<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 16 Aug 2026 17:51:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'de hasta ve yaralılardan tedavi için çağrı: Engellemeler kaldırılsın]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/gazzede-hasta-ve-yaralilardan-tedavi-icin-cagri-engellemeler-kaldirilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/gazzede-hasta-ve-yaralilardan-tedavi-icin-cagri-engellemeler-kaldirilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentindeki Nasır Tıp Kompleksi'nin avlusunda bir araya gelen hasta ve yaralılar, yurt dışında tedavi olmalarının önündeki işgal engellemelerinin kaldırılmasını talep etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Gazze Şeridi'nde tedavi ihtiyacı bulunan hasta ve yaralılar, yaşadıkları sağlık sorunlarına dikkat çekmek ve yurt dışında tedavi olmalarının önündeki engellerin kaldırılmasını istemek amacıyla oturma eylemi düzenledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Han Yunus kentindeki Nasır Tıp Kompleksi'nin avlusunda gerçekleştirilen eylemde hasta ve yaralılar, tıbbi tedavilerini yurt dışında tamamlama imkanlarının sağlanması çağrısında bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eyleme katılanlar, tedavi amacıyla Gazze dışına çıkmalarını engelleyen işgal engellemelerinin kaldırılmasını talep etti.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/gazzede-hasta-ve-yaralilardan-tedavi-icin-cagri-engellemeler-kaldirilsin</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/gazzede-hasta-ve-yaralilardan-tedavi-icin-cagri-engellemeler-kaldirilsin.jpg" type="image/jpeg" length="61719"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lübnan Başbakanı Selam'dan siyonist rejime: Sivilleri öldürmeyi durdurun]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/lubnan-basbakani-selamdan-siyonist-rejime-sivilleri-oldurmeyi-durdurun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/lubnan-basbakani-selamdan-siyonist-rejime-sivilleri-oldurmeyi-durdurun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgal ordusunun Lübnan'ın güneyine yönelik hava saldırılarında 7 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, siyoinst rejime saldırıları derhal durdurma çağrısı yaptı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, işgal ordusunun ateşkese rağmen ülkenin güneyinde saldırılarını sürdürdüğünü belirtti. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Selam, Nebatiye'ye bağlı Ensar beldesi ile Deyr ez-Zahrani bölgelerinde sivillerin yaşadığı evlerin hedef alındığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Selam, Ensar beldesine düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin askeri altyapı olmadığını belirterek, "Ölen çocuk ve kadınlar da askeri hedefler değildi." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Lübnan Başbakanı, ülkede tespit edilecek herhangi bir askeri altyapıyla ilgili gerekli adımların Lübnan devletinin sorumluluğunda olduğunu söyledi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Selam, bunun siyonist rejime Lübnan'daki sivillerin hayatını tehlikeye atacak saldırılar düzenleme hakkı vermeyeceğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Selam, siyoniist rejime Lübnan'a yönelik saldırılarını derhal sona erdirme çağrısı yaparak, Lübnan halkının güvenliği ve kendi topraklarında yaşama hakkının müzakere konusu olmayacağını belirtti.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>İşgal ordusunun Ensar beldesinde bir eve düzenlediği hava saldırısında 7 kişinin şehit olduğu, 3 kişinin yaralandığı bildirilmişti<strong>.</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/lubnan-basbakani-selamdan-siyonist-rejime-sivilleri-oldurmeyi-durdurun</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/lubnan-basbakani-selamdan-siyonist-rejime-sivilleri-oldurmeyi-durdurun.jpg" type="image/jpeg" length="16708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HAMAS: Mısır'daki görüşmeler israilin yol haritasına uymasını sağlamayı amaçlıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hamas-misirdaki-gorusmeler-israilin-yol-haritasina-uymasini-saglamayi-amacliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hamas-misirdaki-gorusmeler-israilin-yol-haritasina-uymasini-saglamayi-amacliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HAMAS, Mısır'da yürütülen görüşmelerin, işgal rejiminin Gazze Şeridi'ne ilişkin üzerinde anlaşmaya varılan "yol haritasına" uymasını sağlamak ve ateşkes kapsamındaki ihlallerini arabuluculara aktarmak amacı taşıdığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>HAMAS Sözcüsü Hazım Kasım, yaptığı yazılı açıklamada, hareketin Mısır'daki temaslarının arabulucularla sürdürülen görüşmeler ve diplomatik çabalar kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, görüşmelerde "israilin ihlallerinin arabuluculara aktarılmasının ve israilin, Barış Konseyi ile üzerinde anlaşmaya varılan yol haritasını uygulamasının sağlanmasının" amaçlandığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mısır tarafıyla görüşmelerin, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasının takip edilmesi ve işgal rejiminin yükümlülüklerinden kaçınmasının ya da üzerinde mutabık kalınan anlaşmaya aykırı yeni fiili durumlar oluşturmasının önlenmesine yönelik çabalar kapsamında yürütüldüğünü kaydeden Kasım, HAMAS'ın arabulucularla siyasi ve diplomatik temaslarını sürdüreceğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, bu temaslarla ateşkes anlaşmasının sağlamlaştırılması, hükümlerine uyulmasının sağlanması, ihlallerin sona erdirilmesi ve üzerinde mutabık kalınan sürecin sekteye uğramasının önlenmesinin hedeflendiğini aktardı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>HAMAS heyeti Kahire'de</strong></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>HAMAS Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye başkanlığındaki üst düzey heyet, Gazze'deki ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Filistin meselesine ilişkin gelişmeleri görüşmek üzere Mısır'ın başkenti Kahire'ye gitmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Heyetin, Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ile görüşmesi bekleniyor. Öte yandan, işgal radyosunun haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı ve damadı Jared Kushner ile Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov da Kahire'ye geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>HAMAS Siyasi Büro Başkanı Hayye'nin de Kahire'de bulunduğuna işaret edilen haberde, Kushner ve Mladenov'un bugün Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Mısır istihbarat yetkilileriyle görüşeceği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Haberde, Kushner, Mladenov, HAMAS ve Mısırlı yetkililerin, Kushner ve Mladenov'un yarın Kudüs'te işgal rejimi sözde Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapması beklenen görüşme öncesinde tutum ve müzakere formüllerini koordine ettiği kaydedildi.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hamas-misirdaki-gorusmeler-israilin-yol-haritasina-uymasini-saglamayi-amacliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/hamas-misirdaki-gorusmeler-israilin-yol-haritasina-uymasini-saglamayi-amacliyor.jpg" type="image/jpeg" length="86560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump’a isyan: “Savaşı o başlattı, bedelini biz ödüyoruz”]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/trumpa-isyan-savasi-o-baslatti-bedelini-biz-oduyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/trumpa-isyan-savasi-o-baslatti-bedelini-biz-oduyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Washington Post, İran savaşının sona erdirilememesi nedeniyle Körfez ülkelerinde Trump yönetimine yönelik öfke ve hayal kırıklığının giderek arttığını yazdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Washington Post gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran’la savaşı sona erdirememesi nedeniyle Körfez ülkelerinde Washington’a yönelik öfke ve hayal kırıklığının benzeri görülmemiş seviyelere ulaştığını yazdı.</p>

<p>Körfez ve diplomatik kaynaklara dayandırılan haberde, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn’in ABD politikalarına yönelik rahatsızlık konusunda ortak bir tutum geliştirmeye başladığı belirtildi.</p>

<p>Üst düzey bir Körfez yetkilisi, bölgedeki rahatsızlığı, <strong>“Bu savaşın fitilini Trump ateşledi, bedelini ise biz ödüyoruz”</strong> sözleriyle dile getirdi.</p>

<p>Yetkili, geçen şubat ayında İran’a yönelik ortak ABD-İsrail saldırısından bu yana Washington’a duyulan öfkenin en yüksek seviyeye çıktığını ifade etti.</p>

<h2><strong>ABD’ye yönelik güven sarsılıyor</strong></h2>

<p>Habere göre Körfez ülkelerindeki rahatsızlık, Trump’ın bir yandan Tahran’ı tehdit ederken diğer yandan müzakerelerde ilerleme sağlandığı gerekçesiyle bu tehditlerden geri adım attığı dönemde daha da arttı.</p>

<p>Aylar süren çatışmaların ardından İran ve müttefiklerinin bölgedeki saldırılarını füze ve insansız hava araçlarıyla sürdürdüğü belirtildi.</p>

<p>Körfez ülkelerinin uzun yıllardır Washington’ı önemli bir güvenlik ortağı ve başlıca silah tedarikçisi olarak gördüğü hatırlatılırken, mevcut durumun bu bağımlılığın sorgulanmasına yol açtığı kaydedildi.</p>

<p>Bazı Körfez ülkelerinin topraklarında bulunan büyük Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapmanın avantajlarını yeniden değerlendirmeye ve alternatif güvenlik seçenekleri aramaya başladığı aktarıldı.</p>

<h2><strong>“Yalnızca ABD’ye güvenmek artık yeterli değil”</strong></h2>

<p>Üst düzey bir Avrupalı yetkili, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında kısa süre önce imzalanan ortak savunma anlaşmasının Washington’a <strong>“açık ve doğrudan bir mesaj”</strong> niteliğinde olduğunu savundu.</p>

<p>Yetkili, söz konusu ülkelerin güvenlik ve askeri ortaklıklarını çeşitlendirmek için yoğun şekilde çalıştığını belirterek, <strong>“Onlar açısından yalnızca ABD’ye güvenmek artık yeterli değil.”</strong> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2><strong>Trump’ın politikaları “pervasız ve öngörülemez”</strong></h2>

<p>Avrasya Grubu Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölümü Direktörü Firas Maksad, Körfez ülkelerindeki hayal kırıklığının Trump yönetiminin bölgede <strong>“pervasız” ve “öngörülemez”</strong> olarak değerlendirilen politikalarından kaynaklandığını söyledi.</p>

<p>Maksad, Washington’ın müttefiklerinin, ABD Başkanı’nın sonuç alamadan sona erdirmeye çalıştığı bir savaşın içine <strong>“hiçbir gerekçe olmaksızın sürüklendiklerini”</strong> düşündüklerini ifade etti.</p>

<p>Washington’daki Arap Körfez Devletleri Enstitüsü araştırmacısı Anna Jacobs da savaşın başlamasından bu yana Washington’a duyulan güvenin <strong>“keskin şekilde azaldığını”</strong> belirtti.</p>

