<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 30 Jun 2026 01:27:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hukukçu Şahin: Arabuluculuk yargı sistemi için can simidi oldu]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hukukcu-sahin-arabuluculuk-yargi-sistemi-icin-can-simidi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hukukcu-sahin-arabuluculuk-yargi-sistemi-icin-can-simidi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arabuluculuk sisteminin işleyişi, vatandaşa ve yargıya katkıları hakkında konuşan Avukat Emrullah Şahin, "Arabuluculuk, yargı sistemimize can simidi olarak getirilmiş bir sistemdir. Ara buluculukta temel ilke kazan kazandır. Yargının yükü hafifledikçe kalite artar. Vatandaş hala bunun tam olarak farkında değil." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Arabuluculuk sistemi, uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan daha hızlı, düşük maliyetli ve taraflar arasında uzlaşma odaklı şekilde çözülmesini sağlayan etkili bir yöntemdir. Tarafların iletişimini güçlendirerek ilişkilerin korunmasına katkı sunarken, gizlilik ilkesi sayesinde sürecin kamuya yansımasını engeller. Aynı zamanda mahkemelerin iş yükünü azaltarak yargı sisteminin daha verimli işlemesine destek olur ve taraflara kendi çözümlerini üretme imkânı tanıyarak daha tatmin edici sonuçlar elde edilmesini sağlar.</span></span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/id0E5G8I_qo" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/id0E5G8I_qo"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/id0E5G8I_qo?wmode=transparent&amp;jqoemcache=17J0H" title="https://youtu.be/id0E5G8I_qo" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><span>Arabuluculuk sisteminin işleyişi, vatandaşa ve yargı sistemine katkısına dair İLKHA muhabirine konuşan Avukat Emrullah Şahin, söz konusu sistemin uzlaşmazlıkların çözümünde zaman ve ekonomik olarak tasarruf sağladığını, mahkemelerin iş yükünü hafifleterek yargı sisteminin daha iyi işlemesine katkı sunduğunu söyledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><strong>"Mahkemede yargılama açıktan arabuluculukta gizli işler"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şahin, "Arabuluculuk sistemi alternatif bir çözüm yöntemi olarak okulumuzda uygulanmaktadır. Arabuluculuk tarafların, tarafsız bir üçüncü kişi gözetiminde bir araya gelerek sorunlarına, uyuşmazlıklarına çözüm aradıkları, çözüm buldukları bir yöntemdir. Arabuluculuk sisteminin temelinde üç ilke vardır. Birincisi iradilik, ikincisi eşitlik, üçüncüsü gizliliktir. İradilik, tarafların uyuşmazlığın çözümü için masaya iradeleriyle oturmalarıdır. Kendi istekleriyle gidip arabuluculuk bürolarına başvururlar, oradan atanacak arabulucuların gözetiminde sorunlarını bir çözüme kavuşturmaya çalışırlar. Süreç yürürken istediği dakika 'Burada herhangi bir menfaatim yoktur' diyerek masayı terk edebilir. Gizlilik ilkesinde ise arabulucu gözetiminde konuşulan her şeyin gizli kalmasıdır. Orada konuşulan tüm çözüm önerileri gizli kalmalıdır. Çözüm önerileri ya da tarafların ortaya koyduğu herhangi bir öneri mahkemeye delil olarak sunulursa ve bu durum tespit edilirse delili sunana cezai bir yaptırım uygulanabilir. Eşitlik ilkesi ise tarafların maddi durumu, sosyal konumuna bakılmaksızın arabulucu karşısında, masada eşit olmalarıdır." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Süreç nasıl işler?</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arabuluculuk sisteminin işleyişi hakkında da bilgi veren Şahin, "Vatandaş, uyuşmazlık konusunda adliyeye gidip arabuluculuk bürosuna başvurusunu yapıyor. Arabuluculuk bürosu ona bir arabulucu atıyor. Arabulucu her iki tarafı arayıp ortak bir toplantı günü belirliyor ve taraftarı bir araya getiriyor. Tarafların uyuşmazlık konusunu konuşmalarını, gündemlerine almalarını sağlıyor. Bu şekilde taraflar, uyuşmazlığa bir çözüm arıyorlar. Eğer bu görüşme sonucunda bir anlaşma olmazsa, arabulucu anlaşamadıklarına ilişkin tutanağını tutup dosyayı kapatıyor. Davayı açmak isteyen taraf o belge ile gidip dava dilekçesini hazırlayıp dava açıyor. Eğer anlaşma sağlanırsa bu kez anlaşılan hususlara ilişkin bir anlaşma belgesi, arabulucu ve taraflar eşliğinde imzalanıyor. İmzalanan bu anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge olarak tanımlanıyor. İlam Niteliğinde Belge, mahkeme hükmü yerine geçen bir belge anlamına geliyor. Taraflar bunu istediği şekilde icra edebiliyorlar ve diğer taraf buna itiraz edemiyor." şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Hangi davalar için uygulanır?</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arabuluculuk sistemine dâhil edilebilecek davalar hakkında da bilgi veren Şahin, "Burada kural net. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda uygulanabilir. Yani özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan davalardır. Özellikle hukuk ilişkilerinden kaynaklanan davaların temelinde alacak ilişkileri yatar. Alacak ilişkileri; sözleşmelerden doğan ilişkiler, işçi-işveren ilişkileri, kiraya dayalı ilişkiler gibi kişilerin serbestçe üzerinde tasarruf edecekleri alanlardır. Uygulanamayacağı alanlar ise kamuyu ilgilendiren hususlardır. Bunların başında ceza dosyaları gelir. Herhangi bir olay neticesinde ortaya bir suç çıkmışsa ve bu kamuyu ilgilendiriyorsa, taraflar bunun üzerinde serbestçe tasarruf edemezler. Aile hukuku meselelerinde de bu tür durumlar var. Örneğin velayet gibi durumlar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği hususlardandır." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Arabulucu şartına bağlı davalar neler?</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arabuluculuk sisteminin zorunlu ve ihtiyarı olarak iki kısma ayrıldığını belirten Şahin, "Zorunlu arabuluculuk, dava açılmadan önce kanun ile arabuluculuk şartına bağlanan davalardır. Tarafların sorunlarını arabulucuda halletmelerini, halledemezlerse mahkemeye başvurmalarını istiyor. Bu davaların başında işçi-işveren davaları geliyor. Bu davalar, Türkiye'de en çok mahkemelerin yükünü oluşturan davalardır. İkincisi; kira ilişkisinden kaynaklı meselelerdir. Son yıllarda zaten gündemi en çok meşgul eden konulardan biri, enflasyon nedeniyle kira davalarıdır. Üçüncüsü; ticari ilişkilerden kaynaklı davalardır. Bu tür davalar zorunlu arabuluculuğa tabidir. Dava açmadan önce arabulucuya gidilmesi gerekir. Arabuluculuk yapılmadan dava açıldığı takdirde, mahkeme dava şartı eksikliği nedeniyle davayı usulden reddediyor. Uygulanan bir diğer yöntem de ihtiyari arabuluculuk yöntemidir. Burada taraflar, kendi aralarında istediği bir arabulucuyu seçiyorlar ve yanına gidip uyuşamadıkları konu hakkında dostane bir şekilde konuşuyorlar. Çözüm bulduklarında bunu bir anlaşma belgesine bağlıyorlar." diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Arabuluculuk; zaman, maliyet ve toplumsal barışa katkı sunuyor"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye'de yargılamaların uzun yıllar sürebildiğini, arabuluculuk sisteminin bu anlamda ciddi zaman ve ekonomik tasarruf sağladığını hatırlatan Şahin, "Kanun, arabuluculuğu bir çerçeveye oturtmuş. Bir kısım üç hafta artı bir hafta, bir kısmı ise altı hafta artı 2 hafta olacak şekilde sınırlandırılmış. Bu süreç içerisinde arabuluculuk uyuşmazlığı sonuçlandırılması gerekiyor. Bu şekilde zamandan bir tasarruf elde edilmiş oluyor. Yıllar süren bir yargılama neticesinde elde edilecek sonuç, aslında tarafların arabuluculuk çatısı altında bir araya gelmesiyle çok kısa bir süre içerisinde çözüme kavuşturulabiliyor. İkincisi maliyet açısından sağladığı tasarruftur. Bilindiği üzere Türkiye'de yargılamalar bir harca tabidir. Arabuluculukta ise harç masrafı yok. Dolayısıyla yargılama masraflarından tasarruf ediliyor. Arabuluculukta yalnızca anlaşma sağlandıktan sonra yüzde 6 ve azalan oranlarla bir arabulucu ücreti çıkıyor. Bu da yargılama masrafları karşısında çok düşük kalıyor. Üçüncüsü toplumsal barış konusudur. Ben burayı çok önemsiyorum. Çünkü dava sürecinde taraflar, çoğunlukla birbirleriyle ticarisi ilişkisi olan kişilerdir. Dava sürecinde bu taraflar, bir süre sonra düşmanlaşabiliyor, ticari ilişkileri tamamen bitebiliyor. Toplumda birbirlerinin itibarını zedeleyebiliyorlar. Davalarda her şey aleni bir şekilde yapılırken arabuluculukta her şey gizli bir şekilde yürütülüyor. Bir yönüyle işlerini barışla hallediyorlar. Arabuluculukta temel ilke kazan kazandır. Her iki taraf da kazanıyor." şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Arabuluculuk, yargı sistemine can simidi oldu"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arabuluculuk sisteminin mahkemelere katkısının da yadsınamaz kadar büyük olduğunu kaydeden Şahin, konuşmasını şu şekilde tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Arabuluculuk çözülen davalar, süreç içerisinde mahkemelerin yükünü hafifletti. Dava açmadan önce insanlar arabulucuya başvurdular. Arabuluculukta anlaşmayla neticelenen davalar, yargının genel olarak yükünü hafifletti. Bununla ilgili istatistikleri de var. Bir milyonun üzerinde arabuluculuğa başvuru var. Bunlardan 400 bini anlaşma ile sonuçlandı. Tüm yargı içerisinde bir oranlama yapıldığı takdirde 2025 verilerine göre yüzde 25'e tekabül ediyor. Bir diğer katkısı da usul ekonomisi dediğimiz olay, yani yargının daha kaliteli işlemesine katkı sunmasıdır. Mahkemenin yükü ne kadar az olursa, dosyalar ne kadar az olursa, hâkimler o kadar daha fazla dosyalara çalışabilir. Böylece yargının yükü daha da hafifleyebilir. Yargının yükü hafifledikçe, yargılamada kalite de artar. Arabuluculuk, yargı sistemimize can simidi olarak getirilmiş bir sistemdir. Vatandaş hala tam olarak bunun farkında değil. Etkin bir şekilde bu süreçlerin yürütülüp vatandaşın uyuşmazlıklarının çözüme kavuşturulması gerekir." </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hukukcu-sahin-arabuluculuk-yargi-sistemi-icin-can-simidi-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 19:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/hukukcu-sahin-arabuluculuk-yargi-sistemi-icin-can-simidi-oldu.JPG" type="image/jpeg" length="83027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lastik ustası Tatar: Mevsimine uygun lastik hayati önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/lastik-ustasi-tatar-mevsimine-uygun-lastik-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/lastik-ustasi-tatar-mevsimine-uygun-lastik-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Küçük Sanayi Geliştirme Teşkilatı'nda (KÜSGET) oto lastikçiliği yapan Mehmet Tatar, mevsimine uygun lastik kullanımının hayati önem taşıdığını belirterek, uzun yol öncesinde lastik ve araç kontrollerinin mutlaka yapılması gerektiğini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/J7nEvFK8a-8" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/J7nEvFK8a-8"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/J7nEvFK8a-8?wmode=transparent&amp;jqoemcache=xDLJl" title="https://youtu.be/J7nEvFK8a-8" width="425"></iframe></div>

