<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/bilim-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 16 Aug 2026 17:51:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/bilim-teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Buzullar eridikçe gizli tehlike ortaya çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/buzullar-eridikce-gizli-tehlike-ortaya-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/buzullar-eridikce-gizli-tehlike-ortaya-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika’da iklim değişikliği nedeniyle hızlanan buz erimesinin, yıllardır buzullarda hapsolmuş cıvayı yeniden çevreye saldığı ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pekin Üniversitesi’nden çevre bilimci Chengzhen Zhou liderliğindeki araştırma ekibi, kıtanın buzlarında uzun yıllardır depolanan cıvanın iklim değişikliğinin etkisiyle yeniden çevreye karıştığını tespit etti.</p>

<p>Proceedings of the National Academy of Sciences’ta (PNAS) yayımlanan araştırmada, Antarktika’nın en hızlı eriyen bölgelerinden biri olan Antarktika Yarımadası’ndan alınan tortu örnekleri incelendi. Çalışma, buzulların yalnızca su kaybı açısından değil, geçmişte depolanan kirleticilerin yeniden çevreye taşınması bakımından da risk oluşturduğunu gösterdi.</p>

<p><strong>Cıva birikimi yüzde 160 arttı</strong></p>

<p>Araştırmaya göre Antarktika Yarımadası’nın kıta sahanlığında cıva, küresel kıta sahanlığı ortalamasının yaklaşık iki katı hızla birikiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölgedeki cıva birikim hızının, sanayileşmenin başladığı 1800’lü yılların ortalarından bu yana yüzde 160 arttığı belirlendi. Araştırmacılar, elde edilen verilerin bölgedeki cıva döngüsünde uzun vadeli bir değişime işaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Antarktika’nın uzun yıllar boyunca atmosferden gelen cıvanın önemli bir bölümünü buz tabakalarında hapseden doğal bir “yutak” görevi gördüğü ifade edildi. Ancak küresel sıcaklıkların yükselmesi ve buzulların hızla erimesiyle birlikte bu durumun tersine dönmeye başladığı kaydedildi.</p>

<p><strong>Buzullar cıva kaynağına dönüşüyor</strong></p>

<p>Bilim insanlarına göre buz erimesi ve erozyon, geçmişte buzullarda depolanan cıvayı yeniden harekete geçiriyor. Böylece yıllardır buz ve tortularda tutulan cıva, yeniden çevreye ve okyanuslara taşınabiliyor.</p>

<p>Araştırmada, atmosfer-okyanus ve atmosfer-buzul-kara-okyanus döngülerinin birlikte etkisiyle buz erimesine bağlı karasal cıva salımının yüzde 550 arttığı tespit edildi. Hava ile deniz arasındaki cıva alışverişinde ise yüzde 350 artış belirlendi.</p>

<p>Bu bulgular, iklim değişikliğinin Antarktika’daki cıva döngüsünü doğrudan etkilediğini ve buzulların geçmişte depoladıkları kirleticileri yeniden çevreye bırakabilecek bir konuma geldiğini ortaya koydu.</p>

<p><strong>Antarktika için yeni kirlilik riski</strong></p>

<p>Araştırmacılar, iklim değişikliğinin Antarktika’daki büyük tarihsel cıva rezervini aktif bir ikincil kirlilik kaynağına dönüştürdüğü uyarısında bulundu.</p>

<p>Buzulların erimesiyle birlikte açığa çıkan cıvanın çevresel döngülere yeniden dahil olması, Antarktika’daki iklim değişikliğinin yalnızca buz kaybı ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi sonuçlarla sınırlı olmadığını gösteriyor. Bilim insanları, buzullarda uzun süre depolanan cıvanın yeniden hareketlenmesinin çevresel etkilerinin daha ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/buzullar-eridikce-gizli-tehlike-ortaya-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 02:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/buzullar-eridikce-gizli-tehlike-ortaya-cikiyor.jpg" type="image/jpeg" length="43973"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türksat, televizyon ve radyo yayınlarını yeni nesil uydulara taşıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/turksat-televizyon-ve-radyo-yayinlarini-yeni-nesil-uydulara-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/turksat-televizyon-ve-radyo-yayinlarini-yeni-nesil-uydulara-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türksat, 15 Ağustos'u 16 Ağustos'a bağlayan gece gerçekleştirilecek geçişle birlikte, 2008 yılından bu yana hizmet veren Türksat 3A uydusundaki yayınlar yeni nesil Türksat uydularına aktarılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan açıklamaya göre, geçiş işlemi kullanıcılar açısından büyük bir değişiklik gerektirmeyecek. Yeni uydular aynı yörünge konumunda hizmet vereceği için mevcut uydu antenlerinin yönünün değiştirilmesine ihtiyaç duyulmayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TKGS (Türksat Kanal Güncelleme Sistemi) destekli televizyon ve uydu alıcılarında kanal listeleri otomatik olarak güncellenecek. TKGS desteği bulunmayan eski nesil cihaz kullanan abonelerin ise geçişin ardından yeniden kanal taraması yapması gerekecek.</p>

<p>Manuel kanal araması yapacak kullanıcılar için önerilen ağ tarama frekansları ise 12380 MHz Dikey (V), 27500 sembol oranı ve FEC 3/4 ile 12423 MHz Yatay (H), 30000 sembol oranı ve FEC 3/4 olarak açıklandı. Bu değerler kullanılarak "Şebeke/Ağ Taraması" yapılması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Türksat, yeni nesil uydu altyapısıyla birlikte yayın kalitesinin artırılmasını, kapasitenin daha verimli kullanılmasını ve olumsuz hava koşullarından kaynaklanan yayın kesintilerinin en aza indirilmesini hedefliyor. Ayrıca yeni sistemin 4K/Ultra HD yayınların yaygınlaşmasına katkı sağlaması ve Türkiye'nin yanı sıra kapsama alanındaki diğer bölgelerde de daha yüksek kalitede yayın hizmeti sunması bekleniyor.</p>