<p>Jacobs, Körfez’deki ABD müttefiklerinin Washington’ın bölgedeki politikalarının kendilerini daha az güvenli hale getirdiği ve bekledikleri korumayı sağlamadığı kanaatine vardığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Analistler, Körfez ülkelerindeki bu yönelimin kısa vadede bölgesel düzende köklü bir değişikliğe yol açmasının beklenmediğini belirtiyor. Ancak Körfez başkentlerinin alternatif güvenlik seçeneklerini değerlendirmeye başlamasının, ABD’nin bölgedeki gelecekteki nüfuzuna ilişkin önemli bir uyarı işareti olduğu değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Güncel</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/trumpa-isyan-savasi-o-baslatti-bedelini-biz-oduyoruz</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/40604646af72459e8406-19112025c2bf7d9c.webp" type="image/jpeg" length="19918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran'dan Trump'a: "Kendi güvenliğinden endişelenmeli"]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/irandan-trumpa-kendi-guvenliginden-endiselenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/irandan-trumpa-kendi-guvenliginden-endiselenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Trump'a "kendi güvenliğinden endişelenmesi" çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Azizi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi'nden ayrılırken İran'dan gelebilecek suikast tehdidine karşı aldığı güvenlik önlemlerine ve Hürmüz Boğazı hakkındaki açıklamalarına değindi.</p>

<p>Azizi, Trump'a yönelik paylaşımında, "ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'yla ilgili bitmek bilmeyen blöfleri yerine kendi güvenliğinden endişelenmeli, yoksa bir yemek kamyonunda saklanmak zorunda kalabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Trump'tan Hürmüz Boğazı açıklaması</strong></h2>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün yaptığı açıklamada, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam abluka uyguladığını öne sürdü.</p>

<p>Trump ayrıca İran'ın tamamen mağlup edilmesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı "ABD toprağı ilan edeceğini" söyledi.</p>

<p>Trump'ın açıklamalarına İran tarafından tepki gelirken, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı konusundaki tutumunu sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/irandan-trumpa-kendi-guvenliginden-endiselenmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/1786829621721-image.webp" type="image/jpeg" length="15687"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD Gazze ve Batı Şeria'y israil toprağı olarak gösterdi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/abd-gazze-ve-bati-seriay-israil-topragi-olarak-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/abd-gazze-ve-bati-seriay-israil-topragi-olarak-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) yayımladığı bir makalede kullanılan haritada Gazze Şeridi ve Batı Şeria, İsrail sınırları içinde gösterildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sosyal medya hesabından yayımladığı bir makalede kullandığı haritayla dikkat çekti. Haritada Gazze Şeridi ve Batı Şeria'nın İsrail toprağı olarak gösterildiği görüldü.</p>

<p>CENTCOM'un X hesabından paylaşılan makalede, Komutan Amiral Brad Cooper'ın 15 Ağustos'ta Orta Doğu'ya gerçekleştirdiği 10 günlük ziyaretini tamamladığı belirtildi.</p>

<p><strong>6 ülkede temaslarda bulundu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cooper'ın ziyaret kapsamında Bahreyn, Irak, İsrail, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde çeşitli temaslarda bulunduğu ve bölge ülkelerinden yetkililerle görüştüğü aktarıldı.</p>

<p>Makalede, Cooper'ın ziyaret sırasında Umman Denizi'nde görev yapan ABD Donanmasına ait bir uçak gemisini de ziyaret ettiği bilgisine yer verildi.</p>

<p><strong>Haritadaki gösterim dikkat çekti</strong></p>

<p>CENTCOM tarafından kullanılan haritada Gazze Şeridi ve Batı Şeria'nın İsrail sınırları içerisinde gösterilmesi dikkat çekti.</p>

<p>Söz konusu haritanın CENTCOM'un bölgedeki faaliyetlerini ve Cooper'ın ziyaret güzergâhını anlatan makalede kullanıldığı belirtildi.</p>

