><strong>Psikolojik bir savunma mekanizması olarak görülüyor</strong></p>

<p>Uzmanlara göre Stockholm Sendromu, kişinin yoğun stres ve tehdit altında hayatta kalma içgüdüsüyle geliştirdiği psikolojik bir savunma mekanizması olabilir.</p>

<p>Baskı gören kişi zamanla tehdit oluşturan kişiyi “koruyucu” gibi algılamaya başlayabilir.</p>

<p><strong>Hangi durumlarda ortaya çıkabiliyor?</strong></p>

<p>Sendrom sadece rehine olaylarında değil;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Aile içi şiddet,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Taciz ve istismar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İnsan kaçırma olayları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cezaevi ve savaş ortamları gibi durumlarda da görülebiliyor.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Belirtileri nelerdir?</strong></p>

<p>Stockholm Sendromu yaşayan kişilerde şu belirtiler görülebiliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kendisine zarar veren kişiyi savunma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Küçük iyiliklere karşı aşırı minnet duyma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şiddeti veya baskıyı normal görme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sürekli baskı uygulayan kişiyi düşünme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kendisini değil, suçluyu haklı görme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kaçışın mümkün olmadığına inanma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Olaylara baskı uygulayan kişinin gözünden bakma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Psikolojik ya da fiziksel tehdidi kabullenme</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Tedavisi mümkün mü?</strong></p>

<p>Uzmanlar, sendromun tedavisinin uzun sürebileceğini belirtiyor. Tedavi sürecinde kişinin yaşadığı durumun sağlıksız ve şiddet içeren bir ilişki olduğunu fark etmesi hedefleniyor.</p>

<p>Psikolojik destek, terapi ve özgüven çalışmaları tedavinin temel parçaları arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Travmalar etkili olabiliyor</strong></p>

<p>Uzmanlara göre geçmiş travmalar, düşük özgüven ve yoğun stres altında yaşanan deneyimler Stockholm Sendromu’nun ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle psikolojik destek süreci kişiye özel planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/stockholm-sendromu-nedir-ilk-kez-hangi-olayla-gundeme-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/stockholm-sendromu-nedir-ilk-kez-hangi-olayla-gundeme-geldi-1.JPG" type="image/jpeg" length="45783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 22 Mayıs’ta neler yaşandı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-22-mayista-neler-yasandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-22-mayista-neler-yasandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[22 Mayıs (Hicri 5 Zilhicce) tarihinde Türkiye ve dünyada, siyasetten teknolojiye kadar birçok önemli olay yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1176: </strong>Selahaddin Eyyubi'ye Halep'te suikast girişiminde bulunuldu. Kimi tarihçilere göre suikast girişimi, Hasan Sabbah’ın Fedailer adlı örgütü tarafından gerçekleştirilmiştir.</p>

<p><strong>1766: </strong>Marmara Denizi'nin doğusunda İstanbul’da büyük bir deprem meydana geldi. Deprem İzmit'ten Tekirdağ'a kadar uzanan geniş bir alanda etkili oldu, 4 bin'den fazla kişi de hayatını kaybetti.</p>

<p><strong>1927: </strong>Çin'in Xining (Sîning) vilayetinde meydana gelen depremde Yaklaşık 200.000 kişi hayatını kaybetti.</p>

<p><strong>1932: </strong>Ağrı Dağı ayaklanmasına katıldığı iddiası ile 34 kişi hakkında idam kararı verildi. O dönemin keyfi uygulamalarına direnen halk, İstiklal Mahkemeleri’nin acımasız kararlarına maruz kalıyor ve çoğu kez yargılanması sonra yapılmak üzere, idamlarına karar veriliyordu.</p>

<p><strong>1955</strong>: 1877-1878 Erzurum Savaşı'nda Ruslara karşı çatışmalara katılan kadın kahramanlarımızdan Nene Hatun vefat etti.<br />
Nene Hatun, İslam’ın izzet ve şerefini muhafaza eden kadın bir bayraktar idi. Sonraları İslam’ın bu onurlu kadın örneğini, Müslüman kadınların ifsadı için yozlaştırma gayreti içine girilmişse de tüm zamanlarda İslam Ümmeti, izzet mücadelesini veren bu kadınları, bağrından çıkarmaya devam etmiştir.</p>

<p><strong>1960: </strong>Haberleşmeye sansür koyan Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, beş kişinin bir araya gelerek dolaşmasını yasakladı. Ankara'da mektup ve telgrafa sansür kondu.</p>

<p><strong>1960: </strong>Şili’de Richter (Rihter) ölçeğine göre 9, 5 büyüklüğündeki depremde 6 bin insan hayatını kaybetti. Bugüne kadar ölçülmüş en şiddetli deprem olarak kayıtlara geçen depremin merkez üssü, Valdivia (Valdivya) şehridir. Deprem ayrıca Okyanus’ta yayılan tsunamiye sebebiyet vermiştir.</p>

<p><strong>1971:</strong> Bingöl'de, 6,7 büyüklüğündeki depremde 878 kişi hayatını kaybetti, 700 kişi yaralandı, 9 bin 111 bina hasar gördü veya yıkıldı.</p>