<p>Geçiş sürecinin tamamlanmasının ardından kullanıcıların büyük bölümünün herhangi bir işlem yapmadan yayın almaya devam edeceği, yalnızca TKGS desteği bulunmayan cihazlarda manuel kanal taramasının gerekli olacağı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/turksat-televizyon-ve-radyo-yayinlarini-yeni-nesil-uydulara-tasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/fvgt-1.jpg" type="image/jpeg" length="65905"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş'in şimdiye kadarki en net fotoğrafı çekildi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/gunesin-simdiye-kadarki-en-net-fotografi-cekildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/gunesin-simdiye-kadarki-en-net-fotografi-cekildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hawaii'deki Daniel K. Inouye Güneş Teleskobu, Güneş yüzeyini şimdiye kadarki en yüksek çözünürlükte görüntüledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Hawaii'deki Daniel K. Inouye Güneş Teleskobu ile Güneş yüzeyinde daha önce hiç görülmemiş ölçekte altın bantlar ve burgulu kasırga benzeri yapılar görüntülendi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bilim adamları, tespit edilen bu yeni dalgalanmaların, Güneş'in dış atmosferi olan korona katmanının neden yüzeyinden milyonlarca derece daha sıcak olduğuna dair on yıllardır süren en büyük astronomi gizemini çözebileceğini ifade ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hawaii'deki Haleakalā yanardağının zirvesinde bulunan dünyanın en güçlü güneş teleskobu Inouye ile gerçekleştirilen gözlemlerde, Güneş yüzeyinde 20 kilometreden daha küçük yeni detaylar tespit edildi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>ABD Ulusal Güneş Gözlemevi kıdemli bilim adamı Dr. Friedrich Wöger, bunların Güneş yüzeyine ait bugüne kadar elde edilmiş en yüksek uzamsal çözünürlüklü görüntüler olduğunu belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Daha önceki gözlemlerde Güneş yüzeyinin granüler yapılardan oluştuğu görülmüştü. Son çekilen fotoğraflar ise teleskobun teknik kapasitesinin sınırlarına ulaşarak 20 kilometreye kadar olan ayrıntıları gözler önüne serdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ekipte yer alan astronom Dr. David Kuridze, elde edilen veriler karşısında "Güneş üzerinde bu denli küçük ve ince ölçekli yapıları görebilmek inanılmaz. Bu, daha önceki hiçbir güneş gözleminde karşılaşmadığımız bir durum." açıklamasını yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güneş yüzeyindeki bu küçük girdap benzeri oluşumların, bilim adamlarının "Kelvin-Helmholtz kararsızlıkları" (KHI) olarak adlandırdığı fiziksel süreçlerin göstergesi olduğu belirlendi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Hızlı hareket eden plazmanın daha yavaş hareket eden akışkanın yanından geçmesiyle oluşan bu durum, Güneş plazmasında kırılan dalgalara benzeyen spiraller üretiyor.</span></span></span></p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/76834410-afaf-4c6b-b358-1474066a159f.png" width="1366" /></p>

<p><span><span><span>Dünya'daki okyanuslarda, bulut şekillerinde, Jüpiter ve Satürn'ün atmosferlerinde görülen bu kararsızlıkların varlığı Güneş üzerinde ilk kez doğrulanmış oldu. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Araştırmanın detayları Nature dergisinde yayımlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Güneş patlamalarından taçküre kütle atılımlarına kadar yaşanan patlamalı olaylar, yıldızdaki aşırı ve değişken manyetik alanlardan besleniyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu patlamalar Dünya üzerinde güç şebekelerini, uyduları, GPS sistemlerini ve küresel iletişimi olumsuz etkileyebilecek güce sahip.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Manyetik alanlar Güneş'teki sıcak ve yüklü plazmanın hareketiyle üretilse de arkasındaki fizik henüz tam olarak anlaşılamamıştı. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Astronomlar manyetik alan çizgilerinin bir saç örgüsü gibi birbirine dolandığını ve gerilimin aniden serbest kalmasıyla patlamaların yaşandığını biliyordu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni keşfedilen burgulu girdapların, alan çizgilerinin neden dolandığını ve Güneş yüzeyi 6.000 derece iken korona katmanının nasıl milyonlarca dereceye kadar ısındığını açıklayabileceği kaydedildi.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/gunesin-simdiye-kadarki-en-net-fotografi-cekildi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/gunesin-simdiye-kadarki-en-net-fotografi-cekildi.jpg" type="image/jpeg" length="13682"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OpenAI'ın yapay zekâ modeli kontrolden mi çıktı? Dikkat çeken açıklama]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/openaiin-yapay-zeka-modeli-kontrolden-mi-cikti-dikkat-ceken-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/openaiin-yapay-zeka-modeli-kontrolden-mi-cikti-dikkat-ceken-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OpenAI, bazı yapay zeka modellerinin test senaryolarının ötesine geçen davranışlar sergilediğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD merkezli yapay zeka şirketin açıklamasına göre, yaşanan durumlar modellerin gelişmiş yetenekleri ile test ortamlarında bulunan teknik yapılandırmaların birleşiminden kaynaklandı. İncelemelerde, planlanan senaryoların dışına çıkan bazı etkileşimler tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk olay, Birleşik Krallık Yapay Zeka Güvenlik Enstitüsü (UK AISI) tarafından yürütülen bir güvenlik değerlendirmesinde yaşandı. İnternet erişimi bulunan OpenAI modeli, simüle edilen hedef sisteme ulaşmaya çalışırken test kapsamına dahil olmayan bazı gerçek internet servisleriyle bağlantı kurdu.</p>

<p>İkinci olay ise OpenAI'ın dış test ortaklarından Irregular tarafından gerçekleştirilen değerlendirmede ortaya çıktı. Test ortamındaki yapılandırma hatası nedeniyle internete erişebilen model, simüle edilen hedefin gerçek bir alan adıyla örtüşmesi sonucu bunu test ortamının parçası olarak değerlendirdi ve ilgili internet sitesindeki temel bir güvenlik açığını kullandı.</p>

<p>OpenAI, söz konusu olayların daha önce gündeme gelen Hugging Face güvenlik vakasıyla bağlantılı olmadığını özellikle vurguladı.</p>

<p>Şirket, daha önce kendi bünyesinde yürüttüğü siber güvenlik testleri sırasında kullanılan yapay zeka modellerinin, Hugging Face altyapısında bir güvenlik ihlaline yol açtığını da kamuoyuyla paylaşmıştı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Musa Azak</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/openaiin-yapay-zeka-modeli-kontrolden-mi-cikti-dikkat-ceken-aciklama</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/open-al.jpg" type="image/jpeg" length="78064"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarımın ve hayvancılığın geleceğini robotik ve otonom sistemler şekillendiriyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/tarimin-ve-hayvanciligin-gelecegini-robotik-ve-otonom-sistemler-sekillendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/tarimin-ve-hayvanciligin-gelecegini-robotik-ve-otonom-sistemler-sekillendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Değişen iklim şartları, sınırlı doğal kaynaklar ve hızlanan dijitalleşme, tarım ve hayvancılığı, robotik ve otonom sistemlerin merkezde olduğu yeni bir döneme taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi (NÖHÜ) Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar Bölümü, geleneksel tarımı yapay zekâ, bilgisayar bilimi ve robotikle bir araya getirerek sektörün ihtiyaç duyduğu, teknolojiyi bilen tarım profesyonellerini yetiştirmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Öğrenciler teorik bilgilerini akıllı sera sistemleri, bitkisel üretim ve hayvansal üretime yönelik uygulamalarla desteklerken, tarımda verimliliği artıracak ve kaynakların etkin kullanılmasını sağlayacak yeni teknolojilerle tanışıyor.</p>

<p>Akademisyenler, sektör temsilcileri ve öğrenciler; hassas tarım ve tarımsal robotların geleceğin önemli çalışma alanlarından biri olduğunu, bu alanda yetişen gençlerin ise tarım ile teknoloji arasında köprü kuracağını belirtiyor.</p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/e83f68ba-6162-414f-b3ae-7783e2498237.jpeg" width="1366" /></p>

<p><strong>“Sektörün talep ettiği tarımsal dönüşüm için öğrenciler yetiştiriyoruz”</strong></p>