<p>Makalede ayrıca Orta Doğu'da 50 binden fazla ABD askerinin görev yaptığı bilgisi paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Güncel</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/abd-gazze-ve-bati-seriay-israil-topragi-olarak-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/1786832693-08b93753b8c8d52fbd93.webp" type="image/jpeg" length="83172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran ve Umman, Hürmüz güzergâh haritası üzerinde uzlaştı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/iran-ve-umman-hurmuz-guzergah-haritasi-uzerinde-uzlasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/iran-ve-umman-hurmuz-guzergah-haritasi-uzerinde-uzlasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran ile Maskat arasında yaklaşık 3 haftadır devam eden Hürmüz Boğazı konulu görüşmelerde ilerleme sağlandığını ve görüşmelerin olumlu ve yapıcı bir atmosferde sürdüğünü belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İran basınına açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, özellikle denizcilik güzergahlarını belirleyen harita konusunda İran ve Umman'ın uzlaşı sağladığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Görüşmelerin olumlu ve yapıcı bir şekilde devam ettiğini aktaran Bekayi, Washington'un görüşmelerin önünde engel teşkil ettiğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden 60 gün boyunca ücret almayacağı kararlaştırılmıştı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>ABD, mutabakatın imzalanmasının ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmamış ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için Umman kara sularından alternatif rota belirlemişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD'nin bu adımlarını mutabakatın ihlali sayan İran, Boğaz'dan geçişleri kısıtlayarak izinsiz geçiş yapmaya çalışan bazı gemileri vurmuştu. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mutabakata rağmen iki ülke arasındaki gerginlik, 8 Temmuz'da Hürmüz Boğazı çevresinde şiddetli çatışmaların başlamasına yol açmış ve yaklaşık 2 hafta devam etmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan Umman ile Boğaz'da gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başlamıştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de 5 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, Umman ile müzakerelerin son aşamaya girdiğini ve müzakere edilen güzergahın 2 ila 4 ay sürmesi beklenen geçici bir güzergâh olduğunu belirtmişti.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/iran-ve-umman-hurmuz-guzergah-haritasi-uzerinde-uzlasti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/iran-ve-umman-hurmuz-guzergah-haritasi-uzerinde-uzlasti.png" type="image/jpeg" length="46951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Patriot'a alternatif: ABD füzelerini yeniden tasarlıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/patriota-alternatif-abd-fuzelerini-yeniden-tasarliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/patriota-alternatif-abd-fuzelerini-yeniden-tasarliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran savaşının ABD'nin hava savunma mühimmatı stoklarını zorlaması, Washington'da daha ucuz ve hızlı üretilebilen önleme füzelerine yönelimi hızlandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>ABD'nin önde gelen savunma şirketleri, gelişmiş ancak maliyetli önleme füzelerine alternatif oluşturmak amacıyla daha ucuz, basit ve hızlı üretilebilen mühimmatlar geliştirmeye yöneliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bloomberg'in aktardığı savunma sanayisi planlarına göre Boeing, Lockheed Martin, Northrop Grumman ve RTX bünyesindeki Raytheon gibi büyük şirketler, Alabama'da düzenlenen Uzay ve Füze Savunma Sempozyumu'nda yeni üretim modellerini ve önleme füzelerine ilişkin projelerini tanıttı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu arayışın temelinde, İran savaşı ve Ukrayna'daki çatışmalar nedeniyle ABD ile müttefiklerinin hava savunma mühimmatı stoklarının hızla azalması bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Patriot stoklarında ciddi gerileme</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Özellikle ABD yapımı Patriot hava savunma sistemi yoğun talep görüyor. Sistem, uçakların yanı sıra seyir ve balistik füzelere karşı da kullanılabilen PAC-2 ve PAC-3 ailesi önleme füzeleriyle görev yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Patriot'un gelişmiş PAC-3 MSE önleme füzesinin birim maliyetinin yaklaşık 4-5 milyon dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor. Bu yüksek maliyet, yoğun füze ve insansız hava aracı saldırılarının yaşandığı bir savaş ortamında stokların hızla tüketilmesine yol açıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) son hesaplamalarına göre ABD'nin Patriot önleme füzesi stoku, savaş öncesindeki yaklaşık 2 bin 330 adetten 800 seviyesine geriledi. Bu, stokta ortalama yüzde 65'lik düşüş anlamına geliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>CSIS, stokların azalmasının ABD ordusunu gelen tehditlere karşı önleme kararlarında daha seçici davranmaya zorlayabileceği uyarısında bulunuyor. Daha az önleme füzesi kullanılması mühimmat tasarrufu sağlayabilirken, bazı tehditlerin hedeflerine ulaşma ihtimalini artırabiliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><strong>"Pahalı ve karmaşık" füzeler yerine hızlı üretim</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD savunma sanayisinin yeni yaklaşımı, her tehdide karşı en gelişmiş ve en pahalı mühimmatın kullanılmasının sürdürülebilir olmayabileceği düşüncesine dayanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bloomberg'in aktardığına göre büyük savunma şirketleri, mevcut ürünlerinin bazı tasarımlarını değiştiriyor, üretim süreçlerini hızlandırıyor ve daha küçük savunma şirketleriyle ortaklıklar kuruyor. Amaç, gelişmiş sistemlerin kabiliyetlerini tamamen terk etmeden daha düşük maliyetli mühimmatlar üretebilmek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu yaklaşım, özellikle çok sayıda insansız hava aracı veya nispeten düşük maliyetli füzenin aynı anda kullanıldığı saldırılarda önem kazanıyor. Milyonlarca dolar değerindeki bir önleme füzesinin daha ucuz bir hedefe karşı kullanılması, uzun süreli savaşlarda mühimmat ekonomisi açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Washington stokları yenilemeye çalışıyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD yönetimi bir yandan mevcut stokları yenilemek için üretimi artırmaya çalışırken diğer yandan müttefiklerinin taleplerini de karşılamak zorunda.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Lockheed Martin'e geçen ay verilen ve değeri 58,6 milyar dolara kadar çıkabilen sözleşme kapsamında Patriot önleme füzelerinin üretiminin artırılması planlanıyor. CSIS de ABD'nin PAC-3 MSE üretim kapasitesini yıllık yaklaşık 600'den 2 bin adede çıkarmayı hedeflediğini belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ancak üretim kapasitesinin artırılması stokların kısa sürede eski seviyesine döneceği anlamına gelmiyor. CSIS, Patriot, THAAD ve Tomahawk gibi kritik mühimmatların yeniden oluşturulmasının yıllar alabileceği uyarısında bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>İran savaşı ABD'nin mühimmat sorununu görünür hale getirdi</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD'nin mühimmat stoklarına ilişkin tartışma, İran'la savaşın ardından Washington'da daha da yoğunlaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>CSIS'in hesaplamalarına göre ABD'nin Patriot stokları savaş öncesinden bu yana en az yüzde 65 azalırken, THAAD önleme füzelerinin stokunda da yaklaşık yüzde 38'lik düşüş yaşandı. Bu durum yalnızca ABD'nin kendi hava savunmasını değil Washington'ın Ortadoğu ve Avrupa'daki müttefiklerine sağlayabileceği desteği de etkileyebilecek bir kapasite sorunu oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>CSIS daha önce, İran'a yönelik operasyonlar ile Ukrayna'ya sağlanan mühimmatın ABD'nin füze stokları üzerindeki baskıyı artırdığını ve yeniden stoklama sürecinin birkaç yıl sürebileceğini belirtmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Savunma sanayisinde yeni denklem</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ortaya çıkan tablo, ABD savunma sanayisinin önünde yeni bir denge arayışına işaret ediyor: Yüksek teknoloji ve yüksek maliyetli önleme füzeleri ile düşük maliyetli, seri üretilebilen mühimmat arasında denge kurmak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Washington açısından sorun yalnızca yeterli füze üretmek değil. Uzun süreli ve yoğun çatışmalarda, milyonlarca dolar değerindeki önleme mühimmatının çok daha ucuz saldırı araçlarına karşı sürekli kullanılmasının ekonomik ve lojistik açıdan sürdürülebilir olup olmadığı da tartışılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu nedenle ABD'nin yeni yaklaşımında daha hızlı üretilebilen ve daha düşük maliyetli önleme füzeleri, mevcut Patriot ve THAAD gibi gelişmiş sistemlerin yerine geçmekten ziyade onların yanında kullanılabilecek tamamlayıcı bir katman olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran savaşıyla birlikte görünür hale gelen mühimmat açığı, ABD'nin hava savunma stratejisinde yalnızca daha gelişmiş füzeler üretme hedefinin değil aynı zamanda daha fazla sayıda ve daha düşük maliyetli füze üretme kapasitesinin de stratejik bir gereklilik haline geldiğini gösteriyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/patriota-alternatif-abd-fuzelerini-yeniden-tasarliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/patriota-alternatif-abd-fuzelerini-yeniden-tasarliyor.jpg" type="image/jpeg" length="85088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran: Ne tweetle ne uçak gemisiyle ele geçirilebilir]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/iran-ne-tweetle-ne-ucak-gemisiyle-ele-gecirilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/iran-ne-tweetle-ne-ucak-gemisiyle-ele-gecirilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceği yönündeki açıklamasına sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin son sözlerine tepki gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Garibabadi "Hürmüz Boğazı ne tweetle ele geçirilebilir ne uçak gemisiyle ne emir çıkararak ne de seçim konuşmasıyla. İran ne tehditten korkar ne de güç gösterisiyle sindirilebilir." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Trump'a doğrudan seslenen Garibabadi, ABD'nin İran karşısında stratejik ve ağır yenilgiler aldığını kabul etmesi gerektiğini belirterek "Hürmüz Boğazı İran'ındı, İran'ındır ve İran'ın olacaktır." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Garibabadi ayrıca boğazın yalnızca İran'ın kararıyla açılıp kapanacağını, ABD yönetimi "gerçek yenilgiyi kabul etmediği ve hayallerden vazgeçmediği sürece" İran'ın Hürmüz'deki ablukayı sürdüreceğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Trump: Hürmüz'ü ABD toprağı ilan edeceğim</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Trump, 14 Ağustos'ta New York'ta yaptığı açıklamada, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sağladığını öne sürmüş ve İran'ı "tamamen mağlup ettikten sonra" stratejik su yolunu ABD toprağı ilan edeceğini söylemişti.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Trump ayrıca önceki sosyal medya paylaşımında ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu ve bu kontrolü sürdürebileceklerini belirtmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran ise bu açıklamaları reddederek, ABD'nin askeri gücünün Hürmüz Boğazı'nın statüsünü tek taraflı olarak değiştiremeyeceğini vurguluyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/iran-ne-tweetle-ne-ucak-gemisiyle-ele-gecirilebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/iran-ne-tweetle-ne-ucak-gemisiyle-ele-gecirilebilir.jpg" type="image/jpeg" length="41925"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güney Lübnan'da siyonist saldırı: 6 şehit]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/guney-lubnanda-siyonist-saldiri-6-sehit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/guney-lubnanda-siyonist-saldiri-6-sehit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lübnan'daki Ensar beldesine yapılan hava saldırısında 6 kişinin şehit olduğu bildirildi. Bölgede sabahın erken saatlerinde çok sayıda hava saldırısı düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Güney Lübnan'ın Nebatiye ilçesine bağlı Ensar beldesine düzenlenen hava saldırısında 6 kişinin şehit olduğu bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yerel kaynaklara göre saldırıların ardından bölgede arama-kurtarma çalışmaları sürerken, enkaz altında başka kişilerin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için çalışmalar devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>El Cezire muhabiri, sabahın erken saatlerinde güney Lübnan'da en az 3 hava saldırısının düzenlendiğini bildirdi. Saldırılardan ikisinin Nebatiye ilçesine bağlı Ensar beldesinin çevresini ve Yukarı Nebatiye (Nebatiye el-Fevka) çevresini hedef aldığı aktarıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Lübnan'ın yerel basınından "En-Nehar" da sabah saatlerinde güneyde yoğun hava hareketliliği yaşandığını, savaş uçaklarının çok alçak irtifada uçtuğunu, ses duvarının aşıldığını ve termal balonlar bırakıldığını bildirdi. Haberde Ensar beldesindeki Merisa-Vadi Halil bölgesinin hava saldırısına uğradığı ve Sivil Savunma ekiplerinin saldırı bölgesine sevk edildiği belirtildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Aynı saatlerde Nebatiye el-Fevka çevresi ile Ali et-Tahir tepelerine de yoğun saldırılar düzenlendiği bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Ateşkes sürerken saldırılar devam ediyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güney Lübnan'daki saldırılar, bölgede ateşkesin yürürlükte olduğu bir dönemde gerçekleşti. Son haftalarda siyonist rejimin Lübnan'ın güneyindeki saldırıları sürerken, bölgedeki gerilim de devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>6 Ağustos'ta da güney Lübnan'da meydana gelen bir patlamada 2 siyonist rejim askerinin öldüğü açıklanmış, ardından siyonist rejim ordusu güney Lübnan'da saldırılarını artırmıştı. Reuters, siyonist rejim güçlerinin ateşkese rağmen güney Lübnan'da bir tampon bölge oluşturduğunu ve bölgede saldırılarını sürdürdüğünü bildirmişti.