<p><strong>1980</strong>: Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgaline karşı çıkmak amacıyla Moskova Olimpiyatları’nı protesto eden ABD’nin çağrısına uyan Bakanlar Kurulu, Türkiye'nin de olimpiyatlara katılmaması yönünde karar aldı. ABD’nin o günkü insancıl gibi görünen çağrısının, aslında soğuk savaşın stratejik adımlarından biri olduğu, ABD güçlerinin Afganistan’ı, yıllar sonra en kanlı ve hunhar bir şekilde işgal etmesiyle ortaya çıkacaktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1995:</strong> Danıştay, eski bakan ve iş adamı, DYP Milletvekili Cavit Çağlar’ın vergi kaçakçılığı suçundan cezalandırılmasını karara bağladı.</p>

<p><strong>2016</strong>: Güney Asya ülkelerinden Bangladeş’i kasırga vurdu! Şiddetli fırtına ve yağmur 24 kişinin ölümüne 500 bin kişinin tahliye edilmesine neden oldu.</p>

<p><strong>2020</strong>: LAHOR’DAN KARAÇİ'YE GİDEN PAKİSTAN ULUSLARARASI HAVAYOLLARI UÇAĞI YERLEŞİM BÖLGESİNE DÜŞTÜ. KAZADA UÇAKTA BULUNAN 99 YOLCU VE 8 MÜRETTEBAT 107 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ. (PAKİSTAN'DA YOLCU UÇAĞI DÜŞTÜ)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-22-mayista-neler-yasandi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2024/12/stok-foto/tarihte-bugun/tarihte-bugun5.jpg" type="image/jpeg" length="88145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siirt mutfağı kültürel miras ve gastronomi değeriyle tanıtıldı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/siirt-mutfagi-kulturel-miras-ve-gastronomi-degeriyle-tanitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/siirt-mutfagi-kulturel-miras-ve-gastronomi-degeriyle-tanitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt’te "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında düzenlenen etkinlikte, kentin gastronomi kültürü, tarihi birikimi ve sürdürülebilir mutfak anlayışı ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siirt Tarım ve Orman Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda konuşan Siirt Kültür ve Turizm Müdürü Sabahattin Genç, Siirt’in Mezopotamya ve Anadolu’nun izlerini taşıyan kadim bir medeniyet merkezi olduğunu söyledi.</p>

<p>Genç, “İlimiz, Mezopotamya ve Anadolu'nun izlerini taşıyan, sayısız uygarlığa ev sahipliği yapmış köklü geçmişi, zengin tarihsel birikimi, doğal güzellikleri, gastronomisi ve inanç turizmiyle çok zengin bir medeniyet dokusuna sahiptir. Bu topraklardan geçen her medeniyet, kültür heybesinde bir iz bırakmıştır.” dedi.</p>

<p>"Türk Mutfağı Haftası" etkinliklerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleştirildiğini belirten Genç, “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabından hareketle hayata geçirilen etkinlikler, 21-27 Mayıs tarihleri arasında kutlanmaktadır. Bu yılın teması olan ‘Bir Sofrada Miras’, ortak mutfak mirasımıza işlenmiş hikâyeleri, kültürü, gelenekleri ve birikimi öne çıkarmaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/Dtn5HM7nK5U" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/Dtn5HM7nK5U"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/Dtn5HM7nK5U?wmode=transparent&amp;jqoemcache=qVdCM" title="https://youtu.be/Dtn5HM7nK5U" width="425"></iframe></div>

<p><strong>“Mezopotamya mutfağı bütün mutfakların atasıdır”</strong></p>

<p>Siirt Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Dr. Mehmet Nuri Sevgin ise Mezopotamya mutfağının dünya mutfaklarının temelini oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Sevgin, “Türk mutfağından ziyade Anadolu mutfağı çok daha kapsamlıdır. Mezopotamya mutfağı ise bütün mutfakların atası sayılır. Çünkü ilk yerleşik hayat ve ilk yemek kültürü bizim bölgemizde başlamıştır. Daha sonra bu kültür Anadolu ve Asya mutfağı olarak ikiye ayrılmıştır.” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asya mutfağının Çin ve Hindistan mutfaklarına dönüştüğünü ifade eden Sevgin, Anadolu mutfağından ise Mısır, İran, Roma, Fransız ve İtalyan mutfaklarının doğduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“Siirt mutfağı yalnızca yemek listesi değildir”</strong></p>

<p>Siirt Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Dr. Serkan Gün de bir şehir mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığını belirterek, bunun aynı zamanda kültürel hafızayı yansıttığını kaydetti.</p>

<p>Gün, “Bir şehir mutfağı çoğu zaman o şehrin tarihini, coğrafyasını, inanç dünyasını, üretim biçimini ve misafirperverlik anlayışını aynı sofrada gösterir. Siirt mutfağı da yalnızca basit bir yemek listesi değildir.” dedi.</p>

