<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/kultur" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 21 Sep 2026 20:03:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/kultur"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Deniz hukukunda önemli kavram: Kıta sahanlığı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/deniz-hukukunda-onemli-kavram-kita-sahanligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/deniz-hukukunda-onemli-kavram-kita-sahanligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıta sahanlığı, jeolojik açıdan bir ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki doğal uzantısı olarak tanımlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıyı devletleri, kıta sahanlığında deniz yatağı ve toprak altında bulunan doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi konusunda belirli egemen haklara sahip oluyor.</p>

<p><strong>Kıta sahanlığının genişliği ne kadar?</strong></p>

<p>Kıta sahanlığının genişliği bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Jeolojik açıdan ortalama genişliğinin yaklaşık 75 kilometre olduğu kabul ediliyor. Çoğu bölgede kara kütlesinin deniz sınırından sonraki doğal uzantısı şeklinde devam eden kıta sahanlığı, genellikle 150 metreden fazla olmayan derinliklere sahip sığ deniz alanlarından oluşuyor.</p>

<p>Dünyanın en geniş kıta sahanlığı Sibirya kıta sahanlığı olarak biliniyor. Yaklaşık 1.500 kilometre genişliğe ulaşan Sibirya kıta sahanlığının yanı sıra Kuzey Denizi ve Basra Körfezi de geniş kıta sahanlıklarının bulunduğu bölgeler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Kıta sahanlığı nasıl belirleniyor?</strong></p>

<p>Kıta sahanlığı uluslararası deniz hukukunda hem jeolojik hem de hukuki kriterler dikkate alınarak belirleniyor.</p>

<p>Uluslararası Adalet Divanı'nın 1969 tarihli kararında kıta sahanlığı, kıyı devletinin ülkesinin veya ülkesel egemenliğinin açık deniz altındaki devamı ya da doğal uzantısı olarak değerlendirildi.</p>

<p>Kıyı devletlerinin kıta sahanlığı üzerindeki haklarını kullanabilmesi için ayrıca bir ilan yapılması gerekmiyor.</p>

<p><strong>200 deniz mili kuralı nedir?</strong></p>

<p>1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre kıta sahanlığı, kıyı devletinin karasularının devamında kıta kenarının dış sınırına kadar uzanan deniz yatağı ve toprak altını kapsıyor.</p>

<p>Kıta kenarının dış sınırının 200 deniz milinden daha kısa olması halinde kıyı devletinin kıta sahanlığı, esas hatlardan itibaren 200 deniz miline kadar uzanabiliyor.</p>

<p>Kıyı devleti bu bölgede deniz yatağı ve toprak altında bulunan doğal kaynaklar üzerinde egemen haklara sahip oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>350 deniz mili sınırı ne zaman uygulanıyor?</strong></p>

<p>Kıta kenarının dış sınırının 200 deniz milini aşması durumunda, belirli hukuki ve jeolojik şartlar çerçevesinde kıta sahanlığının dış sınırı esas hatlardan itibaren en fazla 350 deniz miline kadar belirlenebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kıta sahanlığının sınırı her ülke için aynı mesafede bulunmuyor. Deniz tabanının jeolojik yapısı ve uluslararası deniz hukuku kapsamında belirlenen kriterler, sınırın tespitinde belirleyici oluyor.</p>

<p><strong>Kıta sahanlığı kavramı ne zaman ortaya çıktı?</strong></p>

<p>Kıta sahanlığı kavramının uluslararası hukukta ortaya çıkışı 1945 yılına dayanıyor. ABD Başkanı Harry Truman tarafından yayımlanan Truman Bildirisi ile ABD'nin kıta sahanlığında bulunan deniz altındaki doğal kaynaklar üzerindeki hakları ilan edildi.</p>

<p>Bu gelişmenin ardından kıta sahanlığı kavramı uluslararası alanda giderek benimsendi ve deniz hukukunun önemli kavramlarından biri haline geldi.</p>

<p>Günümüzde kıta sahanlığı, özellikle deniz yatağı ve toprak altında bulunan petrol, doğal gaz ve diğer doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi bakımından kıyı devletleri açısından büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/deniz-hukukunda-onemli-kavram-kita-sahanligi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/09/deniz-hukukunda-onemli-kavram-kita-sahanligi.jpg" type="image/jpeg" length="54784"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadayıf dolması nasıl yapılır? İşte geleneksel lezzetin özellikleri]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kadayif-dolmasi-nasil-yapilir-iste-geleneksel-lezzetin-ozellikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kadayif-dolmasi-nasil-yapilir-iste-geleneksel-lezzetin-ozellikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma (KUDAKA), Erzurum'un kadim kültürü ve yöresel lezzetlerini tanıtmaya yönelik paylaşımlarını sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KUDAKA'nın paylaşımında, Erzurum Kadayıf Dolması'nın ince tel kadayıfın ceviz içiyle buluşturulmasıyla hazırlandığı belirtildi. Özenle sarılan kadayıfın yumurtaya bulanarak kızgın yağda kızartıldığı, ardından şerbetle buluşturularak eşsiz bir tatlıya dönüştüğü ifade edildi.</p>

<p>Geleneksel üretim kültürünün izlerini taşıyan Kadayıf Dolması'nın yalnızca bir tatlı olmadığı vurgulanan paylaşımda, lezzetin ustalık, emek ve kuşaktan kuşağa aktarılan Anadolu mirasının sofradaki yansıması olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>"Ustalık ve sabır gerektiriyor"</strong></p>

<p>KUDAKA'nın paylaşımında Kadayıf Dolması'nın hazırlanışındaki inceliklere de dikkat çekildi. İnce tel kadayıfın özenle seçilen ceviz içiyle sarıldığı, yumurtaya bulanıp kızgın yağda kızartıldıktan sonra şerbetle buluşturulduğu aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geleneksel hazırlama yönteminin tatlıya dışı çıtır, içi ise yumuşak kendine özgü bir doku kazandırdığı ifade edildi. Bu yöntemin ustalık ve sabır gerektirdiği belirtildi.</p>

<p><strong>Coğrafi işaretle korunuyor</strong></p>

<p>Coğrafi işaretle korunan Erzurum Kadayıf Dolması'nın her lokmasında Erzurum'un mutfak ustalığını ve paylaşma kültürünü taşıdığına dikkat çekildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kadayif-dolmasi-nasil-yapilir-iste-geleneksel-lezzetin-ozellikleri</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/09/kadayif-dolmasi-nasil-yapilir-iste-geleneksel-lezzetin-ozellikleri.jpg" type="image/jpeg" length="36151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Men dakka dukka ne demek? Anlamı ve hikayesi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/men-dakka-dukka-ne-demek-anlami-ve-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/men-dakka-dukka-ne-demek-anlami-ve-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arapça bir deyiş olan "Men dakka dukka", kişinin yaptığı davranışların karşılığını bir gün mutlaka göreceğini anlatan bir sözdür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Men dakka dukka", "Birinin kapısını çalanın kapısı çalınır" anlamına gelir. Buradaki "kapı çalmak" ifadesi, kişinin hayatı boyunca yaptığı davranışları temsil eder.</p>

<p>Bir insan başkalarına iyilik yaparsa iyilikle, kötülük yaparsa kötülükle karşılaşabilir. Sözün temelinde, herkesin yaptığı davranışların karşılığını er ya da geç göreceği düşüncesi bulunur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arapçada "dakk" kapı çalmak anlamına gelirken, "dakka" kapı çalan, yapan veya eden; "dukka" ise kapısı çalınan ya da maruz kalınan anlamında kullanılır.</p>

<p><strong>Men dakka dukka nasıl kullanılır?</strong></p>

<p>Bir kişinin yaptığı davranışların günün birinde kendisine döneceğini anlatmak için "Men dakka dukka" sözü kullanılır.</p>

<p>Türkçede bu sözle benzer anlam taşıyan "Ne ekersen onu biçersin", "Etme bulma dünyası", "Gülme komşuna, gelir başına", "Çalma kapımı, çalarlar kapını" ve "Kötülük eden kötülük bulur" gibi ifadeler de bulunuyor.</p>

<p><strong>Men dakka dukka hikayesi</strong></p>

<p>"Men dakka dukka" sözünün anlatıldığı hikayelerden biri, Halife Harun Reşit ile bahçıvanı arasında geçiyor.</p>

<p>Rivayete göre Halife Harun Reşit'in bir bahçesi ve bahçede çok sevdiği bir gül fidanı varmış. Bir gün bahçıvanına, fidanı gözünden sakınmasını ve güzel bir gül açtığında kendisine haber vermesini söylemiş.</p>

<p>Bahçıvan, fidanla büyük bir özenle ilgilenmiş. Geceleri dahi gidip kontrol ettiği fidan zamanla tomurcuklanmaya başlamış. Tomurcuklardan biri diğerlerinden daha güzelmiş ve sonunda göz alıcı bir gül açmış.</p>

<p>Bahçıvan, büyük bir sevinçle halifeye haber vermek için hazırlanırken bir kuş gülün üzerine konarak yapraklarını gagalamaya başlamış. Bahçıvan kuşu uzaklaştırmaya çalışsa da çiçek zarar görmekten kurtulamamış.</p>

<p>Yaşananları gözyaşları içinde Harun Reşit'e anlatan bahçıvana halife yalnızca "Men dakka dukka" demiş.</p>

<p><strong>Kuş ve yılan olayı</strong></p>

<p>Aradan bir süre geçtikten sonra bahçıvan, aynı kuşun bahçede bir yılan tarafından öldürüldüğünü görmüş. Durumu halifeye anlatmış. Harun Reşit yine aynı sözle karşılık vermiş:</p>

<p>"Men dakka dukka!"</p>

<p>Bir süre sonra bahçıvan bahçede dolaşırken aynı yılanla karşılaşmış. Yılanın kendisini sokmasından korkan bahçıvan, elindeki kürekle yılanı öldürmüş. Bu olayı da halifeye anlatmış ve yine aynı cevabı almış:</p>

<p>"Men dakka dukka!"</p>

<p><strong>Hikayenin verdiği mesaj</strong></p>

<p>Bahçıvan, yaşananların ardından "Eden bulur, ettiğini bulma sırası bana geldi" diye düşünmüş. Nitekim bir süre sonra istemeden kötü bir davranışta bulunmuş ve Halife Harun Reşit tarafından cezalandırılmış.</p>

<p>Cezanın ardından halifenin huzuruna çıkarılan bahçıvan, kendisine haksızlık yapıldığını düşünmediğini söylemiş. Ancak halifeye, kendisine uygulanan cezanın ardından "Ettiğini bulma sırası size de gelecek" diyerek daha önce duyduğu sözü hatırlatmış:</p>