<p>NÖHÜ Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı ve NÖHÜ Ayhan Şahenk Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Şekeroğlu, üniversitenin temel amaçlarından birinin tarımsal teknolojileri uygulamaya aktarmak olduğunu söyledi.</p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/x_ydX4LSNrc" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/x_ydX4LSNrc"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/x_ydX4LSNrc?wmode=transparent&amp;jqoemcache=NTZrd" title="https://youtu.be/x_ydX4LSNrc" width="425"></iframe></div>

<p>Bu amaç doğrultusunda fakülte bünyesinde lisans düzeyinde Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar Bölümünü açtıklarını belirten Şekeroğlu, Türkiye’de yalnızca NÖHÜ’de bulunan Dijital Tarım Ana Bilim Dalında da lisansüstü düzeyde eğitim ve öğretim faaliyeti yürüttüklerini ifade etti.</p>

<p>Şekeroğlu, “Amacımız, sektörün talep ettiği tarımsal dönüşümü ve tarımsal teknolojideki dönüşümü esas alarak sektöre öğrenciler yetiştirmek. Araştırma merkezimizde ise bitkisel ve hayvansal tarım konusunda uygulama ve araştırma yapıyoruz.” dedi.</p>

<p>Öğrencilerin teorik bilginin yanında uygulamaları da bizzat gerçekleştirdiğine dikkat çeken Şekeroğlu, öğrencilerin bir bölümünün akıllı sera sistemleri konusunda eğitim aldığını, bir bölümünün ise arazide hayvansal üretimle ilgili eğitim ve uygulama imkânı bulduğunu belirtti. Şekeroğlu, bu eğitim modeliyle öğrencileri hem Türkiye’deki çalışma hayatına hem de uluslararası rekabete hazırlamaya çalıştıklarını kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/82dcabf1-0d02-4364-bb0c-b8d5e995c0f1.jpeg" /></p>

<p><strong>“Teknolojiyi bilen tarım insanları yetişiyor”</strong></p>

<p>NÖHÜ Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kürşat Yalçın, programın klasik tarım ile yapay zekâ, bilgisayar bilimi ve robotiğin bir araya gelmesiyle oluştuğunu belirtti.</p>

<p>Programdan beklenen mezun profilinin geleneksel yöntemlerle çalışan çiftçilerden farklı olduğuna işaret eden Yalçın, bölümün teknolojiyi bilen tarım insanları yetiştirdiğini söyledi. Hassas tarım ve tarımsal robotların, geleneksel tarımdaki işlerin otonom sistemlerle gerçekleştirilmesini ve üretim süreçlerinin akıllı sensörlerle donatılmasını kapsadığını ifade etti.</p>

<p>Otonom sistemlerin devreye girmesiyle insan faktörünün üretim süreçlerinde daha geri planda kalacağını ve verimliliğin artacağını belirten Yalçın, dünyadaki kaynakların sınırlı, iklim krizinin ise yakın bir tehdit olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Yalçın, “Mevcut arazilerimizi ve su kaynaklarımızı en etkin şekilde kullanmak, verimi artırmak istiyoruz. Verimi artırmak istediğinizde robotik ve otonom sistemler ön plana çıkıyor. Bunun tarımdaki karşılığı da tam olarak “Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar Bölümü” oluyor. Bu bölüm, söz konusu problemi adresliyor.” diye konuştu.</p>

<p>Gıda ve teknolojinin insanların dünyada vazgeçemeyeceği iki unsur olduğunu vurgulayan Yalçın, bu disiplinle yetişen öğrencilerin geleneksel yöntemlerle eğitim alan programların mezunlarına göre daha avantajlı olacağını ve iş potansiyeline sahip bulunacağını ifade etti.</p>

<p><strong>“Geleceği seyretmesinler, onu inşa etmeye çaba göstersinler”</strong></p>

<p>Gençlere geleceği yalnızca izlemek yerine onu inşa etmek için çaba göstermeleri çağrısında bulunan Yalçın, “Teknolojiyle çevreye, suya ve toprağa yön veren öncü bireylerden olmak istiyorlarsa Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar Bölümü onlar için biçilmiş kaftan.” dedi.</p>

<p>Yalçın, çağı yakalamak ve diğer ülkelerin önüne geçebilmek için teknolojiye kesinlikle önem verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>

<p><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/7239d6ea-bf6a-43d6-abc2-c827e9c30cc5.jpeg" /></p>

<p><strong>“Tarım ile dijitalleşme arasında köprü kuruyor”</strong></p>

<p>NÖHÜ Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar Programı birinci sınıf öğrencisi Hüseyin Talha Bülbül, bölümün insanların binlerce yıldır sürdürdüğü tarım ile son yılların en önemli dönüşüm alanlarından biri olan dijitalleşme arasında köprü kurduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu birlikteliğin büyük iş fırsatları ve teknolojik gelişim potansiyeli sunduğunu belirten Bülbül, Türkiye’nin içinde bulunduğu dijital dönüşümün bir parçası olmanın kendisi için güzel bir duygu olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bölümü, ülkesinin gelişmesine katkı sağlamak ve bu süreçte büyük bir rol üstlenmek istediği için tercih ettiğini anlatan Bülbül, programı geleceğin mesleği ve geleceğin bölümü olarak görmesindeki en önemli nedenin tarım ile dijital sektörü bir araya getirmesi olduğunu kaydetti.</p>

<p>Bülbül, “Tarım şu anda dijital bir dönüşüm içerisinde. Ülkenize katkıda bulunmak istiyorsanız bu bölümü tercih ederek dijital tarım dönüşümünde siz de büyük bir rol oynayabilirsiniz.” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/d641b82a-8afe-4e45-84a1-65b0e87cf560.jpg" /></p>

<p><strong>“Tarımın geleceğine yön verecek uzmanlar yetiştirmeyi sürdüreceğiz" </strong></p>

<p>Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, tarımın teknoloji, yapay zekâ, veri analitiği ve robotik sistemlerle birlikte ele alınması gereken alanların başında geldiğini belirtti.</p>

<p>Tarım ve hayvancılığın bir ülkenin gıda arz güvenliği, ekonomik kalkınması ve sürdürülebilir geleceği açısından kritik öneme sahip olduğuna işaret eden Özvar, yükseköğretimde yürütülen dönüşüm kapsamında açılan Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar Bölümünün, tarım sektörünün dijital dönüşümüne yön verecek nitelikli insan kaynağını yetiştirmeyi amaçladığını ifade etti.</p>

<p>Özvar, bu programlarda öğrencilerin yalnızca teorik bilgi edinmekle kalmadığını, yapay zekâ, robotik sistemler, akıllı tarım teknolojileri ve veri temelli üretim süreçlerine yönelik uygulamalı eğitimlerle geleceğin tarım teknolojilerine hazırlandığını kaydetti.</p>