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/guney-lubnanda-siyonist-saldiri-6-sehit</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/guney-lubnanda-siyonist-saldiri-6-sehit.jpg" type="image/jpeg" length="79475"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeyh Naim Kasım: Çerçeve anlaşması Lübnan'ı ABD vesayeti altına sokuyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/seyh-naim-kasim-cerceve-anlasmasi-lubnani-abd-vesayeti-altina-sokuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/seyh-naim-kasim-cerceve-anlasmasi-lubnani-abd-vesayeti-altina-sokuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kasım, Lübnan yönetimini direnişi hedef almakla suçlayarak ABD'nin himayesinde yürütüldüğünü belirttiği müzakerelere ve haziran ayında imzalanan çerçeve anlaşmasına sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, 2006'daki Temmuz Savaşı'nın 20'nci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı televizyon konuşmasında Lübnan'daki siyasi yönetime, siyonist rejime ve ABD'nin bölgedeki politikalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, Lübnan yönetimini son aylarda siyonist rejime karşı çıkmak yerine Hizbullah'ı ve "direnişi" hedef almakla suçladı. Lübnan yönetiminin bu yaklaşımının dış hesaplar ve yükümlülüklerle bağlantılı olduğunu belirten Kasım, ülkenin "dış vesayet" altına sokulmaya çalışıldığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Çerçeve anlaşması israil dayatmalarını içeriyor"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım'ın konuşmasının en sert bölümlerinden biri, Lübnan ile siyonist rejim arasında ABD arabuluculuğunda haziran ayında imzalanan çerçeve anlaşmasına yönelik eleştirileri oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hizbullah lideri, anlaşmayı "israil dayatmalarının, israil mürekkebiyle yazılıp Lübnan yönetimine imzalatılması" olarak nitelendirdi. Anlaşmanın Beyrut açısından herhangi bir kazanım sağlamadığını, buna karşılık siyonist rejime istediği sonuçları verdiğini ve Lübnan'ın egemenliğinden tavizler içerdiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, itirazlarının yalnızca siyonist rejimle doğrudan müzakere edilmesine yönelik olmadığını, anlaşmanın başından sonuna kadar içeriğine karşı çıktıklarını söyledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>ABD'nin bu süreçte siyonist rejimi desteklediğini belirten Kasım, Washington'daki görüşmelerde Lübnan heyetinin karşısında ABD ve siyonist rejimden oluşan bir ekip bulunduğunu ve Lübnan tarafının ise "bağımlı" bir konuma itildiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Lübnan'ı ABD vesayetine sokmayacağız"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, çerçeve anlaşmasının Lübnan'ın egemenliği açısından kabul edilemez olduğunu belirterek "Lübnan'ın ABD vesayeti altına girmesini kabul etmeyeceğiz." mesajı verdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Anlaşmada yer aldığı öne sürülen "deneme bölgeleri" düzenlemesini de eleştiren Kasım, özellikle güney Lübnan'daki Zuter el-Garbiyye beldesini örnek gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hizbullah lideri, Lübnan ordusunun kendi topraklarında hareket etmesinin siyonist rejimin belirlediği koşullara bağlanmasının ordu açısından da egemenlik sorununa yol açtığını belirtti. Zuter el-Garbiyye'nin işgal altında olmayan bir Lübnan toprağı olduğunu belirterek bu bölgenin neden "deneme alanı" olarak belirlenebileceğini sorguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım ayrıca anlaşmanın Lübnan'ın siyonist rejime karşı uluslararası mahkemelerde hukuki girişimlerde bulunma hakkını da sınırlandırdığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>2024 ateşkes anlaşması vurgusu</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes düzenlemesine de değindi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hizbullah liderinin anlatımına göre söz konusu anlaşma, siyonist rejim güçlerinin Lübnan'dan çekilmesini ve saldırıların sona ermesini, buna karşılık Lübnan'ın Litani Nehri'nin güneyindeki silahlı varlığın sonlandırılmasını öngörüyordu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, ancak siyonist rejimin anlaşmanın kendi üzerine düşen maddelerine uymadığını belirtti. Buna rağmen Lübnan yönetiminin dikkatini siyonist rejimin ihlallerinden ziyade Hizbullah'ın silahlarına yönelttiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Teslimiyete bel bağlayanlar seraba bel bağlıyor." diyen Kasım, Hizbullah'ın mevcut politikalarından vazgeçmeyeceğini ve Lübnan'ın egemenliğinin ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Temmuz Savaşı direnişin önemini kanıtladı"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmasının önemli bölümünü 2006 Lübnan Savaşı'na ayıran Kasım, 33 gün süren savaşın ardından ortaya çıkan tablonun "ordu-halk-direniş" denklemine dayandığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım'a göre Temmuz Savaşı, Lübnan'da ve bölgede tarihi bir dönüm noktası oluşturdu. Savaşın, siyonist rejimin "caydırılması" açısından 2006'dan 2023'e kadar önemli bir rol oynadığını belirten Kasım, bu dönemi direnişin önemini ortaya koyan bir "canlı deneyim" olarak nitelendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım ayrıca 2006 savaşının, Lübnanlı esirlerin serbest bırakılması amacıyla gerçekleştirilen operasyonun ardından başladığını ve savaşın başlangıcında iki siyonist askerin esir alınmasının gerekçe gösterildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Yaklaşık 300 bin kişinin dönüşünün nedeni çerçeve anlaşması değil"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, güney Lübnan'daki halkın evlerine dönüşüne ilişkin değerlendirmesinde de çerçeve anlaşmasının belirleyici olduğu yönündeki yaklaşımı reddetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yaklaşık 300 bin kişinin güneydeki bölgelerine dönmesinin çerçeve anlaşmasından kaynaklanmadığını belirten Kasım, bunun temel nedeninin İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasında haziran ayında varılan "İslamabad Anlaşması" olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım'a göre söz konusu mutabakat, siyonist rejimin saldırılarının seviyesini düşürmesinde etkili oldu ve bölgedeki gerilimin daha fazla tırmanmasını engelledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Son damla kana kadar savaşacağız"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hizbullah lideri konuşmasının sonunda direnişe mesaj gönderdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım, savaş sırasında halkın büyük fedakarlıklara katlandığını belirterek direnişi övdü. "Sizin için ölebiliriz, son damla kana kadar savaşacağız." ifadelerini kullanan Kasım, Hizbullah ile destekçilerinin "aynı siper içinde" olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bununla birlikte Kasım, destekçilerinden öfkelerini iç çatışmaya dönüştürmemelerini ve sabırlı olmalarını istedi. Öfkenin "uygun zamanda" kullanılmak üzere korunması gerektiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kasım'ın açıklamaları, Lübnan'da siyonist rejimin güneydeki askeri varlığını sürdürdüğü ve Beyrut ile Tel Aviv arasındaki ateşkes düzenlemesine ilişkin tartışmaların devam ettiği bir dönemde geldi. Lübnan Başbakanı Nevaf Selam da son dönemde güneydeki yıkımın durdurulması ve siyonist rejim güçlerinin çekilmesi için bir takvim belirlenmesi çağrısında bulunmuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hizbullah'ın son açıklaması, direniş ile Lübnan yönetimi arasındaki silahlar, güney Lübnan'ın güvenliği, siyonist rejimin bölgedeki askeri varlığı ve ABD'nin arabuluculuğundaki müzakerelerin kapsamı konularında görüş ayrılığının daha da derinleştiğini gösteriyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/seyh-naim-kasim-cerceve-anlasmasi-lubnani-abd-vesayeti-altina-sokuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/seyh-naim-kasim-cerceve-anlasmasi-lubnani-abd-vesayeti-altina-sokuyor.jpg" type="image/jpeg" length="97685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaklaşık 50 şirkete siber saldırı iddiası]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/yaklasik-50-sirkete-siber-saldiri-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/yaklasik-50-sirkete-siber-saldiri-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusça konuşan siber suç grubu Cl0p, dünya genelinde yaklaşık 50 şirketten büyük miktarda veri çaldığını öne sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Siber güvenlik açıklarından yararlanarak çok sayıda şirketi aynı anda hedef aldığı bilinen Cl0p adlı siber suç grubu, dünya genelinde yaklaşık 50 şirketten büyük miktarda veri çaldığını iddia etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Grubun yayımladığı listede enerji devi Shell, sağlık teknolojileri şirketi Philips, finansal teknoloji şirketi Fiserv ve General Electric (GE) gibi büyük şirketlerin isimleri yer aldı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Grubun iddialarına göre Shell'den yaklaşık 89 gigabayt, Philips'ten ise 13,5 gigabayt veri çalındı. Saldırganlar Shell'e ait olduğu öne sürülen veriler arasında enerji tesislerine ilişkin mühendislik çizimleri, tesis fotoğrafları, teknik inceleme raporları ve proje planlarının bulunduğunu; Philips'e ait olduğu iddia edilen veriler arasında ise teknik çizimler, şemalar ve planların yer aldığını belirtti. Ancak grubun bu iddiaları destekleyen herhangi bir veri örneğini kamuoyuyla paylaşmadığı bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Shell ve Philips saldırıyı doğruladı ancak veri hırsızlığı kesinleşmedi</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Shell, yakın zamanda gerçekleşmiş olası bir siber olaydan haberdar olduğunu ve konuyu araştırdığını açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şirket sözcüsü, güvenlik ekipleri ve ilgili uzmanlarla birlikte olayın incelendiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Philips ise belirli bir kurumsal sunucusuna yönelik siber güvenlik ihlali girişimini tespit ederek kontrol altına aldığını açıkladı. Şirket, olayın müşteri ortamlarını etkilemediğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fiserv ise Cl0p'un iddialarından haberdar olduğunu ancak şimdiye kadarki kapsamlı incelemelerinde müşteri verileri, bankacılık ve işlem bilgileri, kişisel veriler veya şirket operasyonlarının etkilendiğine ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığını açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>General Electric de iddialardan haberdar olduğunu ve siber olaylara müdahale protokollerini devreye alarak olası etkinin kapsamını değerlendirdiğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Saldırının arkasında ortak yazılım açıkları olabilir</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Siber güvenlik uzmanlarının dikkat çektiği nokta ise saldırganların belirli şirketleri tek tek seçmek yerine, çok sayıda kuruluşun kullandığı yazılımlardaki güvenlik açıklarından yararlanmış olabileceği.