<p>Gaziantep KÜSGET'te oto lastikçiliği yapan Mehmet Tatar, araç güvenliğinin temel unsurlarından birinin lastikler olduğunu belirterek sürücülere önemli tavsiyelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tatar, "Lastiklerin araç güvenliği açısından önemi çok büyüktür. Bu nedenle mevsimine uygun lastik kullanmak gerekir." dedi.</p>

<p>Sürücülerin yaz aylarında kış lastiği kullanmasının bazı olumsuzluklara yol açtığını belirten Tatar, "Lastikler de ayakkabı gibidir. Yaz aylarında kış lastiği kullanmak, lastiğin daha hızlı aşınmasına ve fren performansının düşmesine neden olabilir. Aynı şekilde kış koşullarında da yaz lastiği yeterli yol tutuşunu sağlayamaz." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Mevsimine uygun lastik kullanımına dikkat çekti</strong></p>

<p>Tatar, "Kış lastikleri daha derin desenlere sahiptir ve soğuk hava koşullarında daha iyi performans gösterir. Ancak sıcak asfalt üzerinde kullanıldıklarında daha hızlı aşınırlar." diye konuştu.</p>

<p>Aşınmış veya kabak hale gelmiş lastiklerin oluşturduğu risklere değinen Tatar, "Aşınmış veya kabak hale gelmiş lastikler hem yakıt tüketimini artırır hem de sürüş güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar." dedi.</p>

<p><strong>Yolculuk öncesi kontrollerin önemini vurguladı</strong></p>

<p>Uzun yola çıkmadan önce yapılması gerekenlere değinen Tatar, "Lastiklerin hava basıncı mutlaka kontrol edilmelidir. Ayrıca lastiklerin diş derinliği ve genel durumu gözden geçirilmelidir. Eğer lastikler aşınmışsa veya kullanım ömrünü doldurmuşsa değiştirilmelidir." şeklinde konuştu.</p>

<p>Güvenlik açısından lastiklerin gereğinden fazla kullanılmaması gerektiğini belirten Tatar, "Araç lastiğiniz 40 bin kilometre yol yapacak şekilde tasarlanmış bir lastikse onunla 50 bin kilometre yapmaya kalkışmayın. Lastikleriniz kabak olmuşsa mutlaka değiştirin, yeni lastiklerle 80 bin kilometre yapabilirisiniz. Güvenlik açısından lastiği gereğinden fazla kullanmaya çalışmak doğru değildir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Yola çıkmadan araç kontrollerini yapın"</strong></p>

<p>Yolculuk öncesinde aracın genel durumunun da kontrol edilmesi gerektiğini kaydeden Tatar, "Bunun yanında sürücünün dinlenmiş olması da çok önemlidir. Uykusuz şekilde araç kullanmak ciddi kazalara yol açabilir." dedi.</p>

<p>Tatar son olarak, "Güvenli bir yolculuk için hem aracın hem de sürücünün hazır olması gerekir." diyerek sürücülere uyarılarda bulundu.<strong> </strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/lastik-ustasi-tatar-mevsimine-uygun-lastik-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/lastik-ustasi-tatar-mevsimine-uygun-lastik-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="94861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Leyla Aydemir davası: Amcaya ağırlaştırılmış müebbet]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/leyla-aydemir-davasi-amcaya-agirlastirilmis-muebbet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/leyla-aydemir-davasi-amcaya-agirlastirilmis-muebbet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağrı'da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Leyla Aydemir'in davasında mahkeme kararını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı'nın Bezirhane köyünde 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin davada yeni bir karar verildi. Ağrı 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Yusuf Aydemir'i "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm etti.</p>

<p>Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin kızı olan Leyla Aydemir, 15 Haziran 2018 tarihinde Ramazan Bayramı ziyareti için gittiği dedesinin köyü olan Bezirhane'de kaybolmuş, küçük kızın cansız bedeni kayboluşundan 18 gün sonra köye yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkisinde bulunmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yıllardır devam eden dava sürecinde birçok kez bozma ve yeniden yargılama kararları verilmişti. İlk yargılamada amca Yusuf Aydemir'e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş, diğer sanıklar beraat etmişti. Daha sonra Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozmuş ve Yusuf Aydemir'in tahliyesine karar verilmişti. Yeniden görülen davada ise tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş, aile avukatının itirazı üzerine Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştu.</p>

<p>Yargıtay'ın bozma kararının ardından ocak ayında yeniden tutuklanan Yusuf Aydemir, davanın bugün görülen dördüncü duruşmasına Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Savunmasında suçsuz olduğunu ileri süren Aydemir, "Yemin ederim Allah'a suçum günahım yok. Suçsuz yere içeride yatıyorum." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mahkeme heyeti, Yusuf Aydemir hakkında "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan ise 6 yıl hapis cezası verdi. Davada yargılanan diğer sanıklar Mehmet Ali Aydemir, Besim Dursun, Hatun Dursun, Yıldırım Artam ve Ayşe Artam hakkında ise beraat kararı verildi.</p>

<p>Kararın açıklanmasının ardından adliye binası önünde gerginlik yaşandı. Yusuf Aydemir'in yakınları ile beraat eden sanıkların yakınları arasında çıkan arbedeye polis ekipleri müdahale ederken, bölgede geniş güvenlik önlemleri alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Asayiş, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/leyla-aydemir-davasi-amcaya-agirlastirilmis-muebbet</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/leylaaydemir.webp" type="image/jpeg" length="83809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Peygamber Sevdalıları: Kur'an ve sünnet merkezli eğitim sistemi kurulmalı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/peygamber-sevdalilari-kuran-ve-sunnet-merkezli-egitim-sistemi-kurulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/peygamber-sevdalilari-kuran-ve-sunnet-merkezli-egitim-sistemi-kurulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peygamber Sevdalıları Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Kenan Çaplık, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesi dolayısıyla yaptığı açıklamada, Kur'an ve sünnet merkezli yeni bir eğitim sistemi çağrısında bulundu, ailelere ise yaz Kur'an kursları konusunda önemli tavsiyelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/KVQ6MKpr0R4" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/KVQ6MKpr0R4"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/KVQ6MKpr0R4?wmode=transparent&amp;jqoemcache=3IAW3" title="https://youtu.be/KVQ6MKpr0R4" width="425"></iframe></div>

<p>Peygamber Sevdalıları Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Kenan Çaplık, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesi dolayısıyla açıklama yaptı.</p>

<p>Açıklamasında, Kur'an ve sünnet merkezli yeni bir eğitim modeli çağrısında bulunan Çaplık, 12 yıllık zorunlu eğitimin gençleri meslek edinmekten uzaklaştırdığını söyledi.</p>

<p>Yaz Kur'an kurslarının önemine dikkat çeken Çaplık, ailelere çocuklarını bu kurslara göndermeleri çağrısında bulunarak yaz tatilinin manevi ve kültürel faaliyetlerle değerlendirilmesini istedi.</p>

<p>Açıklamasının başında eğitim yılının buruk bir şekilde sona erdiğini belirten Çaplık "2025-2026 eğitim-öğretim yılının sonuna geliyoruz. Bu eğitim dönemi Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan menfur okul saldırılarının derin acısıyla kapanmıştır. Bu saldırılarda hayatını kaybeden masum yavrularımıza ve eğitimcilerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Rabbimizden böyle acı olayların bir daha yaşanmamasını ve nesillerimizi her türlü kötülükten muhafaza buyurmasını niyaz ediyoruz." dedi.</p>

<p><strong>"Eğitim sadece bilgi edinmek değil; karakter inşa etmektir"</strong></p>

<p>Eğitimin yalnızca akademik başarıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini ifade eden Çaplık "Bir yıl boyunca bilgiye ulaşmak, kendimizi geliştirmek, güzel ahlakı kuşanmak ve geleceğe sağlam adımlarla yürümek için gayret gösterdik. Eğitim sadece bilgi edinmek değil; karakter inşa etmek, değerler kazanmak ve insanlığa faydalı birey olmaktır." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Kur'an-ı Kerim'e ve Peygamber Efendimizin sünnetine daha güçlü yönelmeliyiz"</strong></p>

<p>Eğitim anlayışının manevi değerler temelinde yeniden ele alınması gerektiğini dile getiren Çaplık "Eğitimde medeniyetimizin köklü mirasına sahip çıkmadan yol almak mümkün değildir. Bu vesileyle Kur'an-ı Kerim'e ve Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine daha güçlü bir şekilde yönelmemiz gerekir. Mevcut eğitim yaklaşımı; iman, ahlak ve karakter eğitimini yeterince ön plana çıkaramamış; bu durum gençlerimizin manevi gelişimini olumsuz etkilemiştir." diye konuştu.</p>

<p><strong>"12 yıllık zorunlu eğitim gençlerimizi aidiyetsiz, becerisiz ve geleceksiz bırakmıştır"</strong></p>

<p>Mevcut zorunlu eğitim sistemine yönelik eleştirilerini paylaşan Çaplık "Günümüzün 12 yıllık zorunlu eğitim modeli; köylerimizi boşaltmış, gençlerimizi aidiyetsiz, becerisiz ve geleceksiz bırakmıştır. Bugün zorunlu eğitim; 12 yıllıkla sınırlı kalmamış, her şehre kasabaya dahi üniversitelerin açılmasıyla üniversite de bir nevi zorunlu eğitime dahil olmuş durumdadır. Çünkü 5-10 net yaparak üniversitelere yerleşmek mümkün. Oluşan tabloyla gençlerin geleceğini, hayallerini çalıyoruz. Herkes okusun, 12,16 yıl okul sıralarında zaman geçirsin diyerek her bir ferdi aynı tornadan çıkmaya zorlamak; onlara, ülke eğitimine, ekonomisine iyilik yapmak değildir. Halbuki bu gençler en verimli yıllarını meslek öğrenmeyle geçirseydiler hem ülkenin ekonomisi hem de toplumun refahı için çok daha iyi sonuçlar elde edilebilirdi." dedi.</p>

<p><strong>"Batı odaklı materyalist eğitim sisteminden vazgeçelim"</strong></p>

<p>Eğitimin ahlak ve karakter boyutunun güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çaplık, şöyle devam etti:</p>