<p>İklim değişikliği, su kaynaklarının etkin kullanımı ve verimlilik gibi küresel ölçekte önem kazanan başlıklara dikkati çeken Özvar, "Tarımda rekabet gücünü belirleyecek en önemli unsur bilgi ve teknoloji olacaktır. Üniversitelerimizin üreteceği bilgi ve yetiştireceği nitelikli insan kaynağı, ülkemizin tarımda sürdürülebilir üretim hedeflerine ve gıda güvenliğine önemli katkı sağlayacaktır. Hassas Tarım ve Tarımsal Robotlar gibi yenilikçi programlarla, teknolojiyi üretimle buluşturan ve tarımın geleceğine yön verecek uzmanlar yetiştirmeyi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/tarimin-ve-hayvanciligin-gelecegini-robotik-ve-otonom-sistemler-sekillendiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/tarimin-ve-hayvanciligin-gelecegini-robotik-ve-otonom-sistemler-sekillendiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="57472"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OpenAI’den güvenlik testi açıklaması]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/openaiden-guvenlik-testi-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/openaiden-guvenlik-testi-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hugging Face altyapısında yaşanan güvenlik açığının ardından başka hizmetlerin de etkilendiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>ABD merkezli yapay zekâ şirketi OpenAI, resmi internet sitesinde yayımladığı açıklamada, dahili siber güvenlik testlerinin Hugging Face platformunun yanı sıra farklı dijital servisleri de etkilediğini duyurdu. Testlerde kullanılan gelişmiş yapay zekâ modellerinin, kamuya açık faaliyet gösteren dört farklı hizmet sağlayıcısına ait dört özel hesabı otonom şekilde tespit ederek kullandığı belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şirket, yürütülen teknik incelemelerde büyük çaplı bir veri sızıntısı veya sistem genelini etkileyen bir ihlale rastlanmadığını, diğer kullanıcı hesaplarının güvende olduğunu vurguladı. OpenAI, güvenlik protokollerinin sıkılaştırılması ve olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması için Hugging Face teknik ekibiyle iş birliğinin sürdüğünü açıkladı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Daha önce yapılan açıklamada, testlerde rol alan yapay zekâ modellerinin kontrol dışına çıkarak Hugging Face altyapısında benzeri görülmemiş bir güvenlik açığına sebep olduğu, bu durumun dijital literatürde eşine rastlanmamış bir siber olay olarak değerlendirildiği hatırlatılmıştı.<strong> </strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/openaiden-guvenlik-testi-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/openaiden-guvenlik-testi-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="93804"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Masaüstü bilgisayarlar tarihe mi karışıyor?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/masaustu-bilgisayarlar-tarihe-mi-karisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/masaustu-bilgisayarlar-tarihe-mi-karisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kullanıma bağlı olarak dizüstü bilgisayarlar her geçen gün daha fazla tercih edilse de masaüstü bilgisayarlar yüksek performans, yükseltilebilir donanım ve uzun ömür avantajlarıyla önemini koruyor. Peki, masaüstü bilgisayarlar gerçekten tarihe mi karışıyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve mini bilgisayarlar günlük yaşamın vazgeçilmez cihazları haline geldi. Hafif yapıları, taşınabilir olmaları ve uzun pil ömürleri nedeniyle birçok kullanıcı masaüstü bilgisayar yerine mobil cihazları tercih ediyor. Peki, bu değişim masaüstü bilgisayarların sonunu mu getiriyor?</p>

<p>Uzmanlara göre bu sorunun cevabı net bir "evet" değil. Ev kullanıcıları ve öğrenciler arasında dizüstü bilgisayarlara yönelim artarken, masaüstü bilgisayarlar performans gerektiren alanlarda hâlâ güçlü konumunu koruyor.</p>

<p>Özellikle oyun tutkunları, grafik tasarımcılar, video editörleri, yazılım geliştiriciler ve mühendisler yüksek işlem gücü, gelişmiş soğutma sistemi ve kolay donanım yükseltme imkânı nedeniyle masaüstü bilgisayarları tercih etmeyi sürdürüyor. Aynı bütçeyle kıyaslandığında masaüstü sistemler, dizüstü bilgisayarlara göre daha yüksek performans sunabiliyor.</p>

<p>Son yıllarda yapay zekâ destekli dizüstü bilgisayarların ve güçlü taşınabilir işlemcilerin piyasaya çıkması masaüstü bilgisayarlara olan ilgiyi bir miktar azaltmış olsa da sektör temsilcileri, masaüstü bilgisayarların tamamen ortadan kalkmasının beklenmediğini belirtiyor.</p>

<p>Bilgisayar satıcıları ise kullanıcı alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çekiyor. Günlük internet kullanımı, uzaktan eğitim ve ofis işleri için dizüstü bilgisayarlar öne çıkarken; profesyonel içerik üretimi, yüksek çözünürlüklü oyunlar ve uzun süreli yoğun kullanım gerektiren işlerde masaüstü sistemler hâlâ ilk tercih olmayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, "Masaüstü bilgisayarların devri bitmiyor, sadece kullanım alanı değişiyor." değerlendirmesinde bulunuyor. Gelecekte mobil cihazların pazar payının artmaya devam etmesi beklenirken, yüksek performans gerektiren sektörlerde masaüstü bilgisayarların önemini koruyacağı ifade ediliyor.</p>

<p>Kısacası teknoloji dünyasında taşınabilir cihazlar yükselişini sürdürse de masaüstü bilgisayarlar henüz tarihe karışmış değil. Değişen ihtiyaçlarla birlikte kullanım amacı farklılaşsa da performans odaklı kullanıcılar için masaüstü sistemler uzun yıllar daha varlığını sürdüreceğe benziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/masaustu-bilgisayarlar-tarihe-mi-karisiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-29-tem-2026-15-28-07.png" type="image/jpeg" length="89117"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sahte X e-postalarına dikkat: Uzmanlardan kimlik avı uyarısı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/sahte-x-e-postalarina-dikkat-uzmanlardan-kimlik-avi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/sahte-x-e-postalarina-dikkat-uzmanlardan-kimlik-avi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siber güvenlik uzmanları, X kullanıcılarını hedef alan sahte giriş bildirimi e-postalarıyla hesap bilgilerinin ele geçirilmeye çalışıldığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siber güvenlik uzmanları, X (eski adıyla Twitter) kullanıcılarını hedef alan yeni bir kimlik avı dolandırıcılığı yöntemine karşı uyarıda bulundu. Resmi giriş bildirimi görünümünde hazırlanan sahte e-postalar aracılığıyla kullanıcıların hesap bilgileri ele geçirilmeye çalışılıyor.</p>

<p>Dolandırıcılar, kullanıcılara <strong>"Hesabınıza yeni bir cihazdan giriş yapıldığını fark ettik. Bu siz miydiniz?"</strong> başlıklı e-postalar göndererek panik oluşturmayı amaçlıyor. Mesajlarda, farklı bir konumdan hesaba giriş yapıldığı iddia edilerek kullanıcıların şifre değiştirme bağlantısına tıklamaları isteniyor.</p>

<p>Siber güvenlik şirketi ESET'in Küresel Siber Güvenlik Danışmanı Jake Moore, e-postalardaki güvenlik tavsiyelerinin X'in gerçek uyarılarıyla benzer olduğunu ancak bağlantıların sahte internet sitelerine yönlendirdiğini belirtti. Moore, dolandırıcıların kullanıcı adı ve şifreleri ele geçirmeyi veya kötü amaçlı uygulamalara hesap erişim izni almayı hedeflediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, ele geçirilen hesapların daha sonra kripto para dolandırıcılığı, kimlik avı saldırıları ve yanlış bilgi yayma faaliyetlerinde kullanılabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>X ise kullanıcılara yalnızca <strong>@X.com</strong> ve <strong>@e.X.com</strong> uzantılı adreslerden e-posta gönderdiğini, hiçbir zaman e-posta yoluyla şifre talep etmediğini veya kullanıcıları şifrelerini paylaşmaya yönlendirmediğini vurguladı.</p>