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Sektörler arası bilgi paylaşımı yapan Ransom-ISAC, 22 Temmuz'da Cl0p'un PTC Windchill ve FlexPLM yazılımlarındaki güvenlik açıklarından yararlandığına ilişkin uyarı yayımladı. Söz konusu yazılımlar özellikle mühendislik, üretim ve ürün tasarım süreçlerinde kullanılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>PTC daha önce ürünleriyle ilgili çeşitli güvenlik uyarıları yayımlayarak müşterilerinden güncellemeleri uygulamalarını istemişti. Tehdit istihbaratı uzmanı Brandon Parsons'a göre bazı şirketler Cl0p'tan 19-20 Temmuz tarihlerinde bildirim almaya başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Parsons, grubun belirli şirketleri hedeflemekten ziyade belirli yazılım açıklarını hedeflediğini belirterek Cl0p'u "profesyonel veri gaspçıları" olarak nitelendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Cl0p'un yöntemi: Veriyi çal, fidye için tehdit et</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cl0p'un faaliyet modeli yalnızca şirketlerin sistemlerini kilitlemeye dayanan klasik fidye yazılımı saldırılarından farklılaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Grup, şirketlerin sistemlerindeki güvenlik açıklarından yararlanarak verileri ele geçirmeye, ardından bu verileri sızdırmakla tehdit ederek fidye talep etmeye dayanan bir yöntem kullanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu modelde saldırganlar, şirketin operasyonlarını tamamen durdurmak yerine hassas bilgileri ele geçirerek şirket üzerinde baskı kuruyor. Fidye ödenmemesi halinde çalındığı iddia edilen verilerin grubun internet sitesinde veya karanlık ağdaki sızıntı platformlarında yayımlanması tehdidi kullanılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Cl0p'un geçmişte de benzer yöntemlerle çok sayıda kuruluşu hedef aldığı biliniyor. Özellikle 2023'teki MOVEit saldırıları, grubun tek bir yazılım açığından yararlanarak yüzlerce kuruluşu etkileyebilme kapasitesini ortaya koymuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Asıl risk veri sızıntısının kapsamının ortaya çıkması</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son saldırı dalgasında şu aşamada en önemli belirsizlik, Cl0p'un açıkladığı yaklaşık 50 şirketten gerçekten ne kadar veri aldığı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Shell ve Philips saldırı girişimlerini kabul ederken, her iki şirket de şu ana kadar Cl0p'un iddia ettiği miktarda verinin gerçekten ele geçirildiğini doğrulamadı. Fiserv ise kendi sistemlerinde hassas müşteri veya işlem verilerinin ele geçirildiğine ilişkin herhangi bir bulgu bulunmadığını açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dolayısıyla yaklaşık 50 şirketten veri çalındığı iddiası şu aşamada saldırganların beyanına dayanıyor. Reuters da veri hırsızlığının kapsamını ve niteliğini bağımsız biçimde doğrulayamadığını belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bununla birlikte olay, şirketlerin ortak kullandığı kurumsal yazılımlardaki tek bir güvenlik açığının çok sayıda büyük kuruluşu aynı anda etkileyebileceğini göstermesi bakımından dikkat çekiyor. Bu nedenle siber güvenlik uzmanları, saldırının gerçek kapsamının önümüzdeki günlerde şirketlerin teknik incelemeleri ve olası veri sızıntılarının yayımlanmasıyla daha net ortaya çıkmasını bekliyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/yaklasik-50-sirkete-siber-saldiri-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/yaklasik-50-sirkete-siber-saldiri-iddiasi.png" type="image/jpeg" length="23021"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Irak'ın petrol ihracatı günlük en yüksek seviyeye çıktı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/irakin-petrol-ihracati-gunluk-en-yuksek-seviyeye-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/irakin-petrol-ihracati-gunluk-en-yuksek-seviyeye-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Irak'ın ham petrol ihracatı İran ile savaşın başlaması ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin kısıtlanmasının ardından en yüksek seviyeye çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hudayr, ülkesinin ağustos ayının başından bu yana günlük ortalama 2 milyon varil ham petrol ihraç ettiğini açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hudayr, Basra'da düzenlediği basın toplantısında, ağustos ayındaki günlük ihracat ortalamasının savaşın başlamasından bu yana ulaşılan en yüksek seviye olduğunu söyledi. Irak'ın temmuz ayındaki toplam petrol ihracatı ise yaklaşık 49 milyon varil olarak gerçekleşti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakanın açıklaması, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin aksaması nedeniyle Irak'ın petrol üretimi ve ihracatında ciddi sıkıntı yaşadığı bir dönemin ardından geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Petrol gelirleri bütçenin temel dayanağı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak ekonomisi petrol gelirlerine büyük ölçüde bağımlı durumda. Ülkenin bütçe gelirlerinin yüzde 85'inden fazlasının petrol ihracatından sağlandığı belirtiliyor. Bu nedenle ihracatın sürdürülebilmesi, Bağdat açısından yalnızca enerji piyasaları değil, kamu maaşları, emekli ödemeleri ve ithalatın finansmanı açısından da kritik önem taşıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak, savaş öncesinde günlük yaklaşık 4 milyon varil petrol üretiyor ve ayda yaklaşık 105 milyon varil ihraç ediyordu. İhracatın önemli bölümü ülkenin güneyindeki Basra limanlarından Hürmüz Boğazı üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılıyordu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hürmüz'deki deniz trafiğinin ciddi biçimde aksaması üzerine Irak'ın birçok sahasında üretim geçici olarak azaltılmış, depolama kapasitesinin dolması nedeniyle ihracatın sürdürülmesi zorlaşmıştı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><strong>Bağdat ihracat güzergahlarını çeşitlendirmek istiyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak yönetimi, yaşanan krizin ardından petrol ihracatında tek bir güzergaha bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif hatlara ağırlık veriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Petrol Bakanı Hudayr, hükümetin stratejisinin Hürmüz Boğazı, Türkiye'deki Ceyhan Limanı ve Suriye üzerinden Akdeniz'e ulaşacak güzergahlar dahil olmak üzere ihracat kanallarını çeşitlendirmek olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda Basra'dan Fişhabur'a uzanacak yeni bir boru hattı projesi planlanıyor. Ayrıca Hadise'den Suriye'nin Banyas Limanı'na uzanacak hattın da Irak petrolünün Akdeniz'e taşınmasında alternatif güzergâh oluşturması hedefleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bakanlık, üretim ve ihracat altyapısının geliştirilmesine yönelik başka projelerin de sürdürüldüğünü bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Türkiye ile petrol anlaşması uzatıldı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak'ın alternatif ihracat planlarında Türkiye önemli bir konumda bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bağdat ile Ankara arasında ağustos başında Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nın işletilmesine ilişkin bir yıllık yeni anlaşma imzalandı. Anlaşma, Irak petrolünün Ceyhan üzerinden uluslararası piyasalara taşınmasının sürdürülmesini öngörüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak yönetimi, özellikle Irak Kürdistan Yönetimi'ndeki petrol sahalarından gerçekleştirilen ihracatın sürdürülebilir hale getirilmesini ve ilerleyen dönemde güneydeki bazı petrol sahalarından çıkan ham petrolün de aynı güzergaha yönlendirilmesini planlıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hedeflenen kapasitenin günlük 700 bin varilin üzerine çıkarılması öngörülüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Hürmüz için İran'la görüşmeler sürüyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bağdat, alternatif güzergahlar geliştirmesine rağmen Hürmüz Boğazı'nı tamamen devre dışı bırakmayı planlamıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak Petrol Bakanı, İran tarafıyla Hürmüz üzerinden petrol tankerlerinin geçişini kolaylaştırmak amacıyla görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı. Ayrıca Irak'ın petrol ihracatını güvence altına almak için ABD ve İran ile müzakereler yaptığı bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu durum Bağdat'ın enerji politikasındaki temel ikilemi ortaya koyuyor: Irak bir yandan Hürmüz üzerinden ihracatı yeniden güvence altına almak isterken, diğer yandan gelecekte benzer krizlerin petrol gelirlerini felce uğratmasını önlemek için alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>2 milyon varillik ihracat 3 milyar dolarlık gelir sağlayabilir</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) Genel Müdürü Ali Nizar eş-Şatri, Irak'ın ham petrolünü varil başına yaklaşık 60 dolardan sattığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eş-Şatri, ihracatın ağustos boyunca günlük 2 milyon varil seviyesinde devam etmesi halinde yalnızca Hürmüz üzerinden gerçekleştirilecek petrol satışlarından yaklaşık 3 milyar dolarlık gelir elde edilebileceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bağdat'ın hedefi yalnızca ihracat hacmini artırmak değil, petrolün farklı güzergahlardan dünya piyasalarına ulaştırılmasını sağlayarak savaş ve bölgesel krizlerin ülke ekonomisi üzerindeki etkisini azaltmak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Irak petrolü için yeni dönem</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Irak'ın ağustosta günlük 2 milyon varillik ihracat seviyesine ulaşması, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ardından ihracat kapasitesinin yeniden toparlandığına işaret ediyor. Ancak bu rakam hâlâ savaş öncesindeki yaklaşık 4 milyon varillik günlük üretim seviyesinin oldukça altında.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Küresel petrol piyasasında da Hürmüz'deki belirsizlik sürüyor. Uluslararası Enerji Ajansı, bölgedeki çatışmalar ve boğazdaki tanker trafiğinin aksaması nedeniyle 2026 küresel petrol arzı tahminini aşağı çekti ve yıl genelinde arzın günlük 4,3 milyon varil azalabileceğini bildirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu nedenle Bağdat açısından ağustos ayındaki 2 milyon varillik ihracat sadece bir toparlanma göstergesi değil aynı zamanda petrol gelirlerini koruyabilmek için ihracat güzergahlarını çeşitlendirme politikasının zorunluluk haline geldiğini gösteren önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/irakin-petrol-ihracati-gunluk-en-yuksek-seviyeye-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/irakin-petrol-ihracati-gunluk-en-yuksek-seviyeye-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="39714"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz'de iki BAE tankeri vuruldu: İran "iznimiz olmadan hiçbir gemi geçemez" uyarısı yaptı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hurmuzde-iki-bae-tankeri-vuruldu-iran-iznimiz-olmadan-hicbir-gemi-gecemez-uyarisi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hurmuzde-iki-bae-tankeri-vuruldu-iran-iznimiz-olmadan-hicbir-gemi-gecemez-uyarisi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İranlı siyasi ve askeri yetkililer, ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerindeki "tam kontrol" iddiasına karşılık stratejik su yolunda deniz trafiğinin İran İslam Cumhuriyeti'nin kontrolü ve gözetimi altında olduğunu vurgularken, Washington İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürme ve ekonomik baskıyı artırma tehdidinde bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İranlı yetkililer, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği üzerindeki kontrolün İran İslam Cumhuriyeti'nde olduğunu belirterek ABD'nin bölgedeki iddialarına tepki gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran'ın yeni Basic Komutanı Hüseyin Taib, Hürmüz Boğazı'nın "İran'ın kontrolü ve yönetimi altında" olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fars Haber Ajansı'na konuşan Taib, ABD'nin yeni bir savaş başlatarak İran'ın bölgedeki halk desteğini zayıflatmaya çalıştığını ancak "yeniden yenilgiye uğradığını" belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taib, ABD'nin İran'ın hava veya deniz gücüne sahip olmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen Hürmüz Boğazı'nın İran İslam Cumhuriyeti'nin kontrolü ve yönetiminde bulunduğunu belirterek ülkesinin faaliyetlerini "tam güvenlik içinde" sürdürdüğünü ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>İran'dan gemilere geçiş uyarısı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hatamül Enbiya Merkezi Sözcüsü de hiçbir geminin İran'ın izni ve gözetimi olmadan Hürmüz Boğazı'ndan geçemeyeceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sözcü, ABD'nin gemilerin boğazdan "normal şekilde" geçiş yaptığı yönündeki iddialarını "asılsız yalan ve iftiralar" olarak nitelendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran İslam Cumhuriyeti liderinin danışmanı Muhammed Muhbir ise Tahran'ın taleplerinin karşılanmaması halinde izleyeceği stratejinin "saldırı savaşı" olacağını açıkladı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Muhbir, bölgede yeni bir düzen kurulmasının en uygun yolunun Hürmüz Boğazı için ABD'nin askeri güvencelerinden bağımsız ekonomik ve güvenlik mekanizmasının hayata geçirilmesi olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İranlı siyasi-askeri yetkili Resul Sünai Rad da karşı tarafın geçici anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı açmayacağını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sünai Rad, su yolunun yeniden açılmasının ABD'nin tek taraflı olarak gerçekleştirebileceği bir adım olmadığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Washington deniz ablukasını sürdürmek istiyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD tarafında ise İran'a yönelik baskının artırılması yönündeki açıklamalar sürüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ABD donanmasının İran'a uygulanan deniz ablukasını süresiz olarak sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hegseth, ABD'nin dünyadaki hiçbir ülkenin sahip olmadığı bir "çelik duvara" sahip olduğunu savundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de İran'a daha önce görülmemiş tedbirler uygulanacağını belirterek Washington'ın İran'a yönelik azami baskı politikasını sürdürdüğünü söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bessent, ABD Hazine Bakanlığının İran'ın dünya genelindeki banka hesaplarını ve dijital para varlıklarını hedef alan bir kampanya yürüttüğünü ve bunun İran bankacılık sektöründe çöküşe yol açtığını iddia etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bessent, İran'a yönelik politikanın ekonomik izolasyon ile Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukasının birleşiminden oluşacağını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"ABD'nin önceliği enerji akışını sürdürmek"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran'la yaşanan savaşın ekonomik etkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Fox News'e konuşan Vance, Washington yönetiminin öncelikleri arasında küresel ekonomiye enerji arzının devamını sağlamak ve petrol ile doğal gaz fiyatlarında istikrarı korumak bulunduğunu söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Vance, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemenin de ABD yönetiminin ikinci önceliği olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İran'ın taahhütlerini her zaman yerine getirmediğini ileri süren Vance, Washington'ın Tahran üzerinde diplomatik, askeri ve ekonomik baskı kurabilecek araçlara sahip olduğunu savundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Başkan Yardımcısı, Washington'ın mevcut durumda Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ve doğal gaz akışını artırmaya ve enerji piyasalarının istikrarını sağlamaya odaklandığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Hürmüz'de iki BAE tankerine saldırı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öte yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanlığı, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketine (ADNOC) ait iki tankerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında saldırıya uğramasını kınadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>BAE yönetimi, saldırıyı "İran'ın saldırgan eylemi" olarak nitelendirirken İran Devrim Muhafızları'nı ticari deniz taşımacılığını hedef almak ve Hürmüz Boğazı'nı ekonomik baskı aracı olarak kullanmakla suçladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>BAE Dışişleri Bakanlığı, söz konusu uygulamaların bölgenin ve bölge halklarının istikrarına ve küresel enerji güvenliğine doğrudan tehdit oluşturduğunu öne sürdü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ADNOC, perşembe günü yaptığı açıklamada iki tankerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş sırasında saldırıya uğradığını, olayda herhangi bir kişinin yaralanmadığını bildirmişti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>BAE resmi haber ajansı WAM'ın aktardığına göre ADNOC, durumun kontrol altına alındığını açıklarken tankerlerin isimleri, taşıdıkları yükler ve meydana gelen hasarın boyutuna ilişkin ayrıntı paylaşmadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Söz konusu olay, bir haftadan kısa süre içerisinde ADNOC tankerlerini hedef alan ikinci saldırı oldu. BAE, önceki cumartesi günü de devlet petrol şirketine ait bir tankerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında İran tarafından hedef alındığını ileri sürmüştü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Hürmüz'de gerilim enerji piyasalarını etkiliyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği, 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail savaşının ardından sık sık kesintiler ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dünyanın en önemli enerji geçiş güzergahlarından biri olan boğaz çevresindeki gerilim, nakliye maliyetlerinin yükselmesine ve küresel enerji arzına ilişkin endişelerin artmasına neden oluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Tahran'ın boğaz üzerindeki kontrolünü sürdüreceğini açıklaması ile Washington'ın deniz ablukası ve ekonomik baskıyı devam ettirme ısrarı, Hürmüz Boğazı'nı ABD ile İran arasındaki çatışmanın en kritik cephelerinden biri haline getiriyor. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hurmuzde-iki-bae-tankeri-vuruldu-iran-iznimiz-olmadan-hicbir-gemi-gecemez-uyarisi-yapti</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/hurmuzde-iki-bae-tankeri-vuruldu-iran-iznimiz-olmadan-hicbir-gemi-gecemez-uyarisi-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="38068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'nin "Lincoln" çıkmazı: 250 gündür denizde, personel için kriz büyüyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/abdnin-lincoln-cikmazi-250-gundur-denizde-personel-icin-kriz-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/abdnin-lincoln-cikmazi-250-gundur-denizde-personel-icin-kriz-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Donanmasının İran savaşındaki en önemli unsurlarından USS Abraham Lincoln uçak gemisinin 250 günden uzun süredir denizde bulunması Kongre'de tartışma başlattı. Gemide gıda ve temel ihtiyaç malzemeleri sıkıntısı, su ve tesisat sorunları, ağır çalışma koşulları ve personelin ruh sağlığına ilişkin endişeler gündeme gelirken, Washington gemiyi USS George Washington ile değiştirmeye hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>ABD'nin USS Abraham Lincoln uçak gemisi, İran'a karşı yürütülen savaş kapsamında 250 günden uzun süredir denizde bulunurken, gemide görev yapan yaklaşık 5 bin personelin yaşam koşullarına ilişkin iddialar Washington'da tartışma konusu oldu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Demokrat Kongre üyeleri, gemide gıda ve temel ihtiyaç maddelerinde sıkıntı yaşandığı, su sistemlerinde ve tesisatta sorunlar bulunduğu, personelin ruh sağlığının kötüleştiği ve bazı denizcilerin denize atlamaya teşebbüs ettiği yönündeki haberlerin ardından Savunma Bakanlığından açıklama istedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Senatör Richard Blumenthal, Savunma Bakanı Pete Hegseth'e gönderdiği mektupta, Lincoln'un 250 günden fazla süredir görevde bulunduğuna ve 200 günden uzun süredir karaya çıkmadığına dikkat çekerek gemideki koşullar hakkında ayrıntılı bilgi talep etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Senatör Ruben Gallego da Senato üyelerinden oluşan iki partili bir heyetin Lincoln'a resmi denetim ziyareti düzenlemesini ve gemideki koşulların incelenmesini istedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Yaklaşık 5 bin personelin yaşam koşulları tartışılıyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD basınına yansıyan haberlere göre Lincoln'da görev yapan yaklaşık 5 bin denizci ve deniz piyadesi, uzun süren görev nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Personel yakınlarıyla yapılan toplantılarda gemide gıda sıkıntısı, hijyen sorunları, sıcak su kesintileri, çalışmayan tuvaletler ve uzun çalışma saatleri gibi sorunlar dile getirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bazı aileler, gemide personelin ruh sağlığına ilişkin ciddi sorunlar yaşandığını ve bazı denizcilerin kendilerini denize atmaya teşebbüs ettiğini aktardı. Gemide son haftalarda denize düşme vakalarının yaşandığına ilişkin haberler de ABD Donanması içinde endişeye yol açtı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gallego, gemideki bazı vardiyaların 12 ila 16 saate kadar uzadığını, personelin yeterli dinlenme imkânı bulamadığını ve temel ihtiyaç malzemelerinin kısıtlandığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Savunma Bakanlığı ise bu iddiaları reddetti. Hegseth, Lincoln'daki koşullara ilişkin haberlerin "tamamen çarpıtılmış bir tablo" sunduğunu savundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hegseth, tüm gemilere ve mürettebata ihtiyaç duydukları imkanların sağlandığını belirterek, bazı görev sürelerinin diğerlerinden daha uzun olabildiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Lincoln İran savaşının başından beri bölgede</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>USS Abraham Lincoln, 21 Kasım 2025'te Kaliforniya'daki San Diego'dan ayrılarak Güney Çin Denizi'ne yönelik bir göreve çıktı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Gemi daha sonra ABD yönetiminin İran'a yönelik askeri hazırlıkları kapsamında yeniden yönlendirildi ve Ocak 2026'da Orta Doğu'ya ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>28 Şubat'ta başlayan ABD-siyonist rejim savaşının ardından Lincoln, İran'a yönelik operasyonlarda kullanılan başlıca Amerikan uçak gemilerinden biri haline geldi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Donanmasına ait kaynaklara göre gemi, İran'a yönelik saldırılarda uçuş faaliyetlerini sürdürürken uzun süreli konuşlandırma nedeniyle mürettebat üzerindeki yük de giderek arttı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Lincoln'un yerine George Washington geliyor</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre Washington, USS Abraham Lincoln'un yerine USS George Washington uçak gemisini bölgeye göndermeye hazırlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD'li yetkililer, Lincoln'un görevden alınarak değiştirilmesi planının, gemideki yaşam koşullarına ilişkin tartışmalar başlamadan önce hazırlandığını belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>USS George Washington'un bölgeye gönderilmesiyle Lincoln'un uzun süren görevinin sona erdirilmesi ve mürettebatın dinlendirilmesi planlanıyor. Ancak bu değişim, ABD Donanmasının sınırlı sayıdaki uçak gemilerini dünya genelindeki saldırılarda aynı anda kullanma kapasitesine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Lincoln'un 250 günü aşan konuşlandırılması, yalnızca gemideki personelin yaşam koşullarını değil, ABD Donanmasının uzun süreli savaş temposunu sürdürebilme kapasitesini de tartışmaya açmış durumda. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/abdnin-lincoln-cikmazi-250-gundur-denizde-personel-icin-kriz-buyuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/abdnin-lincoln-cikmazi-250-gundur-denizde-personel-icin-kriz-buyuyor.jpg" type="image/jpeg" length="36335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HAMAS’tan Hz. İbrahim Camisi’ni kapatma teşebbüsüne tepki ve kutsal mekânların korunması çağrısı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hamastan-hz-ibrahim-camisini-kapatma-tesebbusune-tepki-ve-kutsal-mekanlarin-korunmasi-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hamastan-hz-ibrahim-camisini-kapatma-tesebbusune-tepki-ve-kutsal-mekanlarin-korunmasi-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslami direniş hareketi HAMAS, işgal organlarının Hz. İbrahim Camii’ni namaz kılanlara kapatmaya yönelmesinin tehlikesine karşı uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Hareket, yaptığı basın açıklamasında, Hz. İbrahim Camii’nin kapatılmasının, işgal hükümetinin Filistin halkını ve topraklarını hedef alan ve ilhak ile Yahudileştirme politikalarının hızını artıran aşırılıkçı yaklaşımının bir parçası olarak geldiğini vurguladı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Bu adımın ibadet özgürlüğüne doğrudan bir saldırı ve İslami mukaddesatın dokunulmazlığının ihlali anlamına geldiğini dile getiren HAMAS, Hz. İbrahim Camii’nin, Filistin halkının ve İslam ümmetinin dini, milli ve tarihi kimliğinin asli bir parçasını oluşturduğunu açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hareket, işgalin mukaddesatı bölme ve kontrol altına alma girişimlerinin, ona üzerlerinde herhangi bir egemenlik hakkı ya da meşruiyet kazandırmadığını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>HAMAS, El-Halil ve Batı Şeria’daki Filistin halkını, Hz. İbrahim Camii çevresindeki varlıklarını güçlendirmeye, baskı ve Yahudileştirme politikaları ile mukaddesatı hedef alma girişimlerine karşı durmaya ve işgale, toprak ve mukaddesata yönelik saldırganlığını sürdürmesini caydırmak amacıyla her türlü direniş yöntemiyle karşı koymaya çağırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hareket, Arap ve İslam ümmetini, resmi ve halk düzeyinde, sorumluluklarını üstlenmeye ve Hz. İbrahim Camii, mübarek Mescid-i Aksa ve diğer tüm İslami mukaddesata yönelik sürmekte olan saldırıları durdurmak için ivedilikle harekete geçmeye davet etti. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hamastan-hz-ibrahim-camisini-kapatma-tesebbusune-tepki-ve-kutsal-mekanlarin-korunmasi-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/hamastan-hz-ibrahim-camisini-kapatma-tesebbusune-tepki-ve-kutsal-mekanlarin-korunmasi-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="66619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zekaya güvendi, 25 dönümlük tarlası kurudu]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/yapay-zekaya-guvendi-25-donumluk-tarlasi-kurudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/yapay-zekaya-guvendi-25-donumluk-tarlasi-kurudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin'de 67 yaşındaki bir çiftçi, yabani ot ve zararlılarla mücadele etmek için yapay zekadan aldığı tarım ilacı tavsiyesini başka kaynaklardan doğrulamadan uygulayınca 25 dönümlük susam tarlasındaki tüm filizlerin kuruduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin'in Anhui eyaletine bağlı Chuzhou kentinde yaşayan çiftçinin yaklaşık bir yıldır gübreleme, ekim takviminin hazırlanması ve çeşitli tarımsal konularda yapay zeka yazılımlarından yararlandığı belirtildi.</p>