<p>"Men dakka dukka..."</p>

<p>Hikayede verilmek istenen temel mesaj, insanın yaptığı iyilik veya kötülüğün bir gün kendisine dönebileceğidir. Bu yönüyle "Men dakka dukka", Türkçedeki "Ne ekersen onu biçersin" atasözüyle yakın anlam taşır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/men-dakka-dukka-ne-demek-anlami-ve-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/men-dakka-dukka-ne-demek-anlami-ve-hikayesi.jpg" type="image/jpeg" length="18010"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Empati neden önemli? Faydaları nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/empati-neden-onemli-faydalari-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/empati-neden-onemli-faydalari-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Empati, en basit ifadeyle kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygu, düşünce ve içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmasıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Empati kuran kişi, olaylara yalnızca kendi bakış açısından değil, karşısındaki kişinin gözünden de bakmaya çalışır. Bu sayede insanların davranışlarının altında yatan duygu ve düşünceleri anlamak kolaylaşır.</p>

<p><strong>Empati nasıl kurulur?</strong></p>

<p>Empatinin tam olarak gerçekleşmesi için üç temel unsur bulunur. Öncelikle kişi kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Ardından karşısındaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru anlamaya çalışmalı ve son olarak onu anladığını ifade etmelidir.</p>

<p>Empati yeteneğini geliştirmek için açık uçlu sorular sormak, hızlı yargılardan kaçınmak, farklı bakış açılarını anlamaya çalışmak ve kişinin kendi duygu ve davranışlarını da değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Özellikle çocukluk döneminde empati gelişiminde ailenin tutumu büyük önem taşır. Ebeveynlerin çocuklara empatik davranışlarla model olması, davranışların başkaları üzerindeki etkilerini anlatması ve çocukların duygu ve sorunlarını ifade etmelerini desteklemesi empati gelişimine katkı sağlar.</p>

<p><strong>Empatinin faydaları</strong></p>

<p>Empati, insanlar arasındaki iletişimin güçlenmesine yardımcı olur. Yanlış anlaşılmaların azalmasını, güven ve samimiyet ortamının oluşmasını sağlar. Sorunların daha kolay dile getirilmesine ve daha hızlı çözüm bulunmasına katkıda bulunurken, daha sağlıklı ve anlamlı ilişkilerin kurulmasına da yardımcı olur.</p>

<p>Aile içerisinde empati kurulması da bireylerin birbirlerinin duygu ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarını sağlar. Böylece çatışmaların ve kırgınlıkların azalması mümkün olabilir.</p>

<p>Bununla birlikte empati yeteneğinin kötü amaçlarla kullanılması, karşıdaki kişinin duygularını anlamaktan yararlanarak onu yönlendirme ve manipüle etme şeklinde de ortaya çıkabilir.</p>

<p><strong>Empati nasıl geliştirilir?</strong></p>

<p>Empati geliştirmek isteyen yetişkinler için farklı bakış açılarını anlamaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Kişinin önce kendi duygularını tanıması, ardından kendisiyle diğer insanlar arasındaki benzerliklere odaklanması faydalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rol yapma ve farklı rollere bürünme çalışmaları, olaylara başka insanların perspektifinden bakmayı kolaylaştırabilir. Başkalarının bakış açısını hayal etmeye yönelik düzenli pratik yapmak ve empatik davranan kişileri model almak da bu becerinin gelişmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Empati, doğuştan gelen temellere sahip olmakla birlikte yaşam boyunca geliştirilebilen bir yetenektir. Özellikle çocukların yetiştirilme biçimi, sosyal çevre ve kişinin kendi davranışlarını sorgulaması empati becerisinin gelişiminde etkili olur.</p>

<p><strong>Bir halk masalında empati</strong></p>

<p>Empatinin önemini anlatan halk masallarından birinde, gök gürlediğinde yere yatan ve göğün yıkılmaması için ayaklarını havaya kaldıran bir serçeden söz edilir. Serçe, korkusundan "kırk kantar yağının eridiğini" söyler. Ona, kendisinin birkaç dirhem bile gelmediği hatırlatıldığında ise herkesin kendine göre bir ölçüsü olduğunu ifade eder.</p>

<p>Masalın verdiği mesaj, her insanın ve canlının olaylara kendine özgü bir bakış açısıyla yaklaştığıdır. Dışarıdan bakıldığında anlam veremediğimiz davranışların, karşımızdaki kişinin yaşadığı duygu ve düşünceler açısından farklı bir anlamı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle empati, yalnızca karşımızdaki kişinin ne hissettiğini anlamak değil, olaylara onun gözünden bakmaya çalışmak ve davranışlarının arkasındaki nedenleri kavramaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/empati-neden-onemli-faydalari-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/empati-neden-onemli-faydalari-nelerdir.JPG" type="image/jpeg" length="51724"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Davranışların sana geri dönüyorsa nedeni bu olabilir]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/davranislarin-sana-geri-donuyorsa-nedeni-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/davranislarin-sana-geri-donuyorsa-nedeni-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bumerang, özellikle Avustralya yerlileri Aborjinler tarafından avlanma ve savunma amacıyla kullanılan, yassı kesitli ve eğri bir sopa olarak biliniyor. Genellikle akasya ve okaliptüs gibi sert ağaçlardan yapılan bumerangların boyu 40-90 santimetre arasında değişiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya yerlileri Aborjinlerle özdeşleşen bumerang, yüzyıllardır avlanma ve savunma amacıyla kullanılan, kendine özgü şekli ve uçuş özelliğiyle dikkat çeken bir araç olarak biliniyor. Günümüzde ise yalnızca geleneksel bir araç olarak değil, spor amacıyla da kullanılıyor.</p>

<p>Bumerangın fiziksel özelliğinden doğan "bumerang etkisi" kavramı ise sosyal yaşamda farklı bir anlam taşıyor. Bir kişinin yaptığı davranışın veya ortaya koyduğu bir girişimin beklenmedik biçimde kendisine geri dönmesini anlatan bu kavram, sosyal psikolojide de kullanılan ifadeler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Bumerang nasıl bir araçtır?</strong></p>

<p>Bumerang, genellikle akasya ve okaliptüs gibi sert ağaçlardan yapılan, yassı kesitli ve eğri bir sopa şeklindedir. Boyları yaklaşık 40 ila 90 santimetre arasında değişebilir. Kolları arasındaki açı genellikle 90 dereceden büyüktür.</p>

<p>Bumerangların tamamı fırlatıldığı noktaya geri dönmez. Bazı türleri düz bir çizgiye yakın şekilde ilerlerken bazıları havada dairesel bir yörünge çizerek yeniden fırlatıldığı noktaya yaklaşır.</p>

<p>Geri dönen bumeranglar, kendi eksenleri etrafında döndürülerek fırlatılır. Dönme hareketi, bumerangın havada dengeli kalmasına yardımcı olur. Aerodinamik yapısı sayesinde de havada ilerlerken kaldırma kuvvetinden yararlanır.</p>

<p><strong>Bumerang neden geri döner?</strong></p>

<p>Bumerangın geri dönmesini sağlayan temel unsurlar arasında dönme hareketi, aerodinamik yapı ve kaldırma kuvveti bulunur.</p>

<p>Bumerang havada ilerlerken aynı zamanda kendi ekseni etrafında döner. Üst ve alt kolların havaya göre hızları aynı olmadığı için iki kolda farklı kaldırma kuvvetleri oluşur. Bu durum bumerangın uçuş yönünü zaman içerisinde değiştirir.</p>

<p>Sağ elle fırlatılan geri dönüşlü bumeranglar genellikle sağ tarafa doğru eğimli şekilde atılır. Uçuş sırasında oluşan aerodinamik etkiler nedeniyle bumerang zamanla sola doğru kavis çizerek başlangıç noktasına doğru yönelir.</p>

<p>Bu nedenle bumerangın geri dönmesi, yalnızca eğri şekline bağlı değildir. Dönme hareketi ve aerodinamik kuvvetlerin birlikte oluşturduğu fiziksel etkiler, bumerangın dairesel bir yörünge izlemesinde önemli rol oynar.</p>

<p><strong>Bumerang etkisi ne demek?</strong></p>

<p>"Bumerang etkisi" günlük hayatta, kişinin gerçekleştirdiği bir davranışın veya ortaya koyduğu bir girişimin beklenmedik şekilde dönüp kendisini etkilemesi anlamında kullanılır.</p>

<p>Özellikle toplumsal ve siyasal olaylarda, bir girişimin hedeflenen sonucu vermek yerine girişimi yapan kişi veya gruba zarar vermesi bumerang etkisi olarak ifade edilebilir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle bumerang etkisi, "hedefe ulaşmayan bir etkinin geri dönerek kaynağını etkilemesi" şeklinde açıklanabilir.</p>

<p>Örneğin bir kişinin başkasını küçük düşürmek amacıyla yaptığı bir davranış, beklenmedik bir tepki sonucunda kişinin kendisinin toplum içinde zor durumda kalmasına yol açabilir. Benzer şekilde bir kurumun veya yönetimin uyguladığı bir politikanın, hedeflenen sonucu vermek yerine tam tersine kendi aleyhine sonuç doğurması da bumerang etkisine örnek gösterilebilir.</p>

<p><strong>Hayatın yankısı olarak bumerang etkisi</strong></p>

<p>Bumerang etkisini anlatmak için halk arasında sıkça kullanılan bir hikaye de bulunuyor.</p>

<p>Hikayeye göre bir adam ve oğlu ormanda yürürken çocuk düşüp canının acısıyla bağırır. Dağdan aynı sesin geri geldiğini duyunca şaşırır. Çocuk daha sonra "Sen kimsin?" diye bağırır ve aynı soruyla karşılık alır.</p>

<p>Bunun üzerine öfkelenerek "Sen bir korkaksın" diye bağırır. Dağdan yine aynı sözler gelir. Çocuk ne olduğunu anlayamaz ve babasına sorar.</p>

<p>Babası ise oğluna farklı sözler söylemesini ister. Dağa "Sana hayranım" ve "Sen muhteşemsin" diye bağırdığında aynı olumlu ifadelerin kendisine geri döndüğünü görür.</p>

<p>Baba, oğluna bunun yankı olduğunu anlatır ve hikayenin mesajını hayatla ilişkilendirir. İnsanların çevrelerine verdikleri davranışların çoğu zaman çeşitli biçimlerde kendilerine geri dönebileceği vurgulanır.</p>

<p>Bu anlatımda sevgi gösteren kişinin sevgi görmesi, saygı bekleyen kişinin başkalarına saygılı davranması ve anlayış isteyen kişinin karşısındaki insanlara anlayış göstermesi gerektiği ifade edilir.</p>