<p>"Eğitim, sadece bilgi değil; ahlak, iman ve karakter inşasıdır. Aile, öğretmen ve kurumlar el ele vererek okuyan, düşünen, yaşayan nesiller yetiştirmelidir. Notu değil, maneviyatı önceleyelim; düşük notlu yavrularımıza yüklenmek yerine eksiklerimizi giderip geleceğe daha güçlü hazırlanalım. Batı odaklı materyalist eğitim sisteminden vazgeçelim. Bin yıldan fazladır İslam'la şereflenmiş milletimizin, ecdadımızın insan eğitmedeki engin tecrübesinden istifade edelim. Modern dünyanın; eğitim, yöntem ve tekniklerini de kullanarak günümüz insanının problemlerini çözen, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eden, kalbinde Allah korkusu taşıyan, Kur'an'ın istediği bir insan modeli yetiştirecek yepyeni bir eğitim sistemi kuralım."</p>

<p><strong>"Okullarımızı yeniden hidayet yuvaları haline dönüştürmeliyiz"</strong></p>

<p>Eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Çaplık "Eğitim sistemimizin her kademesi, özellikle üniversiteler, Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye merkezli bir anlayışla acilen gözden geçirilip yeniden yapılandırılmalıdır. Karma eğitim, ekran bağımlılığı ve manevi boşluk gibi konularda gerekli adımlar atılmalı; okullarımızı yeniden hidayet yuvaları haline dönüştürmeliyiz." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Çocuklarımızı Kur'an kurslarına gönderelim"</strong></p>

<p>Yaz tatilinin manevi yönden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çaplık, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Eğitim öğretim yılının bitmesiyle Yaz Kur'an kursları dönemi başlamıştır. Yaz tatili çocuklarımızın dinlenme hakkıdır. Ancak medeniyetimizde tatil, tembellik değil; bir hayırlı işten diğerine koşmaktır. Çocuklarımızın manevi gelişimleri için Yaz Kur'an kurslarını fırsat bilelim. Göz aydınlığımız olan evlatlarımızı Kur'an kurslarına gönderelim. Peygamber Sevdalıları Vakfı olarak; yıllardır başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere, Peygamberimizin hayatı, temel dini bilgiler, güzel ahlak dersleriyle yaz kursları için çalışmalar yapmakta, kurslar açmaktayız. İnanıyoruz ki Kur'an kurslarında sivil toplumun emeğiyle resmî kurumların desteği birleştiğinde nesillerimiz Kur'an'a ve sünnete daha sıkı bağlanacaktır."</p>

<p><strong>"Bu yaz, gönlüne Kur'an ve Peygamber ahlakını yaz"</strong></p>

<p>Yaz döneminin verimli geçirilmesi tavsiyesinde bulunan Çaplık "Yaz sezonunda çocuklarımızla birlikte tarihî mekanları gezelim, ecdadımızın izlerini takip edelim, sıla-i rahim ziyaretleri yapalım, bol bol kitap okuyalım. Unutmayalım ki hayat boşluk kabul etmez, bu şiarla bu yazı; hayatımıza değer katacak çalışma ve etkinliklerle geçirmek için fırsata çevirelim. Bu zaman dilimi; çocuklarımıza daha çok zaman ayırdığımız bir dönem olsun. Bu yaz, gönlüne Kur'an ve Peygamber ahlakını yaz. Bu vesileyle 2025-2026 eğitim-öğretim yılının hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/peygamber-sevdalilari-kuran-ve-sunnet-merkezli-egitim-sistemi-kurulmali</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/peygamber-sevdalilari-kuran-ve-sunnet-merkezli-egitim-sistemi-kurulmali.jpg" type="image/jpeg" length="74677"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Musa'nın kurtuluş, Hüseyin'in şehadet günü: Aşura]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/musanin-kurtulus-huseyinin-sehadet-gunu-asura</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/musanin-kurtulus-huseyinin-sehadet-gunu-asura" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşura, Allah'ın Hazreti Musa'yı (aleyhisselam) ve kavmini Firavun'dan kurtardığı gündür. İslam öncesi dönemlerden beri saygı duyulan bir gündür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Aşura, on sayısı ile ilgili olan aşr ve âşir veya develerin güdülmesiyle ilgili ışr kökünden türemiş Arapça bir kelime kabul edenler olduğu gibi, bu dilde “fâûlâ” vezninin bulunmadığını ileri sürerek İbrânîce’den geldiğini söyleyenler de vardır. Fakat âlimlerin çoğu bu görüşe katılmamakta, kelimenin Arapça asıllı olduğunu benimsemektedirler.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Âşûrânın menşei hakkında kaynakların belirttiği görüşleri iki noktada toplamak mümkündür.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>1-Aşura, Hz. Mûsâ ve kavminin, Firavun’un zulmünden kurtulduğu ve yahudilerin oruç tutmakla mükellef olduğu bir gündür. Daha çok müsteşriklerin benimsediği bu görüşe göre müslümanların mübarek bir gün olarak kabul edip oruç tuttukları Aşura yahudi geleneğine dayanmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>2- Aşura, Hz. Nûh’tan itibaren bütün Sâmî dinlerde mevcut olan ve Câhiliye Arapları arasında da Hz. İbrâhim’den beri önemli görülüp oruç tutulan bir gündür. Bu görüş, Hz. Âişe ile Abdullah b. Ömer’in rivayetlerine dayanır. Âişe’nin rivayeti şöyledir: “Aşura Kureyş’in Câhiliye devrinde oruç tuttuğu bir gündü. Resûlullah da buna riayet ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretmişti. Fakat ramazan orucu farz kılınınca kendisi Aşura gününde oruç tutmayı bırakmış, bundan sonra Müslümanlardan dileyen bu günde oruç tutmuş, dileyen tutmamıştır” (Buhârî, “Ṣavm”, 69; Müsned, VI, 29-30). Abdullah b. Ömer’in aynı konudaki rivayeti de şöyledir: </span></span></span></p>

<p><span><span><span>“Aşura Câhiliye devri insanlarının oruç tuttuğu bir gündü. Fakat ramazan orucu farz kılınınca Resûlullah’a Aşura konusu sorulmuş, o da, ‘Aşura Allah’ın günlerinden bir gündür, dileyen bu günde oruç tutsun, dileyen tutmasın’ buyurmuştur” (Müsned, II, 57, 143). </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ashap arasında ilimleriyle temayüz etmiş bu iki sahâbînin rivayetlerinden, Aşuranın Câhiliye Arapları’nca önemli sayıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Hz. Âişe’nin Aşura gününde Kâbe örtülerinin değiştirildiğini anlatan diğer bir rivayeti de bunu desteklemektedir (Müsned, VI, 244). </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araplar’ın, Aşura günü doğduğu rivayet edilen ve Kâbe’yi inşa eden ataları Hz. İbrâhim’in hâtırasına hürmeten bu günü yaşatmış olmaları uzak bir ihtimal değildir. Hz. Mûsâ ile İsrâiloğulları’nın Firavun’un elinden Aşura günü kurtulduğunu ve Hz. Nûh’un gemisinin Cûdî dağına aynı gün oturduğunu söyleyen yahudileri Hz. Peygamber’in tekzip etmemesi, hatta, “Biz Mûsâ’ya sizden daha lâyıkız” diyerek bu günde oruç tutulmasını emretmesi (bk. Buhârî, “Ṣavm”, 69; Müsned, II, 359-360), Aşuranın Nûh’tan itibaren semavî dinlerde önemli bir yer işgal ettiğine işaret etmektedir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Aşura'nın fazileti</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aşura günü oruç tutmanın faziletine dair hadisler arasında Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sallam)'in şu sözü de yer almaktadır: " Âşûrâ günü tutulan orucun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah'tan ümit ediyorum.” buyurmuştur. (Tirmizî). Yani, bu günde oruç tutmak önceki yılın günahlarını bağışlar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz, Aşura günü oruç tutmaya niyet ederdi ve o günü arayıp bulur, terk etmezdi. İbn Abbas şöyle demiştir: "Peygamberimizin -Allah ona salat ve selam versin- Aşura günü ve Ramazan ayı dışında hiçbir günde bu kadar oruç tutmaya bu kadar istekli olduğunu görmedim." (Buhari)</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Aşura günü oruç tutmak</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yahudilerin oruç tutmasının aksine, Aşura'dan önceki gün oruç tutmak da tavsiye edilir; çünkü Peygamberimiz, onuncu günü oruç tutmuş ve dokuzuncu günü de oruç tutmayı niyet etmiştir. Müslim'in rivayet ettiği hadiste şöyle buyurmuştur: "Allah dilerse, gelecek yıl dokuzuncu günü de oruç tutacağız." </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alimler, Muharrem ayının 11. gününde oruç tutmayı tavsiye etmişlerdir; çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Aşura günü oruç tutun ve Yahudilerden farklı olun; ondan bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutun." </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bazı âlimler, Aşura'dan sonraki gün oruç tutmanın, insanların Muharrem ayının hilalini görmede hata yapma ihtimaline karşı bir önlem olduğuna inanmaktadır.</span></span></span></p>

<p><strong>Kerbela faciası</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Aşura günü, Peygamber Efendimiz'in torunu Hüseyin bin Ali bin Ebu Talib ile ailesinden ve arkadaşlarından 72 kişinin, Hicri 61 yılında (Miladi 680) Emevi Halifesi Yezid bin Muaviye'nin ordusuyla yapılan Tef Muharebesi'nde şehit düştüğü "Kerbela Muharebesi"ni de hatırlatır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Binlerce Müslüman, özellikle İran ve Irak'ta Peygamber ailesine ait olduğunu düşündükleri türbe ve kabirlerde toplanır ve Aşura yıldönümünde büyük yas törenleri için kalabalıklar bir araya gelir; Irak'ta yaşayanların çoğu Kerbela'ya yaya olarak gider.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Müslümanlar, bu özel güne özgü sloganlar ve bayraklar taşıyarak yas yürüyüşleri içinde insan zincirleri oluşturuyorlar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aşura yas törenleri, keder ve ağıtlar eşliğinde yüzün ve göğsün şiddetli bir şekilde dövülmesiyle sona erer. Bu anma törenlerinde, Peygamber ailesinin erdemlerini hatırlatan ve "Hüseyin'e destek olmamaktan dolayı tövbe etmeye" çağıran mersiyeler ve şiirler okunur.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/musanin-kurtulus-huseyinin-sehadet-gunu-asura</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/musanin-kurtulus-huseyinin-sehadet-gunu-asura.jpg" type="image/jpeg" length="42981"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsmail Bekayi: "NATO savaşa ortak oldu"]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ismail-bekayi-nato-savasa-ortak-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ismail-bekayi-nato-savasa-ortak-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, NATO'nun İran'a yönelik saldırılarda aktif rol aldığını ve "yasa dışı savaşa ortaklık yaptığını" ileri sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin İran'a yönelik saldırılarda Avrupa'daki ABD üslerinin kullanıldığına ilişkin açıklamalarının ardından NATO'ya sert eleştiriler yöneltti.</p>

<p>Bekayi, yaptığı açıklamada ABD ve israilin İran'a yönelik saldırılarında NATO'nun da sorumluluğu bulunduğunu savunarak, ittifakı "suç ortaklığı yapmakla" itham etti.</p>

<p>Tepkilerin odağında, Mark Rutte'nin Fox News'e verdiği röportajda dile getirdiği ifadeler yer aldı. Rutte, İran'a yönelik saldırılar sırasında Avrupa'daki çeşitli ABD üslerinin aktif şekilde kullanıldığını, yüzlerce savaş uçağının bu üslerden havalandığını açıklamıştı.</p>