<p>Çiftçi, susam tarlasındaki yabani otlar ve zararlılarla mücadele etmek için uygulanabilecek en uygun yöntemi öğrenmek amacıyla yapay zekaya danıştı. Uygulamanın önerdiği tarım ilacı reçetesini herhangi bir ziraat uzmanına veya başka bir kaynağa doğrulatmadan uygulayan çiftçinin tarlasındaki tüm filizlerin kuruduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Uzmanlar ilaca dikkat çekti</strong></p>

<p>Ziraat uzmanları, mahsulün zarar görmesinin 'flufenaset' adlı yabani ot ilacıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Uzmanlar, bu etken maddenin uygun dozda ve hedeflenen ürüne yönelik kullanılmaması halinde susam tarlalarına zarar verebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Yaşanan olay, yapay zekanın özellikle tarım gibi doğrudan maddi sonuçlar doğurabilecek alanlarda verdiği bilgilerin uzman görüşü ve güvenilir kaynaklarla doğrulanmasının önemini ortaya koydu.</p>

<p><strong>Sağlık alanında da benzer örnek yaşandı</strong></p>

<p>Yapay zekadan alınan bilgilerin başka kaynaklardan doğrulanmadan uygulanmasının daha önce sağlık alanında da ciddi sonuçlara yol açtığı belirtildi.</p>