<p><strong>Davranışların geri dönüşü</strong></p>

<p>Bumerang etkisinin sosyal hayattaki karşılığı, insanların yaptıkları davranışların sonuçlarından tamamen bağımsız olmadıkları düşüncesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir kişiye karşı sürekli öfke, küçümseme veya düşmanlık gösteren birinin zamanla aynı tutumlarla karşılaşması mümkün olabilir. Bunun tersine, çevresine anlayış, saygı ve yardım sunan kişilerin de olumlu ilişkiler geliştirme ihtimali artabilir.</p>

<p>Bu nedenle bumerang etkisi yalnızca fiziksel olarak geri dönen bir aracın hikayesi değildir. Kavram, insanların attıkları adımların ve sergiledikleri davranışların zaman içerisinde farklı biçimlerde kendilerine geri dönebileceğini anlatan güçlü bir benzetme olarak da kullanılıyor.</p>

<p><strong>Bumerang kelimesinin kökeni</strong></p>

<p>"Bumerang" kelimesi İngilizcedeki "boomerang" sözcüğünden geliyor. Sözcüğün Avustralya'nın Port Jackson bölgesinde yaşayan yerlilerin dilinden İngilizceye geçtiği ve 1823 dolaylarında İngilizcede kayda geçtiği belirtiliyor.</p>

<p>Bugün bumerang, Avustralya'nın yerli kültürüyle özdeşleşmiş sembollerden biri olmasının yanı sıra, farklı ülkelerde spor ve eğlence amacıyla da kullanılan bir araç olarak biliniyor.</p>

<p>Fizikteki uçuş hareketinden sosyal yaşamdaki davranışların sonuçlarına kadar uzanan "bumerang etkisi" ise temel olarak şu düşünceyi ifade ediyor: Bir davranış veya girişim, beklenen sonuca ulaşmadığında veya ters sonuç doğurduğunda, etkisi dönüp kaynağını da vurabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/davranislarin-sana-geri-donuyorsa-nedeni-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/davranislarin-sana-geri-donuyorsa-nedeni-bu-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="35152"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asri mezarlık nedir? Asri mezarlığa kimler gömülür?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-asri-mezarliga-kimler-gomulur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-asri-mezarliga-kimler-gomulur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Asri mezarlık, ölen kişinin dinine bakılmaksızın farklı kişilerin defnedilebildiği, bazı bölümlerinde kimsesizlerin ve şehitlerin de yer aldığı modern mezarlıklara verilen isimdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Asri" kelimesinin kökeni Arapçaya dayanıyor ve "asır" kelimesinden türediği kabul ediliyor. "Asr" kelimesi "zaman" anlamına gelirken, buna nispet eki getirilmesiyle oluşan "asrî" kelimesi çağdaş, modern ve yeni anlamlarını taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle asri mezarlık ifadesi, çağdaş anlayışla oluşturulan yeni mezarlıkları tanımlamak için kullanılıyor.</p>

<p><strong>Asri mezarlık terimi neden kullanıldı?</strong></p>

<p>Cumhuriyet'in ilanından sonra birçok alanda olduğu gibi mezarlıkların düzenlenmesi ve mimarisinde de değişiklikler yaşandı. Osmanlı döneminden kalan tarihi mezarlıklarda Osmanlıca kitabeler, kavuklu ve fesli mezar taşları bulunurken, Cumhuriyet döneminde şehirlerin gelişmesiyle birlikte yeni mezarlık alanları oluşturuldu.</p>

<p>Özellikle şehir merkezlerinde kalan bazı tarihi mezarlıklar kaldırılırken, ihtiyaç duyulan bölgelerde yeni mezarlıklar açıldı. Bu yeni mezarlıklar "asri mezarlık" olarak adlandırıldı.</p>

<p>Asri mezarlıklarda kabirlerin içinin beton duvarlarla örülmesi ve üzerlerinin beton kapaklarla kapatılması gibi uygulamalar görüldü. Bazı kabirler birden fazla defin yapılabilecek şekilde düzenlendi. Mezarların dış görünüşlerinde ise farklı kâgir malzemeler kullanıldı.</p>

<p><strong>Kimler asri mezarlığa gömülür?</strong></p>

<p>Asri mezarlıkların temel özelliği, belirli bir din veya toplumsal gruba özel olmamasıdır. Bu nedenle farklı kişilerin defnedilebildiği mezarlıklar olarak kullanılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı asri mezarlıklarda kimsesizler ve şehitler için ayrılan özel bölümler de bulunuyor. Bu yönüyle asri mezarlıklar, toplumun farklı kesimlerinden kişilerin defnedilebildiği mezarlıklar arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Türkiye'deki ilk asri mezarlık</strong></p>

<p>Türkiye'de oluşturulan ilk asri mezarlığın, 1935 yılında faaliyete geçen Ankara'daki Cebeci Asri Mezarlığı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Cebeci Asri Mezarlığı'nın ardından İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin birçok kentinde benzer mezarlıklar oluşturuldu. Asri mezarlık ifadesi de zamanla modern şehir mezarlıklarını tanımlamak için yaygın şekilde kullanılmaya başlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/asri-mezarlik-nedir-asri-mezarliga-kimler-gomulur</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/asri-mezarlik-nedir-asri-mezarliga-kimler-gomulur.webp" type="image/jpeg" length="92962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geleneksel lezzet 'babukko' yeniden sofralarda]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/geleneksel-lezzet-babukko-yeniden-sofralarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/geleneksel-lezzet-babukko-yeniden-sofralarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zengin yemek kültürüyle öne çıkan Erzincan'da, geçmişten günümüze ulaşan yöresel lezzetlerden babukko, geleneksel yapısı korunarak modern dokunuşlarla yaşatılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan'ın yöresel yemeklerinden babukko, az sayıda malzemeyle hazırlanmasıyla dikkat çekiyor. Un, su, süt, yağ ve tuzla hazırlanan hamur yoğrulduktan sonra fırında pişiriliyor.</p>

<p>Pişen babukkonun üst kısmı alınarak ufalanıyor. Ardından bol tereyağlı ve sarımsaklı yoğurtla hazırlanan harç üzerine eklenerek servis ediliyor. Yemeğin en önemli püf noktası ise tereyağı ve sarımsak kokusunun babukkoya geçmesi olarak belirtiliyor.</p>

<p><strong>Düğünlerin vazgeçilmeziydi</strong></p>

<p>Babukko tarifini anlatan Fatma Ballı, yöresel yemeğin geçmişte özellikle düğünlerin olmazsa olmazları arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Geleneksel Lezzet 'Babukko' Yeniden Sofralarda" height="562" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/08/geleneksel-lezzet-babukko-yeniden-sofralarda.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="999" /></p>

<p>Babukkonun Erzincan'ın Üzümlü ilçesinde düğün kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ballı, "Özellikle Erzincan'ın Üzümlü ilçesinde düğünlerde kaşığını alan düğüne gidermiş. Babukko ve yanında üzüm hoşafı ikram edilirmiş. Şimdilerde bu kalktı ama eskiden herkesin düğününde 4-5 çuval babukko yoğururlarmış" dedi.</p>

<p><strong>Coğrafi işaret için çalışmalar sürüyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ballı, babukkonun coğrafi işaret alması yönünde çalışmaların sürdüğünü belirterek, Erzincan'ın yöresel ürünlerinin gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Ürünlerin coğrafi işaretle tescillenmesi konusunda Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu'nun hassasiyet gösterdiğini ifade eden Ballı, kesme kadayıfın coğrafi işaret aldığını hatırlattı.</p>

<p>Yöresel ürünlerin özellikle kent dışından gelen öğrencilere tanıtıldığını belirten Ballı, "Erzincan'ın kesme kadayıfını bilen çok kimse yoktu ama öğrendiler. Şimdi babukkoyu da aynı şekilde herkese öğreteceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/geleneksel-lezzet-babukko-yeniden-sofralarda</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/geleneksel-lezzet-babukko-yeniden-sofralarda.jpg" type="image/jpeg" length="47737"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayıp devenin izinden tarihe: Deva Hamamı'nın hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kayip-devenin-izinden-tarihe-deva-hamaminin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kayip-devenin-izinden-tarihe-deva-hamaminin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır'ın tarihî Suriçi bölgesinde yer alan ve yaklaşık 500 yıllık geçmişiyle dikkat çeken Tarihi Deve Hamamı, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siyah bazalt taşlarıyla inşa edilen ve klasik Osmanlı hamam mimarisinin özelliklerini taşıyan yapı, restorasyonun ardından kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Diyarbakır'ın tarihî Suriçi bölgesinde, Mardin Kapı ile Balıkçılarbaşı arasında yer alan Tarihi Deve Hamamı, yüzyıllardır kentin tarihine tanıklık ediyor.</p>

<p>Yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen yapı, mimari özelliklerinin yanı sıra hakkında anlatılan rivayetlerle de dikkat çekiyor. Osmanlı döneminde Hüsrev Paşa Vakfı tarafından yaptırıldığı iddia edilen hamamın, dönemin kaynaklarında "Hamam-ı Kebir", yani "Büyük Hamam" adıyla anıldığı aktarılıyor.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/08/6-299.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Osmanlı döneminde sosyal hayatın merkezindeydi</strong></p>

<p>Osmanlı şehirlerinde hamamlar yalnızca temizlik ihtiyacının karşılandığı mekânlar değildi. Aynı zamanda insanların bir araya geldiği, sohbet ettiği, haberleştiği ve sosyal hayatın önemli bir bölümünü geçirdiği merkezler arasında yer alıyordu.</p>

<p>Deve Hamamı'nın da geçmişte Diyarbakır halkının günlük yaşamında önemli bir yere sahip olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Yapının mimarisi ise Osmanlı döneminin hamam anlayışını yansıtıyor. Siyah bazalt ve moloz taş kullanılarak inşa edilen hamam, büyük kubbeleri, sıcaklık ve soğukluk bölümleriyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Dikdörtgen planlı yapının üzerinde sekizgen bir kasnağa oturan sekiz köşeli kubbe bulunuyor. Hamama girildiğinde geniş bir soyunmalık bölümüyle karşılaşılırken, kubbeye geçişler tromplarla sağlanıyor. Soğukluk bölümü ise yan yana iki kubbe ve yarım kubbeyle örtülüyor.</p>

<p>Bu özellikleriyle yapı, Diyarbakır'ın Osmanlı dönemi mimari mirasının dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Deve Hamamı adını nereden alıyor?</strong></p>

<p>Hamamın en çok merak edilen yönlerinden biri ise "Deve Hamamı" adının hikâyesi.</p>

<p>Halk arasında anlatılan en yaygın rivayete göre, bir kervana ait deve kayboluyor. Günler süren aramanın ardından devenin hamamda bulunması üzerine yapı zamanla "Deve Hamamı" olarak anılmaya başlanıyor.</p>