<p>Bekayi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bu açıklama, NATO'nun Birleşmiş Milletler üyesi egemen bir devlete karşı yürütülen yasa dışı saldırı savaşına aktif şekilde ortak olduğunun açık ve tartışmasız itirafıdır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>İranlı sözcü, açıklamalarında özellikle İtalya ve Romanya'nın adının geçtiğine dikkat çekerek, saldırılara destek verdiği öne sürülen Avrupa ülkelerinin uluslararası kamuoyuna açıklama yapmak zorunda olduğunu savundu.</p>

<p>Öte yandan İtalya Savunma Bakanlığı, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin söz konusu ifadelerini yalanladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, İtalya'daki üslerin yalnızca teknik ve lojistik amaçlarla kullanıldığı belirtilirken, herhangi bir muharip operasyona destek verilmediği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran ile Batılı ülkeler arasındaki gerilimin sürdüğü dönemde gelen karşılıklı açıklamalar, bölgedeki diplomatik tartışmaları daha da artırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ismail-bekayi-nato-savasa-ortak-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/collage-69.png" type="image/jpeg" length="11513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lübnan’da bir siyonist asker daha itlaf edildi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/lubnanda-bir-siyonist-asker-daha-itlaf-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/lubnanda-bir-siyonist-asker-daha-itlaf-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[siyonist rejim ordusu, Güney Lübnan’da yürütülen operasyon sırasında bir askerinin öldüğünü, bir askerinin de yaralandığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>siyonist rejim ordusu, Güney Lübnan’da yürütülen askeri operasyon sırasında bir askerinin hayatını kaybettiğini, bir askerin de yaralandığını duyurdu.</p>

<p>Açıklamada, olayın perşembe sabahı gerçekleştirilen operasyonel faaliyetler sırasında meydana geldiği belirtildi. Askerin ölümüne ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmazken, yaralı askerin tedavi altına alındığı ifade edildi.</p>

<p>Gelişme, Lübnan ile siyonist rejim arasında ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen temasların sürdüğü bir dönemde yaşandı. Lübnanlı kaynaklar, görüşmelerin ateşkesin uygulanması ve Güney Lübnan’daki güvenlik düzenlemeleri üzerinde yoğunlaştığını belirtiyor.</p>

<p>Öte yandan ABD’nin desteğiyle hazırlanan yeni bir plan kapsamında, Güney Lübnan’daki bazı bölgelerin kontrolünün Lübnan ordusuna devredilmesinin değerlendirildiği öne sürüldü. siyonist rejim yetkilileri, bölgede görev yapacak Lübnan askerlerinin güvenlik incelemesinden geçirileceğini ve ABD tarafından eğitileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ise yaptığı açıklamada, siyonist rejimin belirlenen takvim doğrultusunda Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi gerektiğini belirterek, Güney Lübnan’da yalnızca Lübnan ordusunun konuşlanması gerektiğini söyledi. Kasım, siyonist rejimin Lübnan topraklarında kalıcı varlık sürdürmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/lubnanda-bir-siyonist-asker-daha-itlaf-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/4951659-410-3073-1639-1920x0-80-fd1072509c1558becfef87314f633c89.jpg" type="image/jpeg" length="73444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Peygamber Sevdalıları: Aşura direniş bilincidir]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/peygamber-sevdalilari-vakfi-asura-direnis-bilincidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/peygamber-sevdalilari-vakfi-asura-direnis-bilincidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peygamber Sevdalıları Vakfı, Muharrem ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada Aşura’nın zulme karşı direniş bilinci olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber Sevdalıları Vakfı, Muharrem ayının 10’u olan Aşura Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı.</p>

<p>“Aşura Direniş Bilincidir” başlığıyla yapılan açıklamada, Hz. Hüseyin ve 72 yareninin Kerbela’da şehit edilişine atıfta bulunularak, bu günün İslam tarihinde “acı ve ibret dolu bir kırılma noktası” olduğu ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, Kerbela olayında Hz. Hüseyin ve ailesine yönelik zulme dikkat çekilerek, o dönemde yaşananların benzerinin günümüzde de farklı coğrafyalarda sürdüğü savunuldu.</p>

<p>Gazze’de yaşananlara da değinilen açıklamada, bölgedeki durum “çağdaş Kerbela” olarak tanımlandı. Açıklamada, Gazze’de uzun süredir devam eden saldırılar, açlık ve yıkımın insanlık dramına dönüştüğü ifade edilerek, Müslüman dünyasının sessizliğine yönelik eleştirilerde bulunuldu.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, zulme karşı durmanın Aşura’nın temel mesajı olduğu vurgulanarak, “Aşura Mektebi’nin” Hz. Hüseyin’in duruşunu temsil ettiği ve bu bilincin tarih boyunca sürdürüldüğü ifade edildi.</p>

<p>Peygamber Sevdalıları Vakfı, açıklamasının sonunda Aşura’nın tüm İslam coğrafyasında direniş bilincini güçlendirmesini ve zulüm altındaki halkların kurtuluşuna vesile olmasını temenni etti.</p>

<p>Vakfın “Aşura Direniş Bilincidir” başlığıyla yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Aşura Direniş Bilincidir</p>

<p>Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam âlemlere kurtuluş önderi olarak gönderilen Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve seleme, güzide ashabına ve kıyamete kadar Aşura’yı bir kıyam şiarı olarak sürdürenlerin üzerine olsun...</p>

<p>1447 Hicri yılının ilk ayı olan Muharrem ayındayız. Muharrem ayının 10’unda Hz. Hüseyin ve 72 yareninin Kerbela’da şehid edilmelerinin yıldönümüdür. Aşura Muharrem ayının 10. gününü ifade etmektedir. Bu günde, başta Hz. Hüseyin olmak üzere Peygamber ailesi ve sevenlerinin zalim gaddarlar tarafından acımasızca katledildiği, İslam inanç değerlerinin ve ehli beytin hürmetinin atların ayakları altında çiğnendiği kara bir gündür.</p>

<p>O gün Hz. Hüseyin ve yarenlerini, zalim Yezid ve avenesinin gaddarlığına terk edenler, Kerbela’daki faciayı görmek istemeyenler, Ehli Beyt’in kadın ve çocuklarının atların ayakları altında çiğnenirken sırtını dönme bedbahtlığında bulunanlar, Kahhar olan Allah’a hesap vereceklerdir.</p>

<p>Çağdaş Kerbela: Gazze<br />
Bugün Gazze başta olmak üzere, neredeyse İslam dünyasının her bir beldesi, adeta çağdaş bir Kerbela faciası yaşamaktadır. Üç yıldan fazladır Gazze her gün yeni bir Kerbela’yı yaşamaktadır. Her gün katliam, her an açlık ve susuzluktan ölümler, her saat füze ve bombaların altında diri diri yanma, tamamen harabe haline getirilmiş şehirler...</p>

<p>Gazze bu yıkımı, katliamları, açlık ve susuzluğu yaşarken tıpkı Kerbela’da olduğu gibi seyirci olma bedbahtlığında bulunan hatta siyonist işgalcilere yardım edecek kadar alçalan sözüm ona Müslümanların kahredici varlığı, çağdaş bir Kerbela acısını bize tattırmaktadır. Kerbela’da sessiz kalan Müslümanların varlığı nasıl Kerbela acısını büyütüp katmerleştirirken; bugün Gazze’deki soykırıma sessiz kalan Müslümanların varlığı da acımızı ve vebalimizi artırmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak Kerbela’daki zalimler nasıl iflah olmamışlarsa; bugünün zalim ve katilleri de iflah olmayacaklardır. Başta siyonist katiller ve onların işbirlikçileri, en kısa zamanda kurdukları zulüm düzeninde kahr olup gideceklerdir. Müslümanlar ve sahip oldukları inanç sistemleri, zulme boyun eğmeyi kabul etmeyeceklerdir.</p>

<p><strong>Aşura Mektebi ve Hüseyince Duruş</strong></p>

<p>Çünkü Aşura, zulme karşı başkaldırma bilincidir. İhanete, tuğyana ve küfür sistemine karşı Hüseyince duruş sergilemektir. Aşura Mektebi; zamanımızın Yezitlerine, İslam beldelerini işgale gelen emperyalist katillere ve onlara yardım etme bedbahtlığında bulunan içimizdeki ihanet şebekelerine Yahya Sinvar gibi cihad etmektir.</p>

<p>Zulme karşı çıkma ve hakkı haykırma izzeti Hz. Hüseyin ile bir mektebe dönüşmüş, tarih boyunca nice Hüseyinler bunu büyük bir onur ile sürdürmüş, Yahya Sinvar ve günümüzün güzide mücahitleri tarafından ise büyük bir şerefle temsil edilmektedir. Bu mektebin sevdalıları bu bilinci inşallah kıyamete kadar sürdüreceklerdir.</p>

<p>Peygamber Sevdalıları Vakfı olarak; Aşura’nın bir direniş bilinci olarak, başta Gazze olmak üzere bütün İslam beldelerinde dalga dalga yayılmasını temenni eder, Gazze’nin ve bütün İslam dünyasının zulümden kurtuluşuna vesile olmasını niyaz ederiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/peygamber-sevdalilari-vakfi-asura-direnis-bilincidir</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/kerbela-1.png" type="image/jpeg" length="57689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel'e yeni parti için kaç vekil destek verdi?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ozgur-ozele-yeni-parti-icin-kac-vekil-destek-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ozgur-ozele-yeni-parti-icin-kac-vekil-destek-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel'i destekleyen 106 vekilin istifa edeceğine yönelik iddialar hakkında konuşan Yarkadaş, "Bir kere o 106 sayısı, Özgür Özel ve arkadaşlarının hayali" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve geri gelmesinin ardından, Özgür Özel ve ekibinin görev süresi doldu.</p>

<p>Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiye dönüşünü kabullenmeyen Özel'in yeni parti kuracağına yönelik iddialar, gündemdeki yerini koruyor.</p>

<p>Özel'i destekleyen vekillerin sayısının da 100'ü geçtiği söylenirken Barış Yarkadaş, gerçeğin farklı olduğunu duyurdu.</p>

<p>106 VEKİLİN İSTİFA İDDİASI<br />
TV100 ekranlarında konuşan Barış Yarkadaş, Özgür Özel'i destekleyen vekillerin sayısından da bahsetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yarkadaş, Özel'in çevresinin verdiği rakamların gerçeği yansıtmadığını söyledi.</p>

<p>Özel'i destekleyen vekil sayısının 50'yi geçmediğini belirten Yarkadaş, 106 vekilin istifa iddiasını da yalanladı.</p>

<p><strong>"ÖZEL'İN HAYALİ"</strong><br />
Sinan Burhan'ın "106 vekil istifa edecek" iddiası hakkında konuşan Yarkadaş, şöyle dedi;</p>

<p><strong>"Yayına gelmeden önce Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın bir milletvekilini aradım.</strong></p>

<p><strong>'Sinan Burhan 106 vekilin istifa edeceğini söylüyor' dedim. 'Ağabey vallahi saydım saydım, Sinan Burhan'a göre ben de istifa ediyorum.</strong></p>