<p>Büryan, perde pilavı, kitel, Pervari balı, Siirt fıstığı, Tillo hariresi ve bıttım gibi ürünlerin kültürel değer taşıdığına dikkat çeken Gün, bunların her biri bir coğrafyanın, üretim biçiminin, ustalık bilgisinin ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu söyledi.</p>

<p>Gastronomide asıl önemli olanın ürünlerin arkasındaki hikâyeyi doğru anlatabilmek olduğunu vurgulayan Gün, “Bir turist Siirt’e geldiğinde büryanı sadece yerel bir yemek olarak tatmamalı, onun kuyu ateşinde pişirme tekniğini, sabah tüketilme geleneğini ve ustalık kültürünü de hissedebilmelidir.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Perde pilavının da yalnızca özel gün yemeği olmadığını ifade eden Gün, bunun aileyi, bereketi, misafirperverliği ve ev içi emeği temsil eden kültürel bir simge olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“Sürdürülebilirlik kültürün korunmasıyla mümkündür”</strong></p>

<p>Siirt Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Dr. Abdulkadir Uyrun ise gastronomide sürdürülebilirlik kavramının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uyrun, “Sürdürülebilirlik, enerjiden tarihi kalıntılara kadar birçok alanda kullanılan önemli bir kavram haline gelmiştir. Gastronomi alanında da aynı şekilde sürdürülebilirlik anlayışı benimsenmiş ve hem üretim hem de tüketim süreçlerinde buna yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.” dedi.</p>

<p>Gıda israfının artması ve bazı kimyasalların çevresel zararlarının sürdürülebilirliği ön plana çıkardığını belirten Uyrun, geleneksel üretim yöntemlerinin korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Uyrun, “Geleneksel üretim yöntemleri hem çevresel dengeyi koruyacak hem yerel üreticiyi destekleyecek hem de gelecek nesillerin perde pilavının hikâyesini ve büryanın pişirme kültürünü anlayabilmesine katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Siirt</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/siirt-mutfagi-kulturel-miras-ve-gastronomi-degeriyle-tanitildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/siirt-mutfagi-kulturel-miras-ve-gastronomi-degeriyle-tanitildi.JPG" type="image/jpeg" length="61880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Porto Rikolu Sendromu nedir? Psikolojik etkileri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/porto-rikolu-sendromu-nedir-psikolojik-etkileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/porto-rikolu-sendromu-nedir-psikolojik-etkileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Porto Rikolu Sendromu olarak bilinen durum, psikolojide “Ataque de Nervios” adıyla tanımlanan kültüre özgü bir davranışsal ve duygusal tepki biçimidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak Porto Riko ve Latin toplumlarında dikkat çektiği için bu isimle anılmıştır. Türkçeye genellikle “sinir krizi” veya “öfke nöbeti” şeklinde çevrilmektedir.</p>

<p>Uzmanlara göre bu durum, yoğun stres, travma, aile içi çatışma veya büyük psikolojik baskılar sonrasında ortaya çıkabilmektedir. Kişi, dürtülerini kontrol etmekte zorlanabilir ve ani öfke patlamaları yaşayabilir.</p>

<p><strong>Ani öfke ve saldırganlık görülebiliyor</strong><br />
Sendromla ilişkilendirilen belirtiler arasında kontrolsüz öfke, bağırma, ağlama krizleri, çevreye zarar verme ve saldırgan davranışlar yer alıyor. Bazı kişilerde aniden kavga çıkarma eğilimi, fiziksel saldırı veya eşyaları kırıp dökme gibi davranışlar görülebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Psikolojik etkileri dikkat çekiyor</strong><br />
Uzun süre devam eden vakalarda kişide farklı psikolojik rahatsızlıkların gelişebileceği belirtiliyor. Özellikle yoğun stres altında olan bireylerde panik, korku, kaygı ve kontrol kaybı hissinin arttığı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Belirtileri neler?</strong><br />
Araştırmalarda öne çıkan belirtiler şu şekilde sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kontrol edilemeyen ağlama ve öfke nöbetleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çığlık atma, titreme ve aşırı sinirlilik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nesneleri kırma veya çevreye zarar verme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sözlü ve fiziksel saldırgan davranışlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bayılma ve kısa süreli bilinç değişiklikleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şiddetli kaygı, boğulma hissi ve ölüm korkusu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bazı vakalarda görsel veya işitsel halüsinasyonlar</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Travmalar tetikleyebiliyor</strong><br />
Uzmanlar, sevilen bir kişinin kaybı, aile içi çatışmalar, göç, ekonomik sorunlar veya ağır stres durumlarının bu tür atakları tetikleyebileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Uzman desteği önemli</strong><br />
Psikolojik belirtilerin yoğunlaşması durumunda uzman desteği alınmasının önemli olduğu vurgulanıyor. Ruh sağlığı uzmanları tarafından uygulanacak terapi ve tedavi yöntemleriyle belirtilerin kontrol altına alınabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/porto-rikolu-sendromu-nedir-psikolojik-etkileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/porto-rikolu-sendromu-nedir-psikolojik-etkileri-nelerdir.jpg" type="image/jpeg" length="81208"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