<p>Yapının "Deva Hamamı" olarak anılmasıyla ilgili ise başka bir anlatı bulunuyor. Hamamın şifa verdiğine inanılması nedeniyle "Deva Hamamı", yani "şifa veren hamam" olarak adlandırıldığı ve bu ifadenin zaman içerisinde "Deve Hamamı"na dönüştüğü ileri sürülüyor.</p>

<p>Her iki anlatı da yapının yalnızca mimari değil, halk hafızasında da önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>Uzun yıllar atıl kaldı</strong></p>

<p>Osmanlı döneminde aktif olarak kullanılan hamam, yüzyıllar boyunca Diyarbakır'ın sosyal yaşamının bir parçası oldu.</p>

<p>Ancak zaman içerisinde işlevini kaybeden yapı uzun süre kullanılmadı ve atıl durumda kaldı.</p>

<p>Son yıllarda gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından yeniden şehre kazandırılan Tarihi Deve Hamamı, eski işlevinden farklı bir kimliğe büründü.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/08/7-248.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Hamamdan kültür ve sanat mekânına</strong></p>

<p>Restorasyonun ardından yapı, aktif bir hamam olarak kullanılmak yerine kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan bir mekân olarak değerlendirilmeye başlandı.</p>

<p>Sergiler, kültürel etkinlikler ve sosyal buluşmalar için kullanılan tarihî yapı, geçmişten günümüze taşıdığı mimari atmosferiyle ziyaretçilerine farklı bir deneyim sunuyor.</p>

<p>Böylece yüzyıllar boyunca insanların bir araya geldiği hamam, bugün farklı etkinlikler aracılığıyla yeniden bir buluşma noktası olma özelliğini sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evliya Çelebi'nin anlatıları Diyarbakır'ın hamam kültürüne ışık tutuyor</p>

<p>Diyarbakır'ın tarihî hamam kültürüne ilişkin bilgiler, Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sindeki anlatımlarla da geçmişe ışık tutuyor.</p>

<p>Evliya Çelebi'nin Diyarbakır'daki hamam kültüründen söz etmesi, kentte hamamların geçmişteki sosyal ve kültürel hayat içerisindeki önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>Deve Hamamı da bu tarihsel mirasın günümüze ulaşan örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/08/2-128.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Geçmişten geleceğe uzanan bir miras</strong></p>

<p>Yaklaşık beş asırlık geçmişiyle farklı dönemlere tanıklık eden Tarihi Deve Hamamı, bugün Diyarbakır'ın kültürel kimliğinin önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Bir yandan siyah bazalt taşları, kubbeleri ve geleneksel hamam planıyla Osmanlı döneminin mimari izlerini taşıyan yapı, diğer yandan restorasyon sonrasında ev sahipliği yaptığı kültür ve sanat etkinlikleriyle geçmiş ile bugün arasında bir köprü kuruyor.</p>

<p>Bir devenin kaybolmasıyla ilişkilendirilen rivayetten "şifa veren hamam" anlatısına, Osmanlı dönemindeki sosyal yaşamdan günümüzdeki kültürel etkinliklere kadar uzanan hikâyesiyle Deve Hamamı, Diyarbakır'ın tarihî dokusunu yaşatan yapılardan biri olarak varlığını sürdürüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nimet Gündüz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kayip-devenin-izinden-tarihe-deva-hamaminin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/5-328.jpeg" type="image/jpeg" length="62353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antikacı Gaspak: Deprem sadece evleri, dükkanları yıkmadı, insanların geçmişini de yıktı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/antikaci-gaspak-deprem-sadece-evleri-dukkanlari-yikmadi-insanlarin-gecmisini-de-yikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/antikaci-gaspak-deprem-sadece-evleri-dukkanlari-yikmadi-insanlarin-gecmisini-de-yikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antikacılığın yalnızca maddi değeri yüksek ürünlerin alınıp satıldığı bir alan olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Malatya Arslantepe Antikacılar Derneği Başkanı Hacı Bayram Gaspak, vatandaşlarda oluşan 'antika pahalı bir hobidir.' algısının değiştirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Malatya'da antika kültürünün geliştirilmesi, vatandaşların doğru bilgilendirilmesi ve geçmişten günümüze ulaşan kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması amacıyla Malatya Arslantepe Antikacılar Derneği kuruldu.</span></span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/nYdki2wlHD8" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/nYdki2wlHD8"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/nYdki2wlHD8?wmode=transparent&amp;jqoemcache=gZ9tD" title="https://youtu.be/nYdki2wlHD8" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><span>Derneğin kuruluş amacı ve faaliyetleri hakkında açıklamalarda bulunan Malatya Arslantepe Antikacılar Derneği Başkanı Hacı Bayram Gaspak, Malatya'da antika konusunda ciddi bir bilgi eksikliği bulunduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/563a81fa-3419-4a53-8605-8f2e676db6d9.jpeg" /></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kentte vatandaşların ellerindeki antika ürünlerin niteliği ve değeri konusunda zaman zaman yanlış yönlendirildiğini ifade eden Gaspak, bu sorunun önüne geçmek amacıyla alanında uzman 5 kişilik bir ekip oluşturduklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>'Vatandaşlara ücretsiz ekspertiz hizmeti sunacağız'</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Antika ürünlerin orijinalliği ve hangi amaçla üretildiği konusunda vatandaşların bilgi sahibi olmayabildiğine dikkat çeken Gaspak, dernek bünyesinde oluşturdukları uzman ekip aracılığıyla vatandaşlara ücretsiz danışmanlık ve ekspertiz hizmeti sunacaklarını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaspak, 'Derneğimizi Malatya kültürüne sahip çıkmak için kurduk. Malatya'mızda bazı eksiklikleri gördüğümüz için böyle bir oluşuma ihtiyaç duyduk. Kentimizde ne yazık ki antika ile ilgili ciddi bir bilgi kirliliği var. İnsanlarımız yanlış yönlendirilebiliyor. Biz de bu yanlış yönlendirmelerin önüne geçmek amacıyla 5 kişilik uzman bir ekip oluşturduk. Vatandaşlarımız evlerindeki ürünlerin ne olduğunu, hangi amaçla üretildiğini ve antika olup olmadığını öğrenmek için bize ücretsiz olarak başvurabilecekler.' dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/d291ecf2-a257-4a03-96a5-9090a5500ed1.jpeg" /></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 2 yıldır Malatya'da mezat hizmeti verdiklerini aktaran Gaspak, mezatlara ilgi gösteren vatandaşların bilgi eksikliği nedeniyle antika ürünleri satın alma konusunda çekimser kalabildiğini dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaspak, 'İnsanlar mezatlara gelip ürünlere ilgi gösteriyor ancak yeterli bilgiye sahip olmadıkları için almakta zorlanabiliyorlar. Biz de bu bilgi eksikliğini gördük. Derneğimizin kapılarını Malatya'ya açtık. İnşallah vatandaşlarımıza ücretsiz şekilde yardımcı olacağız.' diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>'Deprem insanların geçmişini de yok etti'</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>6 Şubat depremlerinin yalnızca binaları ve iş yerlerini yıkmadığını, insanların geçmişten kalan hatıralarını da yok ettiğini belirten Gaspak, deprem sonrası vatandaşların geçmişlerine ait eşyaları yeniden temin etmeye çalıştığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaspak, 'Asıl büyük felaket deprem oldu. Deprem sadece Malatya'mızın evlerini ve dükkanlarını yıkmadı, insanların geçmişini de yıktı. İnsanların babadan, atadan, dededen kalan radyoları, gaz ocakları ve benzeri eşyaları enkaz altında kaldı. Şimdi insanlar bu eşyaların benzerlerini yeniden temin etmek istiyor. Ancak bu süreçte yanlış yönlendirildiklerini bize anlattılar. Biz de bu nedenle uzman bir ekip oluşturduk.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/038598f2-e49c-477a-a500-5d63189647b8.jpeg" width="1366" /></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>'Antika pahalı bir hobi değildir'</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Antikacılığın yalnızca maddi değeri yüksek ürünlerin alınıp satıldığı bir alan olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Gaspak, vatandaşlarda oluşan 'antika pahalı bir hobidir.' algısının değiştirilmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaspak, 'Antika pahalı bir hobi değildir. Örneğin 100 TL'ye bile bir koleksiyona başlayabilirsiniz. Bu algıyı da insanların zihninden değiştirmek istiyoruz. Çünkü antika bir kültürdür, kültür ise bir mirastır. Biz bu mirası nesilden nesile aktarmaya çalışacağız. Güzel anlatımlar ve sunumlarla insanlarımızı bu konuda bilinçlendireceğiz.' dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Antika kültürünün gelişmesinin Malatya'daki müzelere olan ilgiyi de artıracağını ifade eden Gaspak, kentte bulunan müzelerin vatandaşların geçmişe olan ilgisinin artırılmasında önemli bir rol üstlendiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/74cbaa17-7aed-4b9e-b08d-4736fe7f4928.jpeg" /></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><strong>'Müze kültürünün gelişmesine katkı sunacağız'</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Malatya'da radyo, fotoğraf makinesi, çocuk oyuncağı ve kent müzesi gibi farklı alanlarda müzelerin bulunduğunu hatırlatan Gaspak, insanların müzeleri gezdikçe kendi koleksiyonlarını oluşturma konusunda da ilgi kazanacağını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaspak, 'Malatya'mızda radyo müzesi, fotoğraf makinesi müzesi, çocuk oyuncağı müzesi ve kent müzesi var. Kent müzemizin de insanlara ve özellikle gençlere çok büyük faydası olacağına inanıyorum. Gelecek nesillere bunları aktarmak için insanlara göstermemiz ve anlatmamız gerekiyor. Bunun da doğru bilgi ve doğru yönlendirmeyle yapılması lazım. Yanlış bir bilgi bütün emekleri boşa çıkarabilir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/67ca4513-34c4-4c4d-b5a1-b95a4d1dc19a.jpeg" /></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>'Yasal olmayan ürünler konusunda vatandaşları yönlendireceğiz'</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Derneğin yalnızca antika ürünlerin tanıtımı ve değerlendirilmesi konusunda değil, kültür varlığı niteliği taşıyan eserler konusunda da vatandaşları bilinçlendireceğini belirten Gaspak, özellikle arkeolojik eserlerin alım ve satımının yasal sınırlar içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>2014 yılından bu yana antikacılıkla ilgilendiğini belirten Gaspak, önce koleksiyon yaparak başladığı bu alanda daha sonra ticari faaliyet yürütmeye başladığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaspak, 'Ben 2014'ten beri bu işi yapıyorum. Önce koleksiyon olarak başladım. Daha sonra esnaf arkadaşlarla tanışarak ticari hayatın içerisine girdim. 70, 80 ve 100 yıllık eserler bulunabiliyor. Ancak daha eski ve özellikle arkeolojik nitelikteki eserlerle ilgili yasal düzenlemeler var. Bunların alınıp satılması yasaktır. Vatandaşlarımızı da bu konuda bilinçlendireceğiz.' dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Osmanlı dönemine ait eserlerin de farklı hukuki statülere sahip olabileceğine dikkat çeken Gaspak, dernek olarak tamamen yasal çerçevede koleksiyonculuğun geliştirilmesini amaçladıklarını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/7b723c1d-e5f6-405a-8bd8-970f657d9089.jpeg" /></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gaspak, 'Osmanlı eserlerinin bir kısmı yasal, bir kısmı ise yasal olmayan ürünler olabilir. Bizim amacımız tamamen yasal çerçevede koleksiyonların oluşturulmasını sağlamak. Yasal olmayan ürünlerle karşılaşan vatandaşlarımızın müze müdürlükleriyle irtibata geçmesi gerekiyor. Vatandaşlarımız bu tür konularda bize ulaştığında kendilerini ilgili müze müdürlüklerine yönlendireceğiz.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Malatya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/antikaci-gaspak-deprem-sadece-evleri-dukkanlari-yikmadi-insanlarin-gecmisini-de-yikti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/antikaci-gaspak-deprem-sadece-evleri-dukkanlari-yikmadi-insanlarin-gecmisini-de-yikti.jpeg" type="image/jpeg" length="45673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kelebek etkisi nedir? Küçük değişiklikler nasıl büyük sonuçlar doğuruyor?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kelebek-etkisi-nedir-kucuk-degisiklikler-nasil-buyuk-sonuclar-doguruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kelebek-etkisi-nedir-kucuk-degisiklikler-nasil-buyuk-sonuclar-doguruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kelebek etkisi, bir sistemin başlangıç koşullarında meydana gelen çok küçük değişikliklerin zaman içinde büyük ve öngörülemeyen sonuçlara yol açabilmesini ifade ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kavram, Amerikalı meteorolog ve matematikçi Edward N. Lorenz'in çalışmalarıyla kaos teorisinin önemli unsurlarından biri haline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kelebek etkisi fikri nasıl ortaya çıktı?</strong></p>