<p><strong>Kemal Bey milletvekili olsa demek ki o da istifa edip yeni partiye geçecekti' dedi. Bir kere o 106 sayısı, Özgür Özel ve arkadaşlarının hayali."</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DOĞRUHABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Siyaset</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ozgur-ozele-yeni-parti-icin-kac-vekil-destek-verdi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/screenshot-2026-06-23-105051.png" type="image/jpeg" length="24917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dem Parti buna da karşı çıktı: Suça sürüklenen çocuklar...]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/dem-parti-buna-da-karsi-cikti-suca-suruklenen-cocuklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/dem-parti-buna-da-karsi-cikti-suca-suruklenen-cocuklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suç şebekelerinin çocukları birer kalkan olarak kullanmasının önüne geçme amacıyla hazırlanan rapora DEM Parti’den sert tepki çeken bir muhalefet şerhi geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM’de çocukların suça sürüklenmesini önlemek amacıyla kurulan araştırma komisyonunun raporuna DEM Parti tarafından düşülen muhalefet şerhi, kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın ve Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez imzalı şerhte, rapordaki ceza artırımı ve infazın ağırlaştırılması yönündeki somut önerilere karşı çıkılması, "cezasızlık algısını büyüteceği" gerekçesiyle sert eleştiri alıyor.</p>

<p>DEM Parti, suçun tekrarlanması durumunda çocuklara uygulanacak tekerrür hükümlerine ve yaş küçüklüğü indiriminin hakim takdirine bırakılmasına karşı çıktı. Kamuoyunda yükselen sesler, cezaların yetersiz kalmasının suça meyilli olan veya suç şebekelerince kullanılan çocuklar arasında "akran özentisi" oluşturacağına dikkat çekti. Ağır suçlara bulaşanların çocukluk statüsü arkasına saklanarak ceza almaktan kurtarılması, toplumda adalet duygusunu dinamitlerken, suçu adeta teşvik eden bir cezasızlık algısına yol açıyor.</p>

<p>Şerhe yönelik en sert tepkiler ise PKK’nın çocukları kullanma stratejisi üzerinden geldi. Çocukların ellerine silah tutturup dağa kaçıran, onları ideolojik olarak zehirleyerek birer suç makinesine dönüştüren PKK'ya karşı tek bir kelime dahi etmeyen DEM Parti’nin, diğer çocukların kullanılmaması adına tekrarlanan suçlara daha ağır cezanın verilmesine karşı çıkması tepki çekiyor.</p>

<p>Son 10 yıldaki veriler değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuk sayısı yüzde 17,47 artış gösterdi. 2025'te suça sürüklenen çocukların ağırlıklı olarak karıştıkları suç tipleri kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit, mala zarar verme olarak sıralandı.</p>

<p>Adalet Bakanlığı verileri Türkiye'de son yıllarda suça sürüklenen çocuklar konusunda dikkat çekici bir artış olduğunu gözler önüne seriyor. Verilere göre, 2015'te suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560, 2016'da 146 bin 737, 2017'de 145 bin 210, 2018'de 157 bin 96, 2019'da ise 161 bin 378 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğünün saha çalışmaları sonucu elde ettiği tespitlere göre, özellikle 15-18 yaş grubundaki çocuklar sınırlı cezai sorumlulukları nedeniyle suç örgütleri tarafından "yaralama", "hırsızlık" ve "uyuşturucu" gibi eylemlerde "araç unsur" olarak kullanılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, organize suç örgütlerinin çocukları birer yasal kalkan olarak kullanmasını engellemenin yolunun net cezai yaptırımlardan geçtiğini vurguluyor. Özellikle ağır suçlarda cezasızlık algısının kırılması, çocukların suç şebekelerince istismar edilmesinin ve akranları arasında suça yönelik bir özentinin oluşmasının önüne geçecek en birincil adli bariyer olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Buna karşın, çocukları suça sürükleyen toplumsal dinamikler göz önüne alındığında, mücadelenin yalnızca mahkeme salonları ve infaz rejimleriyle sınırlı kalmaması gerektiği belirtiliyor. Çocuk suçluluğunu kalıcı olarak düşürmek amacıyla; yoksulluk, eğitimden kopuş, aile içi ihmal ve uyuşturucu bağımlılığı gibi kök nedenlere karşı devletin koruyucu ve önleyici mekanizmaları eş zamanlı olarak devreye sokması isteniyor. Risk altındaki bölgelerde psikososyal destek ağlarının kurulması, eğitim odaklı rehabilitasyon süreçlerinin işletilmesi ve suç daha işlenmeden önce çocuğu koruma altına alacak sosyal politikaların uygulanması, caydırıcı cezalarla birlikte bütüncül bir çözümün en kritik ayağını oluşturuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DOĞRUHABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/dem-parti-buna-da-karsi-cikti-suca-suruklenen-cocuklar</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/dem-partiden-cocuk-raporuna-serh-cezalandirici-yaklasimi-reddediyoruz.webp" type="image/jpeg" length="83623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kariyer, ekonomi ve geç evlilikler: Doğumlar neden azalıyor?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kariyer-ekonomi-ve-gec-evlilikler-dogumlar-neden-azaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kariyer-ekonomi-ve-gec-evlilikler-dogumlar-neden-azaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İLKE Vakfı'nın "Toplumun Görünümü 2025" raporuna göre Türkiye'de doğurganlık hızı 1,42 ile tarihi dip seviyeye geriledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İLKE Vakfı tarafından hazırlanan "Toplumun Görünümü 2025: Demografik ve Toplumsal Dönüşüm" raporu, Türkiye'nin son yılların en kritik demografik değişimiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Rapora göre toplam doğurganlık hızı 2025 yılında 1,42'ye gerileyerek Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine inerken, nüfusun yaşlanması ve aile yapısındaki dönüşüm yeni sosyal ve ekonomik riskleri beraberinde getiriyor.</p>

<p>Raporda, Türkiye'nin uzun yıllar genç nüfus avantajıyla öne çıkan bir ülke olmasına rağmen son dönemde doğurganlık oranlarındaki hızlı düşüş nedeniyle farklı bir demografik evreye geçtiği vurgulandı. Uzmanlar, doğurganlıktaki gerilemenin yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını, toplumsal yapıda yaşanan köklü değişimlerin de etkili olduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırmaya göre eğitim süresinin uzaması, evlilik yaşının yükselmesi, kadınların iş gücüne katılımındaki artış, kentleşme, yükselen yaşam maliyetleri ve çocuk bakım giderlerindeki artış doğurganlığı aşağı çeken temel faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca bireyselleşmenin güçlenmesi, aile yapısındaki dönüşüm ve çocuk sahibi olmaya ilişkin beklentilerin değişmesi de doğum oranlarını etkileyen unsurlar olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Doğumların ertelenmesinde kadınların eğitim düzeyindeki artış önemli bir faktör olarak gösteriliyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe doğurganlık oranı düşüyor. 2024 verilerinde yükseköğretim mezunu kadınlarda doğurganlık hızı 1,22 çocuk seviyesine kadar gerilemiş durumda.<br />
Ortalama anne yaşı ve ilk doğum yaşı yükseliyor. Bu da çocuk sahibi olmanın daha ileri yaşlara ertelendiğini gösteriyor. Rapor, çözüm olarak kadınların çalışırken çocuk sahibi olabilmesini kolaylaştıracak politikaları öneriyor. Esnek çalışma modelleri, kreş hizmetleri, ebeveyn izinleri ve bakım desteklerinin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanıyor.<br />
Ayrıca genç çiftlerin kariyer ve aile yaşamını birlikte sürdürebilmeleri için istihdam, bakım, eğitim ve barınma alanlarında kurumsal desteklerin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Raporda dikkat çekilen bir diğer unsur ise hane halkı yapısındaki değişim oldu. Türkiye'de tek kişilik hanelerin sayısı hızla artarken, ortalama hane büyüklüğü küçülmeye devam ediyor. Geleneksel geniş aile modelinin yerini daha küçük aile yapılarının aldığı belirtilirken, bu dönüşümün hem sosyal dayanışma ağlarını hem de yaşlı bakım sistemlerini etkileyeceği ifade edildi.</p>

<p>Doğurganlıktaki düşüşün en önemli sonuçlarından biri olarak nüfusun yaşlanması gösterildi. Rapora göre 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 11 seviyesine yükseldi. Yaşam süresinin uzaması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, yaşlı nüfusun artmasının sağlık harcamaları, sosyal güvenlik sistemi ve bakım hizmetleri üzerindeki baskıyı artıracağına dikkat çekildi.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte diyabet, hipertansiyon ve kronik hastalıkların daha yaygın hale geldiğini belirtti. Raporda, ortalama yaşam süresi ile sağlıklı yaşam süresi arasındaki farkın yaklaşık 20 yıla ulaştığına işaret edilerek, insanların daha uzun yaşadığı ancak bu sürenin önemli bir bölümünü sağlık sorunlarıyla geçirdiği vurgulandı.</p>

<p>Demografik dönüşümün ekonomik etkilerine de yer verilen raporda, çalışma çağındaki nüfusun uzun yıllardır Türkiye'nin en önemli avantajlarından biri olduğu belirtildi. Ancak genç nüfus oranındaki düşüş ve yaşlı bağımlılık oranındaki yükseliş nedeniyle üretkenlik artışının artık daha fazla teknoloji, verimlilik ve nitelikli iş gücüne bağlı hale geldiği kaydedildi.</p>

<p>Rapor, Türkiye'nin halen "demografik fırsat penceresi" içerisinde bulunduğunu ancak bu avantajlı dönemin kalıcı olmadığını ortaya koydu. Çalışma çağındaki nüfusun yüksek olduğu bu sürecin 2030'lu yılların ortalarına kadar devam etmesinin beklendiği belirtilirken, eğitim kalitesinin artırılması, gençlerin üretken istihdama yönlendirilmesi ve yenilikçi ekonomik politikaların uygulanmasının kritik önem taşıdığı ifade edildi.</p>

<p><strong>GEÇİM DERDİ İLK SIRADA</strong></p>

<p>2020 yılında toplumun en büyük sorunu yüzde 18,5 ile işsizlik olarak görülürken, 2025'te yüzde 31,3 ile hayat pahalılığı ilk sıraya yerleşti. Yoksulluk yüzde 16,5 ile ikinci, eğitim ise yüzde 16,1 ile üçüncü sırada yer aldı. Böylece her üç kişiden biri için en büyük sorun geçim sıkıntısı oldu.</p>

<p>Ekonomi son 22 çeyrektir büyümeye devam ederken kişi başına gelir 18 bin 40 dolara yükseldi. Ancak raporda, büyümenin gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltamadığı vurgulandı. En zengin yüzde 20'lik kesim toplam gelirin yüzde 48,1'ini alırken, en yoksul yüzde 20'nin payı yalnızca yüzde 6,4 seviyesinde kaldı. İşverenlerin yıllık gelirinin ücretli çalışanların gelirinin üç katından fazla olduğu belirtildi.</p>

<p>Enflasyon yüzde 31 seviyesine gerilemesine rağmen vatandaşın hissettiği ekonomik baskı sürüyor. Konut ve kira harcamalarında yıllık artış yüzde 50'ye yaklaşırken, İstanbul'da kira artışı yüzde 41 olarak kaydedildi. Ülke genelinde konut fiyatları yüzde 26 yükseldi. Hane bütçelerinde konut ve kira harcamalarının payı yüzde 26'ya, ulaştırmanın payı ise yüzde 21,6'ya çıktı.</p>