<p>Uzmanlar, bu tür e-postalar alınması halinde mesajdaki bağlantılara tıklamak yerine doğrudan X'in resmi uygulaması veya internet sitesi üzerinden hesap güvenliğinin kontrol edilmesini tavsiye ediyor. Yanlışlıkla şifre ya da doğrulama kodunun paylaşılması durumunda ise şifrenin derhal değiştirilmesi ve iki aşamalı doğrulamanın etkinleştirilmesi öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji, Güncel</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/sahte-x-e-postalarina-dikkat-uzmanlardan-kimlik-avi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/new-device-logged-into-account-202607191132-1.jpeg" type="image/jpeg" length="41685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin yerli rubidyum atomik saati uzaya fırlatıldı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/turkiyenin-yerli-rubidyum-atomik-saati-uzaya-firlatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/turkiyenin-yerli-rubidyum-atomik-saati-uzaya-firlatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Milli Uzay Programı kapsamında geliştirilen Yerli Rubidyum Atomik Saati'nin (RAFS), SpaceX'in Transporter-17 göreviyle başarıyla uzaya fırlatıldığını ve uzay aracından ilk sinyalin alındığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kacır, atomik saatlerin atomların ve elektronların enerji seviyeleri arasındaki sabit titreşim frekanslarını referans alarak zamanı son derece yüksek hassasiyetle ölçtüğünü belirtti.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Kacır "Milli Uzay Programımızın stratejik hedefleri arasında yer alan Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi için kritik öneme sahip Rubidyum Atomik Saati (RAFS), SpaceX Transporter-17 görevi kapsamında başarıyla uzaya fırlatıldı. Uzay aracından ilk sinyal de başarıyla alındı." dedi.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Yerli imkânlarla geliştirildi</strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>RAFS'nin Türkiye Uzay Ajansı öncülüğünde, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü ana yükleniciliğinde, TÜBİTAK Uzay ve İTÜNOVA iş birliğiyle yerli olarak geliştirildiğini belirten Kacır, projenin gelecekteki uzay çalışmaları açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etti.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Kacır, atomik saatin haberleşmeden navigasyona, bilimsel araştırmalardan uydu sistemlerine kadar birçok kritik teknolojiye katkı sunacağını belirterek, "Küp uydu üzerinde uzay ortamında doğrulanacak olan RAFS, Türkiye'nin uzay tabanlı zamanlama ve frekans teknolojilerindeki yerli ve milli yetkinliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir basamak niteliği taşıyor." ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span><strong>Gelecekteki uzay görevlerine veri sağlayacak</strong></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span><span>Elde edilecek verilerin uydu sistemleri, haberleşme altyapıları, navigasyon uygulamaları ve bilimsel uzay görevlerinde kullanılabilecek yüksek hassasiyetli atomik saat teknolojilerinin geliştirilmesine katkı sunacağını kaydeden Kacır, projede emeği geçen tüm ekibi tebrik etti. </span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/turkiyenin-yerli-rubidyum-atomik-saati-uzaya-firlatildi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/turkiyenin-yerli-rubidyum-atomik-saati-uzaya-firlatildi.jpg" type="image/jpeg" length="83174"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zekâ sistemleri siyasi etkiden bağımsız mı?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/yapay-zeka-sistemleri-siyasi-etkiden-bagimsiz-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/yapay-zeka-sistemleri-siyasi-etkiden-bagimsiz-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada yüz milyonlarca kişinin bilgi edinmek, haberleri yorumlamak ve gündemi takip etmek amacıyla kullandığı üretken yapay zekâ sistemleri, son iki yılda yalnızca teknolojik başarılarıyla değil, siyasi tarafsızlıklarına ilişkin tartışmalarla da gündeme geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>OpenAI'nin ChatGPT'si, Google'ın Gemini'si, Anthropic'in Claude'u, Meta AI ve Elon Musk'ın xAI tarafından geliştirilen Grok modeli hakkında çok sayıda kullanıcı, akademisyen ve siyasetçi, bu sistemlerin bazı siyasi konularda farklı standartlar uyguladığı yönünde eleştiriler dile getiriyor.</span></span></span></p>

<p data-end="1636" data-start="1433"><span><span><span>Eleştirilerin ortak noktası ise yapay zekâ şirketlerinin hangi içerikleri ürettiği, hangilerini ise güvenlik veya politika gerekçesiyle sınırlandırdığı konusunda yeterince şeffaf davranmadıkları bulgusu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Tarafsızlık" iddiası sorgulanıyor</strong></span></span></span></p>

<p data-end="1926" data-start="1678"><span><span><span>Yapay zekâ şirketlerinin tamamı modellerinin doğruluk, güvenlik ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda geliştirildiğini açıklıyor. Ancak birçok akademisyen, tam anlamıyla tarafsız bir yapay zekânın teknik olarak mümkün olmadığı görüşünü savunuyor.</span></span></span></p>

<p data-end="2298" data-start="1928"><span><span><span>Stanford Üniversitesi İnsan Merkezli Yapay Zekâ Enstitüsü (HAI), Carnegie Mellon Üniversitesi, MIT ve Oxford Internet Institute araştırmacıları tarafından yayımlanan çeşitli çalışmalar, büyük dil modellerinin eğitim verileri, insan geri bildirimi (RLHF), güvenlik filtreleri ve geliştirici tercihleri nedeniyle belirli değer yargılarını yansıtabileceğine dikkat çekiyor.</span></span></span></p>

<p data-end="2484" data-start="2300"><span><span><span>Uzmanlara göre, modelin verdiği yanıt yalnızca internetteki bilgilerden değil; geliştirici şirketin güvenlik politikaları, etik tercihleri ve risk değerlendirmelerinden de etkileniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Gazze'de yapılan soykırım ve katliam en çok tartışılan örneklerden biri</strong></span></span></span></p>

<p data-end="2657" data-start="2539"><span><span><span>2023 senesinde HAMAS'ın başlattığı Aksa Tufanı Harekatı ile görünürlük kazanmasıyla beraber uzun yıllardır Gazze özelinde ve genel olarak Filistin'de devam eden sistematik soykırım ve katliamların, çok sayıda kullanıcının sosyal medya platformlarında paylaştıkları örneklerde, farklı sohbet robotlarının işgalci siyonist rejim ve ABD politikalarına ilişkin savunucuşekilde davrandığı ve aleyhlerine olduğu taktirde bazı ifadeleri kullanmaktan kaçındığını belirtildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="3212" data-start="2918"><span><span><span>Bu paylaşımların önemli bir kısmı bağımsız araştırmalarla doğrulanmış olmasına rağmen, konu üzerine çalışan akademisyenler, çatışma bölgeleri gibi yüksek riskli alanlarda şirketlerin yanlış bilgi üretme ihtimalini azaltmak amacıyla daha katı güvenlik filtreleri uyguladığını belirttikleri gerekçesini tamamen gerçeklikten uzak ve taraflı tutum sergileme olarak yorumluyor.</span></span></span></p>