<p>Edward N. Lorenz, 1963 yılında bilgisayarıyla hava durumuna ilişkin hesaplamalar yaparken başlangıç verilerindeki çok küçük değişikliklerin sonuçları ciddi biçimde değiştirebildiğini fark etti.</p>

<p>Lorenz'in yaptığı hesaplamalardan birinde başlangıç değeri 0,506127 iken başka bir hesaplamada 0,506 değerini kullandı. Aradaki fark çok küçük olmasına rağmen hesaplamaların ilerleyen aşamalarında sonuçların birbirinden büyük ölçüde farklılaştığını gördü.</p>

<p>Bu gözlem, başlangıç koşullarındaki küçük farklılıkların uzun vadede sistemin davranışını tamamen değiştirebileceğini ortaya koydu.</p>

<p><strong>Amazon'daki kelebek örneği</strong></p>

<p>Kelebek etkisini anlatmak için Lorenz'e atfedilen en bilinen örnek, "Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir" ifadesidir.</p>

<p>Burada anlatılmak istenen, kelebeğin doğrudan bir fırtına oluşturması değildir. Küçük bir hareketin atmosferde oluşturduğu değişiklikler, zaman içerisinde hava sisteminin gelişimini etkileyebilir ve fırtınanın oluşacağı yeri, zamanı veya hareket yönünü değiştirebilir.</p>

<p>Dolayısıyla kelebek etkisi, küçük bir değişikliğin birbirini takip eden süreçler sonucunda çok büyük farklılıklara dönüşebilmesini anlatır.</p>

<p><strong>Kaos teorisiyle bağlantısı</strong></p>

<p>Kelebek etkisini anlamak için kaos teorisinin temel mantığını bilmek gerekiyor. Kaos teorisi, başlangıç koşullarına son derece duyarlı, doğrusal olmayan ve uzun vadede davranışları kesin biçimde öngörülmesi zor sistemleri inceliyor.</p>

<p>Hava durumu, atmosfer hareketleri, türbülans ve bazı ekonomik sistemler bu tür karmaşık davranışlara örnek olarak gösterilebiliyor.</p>

<p>Bu sistemlerde başlangıç koşullarındaki küçük bir hata veya değişiklik, zaman ilerledikçe büyüyerek tahminlerin ciddi biçimde farklılaşmasına neden olabiliyor.</p>

<p><strong>Lorenz çekeri nedir?</strong></p>

<p>Lorenz, hava durumu modellemeleri üzerinde çalışırken üç basit denklemden oluşan bir sistem geliştirdi. Bu denklemlerin sonuçlarını grafik üzerinde gösterdiğinde ortaya birbirine benzeyen iki sarmal yapı çıktı.</p>

<p>Bu grafik daha sonra "Lorenz çekeri" veya "Lorenz çekicisi" olarak adlandırıldı. Görüntüsünün kelebeğin kanatlarını andırması da kavramın daha anlaşılır hale gelmesine katkı sağladı.</p>

<p>Lorenz çekeri, kaotik bir sistem içerisinde tamamen rastgelelik yerine belirli bir matematiksel düzen bulunabileceğini göstermesi açısından önem taşıyor. Sistem kendisini birebir tekrar etmese de belirli sınırlar içerisinde hareket ediyor.</p>

<p><strong>Küçük değişiklikler neden önem taşıyor?</strong></p>

<p>Kelebek etkisinin temelinde "başlangıç koşullarına hassas bağlılık" bulunuyor. Bir sistemin başlangıç değerlerinde meydana gelen çok küçük farklılıklar, sistem ilerledikçe büyüyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle hava durumu gibi karmaşık sistemlerde uzun vadeli tahminlerin kesinliği azalıyor. Başlangıç koşullarının tamamını kusursuz biçimde bilmek mümkün olmadığı için sistemin uzak gelecekteki durumunu da kesin olarak hesaplamak mümkün olmuyor.</p>

<p><strong>Kelebek etkisi sadece hava durumunda kullanılmıyor</strong></p>

<p>Kavram zaman içerisinde bilimsel alanların dışına da yayıldı. Ekonomi, psikoloji, felsefe ve siyaset gibi alanlarda da küçük bir olayın daha büyük gelişmeleri tetikleyebilmesi "kelebek etkisi" benzetmesiyle anlatılmaya başlandı.</p>

<p>Örneğin bir ekonomide küçük bir değişikliğin yatırım kararlarını, üretimi ve tüketimi etkilemesi; bu değişimlerin de zaman içinde daha geniş ekonomik sonuçlara dönüşmesi kavramın günlük hayattaki kullanımına örnek gösterilebilir.</p>

<p>Sonuç olarak kelebek etkisi, "küçük bir nedenin mutlaka büyük bir sonuç doğuracağı" anlamına gelmiyor. Asıl anlatılan, bazı karmaşık sistemlerde başlangıç koşullarındaki çok küçük farklılıkların zaman içinde büyüyerek sonuçları öngörülemez biçimde değiştirebilmesidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kelebek-etkisi-nedir-kucuk-degisiklikler-nasil-buyuk-sonuclar-doguruyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 19:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/kelebek-etkisi-nedir-kucuk-degisiklikler-nasil-buyuk-sonuclar-doguruyor.jpg" type="image/jpeg" length="44763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 16 Ağustos (3 Rebiülevvel)]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-16-agustos-3-rebiulevvel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-16-agustos-3-rebiulevvel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[16 Ağustos’ta (3 Rebiülevvel 1448 - Hicri) dünyada ve Türkiye’de neler yaşandı. Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1271:</strong> Asıl adı Seyid Muhammed bin İbrahim Ata olan Hacı Bektaş-ı Veli vefat etti. Hacı Bektaş-ı Veli, Ahmed Yesevi’nin öğretilerini takip ettiğinden, “Yesevi’nin halifesi” olarak kabul edilmektedir. Anadolu’ya geldikten sonra kısa zamanda tanınarak kıymetli talebeler yetiştirmiştir.</p>

<p></p>

<p><strong>1858: </strong>ABD Başkanı James Buchanan (Ceyms Biukenın) ilk okyanus aşırı telgraf görüşmesinin açılışını, İngiltere Kraliçesi ile yaptı. Telgraf teknolojisi, uluslararası iletişimde büyük kolaylıklar sağlayacak bir devrim olarak insan hayatına girmiş oldu.</p>

<p></p>

<p><strong>1962: </strong>Türkiye hava sahasını ihlâl eden iki Irak uçağı düşürüldü. Irak, iki gün sonra Türkiye’ye bir nota verdi ve Türkiye’yi Mustafa Barzani’ye yardım etmekle suçladı.</p>

<p></p>

<p><strong>1997: </strong>28 Şubat darbecilerinin baskısı üzerine ilköğretimin sekiz yıl zorunlu ve kesintisiz olmasını öngören ve başta İmam Hatip okulları olmak üzere tüm meslek liselerinin önünü tıkayan yasa meclis’te kabul edildi.</p>

<p></p>

<p><strong>2013: </strong>Mısır’daki darbenin ardından protestolara ev sahipliği yapan ve darbe karşıtlarınca sembolleştirilen Rabiatu’l Adeviyye Camii, cunta güçleri tarafından yakılarak tamamen kullanılmaz hale getirildi. Camide bulunan Kur’an-ı Kerim, tefsir ve meal kitapları ile camideki işleme ve aydınlatma sistemleri de yanarak kül oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>2013:</strong> Mısır’da darbeye karşı direnenlere yönelik ordu güçleri tarafından gerçekleştirilen katliamda İhvan Mürşidi Muhammed Bedii’nin oğlu Ammar Muhammed Bedii şehid oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-16-agustos-3-rebiulevvel</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/stok-foto/tarihte-bugun/hourglass-blurred-background-epi-2k-202607110927-1.jpeg" type="image/jpeg" length="58587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonlarca kişiyi etkiliyor: İşte en yaygın fobiler]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/milyonlarca-kisiyi-etkiliyor-iste-en-yaygin-fobiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/milyonlarca-kisiyi-etkiliyor-iste-en-yaygin-fobiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fobi, gerçek anlamda ciddi bir tehlike oluşturmayan bir nesne, durum veya etkinliğe karşı kişinin yoğun ve sürekli korku yaşaması olarak tanımlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fobilerin nüfusun yaklaşık yüzde 10'unu etkilediği ve kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğü belirtiliyor. Fobisi bulunan kişilerde korkulan durumla karşılaşıldığında kalp ritminde hızlanma, baş dönmesi, göz kararması ve terleme gibi fiziksel belirtiler de ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Fobiler; travmatik deneyimler, korkulan bir olaya doğrudan maruz kalma veya başka bir kişinin yaşadığı olaya tanık olma gibi çeşitli nedenlerle gelişebiliyor.</p>