<p>Rapor, tarım sektöründeki gerilemeye de dikkat çekti. 65 ili etkileyen zirai don felaketi nedeniyle tarım sektörü yüzde 8,8 küçüldü. Ayrıca Türkiye'nin enerji ihtiyacının yaklaşık üçte ikisini ithalatla karşılaması, dış ticaret açığının temel nedenlerinden biri olarak gösterildi.</p>

<p>Bölgesel eşitsizlikler ise dikkat çekici boyutlara ulaştı. İstanbul'da yoksulluk ve sosyal dışlanma riski yüzde 16,6 seviyesindeyken, Şanlıurfa-Diyarbakır bölgesinde bu oran yüzde 66,3'e, Van-Muş-Bitlis-Hakkari bölgesinde ise yüzde 57,8'e çıktı. Kişi başına gelir İstanbul, Ankara ve Kocaeli gibi illerde 24 bin doların üzerine çıkarken, Şanlıurfa, Ağrı ve Van'da 7 bin doların altında kaldı.</p>

<p>Eğitimde de bölgesel farklılıklar öne çıktı. Yükseköğretim mezunu oranı Ankara'da yüzde 32,5'e ulaşırken, Ağrı'da bu oran yüzde 12,8'de kaldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki birçok il net göç vermeye devam etti.</p>

<p>Raporda en dikkat çeken başlıklardan biri ise aile yapısındaki değişim oldu. Türkiye'de doğurganlık hızı 1,42 çocuğa gerileyerek nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,1'in oldukça altına düştü. Ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5'e, kadınlarda ise 26'ya yükseldi. Boşanmış nüfus son 15 yılda 1,56 milyondan 3,57 milyona çıktı. Çekirdek aile oranı gerilerken tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20,5'e ulaştı. Yalnız yaşayan yaşlı sayısı ise 1,8 milyona yükseldi.</p>

<p>Rapora göre doğurganlıktaki düşüşün temel nedenleri arasında artan konut maliyetleri, kira baskısı, gençlerin güvenceli işe geç ulaşması ve ekonomik belirsizlikler yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göç verileri de dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Türkiye ilk kez net göç veren ülke haline gelirken, özellikle 20-34 yaş arasındaki eğitimli gençlerin yurt dışına yönelmesi beyin göçü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Gidenler arasında Türk vatandaşlarının oranı son yıllarda iki katından fazla arttı.</p>

<p>Adalet sistemine ilişkin veriler de raporda geniş yer buldu. Cezaevi nüfusu son sekiz yılda yüzde 91 artarak 383 bine ulaştı. Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararlarının yüzde 71,2'si makul sürede yargılanma hakkı ihlaline ilişkin oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki derdest başvuruların yarısından fazlasının Türkiye kaynaklı olması da dikkat çekti.</p>

<p>İstihdam alanında ise işsizlik oranı yüzde 8,5'e gerilemesine rağmen kayıt dışı çalışma yaklaşık 8 milyon kişiyi kapsıyor. Tarımda kayıt dışılık oranı yüzde 72,2'ye ulaştı. Kadın istihdamı yüzde 32 seviyesinde kalırken erkeklerde bu oran yüzde 66,4 olarak ölçüldü. Genç işsizliği yüzde 15,4, genç kadın işsizliği ise yüzde 22,2 seviyesinde gerçekleşti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DOĞRUHABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kariyer-ekonomi-ve-gec-evlilikler-dogumlar-neden-azaliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/screenshot-2026-06-22-152158.png" type="image/jpeg" length="18196"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hukukçu Bozkurt: israil hukuk tanımazlığını yasal zemine oturtuyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hukukcu-bozkurt-israil-hukuk-tanimazligini-yasal-zemine-oturtuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hukukcu-bozkurt-israil-hukuk-tanimazligini-yasal-zemine-oturtuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Cebrail Bozkurt, işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik onayladığı idam yasasının uluslararası hukuku, Cenevre Sözleşmesi'ni ve adil yargılanma hakkını açıkça çiğneyerek savaş suçu işlediğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bozkurt, işgal rejiminin Filistin halkına ve esirlere karşı uyguladığı sistematik zulmü yasal bir kılıfa uydurmaya çalıştığını vurguladı.</p>

<p>israil meclisinin onayladığı idam yasasının tamamen işgal düzenini koruma amacı taşıdığına dikkat çeken Bozkurt, bu hamlenin uluslararası toplumun sessizliğinden alınan cesaretle yapıldığını ifade etti.</p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/9aWnJLA9dgk" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/9aWnJLA9dgk"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/9aWnJLA9dgk?wmode=transparent&amp;jqoemcache=QHZOO" title="https://youtu.be/9aWnJLA9dgk" width="425"></iframe></div>

<p><strong>"İşgalci israil idam yasasıyla hukuksuzluk yapıyor"</strong></p>

<p>Bozkurt, "İşgalci israil devleti tarafından Filistinli esirlere ve Filistin halkına yönelik hukuk tanımazlık artık yasal bir zemine oturtulmaya çalışılmaktadır. israil devleti tarafından Filistinli esirlere yönelik çıkarılan idam yasasına göre, israil devleti kendi işgalci düzenini korumak amacıyla, kendisine yönelik gerçekleştirilecek bir eylem neticesinde gözaltına alınan Filistinliler hakkında kısa sürede yargılama yaparak idam kararı verebilmeyi yasal zemine oturtmaya çalışmaktadır." dedi.</p>

<p><strong>"Adil yargılanma hakkının tamamen ortadan kaldırılması"</strong></p>

<p>Filistinlilerin her tür hakkının gasp edilmek istendiğine değinen Bozkurt, "Meclis tarafından onaylanan bu idam yasasına göre, Filistinli bir kişinin Yahudi ya da siyonist bir israilliye karşı gerçekleştireceği bir eylem neticesinde, bu kişilerin adil yargılanma hakkı ortadan kaldırılarak kısa sürede askerî mahkemelerde yargılanmaları ve haklarında idam kararı verilmesi mümkün hale gelmektedir. Ayrıca bu kararların infazı da kısa sürede gerçekleştirilebilecektir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Uluslararası </strong><strong>sözleşmelerin ihlali ve savaş suçu"</strong></p>

<p>Bozkurt çıkarılan yasanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu dile getirerek, "Bu durum, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'ne açıkça aykırıdır. Aynı zamanda ayrımcılık suçu niteliği taşıdığı için savaş suçu kapsamında değerlendirilmesi gereken bir uygulamadır. Bu yönüyle Cenevre Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından da hukuka aykırı bir durum ortaya koymaktadır. Ancak ne yazık ki bu duruma, yani israilin hukuk tanımazlığına karşı Birleşmiş Milletler üyesi devletler tarafından yeterli düzeyde tepki gösterilmemektedir. israil ise bu sessizlikten cesaret alarak söz konusu düzenlemeyi yasalaştırmış ve uygulamaya koymuştur. Şu anda bu uygulamanın öncelikli olarak Filistinli esirlere karşı kullanılması ihtimali bulunmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu düzenleme Filistin halkının tamamına yönelik bir tehdit niteliği de taşımaktadır." şeklinde konuştu.</p>

<p>"<strong>Müslüman devletlerin ciddi bir tepki göstermesi gerekmektedir"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İslam dünyasının sessizliği ve atılması gereken hukuki adımların atılması gerektiğine vurgu yapan Bozkurt,<strong> </strong>"Bu noktada hem Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin hem de ülkemizin ve bölgemizde bulunan Müslüman devletlerin ciddi bir tepki göstermesi gerekmektedir. Zira insanların haksız şekilde gözaltına alınmaları, adil olmayan yargılamalara tabi tutulmaları ve ardından idam edilmeleri savaş suçu kapsamına girmektedir. Bu nedenle israilde bu uygulamanın hayata geçirilmesinde sorumluluğu bulunan yetkililer hakkında diğer ülkeler nezdinde gerekli hukuki süreçlerin başlatılması ve uygulanması gerekmektedir. Ne var ki Müslüman devletler bu konuda yeterli karşılığı verememektedir. Yalnızca birkaç devlet, israilin bu kanunu uygulamaya başlaması hâlinde mütekabiliyet ilkesi gereğince kendi ülkelerinde de Yahudilere veya israillilere yönelik benzer uygulamaların gündeme gelebileceğini ifade etmektedir. Ancak diğer Müslüman ülkeler bu duruma karşı maalesef sessiz kalmaktadır." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hukukcu-bozkurt-israil-hukuk-tanimazligini-yasal-zemine-oturtuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/hukukcu-bozkurt-israil-hukuk-tanimazligini-yasal-zemine-oturtuyor.JPG" type="image/jpeg" length="68078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HÜDA PAR'dan Afganistan ve Pakistan'a sağduyu çağrısı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/huda-pardan-afganistan-ve-pakistana-sagduyu-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/huda-pardan-afganistan-ve-pakistana-sagduyu-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HÜDA PAR, Pakistan ve Afganistan'da, iki kardeş halkı karşı karşıya getiren ve aralarında düşmanlık tohumu ekilmesine zemin oluşturan adımlardan kaçınılması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>HÜDA PAR tarafından yayımlanan gündem değerlendirmesinde, Afganistan ile Pakistan arasında yaşanan gerilimin tırmanmasının emperyalistlerin bölgesel planlarına yarayacağı uyarısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Açıklamada, Pakistan ordusu tarafından Afganistan'a yönelik gerçekleştirilen ve çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine neden olan saldırıların bölgedeki kırılgan istikrarı derinden sarsan ve son derece endişe verici eylemler olduğu belirtildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><strong>"Güvenlik kaygılarının çözüm yolu askeri müdahaleler değildir"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Afganistan ile Pakistan arasındaki sorunların çözüm adresinin silah olmadığına dikkat çekilen açıklamada, taraflar diyalog ve müzakereye davet edilerek, "Pakistan ve Afganistan'da iki kardeş halkı karşı karşıya getiren ve aralarında düşmanlık tohumu ekilmesine zemin oluşturan adımlardan kaçınılmalıdır. Bu tehlikeli tırmanış, yalnızca bölgenin toparlanmasını, huzura ve refaha kavuşmasını asla istemeyen emperyalist odakların ekmeğine yağ sürecektir. Yıllardır savaş ve işgallerle yorulan coğrafyamızın yeni çatışmalara değil, imara ve dayanışmaya ihtiyacı vardır. Emperyalizmin bölgeyi istikrarsızlaştırma stratejilerine hizmet edecek olan uzun gerginlik ve saldırılar, her iki ülkeye de telafisi çok zor zararlar verecektir. Mevcut anlaşmazlıkların ve güvenlik kaygılarının çözüm yolu askeri müdahaleler değildir. Ortadaki tüm ihtilaflar; karşılıklı saygı ve samimi bir diyalog zemininde, masa başında çözülmelidir." denildi.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/huda-pardan-afganistan-ve-pakistana-sagduyu-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/huda-pardan-afganistan-ve-pakistana-sagduyu-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="23944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayacan: Gazze gündemden düşmemeli]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kayacan-gazze-gundemden-dusmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kayacan-gazze-gundemden-dusmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kayacan, Gazze başta olmak üzere İslam coğrafyasındaki mazlumların yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/z1jx8XJmhqI" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/z1jx8XJmhqI"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/z1jx8XJmhqI?wmode=transparent&amp;jqoemcache=nPb6m" title="https://youtu.be/z1jx8XJmhqI" width="425"></iframe></div>