<p data-end="3341" data-start="3214"><span><span><span>Bu filtrelerin bazı durumlarda bilgi güvenliğini sağlamaktan çok siyasi hassasiyetleri gözettiğini savunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>ABD seçimleri de tartışmaların merkezinde</strong></span></span></span></p>

<p data-end="3524" data-start="3390"><span><span><span>2024 ABD başkanlık seçimleri öncesinde OpenAI, Google, Anthropic ve Meta seçim güvenliği kapsamında yeni içerik politikaları açıkladı.</span></span></span></p>

<p data-end="3632" data-start="3526"><span><span><span>Şirketler, seçmen yönlendirmesi, sahte haber üretimi ve deepfake içeriklerin sınırlandırılacağını duyurdu.</span></span></span></p>

<p data-end="3793" data-start="3634"><span><span><span>Ancak bazı muhafazakâr siyasetçiler ve düşünce kuruluşları, bu önlemlerin belirli siyasi görüşler üzerinde daha fazla kısıtlama oluşturduğu eleştirisini yaptı.</span></span></span></p>

<p data-end="3944" data-start="3795"><span><span><span>Buna karşılık bazı sol eğilimli araştırmacılar ise şirketlerin nefret söylemi ve yanlış bilgiyle mücadelede yeterince kararlı davranmadığını savundu.</span></span></span></p>

<p data-end="4093" data-start="3946"><span><span><span>Bu durum, aynı yapay zekâ sistemlerinin birbirine tamamen zıt siyasi çevreler tarafından eş zamanlı olarak "taraflı" olmakla suçlandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Araştırmalar ne gösteriyor?</strong></span></span></span></p>

<p data-end="4285" data-start="4128"><span><span><span>Son yıllarda yayımlanan akademik çalışmaların önemli bölümü, büyük dil modellerinde çeşitli düzeylerde siyasi eğilimlerin gözlemlenebildiğini ortaya koyuyor.</span></span></span></p>

<p data-end="4348" data-start="4287"><span><span><span>Ancak araştırmalar arasında ortak bir sonuca ulaşılmış değil.</span></span></span></p>

<p data-end="4590" data-start="4350"><span><span><span>Bazı çalışmalar modellerin liberal değerlere daha yakın yanıtlar verme eğiliminde olduğunu öne sürerken, başka araştırmalar bu farkların kullanılan isteme (prompt), model sürümüne ve test yöntemine göre önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor. Genel anlamda bakıldığında ise ciddi bir İslam karşıtlığı ilkesi göze çarpıyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzmanlar, özellikle Gazze meselesi üzerinden antisemitizm kavramının hortlatılması ile ABD destekli işgalci siyonist rejimin Filistinlilere yaptığı sistematik soykırım, sayısız katliam ve savaş suçlarının üstünün kapatılması konusunda yapay zekacının yopun bir şekilde bilgileri çarpıttı veya çarpıtılmasına olanak sağladığı konusunda hem fikir görünüyor. Bu nedenle çeşitli sohbet örneklerinin incelenmesi ile taraflılığın kanıtı olarak değerlendirilebileceğini vurguluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Şeffaflık en büyük eleştiri konusu</strong></span></span></span></p>

<p data-end="4978" data-start="4754"><span><span><span>Eleştirilerin önemli bölümü, şirketlerin hangi verilerle eğitim yaptığı, insan değerlendiricilerin nasıl seçildiği ve hangi içeriklerin hangi gerekçeyle engellendiği konusunda kamuoyuna yeterli bilgi vermemesine odaklanıyor.</span></span></span></p>

<p data-end="5170" data-start="4980"><span><span><span>Birçok araştırmacı, yapay zekâ sistemlerinin milyarlarca insanın bilgiye erişimini etkilediği bir dönemde algoritmik karar alma süreçlerinin bağımsız denetime açılması gerektiğini savunuyor.</span></span></span></p>

<p data-end="5408" data-start="5172"><span><span><span>Brookings Institution, OECD ve çeşitli üniversiteler tarafından yayımlanan raporlarda da şeffaflığın artırılması, bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması ve yapay zekâ şirketlerinin hesap verebilirliğinin güçlendirilmesi öneriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Düzenleyiciler devrede</strong></span></span></span></p>

<p data-end="5687" data-start="5438"><span><span><span>Avrupa Birliği'nin AI Act düzenlemesi, NIST'in Yapay Zekâ Risk Yönetimi Çerçevesi, Birleşik Krallık AI Safety Institute çalışmaları ve birçok ülkenin hazırladığı yeni düzenlemeler, büyük yapay zekâ şirketlerine yönelik denetimi artırmayı hedefliyor.</span></span></span></p>

<p data-end="5859" data-start="5689"><span><span><span>Düzenleyiciler, özellikle seçimler, savaşlar, sağlık ve kamu güvenliği gibi kritik alanlarda kullanılan yapay zekâ sistemlerinin daha şeffaf olması gerektiğini savunuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Tartışma büyüyor</strong></span></span></span></p>

<p data-end="6160" data-start="5883"><span><span><span>Yapay zekâ teknolojilerinin bilgi üretimindeki etkisi hızla artarken, kamuoyundaki temel soru da giderek daha fazla önem kazanıyor: Milyarlarca insanın başvurduğu dijital bilgi kaynaklarının hangi değerleri, hangi öncelikleri ve hangi sınırları yansıttığı nasıl denetlenebilir?</span></span></span></p>