<p><strong>Sosyal fobi</strong></p>

<p>Sosyal fobi, kişinin başkaları tarafından yargılanacağı, mahcup veya rezil olacağı düşüncesiyle toplumsal ortamlarda yoğun ve sürekli korku yaşaması olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Bazı kişiler, başkalarının önünde yemek yemek gibi günlük yaşamın parçası olan durumlarda dahi yoğun kaygı yaşayabiliyor ve bu ortamlardan kaçınabiliyor. Sosyal fobinin insanların yaklaşık yüzde 5'inde görüldüğü belirtiliyor.</p>

<p><strong>Klostrofobi: Kapalı alan korkusu</strong></p>

<p>Klostrofobi, kapalı alanlarda bulunma durumunda yoğun kaygı ve sıkıntı yaşanmasıyla ortaya çıkıyor. Asansör, camsız odalar ve uçaklar, klostrofobisi bulunan kişilerin korku yaşayabildiği alanlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Latince "claustrum" ve Yunanca "phobos" kelimelerinden gelen klostrofobinin nüfusun yaklaşık yüzde 7'sini etkilediği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Agorafobi: Açık alan korkusu</strong></p>

<p>Agorafobi genellikle açık alan korkusu olarak bilinse de daha kapsamlı bir kaygı bozukluğu olarak değerlendiriliyor. Agorafobisi bulunan kişiler belirli alanlardan veya mekanlardan kaçınabiliyor. İleri düzeyde olduğunda kişinin günlük yaşamını ciddi biçimde kısıtlayabildiği ve evinden çıkmakta zorlanmasına neden olabildiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Akrofobi: Yükseklik korkusu</strong></p>

<p>Yunanca "acron" ve "phobos" kelimelerinden türeyen akrofobi, yükseklik korkusu olarak biliniyor. Bu korkuya sahip kişiler yüksek binalar, cam asansörler, hız trenleri ve bazı durumlarda yürüyen merdivenler gibi yükseklik hissi oluşturan alanlarda yoğun kaygı yaşayabiliyor.</p>

<p>Akrofobinin kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görüldüğü ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Pteromerhan fobi: Uçuş korkusu</strong></p>

<p>Uçuş korkusu, kişilerin uçakla seyahat etmekten veya uçak kazası yaşama ihtimalinden yoğun şekilde korkması olarak ortaya çıkıyor.</p>

<p>Uçuş korkusunun bazı yönleriyle kapalı alan korkusuyla benzerlik taşıdığı belirtilirken, bazı teoriler özel fobilerin hayatta kalma mekanizmalarıyla genetik açıdan bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.</p>

<p><strong>Araknofobi: Örümcek korkusu</strong></p>

<p>Araknofobi, başta örümcekler olmak üzere böcek, akrep ve diğer eklem bacaklı hayvanlara karşı duyulan yoğun korku olarak biliniyor.</p>

<p>Bazı kişiler örümceğin kendisini görmeden yalnızca örümcek ağıyla karşılaştığında dahi ciddi tepki verebiliyor. Bu korku, kamp, yürüyüş ve dağcılık gibi açık hava aktivitelerinden kaçınmaya kadar varabiliyor.</p>

<p><strong>Ofidiyofobi: Yılan korkusu</strong></p>

<p>Ofidiyofobi, yılanlara karşı duyulan yoğun korku olarak tanımlanıyor. Korku yalnızca canlı yılanlarla sınırlı kalmayıp yılan fotoğrafları, videoları, sesleri ve hatta "yılan" kelimesi karşısında bile ortaya çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı kişiler yılanı andıran şekillerden de korkabiliyor. Ofidiyofobi kimi zaman sürüngen korkusu anlamında kullanılan herpetofobiyle de ilişkilendiriliyor.</p>

<p><strong>Sinofobi: Köpek korkusu</strong></p>

<p>Sinofobi, köpeklere karşı duyulan yoğun korku olarak biliniyor ve özellikle çocuklarda daha sık görülebiliyor.</p>

<p>Köpekle yaşanan olumsuz bir deneyim, korkunun daha da şiddetlenmesine neden olabiliyor. İleri düzeydeki korku, kişinin günlük yaşamını ve sosyal aktivitelerini etkileyebiliyor.</p>

<p><strong>Astrafobi: Fırtına korkusu</strong></p>

<p>Astrafobi, gök gürültüsü ve fırtınaya karşı duyulan yoğun korku olarak ortaya çıkıyor. Özellikle gök gürültüsünün yüksek ve ani sesi, bu fobiye sahip kişilerde yoğun kaygıya neden olabiliyor.</p>

<p><strong>Tripanofobi: İğne korkusu</strong></p>

<p>Tripanofobi, iğne ve enjeksiyonlara karşı duyulan yoğun korku olarak tanımlanıyor. İğneyle karşılaşma düşüncesi dahi bazı kişilerde güçlü kaygı ve fiziksel tepkilere yol açabiliyor.</p>

<p>Fobilerin kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde kısıtlaması halinde uzman desteği alınmasının önemli olduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/milyonlarca-kisiyi-etkiliyor-iste-en-yaygin-fobiler</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/milyonlarca-kisiyi-etkiliyor-iste-en-yaygin-fobiler.jpg" type="image/jpeg" length="98077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sit alanı çeşitleri ve dereceleri ne anlama geliyor?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sit alanları, sahip oldukları doğal, tarihî, kültürel ve arkeolojik değerler nedeniyle devlet tarafından koruma altına alınan özel bölgelerdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransızca "site" kelimesinden gelen sit kavramı; doğal varlıklarla birlikte insan eliyle oluşturulmuş tarihî ve kültürel yapıların yer aldığı, korunmasında kamu yararı bulunan çevreleri ifade ediyor. Geçmişten günümüze ulaşan kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında sit alanları önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>Sit alanları niteliklerine göre sınıflandırılıyor</strong></p>

<p>Sit alanları, sahip oldukları özelliklere göre doğal, arkeolojik, kentsel ve tarihi sit alanları olmak üzere dört ana gruba ayrılıyor.</p>

<p><strong>Doğal sit alanları</strong></p>

<p>Doğal sit alanları; tarih öncesi veya jeolojik dönemlerden günümüze ulaşan, yer altında, yer üstünde ya da su altında bulunan ve doğal yapısıyla korunması gereken alanlardan oluşuyor.</p>

<p>Birinci derece doğal sit alanları, dünya ölçeğinde nadir görülen ve evrensel değere sahip bölgeler olarak kabul ediliyor.</p>

<p>İkinci derece doğal sit alanlarında doğal yapının korunması esas alınırken, belirli şartlar altında sınırlı kullanıma izin verilebiliyor.</p>

<p>Üçüncü derece doğal sit alanlarında ise koruma önceliği sürerken, kurul kararları doğrultusunda sınırlı imar uygulamalarına izin verilebiliyor.</p>

<p><strong>Arkeolojik sit alanları</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arkeolojik sit alanları; eski uygarlıklara ait yerleşim yerleri, kalıntılar ve kültürel miras unsurlarının bulunduğu alanları kapsıyor.</p>

<p>Birinci derece arkeolojik sit alanlarında yalnızca bilimsel araştırma ve kazı çalışmaları yapılabiliyor.</p>

<p>İkinci derece arkeolojik sit alanlarında koruma ön planda tutulurken, yapılaşmaya izin verilmiyor.</p>

<p>Üçüncü derece arkeolojik sit alanlarında ise Koruma Kurulu'nun belirlediği şartlar doğrultusunda bazı düzenlemeler yapılabiliyor.</p>

<p><strong>Kentsel sit alanları</strong></p>

<p>Kentsel sit alanları; tarihî, mimari, estetik ve kültürel değere sahip yapıların, sokakların, bahçelerin, surların ve yerleşim dokusunun bütün olarak korunmasını amaçlayan bölgeleri kapsıyor.</p>

<p><strong>Tarihi sit alanları</strong></p>

<p>Milli, askerî ve manevi açıdan önem taşıyan, tarihî kimliği bulunan ve gelecek nesillere aktarılması gereken alanlar tarihi sit alanı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Sit alanı dereceleri neyi ifade ediyor?</strong></p>

<p>Sit alanlarında uygulanacak kurallar, alanın koruma derecesine göre değişiklik gösteriyor.</p>

<p>Birinci derece sit alanlarında bilimsel çalışmalar dışında hiçbir yapılaşmaya veya değişikliğe izin verilmiyor. Bu alanlarda izinsiz en küçük müdahale dahi yapılamıyor. Arazi sahipleri belirli şartlar altında Hazine taşınmazlarıyla takas (trampa) başvurusu yapabiliyor.</p>

<p>İkinci derece sit alanlarında kullanım, ilgili Koruma Kurulu'nun belirlediği kurallar çerçevesinde mümkün olabiliyor. Arkeolojik sit alanlarında yapılaşma yasak olurken, ikinci derece doğal sit alanlarında belirli koşullarla turizm amaçlı tesislere izin verilebiliyor.</p>

<p>Üçüncü derece sit alanlarında ise Koruma Kurulu'nun onayıyla, doğal ve kültürel özelliklere zarar vermeyecek şekilde sınırlı yapılaşma ve düzenlemeler yapılabiliyor.</p>

<p>Sit alanlarının korunmasındaki temel amaç; Türkiye'nin doğal, tarihî ve kültürel mirasını gelecek kuşaklara bozulmadan aktarabilmek ve kamu yararını gözeterek bu değerlerin sürdürülebilir şekilde yaşatılmasını sağlamak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/sit-alani-cesitleri-ve-dereceleri-ne-anlama-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="85138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mahya nedir? Mahyanın tarihçesi...]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mahya, Ramazan gecelerinde iki veya daha fazla minaresi bulunan camilerin minareleri arasına gerilen ipler üzerine kandil ya da elektrik ampulleriyle oluşturulan yazı ve figürlere verilen isimdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Farsçadan Türkçeye geçen "mahya" kelimesi, Türk Dil Kurumu'na göre iki farklı anlam taşıyor. Bunlardan ilki Ramazan gecelerinde camilerin minareleri arasına ışıklarla yazılan yazılar ve yapılan şekiller, diğeri ise çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölümdür.</p>

<p><strong>Mahya geleneği İstanbul'da doğdu</strong></p>

<p>Mahyacılık sanatının İstanbul'da ortaya çıktığı kabul ediliyor. Bunun en önemli nedeni ise Osmanlı döneminde yalnızca padişahların yaptırabildiği iki, dört veya altı minareli selatin camilerinin İstanbul'da bulunmasıydı.</p>