<p>Geçtiğimiz yıl bir kullanıcı, sofra tuzunu bırakmak istemesinin ardından yapay zekanın yönlendirmesiyle yiyeceklerine sodyum bromür eklemeye başladı. Yaklaşık 3 ay boyunca bu kimyasalı tüketen kişinin brom zehirlenmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldığı ve psikoz tedavisi gördüğü bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, yapay zekanın sunduğu bilgilerin özellikle sağlık, tarım ve kimyasal maddelerin kullanımı gibi yüksek risk taşıyan konularda tek başına güvenilir bir kaynak olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/yapay-zekaya-guvendi-25-donumluk-tarlasi-kurudu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/yapay-zekaya-guvendi-25-donumluk-tarlasi-kurudu.webp" type="image/jpeg" length="37786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran ile savaş mühimmat stoklarını tüketti: Pentagon'dan savunma şirketlerine hızlanın çağrısı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/iran-ile-savas-muhimmat-stoklarini-tuketti-pentagondan-savunma-sirketlerine-hizlanin-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/iran-ile-savas-muhimmat-stoklarini-tuketti-pentagondan-savunma-sirketlerine-hizlanin-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pentagon'un, İran'la savaşta azalan mühimmat stoku için savunma şirketlerinden hızlanmalarını istediği, üretimi artırma planlarını sunmaları için 21 gün mühlet verildiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>ABD Savaş Bakanlığının (Pentagon), İran'a yönelik saldırılarla mühimmat stokunun azalması nedeniyle savunma sanayisi şirketlerinden silah üretimi ve teslimatını hızlandırmalarını istediği bildirildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>The Washington Post'un ulaştığı ve daha önce yayımlanmayan Pentagon belgesine göre Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg, savunma sanayisi şirketlerinin yöneticilerine gönderdiği yazıda kritik askeri kabiliyetlerin üretim ve teslimat süreçlerinin hızlandırılmasını talep etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Feinberg, şirketlerden "çok daha hızlı ve agresif teslimat takvimleri" oluşturma veya kritik kabiliyetlerin üretimini artırma planlarını 21 gün içinde Pentagon'a sunmalarını istedi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Yıllar süren geliştirme süreçleri kabul edilemez" ifadesini kullanan Feinberg, program takvimlerinin önemli ölçüde hızlandırılması ve üretim kapasitesinin şimdi genişletilmesi gerektiğini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Feinberg, savunma sanayisi şirketlerinden üretim kapasitesini artırmak için somut yatırımlar ve tesis genişletme planları sunmalarını da talep etti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD'nin savaşın ilk ayında 850'den fazla Tomahawk füzesi, 1000'den fazla Patriot ile Terminal Yüksek İrtifa Hava Savunma (THAAD) sistemlerini kullandığı, ayrıca ordunun taktik balistik füzelerinden 1300'den fazlasını ateşlediği belirtiliyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) analizine göre, savaş öncesi yaklaşık 2 bin 200 olan küresel Patriot füzesi stoku 827'nin, 452 olan THAAD füzesi stoku ise 278'in altına geriledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>ABD Savaş Bakanlığı, nisanda yaptığı açıklamada, kritik füze bileşenlerinin üretim kapasitesini üç katına çıkarmak amacıyla Boeing ve Lockheed Martin ile çerçeve anlaşmaya varıldığını duyurmuştu. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/iran-ile-savas-muhimmat-stoklarini-tuketti-pentagondan-savunma-sirketlerine-hizlanin-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/iran-ile-savas-muhimmat-stoklarini-tuketti-pentagondan-savunma-sirketlerine-hizlanin-cagrisi.png" type="image/jpeg" length="71951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukların bağımlılığı üzerinden büyüyen teknoloji devlerine yaptırım]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/cocuklarin-bagimliligi-uzerinden-buyuyen-teknoloji-devlerine-yaptirimlar-cogaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/cocuklarin-bagimliligi-uzerinden-buyuyen-teknoloji-devlerine-yaptirimlar-cogaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin New Mexico eyaletinde bir mahkemenin, Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta’yı çocukların ruh sağlığına zarar vermek ve platformlarındaki çocuk istismarına ilişkin riskleri yeterince önlememekle suçlayarak toplam 942 milyon dolarlık cezaya mahkum etmesi, sosyal medya şirketlerinin çocuklara yönelik politikalarını yeniden tartışmaya açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Karar, teknoloji devlerinin yıllardır "kullanıcı güvenliği" konusunda verdikleri sözlerle gerçek hayattaki uygulamalar arasındaki farkı da bir kez daha gündeme getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>New Mexico Başsavcısı Raúl Torrez, kararın ardından Meta’nın bugüne kadar kendi sorumluluğunu kabul etmek veya ortaya çıkan zararların giderilmesinde rol üstlenmek konusunda istekli davranmadığını söyledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Mahkeme, Meta’ya yalnızca para cezası vermekle kalmadı. Facebook ve Instagram’ın çocuklara yönelik bağımlılık oluşturucu özelliklerini azaltması, yaş doğrulama sistemlerini geliştirmesi ve çocukların cinsel istismarını önlemeye yönelik mekanizmalarını güçlendirmesi kararlaştırıldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>18 yaşından küçük kullanıcıların korunmasına yönelik düzenlemeler kapsamında şirketin, platformlarında güvenlik araçlarını ve uygunsuz içeriklerle mücadele yöntemlerini daha görünür biçimde anlatan bilgilendirme ekranları oluşturması da istendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>17 yaşından küçük kullanıcıların Meta platformlarında geçirebileceği sürenin sınırlandırılması ve çocuklarla sohbet eden yapay zeka destekli sistemlerin nasıl etkileşim kurduğunun daha sıkı denetlenmesi de kararın dikkat çeken maddeleri arasında yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Milyarlarca dolarlık şirket, çocuk güvenliğinde neden bu kadar zorlanıyor?</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>New Mexico yönetiminin yaklaşımına göre mesele yalnızca tek bir eyaletteki dava değil. Asıl tartışma, milyarlarca dolar gelir elde eden sosyal medya şirketlerinin kullanıcıları platformda mümkün olduğunca uzun süre tutmaya dayalı iş modellerinin çocukların güvenliğiyle ne ölçüde bağdaşabildiği.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Mahkeme, gençlere yönelik tedavi hizmetleri için 420 milyon dolar ayrılmasını istedi. Kalan miktarın ise farkındalık, önleme, tarama hizmetleri ve diğer çalışmalar için önümüzdeki beş yıl içinde kullanılması planlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Paranın nasıl dağıtılacağı New Mexico yasama organının kararına bırakılırken, Meta'nın karara itiraz etmesi halinde ödemenin ne zaman yapılacağı da belirsizliğini koruyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Meta ise alışıldık savunma çizgisini sürdürerek kararı temyiz edeceğini açıkladı. Şirket, platformlarında kullanıcı güvenliği için yoğun biçimde çalıştığını ve zararlı içeriklerle kötü niyetli kişileri tespit etmenin zorlukları konusunda şeffaf olduğunu savundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şirket ayrıca gençleri internette koruma konusundaki siciline güvendiğini belirterek kendisine yöneltilen suçlamaların gerçekleri yanlış yansıttığını ileri sürdü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ancak mahkemenin kararı, Meta'nın "güvenli platform" söyleminin artık yalnızca şirket açıklamalarıyla savunulmasının yeterli olmayabileceğini gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Meta’nın kârı devasa, ceza ise yatırımcıları pek sarsmadı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Meta, 2025 yılında yaklaşık 60 milyar dolar kâr açıklarken, toplam 942 milyon dolarlık mahkeme kararının yatırımcılar üzerinde sınırlı bir etkisi oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şirketin hisseleri cuma günü piyasa açılışında yaklaşık yüzde 0,5 gerilese de gün içinde kayıplarının büyük bölümünü geri aldı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu tablo, sosyal medya şirketlerinin karşı karşıya olduğu temel çelişkilerden birini de ortaya koydu: Çocukların ruh sağlığı ve güvenliği açısından yüz milyonlarca dolarlık zarar tartışılırken, dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri için bu rakam yatırımcıların uzun vadeli beklentilerini değiştirmeye yetmeyebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>New Mexico’daki karar, Meta açısından daha geniş bir hukuki mücadelenin yalnızca bir parçası.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD’de 29 eyalet, 2023 yılında açılan federal davada Meta’yı Facebook ve Instagram'da çocukları platformlara bağımlı hale getiren özellikleri bilinçli biçimde tasarlamak ve gençlerin ruh sağlığı krizine katkıda bulunmakla suçladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Meta ayrıca aralarında Tennessee'nin de bulunduğu sekiz eyalette açılan davalarla karşı karşıya.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Üstelik yalnızca Meta değil; TikTok, Snap ve Google'ın YouTube platformu da gençlerin maruz kaldığı zararlarla bağlantılı suçlamalar nedeniyle davaların hedefinde bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>New Mexico yönetimi ise yaklaşık 50 yıl önce hazırlanmış bir tüketiciyi koruma yasasını kullanarak Meta'ya karşı dava açtı. Yasanın hesaplama yöntemiyle ortaya çıkan 375 milyon dolarlık ilk ceza, düzenlemenin hazırlandığı dönemde astronomik bir rakam olarak görülürken, bugünkü değerlerle yaklaşık 3 milyar dolara karşılık gelebileceği belirtiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Torrez'e göre eski yasaların, bugünün devasa teknoloji şirketlerini ve onların kullanıcı davranışlarını şekillendiren iş modellerini öngörmesi zaten mümkün değildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Başsavcı, sosyal medya şirketlerini uzun süredir koruyan federal düzenlemelerin de yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Torrez, Meta'nın mahkeme kararına karşı mücadelesini yalnızca hukuk alanında yürütmeyeceğini, New Mexico'da, Washington'da ve diğer eyaletlerde yeni düzenlemelerin önüne geçmek için güçlü bir lobi faaliyetinin de devreye gireceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Meta'nın avukatlar ve lobiciler ordusunun Santa Fe ve Washington'da yoğun biçimde çalışacağından şüphem yok diyen Torrez, New Mexico'daki kararın ülke çapında daha geniş bir tartışmanın başlangıcı olabileceğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Önümüzdeki dönemde mahkemelerin önündeki soru ise giderek daha net hale geliyor: Sosyal medya platformlarının çocukları korumak için attığı adımlar gerçekten yeterli mi, yoksa şirketlerin milyarlarca dolarlık gelir modelinin oluşturduğu teşvikler çocuk güvenliğiyle temelden çelişiyor mu?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>New Mexico'daki karar, en azından mahkeme salonunda verilen yanıtın Meta açısından pek de rahatlatıcı olmadığını gösteriyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/cocuklarin-bagimliligi-uzerinden-buyuyen-teknoloji-devlerine-yaptirimlar-cogaliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/cocuklarin-bagimliligi-uzerinden-buyuyen-teknoloji-devlerine-yaptirimlar-cogaliyor.jpg" type="image/jpeg" length="90821"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ICE’ın sözde şeffaflığı: Kameralar var, ama delil oluşturacak görüntüler kurumun keyfine bağlı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/icein-sozde-seffafligi-kameralar-var-ama-delil-olusturacak-goruntuler-kurumun-keyfine-bagli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/icein-sozde-seffafligi-kameralar-var-ama-delil-olusturacak-goruntuler-kurumun-keyfine-bagli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), saha görevlilerinin vücut kameraları kullanmasını nihayet ülke genelinde yaygınlaştırmaya hazırlanırken, kurumun görüntülerin kamuoyuna açıklanmasına ilişkin politikası yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>ICE’ın Şubat 2025 tarihli politikasına göre, ajanların açtığı ateş sonucu ölüm veya ciddi yaralanmayla sonuçlanan olaylara ilişkin kamera görüntülerinin kamuoyuna açıklanması ancak bunun kurumun çıkarlarına en uygun olduğuna karar verilmesi halinde gerçekleştirilecek. Böylece kamuoyunun vergileriyle finanse edilen kameralarla kaydedilen görüntülerin ne zaman ve ne ölçüde paylaşılacağı konusunda son söz yine ICE yönetiminin elinde bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Politikadaki bu ifade, vücut kameralarının hesap verebilirlik aracı olmaktan çıkarılıp kurumun imajını yönetme aracına dönüştürülebileceği eleştirilerini beraberinde getirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kanada’daki Brandon Üniversitesi öğretim üyesi ve polis kameraları üzerine çalışmalar yapan Christopher Schneider, ICE’ın politikasının alışılmadık derecede açık olduğunu belirterek, kurumun adeta söylenmemesi gerekeni açıkça söylediğini ifade etti. Schneider’a göre kameralar, polisin kamuoyu karşısındaki görüntüsünü mümkün olduğunca olumlu göstermek için kullanılabilecek çağdaş bir imaj yönetimi aracına dönüşebilir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE politikasına göre ajanların gözaltı, arama ve acil müdahale gibi rutin operasyonlarda kameralarını çalıştırması gerekiyor. Ancak ölüm veya ciddi yaralanmayla sonuçlanan olayların ardından görüntülerin yayımlanıp yayımlanmayacağına ilişkin değerlendirme, üst düzey ICE yetkilileri ve hukukçuların yer aldığı bir komite tarafından yapılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Komitenin yayımlama yönünde karar vermesi halinde görüntülerin 72 saat içerisinde paylaşılması mümkün. Ancak ICE direktörü özel ve ikna edici koşullar bulunduğuna karar verirse görüntülerin yayımlanmasını engelleyebiliyor veya süresiz olarak erteleyebiliyor. Üstelik politikanın bu koşulların tam olarak ne olduğunu açıklamaması, şeffaflık konusundaki soru işaretlerini daha da büyütüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE, Associated Press’in bu kararların hangi kriterlere göre verileceğine ilişkin sorularını yanıtlamadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hükümet gözetimi konusunda çalışan Project On Government Oversight kuruluşunun kıdemli hukuk analisti Katherine Hawkins de politikanın ciddi sorunlar taşıdığı görüşünde. Hawkins, kamera kayıtlarının mahkemeler tarafından talep edilebilmesi nedeniyle tamamen işe yaramaz olmadığını belirtirken, kamuoyunun görüntülere erişmesini sağlayacak açık bir mekanizma bulunmamasının sistemi neredeyse işe yaramaz hale getirdiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD’nin farklı kentlerindeki uygulamalar da ICE politikasının ne kadar sınırlı bir şeffaflık anlayışına dayandığını ortaya koyuyor. Chicago’da polis gözetim kurumu, ateş açılması ve diğer ciddi güç kullanımı olaylarına ilişkin görüntüleri rutin olarak yayımlarken, Philadelphia’da görüntü paylaşımı çok daha sınırlı tutuluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE’ın politikasına göre görüntüler yayımlansa dahi ajanların yüzleri, isimleri ve rozet numaraları gibi kimlik bilgileri gizlenecek.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Cinayet işlenen operasyonlar ve geciken kameralar</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE’ın kamera hamlesi, son dönemde ajanların karıştığı ölümcül silahlı olayların ardından gelen yoğun siyasi ve kamuoyu baskısının gölgesinde hayata geçiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE, temmuz ayında Arizona merkezli Axon şirketinden 30,9 milyon dolar değerinde vücut kamerası ekipmanı satın aldı. Harcama, Maine’de 25 yaşındaki bir sürücünün ICE ajanı tarafından vurularak öldürülmesinin hemen ardından gerçekleşti. Bu olaydan yalnızca birkaç gün önce de Houston’da işe gitmekte olan bir müteahhit, ICE ajanı tarafından vurularak öldürüldü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Her iki olayda da ajanların üzerinde vücut kamerası bulunmuyordu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu durum, Kongre üyelerinin de tepkisini çekti. Kongre, nisan ayında hükümetin kısmi kapanmasını sona erdirmek amacıyla kabul edilen yasa kapsamında ICE’a özellikle vücut kameraları için 20 milyon dolar kaynak sağlamıştı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Buna rağmen ICE, kameraları ülke genelindeki saha görevlilerine dağıtmak için aylarca bekledi. Kurum şimdiye kadar kameraların saha görevlilerinin yarısından fazlasına ulaştırıldığını ve geri kalan personelin eylül sonuna kadar kameralarla donatılacağını açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE’ın Houston bölgesinde 800’den fazla kamera dağıttığı ve görevlilerin eğitimlere başladığı bildirildi. Kurum ayrıca her gözaltı ekibinde en az bir kişinin kamera taşımasını zorunlu tutacak.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ancak eski ICE yöneticilerinden Jason Houser, uygulamanın çok daha önce hayata geçirilebileceğini savunuyor. Biden döneminde ICE’ın kamera pilot programının uygulanmasına yardımcı olan Houser, Trump yönetiminin kitlesel gözaltı ve trafik durdurma operasyonlarını genişletirken ajanları baştan itibaren kameralarla donatması gerektiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Houser’a göre kameraların ancak ölümcül olayların ardından ve Kongre baskısıyla devreye sokulması, açıkça siyasi bir tepki.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>30,9 milyon dolarlık ekipman, sınırlı şeffaflık</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE’ın kamera programının zamanlaması da ayrı bir tartışma konusu. Kurum, Biden yönetimi döneminde 2021’de vücut kameralarını test etmeye başladı ve üç yıl sonra bin 400 cihaz dağıttı. Ancak bütçe gerekçeleriyle programın genişletilmesi gecikti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Trump’ın 2025’te yeniden başkanlık koltuğuna oturmasının ardından Biden döneminde federal kolluk kuvvetleri için getirilen vücut kamerası zorunluluğu kaldırıldı. ICE ise aynı yıl tarihin en büyük kaynak artışlarından biri kapsamında 75 milyar dolarlık ek finansman almasına ve binlerce yeni ajan işe almaya başlamasına rağmen kameraların ülke çapında yaygınlaştırılmasını hızlandırmadı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son satın almanın, 2023’ten beri yürürlükte bulunan mevcut bir federal sözleşme üzerinden gerçekleştirildiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Polis Executive Research Forum Direktörü Chuck Wexler ise kamera görüntülerinin hem kamuoyu hem de ajanlar açısından önemli olduğunu savunuyor. Wexler’a göre görüntülerin yayımlanması, olayların bağlamının anlaşılmasına yardımcı olabilir ve ICE’ın toplum nezdindeki güvenilirliğini artırabilir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ancak eleştirilerin odağındaki temel soru değişmiyor: Kamu parasıyla satın alınan kameraların kaydettiği görüntülerin gerçekten kamuya ait bir denetim aracı mı olacağı, yoksa ICE’ın kendi anlatısını güçlendirdiği ölçüde kullanacağı kontrollü bir propaganda malzemesine mi dönüşeceği?</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Schneider, ICE’ın özellikle kitlesel sınır dışı etme operasyonlarını destekleyen ve ajanları kahraman, göçmenleri ise suçlu gösteren görüntüleri yayımlamasını beklediğini belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ICE’ın politikasındaki kurumun çıkarlarına en uygun ifadesi de bu endişeleri daha da güçlendiriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kamuoyunun görmediği görüntüler ise, tam da kamuoyunun hesap sormak isteyebileceği görüntüler olabilir.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD yönetiminin göçmenlik politikalarının giderek daha sert bir güvenlik uygulamasına dönüştüğü bir dönemde ICE’ın kamera programını gecikmeli biçimde devreye sokması ve ardından hangi görüntülerin kamuoyuna gösterileceği konusunda kendisine geniş yetki tanıması, şeffaflık iddiasının inandırıcılığını ciddi biçimde tartışmaya açıyor. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/icein-sozde-seffafligi-kameralar-var-ama-delil-olusturacak-goruntuler-kurumun-keyfine-bagli</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/icein-sozde-seffafligi-kameralar-var-ama-delil-olusturacak-goruntuler-kurumun-keyfine-bagli.jpg" type="image/jpeg" length="67569"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