<p data-end="6736" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="6162"><span><span><span>Uzmanlar, bu sorunun yalnızca teknoloji şirketlerini değil, demokratik toplumları, medya kuruluşlarını ve düzenleyici kurumları da yakından ilgilendirdiğini belirtiyor. Tartışmaların önümüzdeki yıllarda, özellikle seçim süreçleri, uluslararası krizler ve kamuoyunu etkileyen büyük olaylar sırasında daha da yoğunlaşması bekleniyor. Bu nedenle, yapay zekâ sistemlerinin tarafsızlığına ilişkin iddiaların bağımsız bilimsel araştırmalarla test edilmesi, şirketlerin daha fazla şeffaflık sağlaması ve kamu denetiminin güçlendirilmesi çağrıları giderek daha fazla destek buluyor. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/yapay-zeka-sistemleri-siyasi-etkiden-bagimsiz-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/milyarlarca-kullanicinin-basvurdugu-yapay-zeka-sistemleri-siyasi-etkiden-bagimsiz-mi.jpg" type="image/jpeg" length="69418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan vücuduyla uyumlu yeni nesil kemik plağı geliştiriliyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/insan-vucuduyla-uyumlu-yeni-nesil-kemik-plagi-gelistiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/insan-vucuduyla-uyumlu-yeni-nesil-kemik-plagi-gelistiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil kemik sabitleme plakası geliştirilecek. Daha hafif, dayanıklı ve insan vücuduyla uyumlu olması hedeflenen malzeme, ortopedik tedavilere alternatif sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yürütülen A3 Doktora Öğrencilerine Yönelik Destek Programı kapsamında, BTÜ doktora öğrencisi Elif Pesen’in yürütücülüğünü üstlendiği "Hidroksiapatit Katkılı Hibrit Kompozit Tabanlı Yeni Nesil Kemik Sabitleme Plakası Tasarımı" başlıklı proje desteklenmeye hak kazandı. Projenin danışmanlığını ise BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Kaboğlu üstleniyor. Proje kapsamında, kemik kırıklarının tedavisinde kullanılan metal plakalara alternatif olabilecek yeni nesil bir kemik sabitleme plakası geliştirilecek.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong>Metalik plakalara alternatif</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Bugün kullanılan metal plakalar kemiği sabitlemede başarılı olsa da zaman zaman kemikle tam uyum sağlayamadığı için iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor ve bazı hastalarda ikinci bir ameliyat ihtiyacına neden olabiliyor. Daha hafif, kemikle uyumlu ve dayanıklı olması hedeflenen bu yeni plaka, kemik yapısını destekleyen özel katkı maddeleri ile karbon, bazalt ve doğal keten liflerinin bir araya getirildiği yenilikçi bir malzemeden üretilecek. Bu sayede geliştirilecek plakanın hem sağlam hem de çevre dostu ve insan vücuduyla daha uyumlu olması amaçlanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong>Kemiğin doğal yapısına uygun malzeme</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Araştırmada farklı malzemeler bir arada kullanılarak, kemiğin doğal yapısına daha yakın özellikler taşıyan yeni bir kemik plağı tasarlanacak. Böylece hem hastaların tedavi sürecine katkı sağlayacak hem de ortopedik implant teknolojilerine yenilikçi bir çözüm sunabilecek bir ürün ortaya çıkarılması amaçlanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong>Sağlık teknolojilerine katkı </strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Projenin tamamlanmasıyla birlikte biyomalzemeler, kompozit malzemeler, ortopedik implant tasarımı ve sağlık teknolojileri alanlarında önemli bilimsel çıktıların elde edilmesi hedefleniyor. Geliştirilecek yeni nesil kemik sabitleme plakalarının, gelecekte ortopedik tedavilerde kullanılabilecek yenilikçi çözümlere katkı sunması ve sağlık teknolojilerinin gelişimine destek sağlaması bekleniyor. Proje sonunda geliştirilecek malzemenin, hastaların iyileşme sürecini destekleyen, daha hafif ve uzun ömürlü bir alternatif olarak sağlık alanında kullanıma katkı sağlaması hedefleniyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede sağlık teknolojileri alanında yürütülen araştırmaların her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek "Üniversitemizde geliştirilen her bilimsel çalışma, toplumun, ülkenin, şehrin ya da sektörlerin ihtiyaçlarına çözüm üretme hedefi taşıyor. TÜSEB tarafından desteklenen bu proje de kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yenilikçi malzemelerin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacımızı ve danışman akademisyenimizi tebrik ediyor, projelerinin başarılı sonuçlara ulaşmasını diliyorum. BTÜ olarak sağlık, mühendislik ve malzeme teknolojileri alanlarında katma değer üreten araştırmaları desteklemeye devam edeceğiz." dedi. </span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/insan-vucuduyla-uyumlu-yeni-nesil-kemik-plagi-gelistiriliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/insan-vucuduyla-uyumlu-yeni-nesil-kemik-plagi-gelistiriliyor.JPG" type="image/jpeg" length="41843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayatımızı yönlendiren gizli güç: Algoritma nedir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hayatimizi-yonlendiren-gizli-guc-algoritma-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hayatimizi-yonlendiren-gizli-guc-algoritma-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyadan navigasyona kadar hayatımızı yönlendiren algoritmalar nedir, nasıl çalışır ve günlük yaşamımızı nasıl etkiler?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Dijital çağın en çok duyulan kavramlarından biri olan "algoritma", artık yalnızca yazılım mühendislerinin kullandığı teknik bir terim olmaktan çıktı. Sosyal medya akışından internet aramalarına, navigasyon uygulamalarından çevrim içi alışverişe kadar milyonlarca insan, günün büyük bölümünde farkında olmadan algoritmalarla etkileşim kuruyor. Uzmanlara göre algoritmalar, teknolojinin görünmeyen ancak en belirleyici unsurlarından biri haline geldi. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>En basit tanımıyla algoritma, belirli bir problemi çözmek veya belirli bir hedefe ulaşmak için izlenen mantıklı ve sıralı adımlar bütününü ifade ediyor. Bilgisayar programları bu adımları saniyenin çok küçük dilimleri içerisinde milyonlarca kez uygulayabiliyor. Ancak algoritmalar yalnızca bilgisayarlara özgü değil; sabah kahve hazırlamaktan yemek tarifi uygulamaya, bir adrese en kısa yoldan ulaşmaktan alışveriş listesi oluşturmaya kadar günlük yaşamın birçok rutini de aslında birer algoritma örneği olarak kabul ediliyor. </span></span></span></p>

<p data-end="2121" data-start="1641"><span><span><span>Kavramın kökeni ise yaklaşık bin 200 yıl öncesine uzanıyor. "Algoritma" kelimesi, 9. yüzyılda yaşayan Müslüman bilim adamı büyük matematikçi Muhammed bin Musa el-Harezmi'nin adının Latinceye çevrilmiş biçimi olan "Algorithmi"den türedi. El-Harezmi'nin matematik ve cebir alanındaki çalışmaları, modern hesaplama yöntemlerinin temelini oluştururken, zamanla onun adı tüm dünyada problem çözme yöntemlerini ifade eden bir kavrama dönüştü. </span></span></span></p>

<p data-end="2651" data-start="2123"><span><span><span>Peki algoritmalar nasıl çalışıyor? Bir algoritmanın temelinde üç aşama bulunuyor: Girdi, işlem ve çıktı. Örneğin bir navigasyon uygulaması önce kullanıcının bulunduğu konumu ve gitmek istediği adresi alıyor. Ardından yol uzunluğu, trafik yoğunluğu, hız limitleri ve yol kapanmaları gibi milyonlarca veriyi analiz ediyor. Son aşamada ise kullanıcıya en kısa veya en hızlı rotayı öneriyor. Aynı mantık, hava durumu tahminlerinden banka işlemlerine kadar pek çok dijital hizmette kullanılıyor. </span></span></span></p>

<p data-end="3285" data-start="2653"><span><span><span>Algoritmaların en görünür olduğu alanlardan biri ise sosyal medya platformları. Kullanıcının hangi videoyu izlediği, hangi gönderiyi beğendiği, ne kadar süre ekranda kaldığı veya hangi içerikleri paylaştığı gibi yüzlerce farklı veri analiz edilerek kişiye özel içerik akışı oluşturuluyor. Böylece iki farklı kullanıcı, aynı uygulamayı kullansa bile tamamen farklı içeriklerle karşılaşabiliyor. Teknoloji uzmanları, bu sistemlerin kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi amaçlasa da zaman zaman "filtre balonu" ve yanlış bilginin yayılması gibi tartışmaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. </span></span></span></p>