<p>Kaynaklara göre ilk mahya, Sultan I. Ahmet döneminde Fatih Camii müezzinlerinden Hattat Hafız Ahmet Kefevi tarafından kuruldu. Bazı tarihi belgelerde ise Türkiye'deki ilk mahyanın 1617 yılında Sultanahmet Camii'nde asıldığı belirtiliyor.</p>

<p>Mahyanın büyük ilgi görmesinin ardından 1723 yılında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın girişimiyle çıkarılan padişah fermanıyla, tüm selatin camilerinde Ramazan ayında mahya kurulması gelenek haline getirildi.</p>

<p><strong>Mahyalar nasıl hazırlanıyordu?</strong></p>

<p>Elektriğin bulunmadığı dönemlerde mahyalar, zeytinyağı veya mum bulunan küçük fenerlerin belirli aralıklarla ipe dizilmesiyle oluşturuluyordu. Bu işlem büyük ustalık gerektiriyor ve yalnızca mahya ustaları tarafından gerçekleştiriliyordu.</p>

<p>Ramazan ayının ilk yarısında genellikle dini mesajlar yazılırken, ikinci yarısında çeşitli figür ve motifler hazırlanıyordu.</p>

<p>Elektriğin yaygınlaşmasının ardından kandil ve yağ fenerlerinin yerini ampuller aldı. Böylece mahyalar daha kolay kurulmaya başlanırken, farklı renklerde ışıklarla daha estetik görüntüler oluşturuldu.</p>

<p><strong>Mahyacılık Osmanlı'da özel bir sanat haline geldi</strong></p>

<p>Zamanla mahyacılık, Osmanlı'ya özgü önemli bir sanat dalına dönüştü. Süleymaniye, Sultanahmet, Yeni Cami, Ayasofya, Fatih ve Şehzadebaşı camilerinde kurulan mahyalar dönemin en başarılı örnekleri arasında gösteriliyordu.</p>

<p>Her büyük caminin kendine ait mahya ustaları bulunurken, Ramazan ayının başlamasıyla birlikte İstanbul semaları ışıklı yazılarla süsleniyordu.</p>

<p><strong>Ramazan hilaliyle birlikte mahyalar kurulurdu</strong></p>

<p>Osmanlı döneminde Ramazan hilalini gözlemlemek için görevlendirilen memurlar, Şaban ayının son gecelerinde nöbet tutardı. Hilalin görülmesiyle birlikte durum şeyhülislama bildirilir, Ramazan'ın başladığı ilan edilirdi.</p>

<p>Bu haberin ardından Süleymaniye Camii'nin mahyacıbaşısı ilk mahyayı kurar, diğer camilerdeki ustalar da hazırlıklarını tamamlayarak mahyaları minareler arasına asardı. Böylece Ramazan'ın ilk gecesinden itibaren şehir ışıklı mahyalarla aydınlanırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mahyalarda en sık kullanılan yazılar</strong></p>

<p>Ramazan boyunca camileri süsleyen mahyalarda en çok şu ifadeler yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Hoş Geldin Ramazan</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hoş Geldin Ey Şehr-i Ramazan</p>
 </li>
 <li>
 <p>On Bir Ayın Sultanı Hoş Geldin</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek Olsun</p>
 </li>
 <li>
 <p>Merhaba Ya Şehr-i Ramazan</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kadir Geceniz Mübarek Olsun</p>
 </li>
 <li>
 <p>Elveda Ya Şehr-i Ramazan</p>
 </li>
</ul>

<p>Bugün de Türkiye'nin birçok ilinde, özellikle iki veya daha fazla minaresi bulunan tarihi camilerde Ramazan ayı boyunca mahya geleneği yaşatılmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Kültür &amp; Sanat</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/mahya-nedir-mahyanin-tarihcesi.webp" type="image/jpeg" length="48548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asırlık lezzet gırar: Yüzyıllardır aynı tarifle hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağrı'nın Patnos ilçesinde kuşaktan kuşağa aktarılan yöresel lezzetlerden gırar (ayran aşı) çorbası, geleneksel yöntemlerle hazırlanarak yaşatılmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında serinletici özelliği nedeniyle soğuk, kış aylarında ise sıcak olarak tüketilen gırar, bölgenin mutfak kültürünün en önemli değerleri arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Yüzyıllardır aynı tarifle hazırlanıyor</strong></p>

<p>Patnos'ta evlerde ve yöresel etkinliklerde sıkça yapılan gırar çorbası; dövme buğday, nohut, yoğurt veya ayran kullanılarak hazırlanıyor. Kendine has lezzetini ise yarpuz ya da nane ile kazanıyor. Besleyici yapısıyla bilinen çorba, özellikle yaz ve kış sofralarının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Yöresel lezzeti yıllardır aynı yöntemlerle hazırladıklarını belirten Gül Sevinç Koçak, gırarın kültürel mirasın önemli bir parçası olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>"Gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Koçak, gırarın dövme buğday, nohut, yoğurt veya ayranla hazırlandığını belirterek, yıllardır aynı tarifin uygulandığını ifade etti.</p>

<p>Geleneksel yapım yöntemlerini koruyarak bu lezzeti yaşatmaya devam ettiklerini dile getiren Koçak, gırarın gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>Yöresel mutfağın tanıtımına katkı sağlıyor</strong></p>

<p>Patnos'ta yaşatılan asırlık gırar çorbası, yalnızca yöre halkının sofralarını süslemekle kalmıyor, aynı zamanda Ağrı'nın zengin mutfak kültürünün tanıtımına ve gastronomi turizmine de katkı sunan önemli değerler arasında gösteriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/asirlik-lezzet-girar-yuzyillardir-ayni-tarifle-hazirlaniyor-1.png" type="image/jpeg" length="94056"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 20 Temmuz (6 Safer)]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-20-temmuz-6-safer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-20-temmuz-6-safer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[20 Temmuz’da  (6 Safer Hicri) dünyada ve Türkiye’de neler yaşandı. Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1402: </strong>Osmanlı Devleti Sultanı Yıldırım Bayezid ile Timur İmparatorluğu Sultanı Timur arasında, Ankara’nın Çubuk Ovası’nda yapılan savaşta Osmanlı Ordusu, ağır bir yenilgi aldı ve Sultan Yıldırım Bayezid Timur’a esir düştü. Ankara Muharebesi yenilgisi, Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına, Anadolu beyliklerinin yeniden kurulmasına ve Osmanlı tarihinde Fetret Devri olarak bilinen 11 yıllık bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına neden oldu.</p>

<p><strong>1936: </strong>Montrö Antlaşması imzalandı. Lozan Barış Antlaşması’nda Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki haklarını kısıtlayıcı maddeler bulunmaktaydı. Montrö Antlaşması ile Türkiye, Boğazlar üzerindeki bütün haklarına kavuştu. Bu antlaşma ile ticaret gemilerinin boğazlardan geçişi serbest bırakılırken; savaş gemilerinin geçişi, ayrıntılı olarak belirtilen şartlara bağlandı.</p>

<p><strong>1951: </strong>Ürdün Kralı Birinci Abdullah, Cuma namazı sırasında bir Filistinli tarafından öldürüldü. Hicaz emiri Şerif Hüseyin’in oğlu olan Birinci Abdullah, İngilizlerin desteğiyle 1921 yılında Mavera-i Ürdün Emirliği’nin başına geçti. 1946’da İngiltere ile imzalanan bir ittifak anlaşmasından sonra ülke bağımsızlığına kavuşunca, 1949 yılında ilk Ürdün kralı olarak taç giydi. Suriye ve Lübnan’ı içine alacak bir devlet kurmaya uğraşırken öldü. Kral Birinci Abdullah, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı. Kardeşi Faysal da yine İngiliz dostları sayesinde Irak Emiri olmuştu.</p>

<p><strong>1974</strong>: TSK’nın Garanti Anlaşması’nın Üçüncü Maddesi’ne istinaden Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği askerî harekât başladı. Türkiye, Kıbrıs için 5 gündür sürdürdüğü yoğun diplomatik temaslardan bir sonuç alamayınca ‘Kıbrıs Barış Harekâtı’na başladı. Günün erken saatlerinde, Türkiye Ordusu’nun Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kıbrıs’a havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı. Bu karar, İngiltere ve Yunanistan Büyükelçileri’ne bildirildiği gibi Ankara’da bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Sisco’ya (Sisko’ya) da iletildi. Ecevit, Ankara’da gazetecilere verdiği demeçte: “Biz aslında savaş değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış götürmek için adaya gidiyoruz. Bu karara, bütün diplomatik, politik yolları denedikten sonra, mecbur kalarak vardık” dedi.</p>

<p><strong>1974:</strong> Kıbrıs’ta havada ve karada savaş başladı. Türkiye’den kalkan savaş uçakları, Kıbrıs’a çıkarma yapmak isteyen ve savaş gemileriyle korunan büyük bir Yunan konvoyuna ateş açtı. Türk ve Yunan donanmaları Kıbrıs sularında fiilen çarpıştı. Rumlar, bazı köylerdeki sivilleri öldürmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanı Kissenger (Kisıncır), ateşkes konusunda Ecevit ile iki defa telefonla görüştü. BM Güvenlik Konseyi ateşkes çağrısında bulundu. Türkiye’de bütün şehirlerde hükümete ve orduya destek mitingleri yapıldı. Pakistan, Afganistan ve İran yardım sözü verdi. Acil olarak toplanan Meclis Hükümet’e, “genel savaş açma yetkisi” verdi.</p>

<p><strong>1980: </strong>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, üye ülkelerin Kudüs’ü Siyonist işgalcilerin başkenti olarak tanımamaları gerektiğine oy birliği ile karar verdi. Önemli olan ise beş daimi üyenin tavrıydı ve hepsinden önemlisi ABD’nin bu konuyla ilgili ne planladığıydı. Nitekim sonraları Kudüs tamamen Siyonistlerin işgaline uğrayacak ve israil’in başkenti olarak ilan edilecekti. Birleşmiş Milletler ise buna sessiz kalarak destek vermiş olacaktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1981: </strong>Lübnan’ın başkenti Beyrut’a hava saldırısı düzenleyen Siyonist terör şebekesine ait jetler, 300 sivili katletti. Yüzlerce sivil aynı saldırıda yaralandı ya da sakat kaldı.</p>

<p><strong>1998:</strong> İrticai faaliyetleri bahanesiyle 328 vali yardımcısı ve kaymakamın görevden alınmasına ilişkin kararname, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e sunuldu. 28 Şubat Darbesi’nin süren etkileri sonucu; aslında günlük ibadetlerini yapanlar ve eşi tesettürlü olanlar irtica adı altında TSK’dan ihraç ediliyordu.</p>