<p>Kayacan, Gazze'nin yanı sıra İslam coğrafyasındaki birçok bölgede yaşanan insani krizlere dikkat çekerek, Müslümanların hem boykot hem de yardım faaliyetleriyle daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>"Gazze, İslam coğrafyasının kanayan yarasıdır"</strong></p>

<p>İslam coğrafyasındaki krizlere dikkat çeken Kayacan, Gazze'nin özel bir konumda olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
"İslam coğrafyasının en önemli, kanayan yaralarından birisidir Gazze. Tabii Doğu Türkistan'da, Yemen'de, Sudan'da, birçok İslam beldesinde, Arakan'da mazlumların çok büyük sıkıntıları vardır. Ama Gazze odak olarak bizim için sabahıyla akşamıyla hayatımızda, gündemimizde tutmamız gereken bir noktadır, bir alandır."</p>

<p><strong>"Boykot, en önemli mücadele yöntemidir"</strong></p>

<p>Ekonomik boykotun etkisine vurgu yapan Kayacan, bu tavrın sürdürülmesi gerektiğini belirterek,<br />
"Tabii boykot bunun en önemli kısmıdır. Kesinlikle bu noktada hassasiyetlerimizi artarak devam ettirmemiz lazım. Yahudi'nin anlayacağı dil budur. Maddeden, paradan, yoksulluktan anlar Yahudi. Onun için Müslümanlar gücünü en azından bu alanda ısrarla, şiddetle bu boykot sürecini devam ettirmelidirler." dedi.</p>

<p><strong>"Gazze'ye yardım kesintisiz sürdürülmelidir"</strong></p>

<p>Gazze'deki insani krize dikkat çeken Kayacan, yardım çağrısını şu sözlerle yineledi:<br />
"Diğer taraftan da Gazze'yi gündemimize çıkarmamalıyız. Şu anda onların ciddi derecede her günden daha fazla yardıma, desteğe ihtiyacı var. Genel anlamda Gazze'li kuruluşlar vasıtasıyla oraya biz belli bir plan, program dahilinde ciddi bir kaynağı aktarma noktasında gayretimizi artarak devam ettirmemiz lazımdır. Onlar tabiri caizse açık hava hapishanesi diyeceğimiz bir noktada hayatlarını sürdürmenin mücadelesindeler. Evsiz, yiyeceksiz, barınaksız ama ilkelerinden, duruşlarına taviz vermeden siyonistlerle mücadele etmenin gayretindeler. Hiçbir şey yapamıyorsak en azından boykot noktasındaki tavrımızı şiddetlendirerek, artırarak devam ettirmemiz lazım. En azından... ruz-i mahşerde Mevlamıza halimizi arz edeceğimiz zaman, biz de şunu yaptık diyebileceğimiz bir duruşumuzu mutlaka kuvvetlendirmemiz lazım, devam ettirmemiz lazım."</p>

<p><strong>"Gazze gündemden düşmemeli, hayatın merkezinde tutulmalıdır"</strong></p>

<p>Kayacan, Gazze'nin sürekli gündemde kalması gerektiğini vurgulayarak, "Hulasası işte Gazze cidden özgür oluncaya kadar, Gazze bağımsızlığını kazanıncaya kadar bizim her gün meşakkat namazımızın beraberinde Gazze gündemimizi evimizden, çocuklarımızdan, soframızdan eksik etmeme çabamızı devam ettirmemiz lazım diyorum. Rabbim ümmetin birliğine inşallah bu süreçleri vaat edebilsin. Çünkü bunların hepsinin özünde paramparça olmuş bir ümmet var. Artık biz Gazze konusunda söylemin dışında ciddi bir eylem ve duruş istiyoruz. Evlerimizde, mahallemizde, sohbetlerimizde Gazze'yi canlı tutmalıyız." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Yetimlere sahip çıkmak İslami bir sorumluluktur"</strong></p>

<p>Yetimlere sahip çıkmanın ve bu alanın dini önemine dikkat çeken Kayacan, "Yetim konusu Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiyeleriyle çok kıymetli bir konudur. Türkiye Diyet Vakfımız dünyanın dört bir yanında yetim kalmış yavruları kucaklayan, onların eğitimine katkı sunan ve ihtiyaçlarını karşılayan bir teşkilattır. Eğitimhaneler ve çocuk gelişim projeleriyle yetime dokunmanın önemini ortaya koyan çalışmalar yürütülmektedir. 81 il ve ilçelerdeki müftülükler de yetimlerle ilgili önemli faaliyetler gerçekleştirmektedir."</p>

<p><strong>"Eğitim ve uluslararası öğrenci faaliyetleri yürütülmektedir"</strong></p>

<p>Eğitim çalışmalarına ilişkin bilgi veren Kayacan, şunları kaydetti:<br />
"Eğitime erişemeyen dezavantajlı grupların eğitim faaliyetlerine katılmasını önemli bir alan olarak görüyoruz. Bu kapsamda 110 ülkeden yaklaşık 3 bin 800 öğrenciye Türkiye'de eğitim imkanı sağlanmaktadır. Bu öğrencilerin tüm ihtiyaçları karşılanarak eğitim sürecine katılımları sağlanmaktadır."</p>

<p><strong>"Ramazan, Kurban ve Kur'an hizmetleri çok yönlü yürütülmektedir"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dini ve insani yardım faaliyetlerini özetleyen Kayacan, "Ramazan ayında zekatların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, Kurban Bayramı'nda kurban ibadetinin mazlum coğrafyalara ulaştırılması gibi faaliyetler yürütülmektedir. Kur'an ve sünnet çerçevesinde İslam'ın doğru anlaşılması için çalışmalar yapılmaktadır. 44 dil ve lehçede Kur'an mealiyle insanlığı buluşturan 'Hediyem Kur'an olsun.' projesiyle farklı din ve dillere mensup insanlara Kur'an ulaştıran bir kurumdur Türkiye Diyanet Vakfı." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kayacan-gazze-gundemden-dusmemeli</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/kayacan-gazze-gundemden-dusmemeli.JPG" type="image/jpeg" length="42123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şerif: İslamabad Zaptı yürürlüğe girecek]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/serif-islamabad-zapti-yururluge-girecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/serif-islamabad-zapti-yururluge-girecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD-İran arasında imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı'nın yürürlüğe gireceğini, ablukanın kalkacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran İslam Cumhuriyeti arasında elektronik ortamda imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı'nın artık yürürlüğe gireceğini açıkladı. Şerif, atılacak ilk adımın ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının hemen sona erdirilmesi ve İran'ın da Hürmüz Boğazı'nı tam anlamıyla yeniden trafiğe açması olacağını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şerif, X hesabından yaptığı paylaşımda, bu anlaşmanın her iki tarafın sorunlara siyasi çözüm bulma konusundaki diplomatik kararlılığını gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Pakistan Başbakanı, açıklamasında ABD Başkanı Donald Trump'a tebriklerini iletti. Şerif, İran'ın Dini Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney ile Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a da barış yolunu seçerken sergiledikleri öngörü, akıl ve liderlik nedeniyle duyduğu derin saygıyı dile getirdi.</p>

<p>Şerif ayrıca paylaşımında, bu noktaya gelinmesinde emeği geçen Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır'ın çabalarını da takdirle karşıladığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/serif-islamabad-zapti-yururluge-girecek</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/iran-amerika-arasinda-anlasma-kapak-202606180932.jpeg" type="image/jpeg" length="36965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran-ABD mutabakatı resmen imzalandı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/iran-abd-mutabakati-resmen-imzalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/iran-abd-mutabakati-resmen-imzalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran ile ABD arasında savaşı sona erdiren 14 maddelik mutabakat zaptı, iki ülke tarafından elektronik ortamda resmen imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran ile ABD arasındaki savaşa son verecek mutabakat metninin maddelerinin tamamlandığını ve belgenin resmi olarak imzaya açıldığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mutabakat metninin içeriği şöyle:</p>

<ol>
 <li>İran, ABD ve bu ülkelerin savaştaki müttefikleri, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri faaliyetlere anında ve kalıcı olarak son veriyor; taraflar birbirine karşı savaş açmama, güç kullanmama ya da tehdit etmeme sözü veriyor, ayrıca Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü güvence altına alıyor. Bu husus nihai anlaşmada teyit edilecek.</li>
 <li>Taraflar, birbirlerinin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygılı olmayı, iç işlerine karışmamayı kabul ediyor.</li>
 <li>İki ülke, gerekirse uzatılabilecek en fazla 60 günlük bir sürede nihai anlaşmaya ulaşmak için müzakerelere devam edecek.</li>
 <li>ABD, İran'a yönelik deniz ablukasını ve engellemeleri hemen kaldırmaya başlayıp 30 gün içinde tamamen sonlandıracak; bu süreçte gemi trafiği savaş öncesi seviyeyle uyumlu olacak. Nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde de askerlerini İran çevresinden çekecek.</li>
 <li>İran, 60 gün boyunca ücretsiz olarak ticari gemilerin Basra Körfezi-Umman Denizi hattında güvenli geçişini sağlayacak; mayın temizliği ve teknik engellerin kaldırılmasıyla bu düzenleme 30 gün içinde tam işlerlik kazanacak. Hürmüz Boğazı'nın geleceğine dair Umman ve körfez ülkeleriyle görüşmeler sürdürülecek.</li>
 <li>ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın yeniden yapılanması için en az 300 milyar dolarlık finansman sağlayacak somut bir program kuracak; uygulama detayları 60 gün içinde netleştirilecek ve gerekli mali izinler ABD tarafından temin edilecek.</li>
 <li>ABD, BM Güvenlik Konseyi, UAEA ve tek taraflı yaptırımlar dahil İran'a yönelik tüm cezaları nihai anlaşmada belirlenecek bir takvime göre kaldıracak; iki taraf bu maddeyi öncelikli görüşme konusu olarak ele alacak.</li>
 <li>İran, nükleer silah üretmeyeceğini ve edinmeyeceğini yeniden teyit ediyor. Stoklanan zenginleştirilmiş madde, UAEA gözetiminde seyreltme gibi yöntemlerle çözüme kavuşturulacak; zenginleştirme meselesi ise nihai anlaşmada ele alınacak.</li>
 <li>Nihai anlaşmaya kadar taraflar mevcut durumu koruyacak: İran nükleer programında bugünkü statükoyu sürdürecek, ABD ise yeni yaptırım getirmeyecek ve bölgeye ek askeri güç göndermeyecek.</li>
 <li>ABD, yaptırımlar tamamen kalkana kadar İran'ın ham petrol ve petrokimya ihracatıyla bağlantılı bankacılık, sigorta ve taşımacılık hizmetleri için Hazine muafiyet belgelerini hemen düzenleyecek.</li>
 <li>ABD, İran'ın dondurulmuş veya kısıtlı fonlarını tamamen serbest bırakacak; bu fonların nasıl kullanılacağına dair usul ikili müzakerelerle belirlenecek ve İran Merkez Bankası'nın belirleyeceği alıcılara aktarılabilecek.</li>
 <li>Taraflar, mutabakatın uygulanmasını ve nihai anlaşmaya uyumu denetlemek için bir izleme mekanizması kuracak.</li>
 <li>Mutabakatın imzalanmasının ardından 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelerin uygulanmaya başlanması ve sürdürülmesi koşuluyla, nihai anlaşma müzakereleri sadece kalan maddeler üzerinden yürütülecek.</li>
 <li>Nihai anlaşma, BM Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanacak.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/iran-abd-mutabakati-resmen-imzalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/iran-amerika-arasinda-anlasma-epik-202606180929.jpeg" type="image/jpeg" length="24082"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Katil Netanyahu: Anlaşmaya uymayacağız]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/katil-netanyahu-anlasmaya-uymayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/katil-netanyahu-anlasmaya-uymayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Axios'a göre siyonist Netanyahu, Hizbullah tamamen silahsızlandırılmadan siyonist rejimin Güney Lübnan'dan çekilmeyeceğini ABD'ye iletti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD merkezli Axios haber sitesinin siyonist rejim sözde başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakın bir danışmana dayandırdığı habere göre, siyonist rejim kendisini ABD ile İran arasında son dönemde imzalanan mutabakat metnindeki Lübnan'a ilişkin maddeyle bağlı görmüyor.</p>