<p><strong>2016: </strong>Askeri darbe girişimiyle ilgili sürdürülen soruşturma çerçevesinde devam eden gözaltı ve operasyonlar sonucu Türkiye genelinde, aralarında 121 general ve amiralin de bulunduğu 8 bin 600’ü aşkın kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan generallerin 2’si orgeneral, 17’si tümgeneral geriye kalanlar ise tuğgeneral rütbesinde bulunuyordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-20-temmuz-6-safer</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/stok-foto/tarihte-bugun/hourglass-islamic-history-blurre-2-k-202607110927.jpeg" type="image/jpeg" length="36977"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 11 Temmuz (26 Safer)]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-11-temmuz-26-safer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-11-temmuz-26-safer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[11 Temmuz’da  (26 Safer Hicri) dünyada ve Türkiye’de neler yaşandı. Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1929: </strong>Of ve Sürmene çevresinde meydana gelen sel ve heyelan felaketi sonucu 700 kişi boğuldu, 3500 kişi açıkta kaldı. <strong>(Of ve Sürmene’de sel)</strong></p>

<p><strong>1960:</strong> Bediüzzaman Hazretleri’nin Urfa Halilurrahman Dergâhı’ndaki kabri yıkıldı; naaşı askerler tarafından alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Böyle bir Zat’ın ölüsünden bile korkulmuş ve Müslüman mütedeyyin halkın sevip gönül bağladığı insanların naaşları bile yok edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda Şeyh Said ve Said Nursi’nin kabir yerlerinin açıklanması için İslami STK’lar önemli girişimlerde bulunmuş, ancak müsbet bir netice alınamamıştır. <strong>(Bediüzzaman Hazretleri’nin kabri yıkıldı)</strong></p>

<p><strong>1960:</strong> İdam cezasında yaş haddi kaldırıldı.</p>

<p><strong>1975:</strong> Eski Çin’in başkenti Xi’an’da (Şian’da) 2000 yıl öncesine ait, kilden yapılmış, gerçek boyutlarda ve savaş donanımlı 6000 kişilik bir ordu bulundu. Seramik askerlerin hiçbirinin diğerine benzememesi dikkat çekti. <strong>(Seramikten yapılmış savaş donanımlı 6000 kişilik ordu bulundu)</strong></p>

<p><strong>1995: </strong>Sırp Ordusu’nun Srebrenica’ya karşı giriştiği harekât sırasında, 8 bin 372 Boşnak’ın Bosna Hersek’in Srebrenica kentinde General Ratko Mladiç komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Sırp ordusu tarafından katledildiği Srebrenica Katliamı, diğer bir ifadeyle Srebrenica Soykırımı yaşandı.<br />
Bu katliamda kadın bebek ve çocukların da hunharca katledildiği, belgelerle kanıtlanmıştır.<br />
Birleşmiş Milletler, Srebrenica’yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda Barış Gücü askerinin varlığı katliamı önlememiş; bilakis katliama göz yummuştur.<br />
Srebrenica Katliamı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve hukuksal olarak belgelenmiş Avrupa’daki ilk soykırım olması açısından da önem taşır. Batı’lı Güçler belgelenmeyen yahudi katliamları gibi soykırımlara verdiği önemi, bu belgeli ve bilinçli soykırım için vermemiş, müdahale etmede kasıtlı bir şekilde ağır davranarak soykırımın derinleşmesini sağlamıştır. <strong>(Srebrenica katliamı)</strong></p>

<p><strong>1995: </strong>Seyda Molla Ali Zila vefat etti. İslami uyanış şuuruna sahip büyük Kürt âlimi, fikri ve ilmi çabasıyla Türkiye’deki İslami şuurlanmaya katkı sağlamış, birçok talebe yetiştirmiştir. Kürt ve Arap Edebiyatı’na hâkim olan Molla Ali’nin şiirlerinden oluşan bir divanı da vardır.<strong> (Seyda Molla Ali Zila vefat etti)</strong></p>

<p><strong>2016: </strong>Burhan Wani katledildi. Hindistan’ın Jammu ve Keşmir Bölgesi’nde, Keşmir’in Kokernag bölgesindeki bir köyde, Hizbu’l-Mücahidin ile rejim askerleri arasında çatışma çıktı. Askerler, köyün bulunduğu ormanlık alanı ablukaya aldı ve çıkan çatışmada Hizbu’l-Mücahidin Hareketi’nin üst düzey komutanlarından Burhan Wani, katledildi.<br />
Wani’nin hayatını kaybetmesinin ardından bölgede sıkıyönetim ilan edildi. Çıkan olaylarda 11 Müslüman katledildi. Yasağa rağmen Müslüman halk, Wani’yi son yolculuğunda yalnız bırakmadı. <strong>(Burhan Wani katledildi)</strong></p>

<p><strong>2019:</strong> İkinci dünya Savaşı’nın ardından "Avrupa’da yaşanan en büyük insanlık trajedisi" olarak kabul edilen Srebrenitsa soykırımında katledilen 33 kişinin daha cenazesi, Potoçari anıt Mezarlığı’nda toprağa verildi. <strong>(Srebrenitsa soykırımı)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarihte-bugun-11-temmuz-26-safer</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/stok-foto/tarihte-bugun/hourglass-islamic-history-blurre-2k-202607110927-1.jpeg" type="image/jpeg" length="13741"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Binlerce yıllık zanaat doğu ilinde yeniden hayat buluyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis'te düzenlenen Sepet Örücülüğü Kursu'nda eğitim alan 25 kursiyer, bambudan el emeği ürünler üreterek hem binlerce yıllık geçmişe sahip geleneksel zanaatı yaşatıyor hem de aile ekonomisine katkı sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açılan Sepet Örücülüğü Kursu, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Kursta eğitim gören kursiyerler, bambu kullanarak farklı boyut ve modellerde sepetler üretiyor.</p>

<p><strong>El emeğiyle üretiliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sabır ve ustalık gerektiren üretim sürecinde kursiyerler, sepet örücülüğünün inceliklerini öğrenirken el emeğiyle birbirinden farklı ürünler ortaya çıkarıyor.</p>

<p>Kurs sayesinde katılımcılar hem yeni bir meslek öğreniyor hem de kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor.</p>

<p><strong>Üretilen sepetler satışa sunuluyor</strong></p>

<p>Kurs kapsamında hazırlanan sepetler satışa sunularak ekonomik değere dönüştürülüyor.</p>

<p>Elde edilen gelir sayesinde kursiyerler aile bütçelerine katkıda bulunurken, geleneksel el sanatlarının sürdürülebilirliği de desteklenmiş oluyor.</p>

<p>Böylece binlerce yıllık sepet örücülüğü geleneği, modern yaşamda yeniden değer kazanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Kültür &amp; Sanat</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/binlerce-yillik-zanaat-dogu-ilinde-yeniden-hayat-buluyor.webp" type="image/jpeg" length="88900"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söz ve Kalem "Arayış istikamet verir" temasıyla çıktı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her ay farklı konularla toplumsal meselelere dokunarak çözüm önerileri ortaya koyan Söz ve Kalem, temmuz sayısında "Arayış istikamet verir" teması ile okurlarıyla yeniden buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Aylık Gençlik, İlim ve Kültür Dergisi Söz ve Kalem, temmuz sayısında "Bir hayat serüveni olarak arayış" konusunu ele aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İnsanın bitmeyen yolculuğu: Neyi arıyoruz? Kimlik arayışı ve Müslüman genç, bilgi çağında doğruyu aramak, arayıştan buluşa: Hidayet yolculukları, Google arayışı ile hakikat bulunur mu? Başlıklı yazıların yer aldığı dergide ayrıca Fusilet Suresi 53'üncü ayeti bağlamında "Afakta ve enfüste arayış halinde olmak", Ayetü'l Kübra Risalesi ışığında "Kendini bulan rabbini bulur" başlıklı yazılar yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Birbirinden değerli içeriklerin de bulunduğu dergide; tarihten kareler, biyografi, bilim-teknoloji, soru-cevap, kütüphaneden notlar, makale, şiir ve denemeye dair önemli yazılar yer alıyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Matbu ve online olarak okurlarıyla buluşan dergide bu ay, Merhum Mahmud Esad Coşan hocanın posterine yer verildi.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/soz-ve-kalem-arayis-istikamet-verir-temasiyla-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="78810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'nın kültürel mirası dijital ortama taşındı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/sanliurfanin-kulturel-mirasi-dijital-ortama-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/sanliurfanin-kulturel-mirasi-dijital-ortama-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa Valiliği öncülüğünde, kent genelindeki 5 bin kültür varlığı bilimsel yöntemlerle kayıt altına alınarak dijital ortama aktarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Türkiye'nin kültür varlıkları bakımından en zengin şehirlerinden biri olan Şanlıurfa'nın kültürel mirasının kayıt altına alınmasına yönelik yürütülen kapsamlı çalışmaların başarıyla tamamlandığını duyurdu.</p>

<p>Vali Şıldak, Valilik öncülüğünde iki yılı aşkın süredir titizlikle sürdürülen çalışmalar kapsamında, uzman ekipler tarafından il genelinde gerçekleştirilen saha araştırmaları sonucunda Şanlıurfa'nın kültür varlıklarının tek tek tespit edilerek bilimsel yöntemlerle envantere kazandırıldığını belirtti.</p>

<p>Şanlıurfa İli Kültür Envanteri Projesi kapsamında tescilli ve tescilsiz toplam 5 bin kültür varlığının bilimsel yöntemlerle incelendiğini ifade eden Şıldak, tespit edilen kültür varlıklarının standart bir veri tabanına aktarıldığını ve elde edilen veriler doğrultusunda 5 ciltlik kapsamlı bir eserin hazırlanarak kütüphanelere kazandırıldığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kültürel mirasın korunması, belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyan çalışmanın daha geniş kitlelere ulaşmasını amaçladıklarını vurgulayan Vali Şıldak, proje kapsamında elde edilen verilerin Kültür Atlası Web Portalı üzerinden erişime açıldığını açıkladı.</p>

<p>Vali Şıldak ayrıca, portaldan geçtiğimiz yıl tamamlanan Somut Olmayan Kültürel Miras Araştırmaları kapsamında hazırlanan iki ciltlik esere ve Şanlıurfa'yı ziyaret eden misafirlere rehberlik edecek Dijital Turizm Tanıtım Platformu'na da erişilebildiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür, Şanlıurfa</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/sanliurfanin-kulturel-mirasi-dijital-ortama-tasindi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-03-105543.png" type="image/jpeg" length="84213"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