<p>Habere göre Netanyahu, ABD Başkanı'na ilettiği mesajda siyonist rejim güçlerinin Güney Lübnan'da kontrol ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini, bunun ön koşulunun ise Hizbullah'ın tümüyle silahsızlandırılması olduğunu vurguladı.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, önceki pazar günü Beyrut'u hedef alan siyonist rejim saldırısının ardından Netanyahu'ya sert bir uyarı mesajı iletmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de daha önce yaptığı açıklamada, Lübnan'daki çatışmaların sona erdirilmesinin ABD ile sağlanan mutabakatın ayrılmaz bir bölümü olduğunu ifade etmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/katil-netanyahu-anlasmaya-uymayacagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2025/02/isgalci-siyonist-netenyahu-washingtonda-trumpla-gazzedeki-planlarini-gorusecek.jpg" type="image/jpeg" length="49788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Madem utanıyorsunuz vatandaşa niye reva görüyorsunuz?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/madem-utaniyorsunuz-vatandasa-niye-reva-goruyorsunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/madem-utaniyorsunuz-vatandasa-niye-reva-goruyorsunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün NATO Zirvesi için belediyelere gönderdiği "acil köpek toplama" yazısı, sokaklardaki hayati tehlikenin resmi itirafı oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne yönelik hazırlıklarını sürdürürken, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve güzergah üzerindeki 8 ilçe belediyesine (Akyurt, Çubuk, Pursaklar, Keçiören, Altındağ, Çankaya, Yenimahalle, Etimesgut) başıboş köpek talimatı gönderdi.</p>

<p>Yazıda, yabancı liderlerin ve heyetlerin kullanacağı tüm protokol güzergahları, etkinlik alanları, havalimanları ve konaklama otellerinin çevresindeki sahipsiz köpeklerin zirve öncesinde acilen toplanması talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu karar, yıllardır sokaklarda sürü halinde gezen köpekler yüzünden her gün ısırılma vakalarıyla hastanelere koşan vatandaşların tepkisini çekti. Devlet, kendi insanı için bir türlü çözemediği sorunu yabancı diplomatlar zarar görmesin diye birkaç günde ortadan kaldırmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Vatandaşlara göre talimat yazısıyla yönetim şunu kabul etmiş oldu; Sokaklardaki başıboş köpek popülasyonu hem ciddi bir güvenlik riskidir hem de bir ülkeye yakışmayan, uluslararası arenada utanılacak ilkel bir manzaradır.</p>

<p>Sosyal medyadan da tepkiler gecikmedi; Peki madem bu tablodan yabancı liderlerin önünde utanıyorsunuz, madem bunun bir güvenlik riski olduğunu biliyorsunuz; o halde bu ülkenin vergisini veren, her sabah o sokaklarda işe, okula, markete gitmek zorunda olan kendi vatandaşınıza bu kabusu neden reva görüyorsunuz?</p>

<p>Vatandaşlara göre zirve için Ankara’ya ayak basacak olan liderlerin ülkelerinde böyle bir "misafir geliyor, sokakları temizleyelim" operasyonuna ihtiyaç duyulmuyor çünkü sokakta başıboş hayvan barındırmanın hem toplum sağlığı, hem insan hakları açısından tam bir vizyonsuzluk olduğunu bir asır önce fark edip bu konuyu radikal biçimde çözdüler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DOĞRUHABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/madem-utaniyorsunuz-vatandasa-niye-reva-goruyorsunuz</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/screenshot-2026-06-17-140245.png" type="image/jpeg" length="61147"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep gözlükçüler odasından güneş gözlüğü alacaklara uyarılar]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/gaziantep-gozlukculer-odasindan-gunes-gozlugu-alacaklara-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/gaziantep-gozlukculer-odasindan-gunes-gozlugu-alacaklara-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Optisyen Gözlükçüler Odası Başkanı Erkan Kanalıcı, güneş gözlüğü ve optik gözlük kullanımında halk sağlığını korumak için ruhsatsız satış noktalarından uzak durulması gerektiğini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Optisyen Gözlükçüler Odası Başkanı Erkan Kanalıcı, gözlük kullanımına ilişkin İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/JxCQR6EkkVk" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/JxCQR6EkkVk"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/JxCQR6EkkVk?wmode=transparent&amp;jqoemcache=wWmTR" title="https://youtu.be/JxCQR6EkkVk" width="425"></iframe></div>

<p><strong>"Öncelikli olarak halk sağlığını korumak"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güneş gözlüğü alırken sağlık koşullarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydeden Kanalıcı, "Halk sağlığını korumak adına, güneş ve optik gözlüklerinin öncelikli olarak optisyenlik müesseselerinden alınmasını tercih ediyoruz. Diğer ortamlarda satılan gözlüklerin UV (ultraviyole) korumasının olmaması ve bu yerlerin ruhsatsız çalışması, ilerleyen süreçte ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Optik müesseselerinde satılan gözlüklerin tamamı Sağlık Bakanlığı onaylıdır ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) sistemine kayıtlıdır. Bu ürünler, ultraviyole ışınlarını daha yüksek oranda kırdığı ve halk sağlığını doğrudan koruduğu için özellikle tercih edilmelidir." dedi.</p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/51eef8af-3eb3-4bf6-b895-334e425a5992.jpg" width="1366" /><strong>Erkan Kanalıcı</strong></p>

<p><strong>"İnternet üzerinden satılan gözlükler"</strong></p>

<p>İnternet ortamında alınacak gözlükler için dikkatli olması uyarısında bulunan Kanalıcı, fiziki olarak görülen gözlüklerin seçiminin daha kolay ve yüze uygun olduğunu kaydetti.</p>

<p>İnternet üzerinde yapılan alış verişler için uyarıda bulunan Kanalıcı, "İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde, satışın güvenilir bir optik müessesesi tarafından yapıldığından emin olunduğu takdirde satın alma işlemi onaylanabilir. Ancak fiziki mağazalara gidildiğinde yüz hatlarına uygun, daha ergonomik modeller denenerek seçilebileceği için fiziki alışverişi daha uygun buluyoruz. Bunun yanı sıra pasajlar, kozmetik mağazaları ve benzeri iş yerlerinde ruhsatsız şekilde satılan hiçbir gözlüğün tercih edilmemesini önemle rica ediyoruz. Altını çizerek belirtmek isteriz ki bu ruhsatsız ürünler göz sağlığını ciddi şekilde bozmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Gözlük seçiminin göz doktoru kontrolü önemli"</strong></p>

<p>Kanalıcı, "Hazır gözlük kullanımı da maalesef doğru bir uygulama değildir. Kişi, bu gözlükleri taktığında net gördüğünü zannederken aslında kendi gözünü bozabilir. Bu sebeple öncelikle bir göz doktoru kontrolünden geçilmeli ve süreç reçete karşılığında ilerlemelidir." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Ekstra koruma sağlayan camlardır"</strong></p>

<p>Polarize camlar hakkında değerlendirmede bulunan Kanalıcı, "Polarize cam ile standart cam arasında işlevsel farklılıklar vardır. Meslek gruplarına ve kullanım alanlarına göre kişilere polarize ya da düz cam seçenekleri sunabiliyoruz. Halk arasında polarize camların her zaman daha iyi olduğu düşünülse de polarize camlar aslen yansımaları kesme özelliği olan, ekstra koruma sağlayan camlardır. Örneğin, uzun yol şoförlerine polarize camları özellikle öneriyoruz, çünkü asfalt üzerinde oluşan ve gözü yoran su dalgası görünümündeki yansımaların polarize camlarla engellendiği kanıtlanmıştır. Dolayısıyla kullanıcılar, ihtiyaçlarına göre polarize camı ya da ultraviyole ışınlarını yüksek oranda kesen standart bir camı tercih edebilirler." dedi.</p>

<p><strong>"Güneş gözlüğü yıl boyu kullanılabilir"</strong></p>

<p>Göz sağlığını korumak ve bu riskleri ertelemek adına her mevsim güneş gözlüğü kullanılması tavsiyesinde bulunan Kanalıcı, "Ozon tabakasının incelmesiyle birlikte, güneş gözlüğü kullanımı artık sadece sıcak havalarla sınırlı kalmamalıdır. Güneşli ortamların tamamında, hem yaz hem de kış aylarında güneş gözlüğü kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Ultraviyole ışınlarının göze fazlasıyla temas etmesi ilerleyen yaşlarda katarakt ve benzeri hastalıklara yol açabileceğinden, göz sağlığını korumak ve bu riskleri ertelemek adına her mevsim güneş gözlüğü kullanılmalıdır." ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/gaziantep-gozlukculer-odasindan-gunes-gozlugu-alacaklara-uyarilar</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/gaziantep-gozlukculer-odasindan-gunes-gozlugu-alacaklara-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="49908"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP'de 9 vekilin üyeliği silindi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/chpde-9-vekilin-uyeligi-silindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/chpde-9-vekilin-uyeligi-silindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay, CHP’de disipline sevk edilen 9 milletvekilinin parti üyeliğini sildi; partinin TBMM’deki sandalye sayısı 138’den 129’a düştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP’de 10 Haziran’da kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilen 9 milletvekili hakkında Yargıtay’dan karar çıktı. Yüksek mahkeme, söz konusu vekillerin parti üyeliklerinin tamamen silinmesini kararlaştırdı. Bu gelişmeyle birlikte CHP’nin TBMM’deki milletvekili sayısı 138’den 129’a indi.</p>

<p>Disiplin süreci sonunda üyeliği silinen isimler şu şekilde:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ensar Aytekin, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba, Turan Taşkın Özer ve Burhanettin Bulut.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Siyaset</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/chpde-9-vekilin-uyeligi-silindi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2025/10/anayasa-ve-yargitay-baskanlari-diyarbakira-geliyor.webp" type="image/jpeg" length="67302"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