<p data-end="3739" data-start="3287"><span><span><span>Yapay zekânın hızla gelişmesiyle birlikte algoritmaların önemi daha da arttı. Günümüzde büyük dil modelleri, görüntü tanıma sistemleri, otomatik çeviri uygulamaları ve sesli asistanlar; milyonlarca örnek üzerinde eğitilen gelişmiş algoritmalar sayesinde çalışıyor. Bu sistemler, yalnızca önceden belirlenmiş kuralları uygulamakla kalmıyor, aynı zamanda verilerden öğrenerek daha isabetli tahminlerde bulunabiliyor. </span></span></span></p>

<p data-end="4252" data-start="3741"><span><span><span>Uzmanlar, algoritmaların hayatı kolaylaştırırken şeffaflık, tarafsızlık ve veri güvenliği konularında da dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü kredi başvurularından sağlık hizmetlerine, işe alım süreçlerinden içerik önerilerine kadar birçok kritik karar artık algoritmaların analizlerinden etkileniyor. Bu nedenle son yıllarda dünya genelinde "etik yapay zekâ" ve "sorumlu algoritmalar" kavramları teknoloji gündeminin en önemli başlıkları arasında yer alıyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p data-end="4797" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="4254"><span><span><span>Sonuç olarak, algoritmalar yalnızca bilgisayar kodlarından ibaret değil; modern yaşamın işleyişini belirleyen görünmez kurallar bütünü olarak hayatın merkezinde bulunuyor. Her internet araması, her navigasyon rotası ve her sosyal medya önerisi, saniyeler içinde çalışan milyonlarca matematiksel işlemin ürünü olarak kullanıcıların karşısına çıkıyor. Bu nedenle uzmanlar, dijital çağın en önemli okuryazarlık becerilerinden birinin de algoritmaların temel çalışma mantığını anlamak olduğuna dikkat çekiyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hayatimizi-yonlendiren-gizli-guc-algoritma-nedir</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/hayatimizi-yonlendiren-gizli-guc-algoritma-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="71215"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[48 saat içinde Dünya'yı vurabilir: Jeomanyetik fırtına uyarısı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/48-saat-icinde-dunyayi-vurabilir-jeomanyetik-firtina-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/48-saat-icinde-dunyayi-vurabilir-jeomanyetik-firtina-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Bilimler Akademisi'ne bağlı Güneş ve Yer Fiziği Enstitüsü, önümüzdeki 48 saat içinde Dünya'yı G2 veya G3 seviyesinde bir jeomanyetik fırtınanın etkileyebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enstitü tarafından yayımlanan değerlendirmede, Dünya'nın manyetosferinin şu an için istikrarlı olduğu ancak Güneş'te meydana gelen güçlü patlamaların etkisinin önümüzdeki iki gün içinde hissedilebileceği belirtildi.</p>

<p>Uzmanlar, 4478 ve 4479 numaralı aktif güneş lekesi bölgelerinde meydana gelen güçlü güneş patlamalarının büyük plazma püskürmelerine neden olduğunu ifade etti. Bu plazma bulutlarının Dünya'ya ulaşması halinde G2 (orta) veya G3 (güçlü) seviyesinde jeomanyetik fırtına oluşabileceği kaydedildi.</p>

<p>Raporda, "Son günlerde Güneş'ten yayılan son derece büyük miktardaki radyasyona rağmen, Dünya'nın manyetosferindeki durum şu ana kadar şaşırtıcı derecede sakin." ifadelerine yer verildi.</p>

<p><strong>Jeomanyetik fırtına nedir?</strong></p>

<p>Jeomanyetik fırtınalar, Güneş'te meydana gelen patlamalar ve koronal kütle atımları sonucu uzaya yayılan yüklü parçacıkların Dünya'nın manyetik alanıyla etkileşime girmesiyle oluşuyor.</p>

<p>Güneş patlamaları, yaydıkları X-ışını şiddetine göre A, B, C, M ve X olmak üzere beş sınıfa ayrılıyor. A sınıfı en düşük, X sınıfı ise en yüksek şiddeti temsil ediyor. Her bir üst sınıfa geçildiğinde patlamanın gücü yaklaşık 10 kat artıyor.</p>

<h3><strong>Olası etkileri neler?</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre güçlü jeomanyetik fırtınalar;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Elektrik şebekelerinde geçici aksamalara neden olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uydu sistemleri ile haberleşme ve GPS hizmetlerinde kesintilere yol açabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Radyo iletişimini olumsuz etkileyebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kutup bölgelerinde etkileyici kuzey ve güney ışıklarının daha düşük enlemlerde görülmesini sağlayabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göçmen kuşlar ve manyetik alanı kullanan bazı hayvanların yön bulma mekanizmalarını etkileyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Jeomanyetik fırtınalar, etkilerinin şiddetine göre G1 (zayıf) ile G5 (çok güçlü) arasında sınıflandırılıyor. Uzmanlar, beklenen fırtınanın G2 veya G3 seviyesinde gerçekleşebileceğini değerlendiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DOĞRUHABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/48-saat-icinde-dunyayi-vurabilir-jeomanyetik-firtina-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 18:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/48-saat-icinde-dunyayi-vurabilir-jeomanyetik-firtina-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="66880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklara sosyal medya yasağı dünyaya yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/cocuklara-sosyal-medya-yasagi-dunyaya-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/cocuklara-sosyal-medya-yasagi-dunyaya-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avustralya'nın Aralık 2025'te 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını yasaklayan düzenlemeyi yürürlüğe koymasının ardından benzer adımlar dünya genelinde hız kazandı. Endonezya ve Malezya'nın ardından İngiltere de 2027 yılına kadar çocuklara yönelik sosyal medya yasağını uygulamaya koyacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Teknoloji politikaları üzerine çalışan uzmanlar, Avustralya'nın attığı adımın diğer ülkeler için bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Tech Policy Press'in CEO'su Justin Hendrix, 40'tan fazla ülkede benzer düzenlemelerin gündeme geldiğini ifade ederek, sosyal medyanın çocuklar üzerindeki olası zararlarına ilişkin endişelerin giderek arttığını söyledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Ülkeler farklı yaş sınırları belirliyor. Avusturya 14 yaş altını, Fransa 15 yaş altını hedef alırken, Norveç mevcut 13 yaş sınırını 16'ya çıkarmayı değerlendiriyor. Polonya, Danimarka ve İngiltere ise sosyal medya kısıtlamalarını okullarda akıllı telefon yasağıyla birlikte uygulamaya hazırlanıyor. Brezilya ise öğrencilerin okulda cep telefonu kullanmasını yasaklarken, 16 yaş altındaki çocukların ebeveyn gözetiminde sosyal medya hesabı açmasına izin veriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Son yıllarda sosyal medya platformlarına karşı açılan davalar da düzenlemelerin hız kazanmasında etkili oldu. Binlerce aile, okul yönetimi ve kamu kurumu; platformları çocukların ruh sağlığına zarar vermek, bağımlılık oluşturan algoritmalar geliştirmek ve zararlı içeriklerden yeterince koruma sağlamamakla suçluyor. Şirketler ise iddiaları reddediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kaliforniya'da görülen dikkat çekici bir davada Meta ve YouTube'un bağımlılık oluşturacak şekilde ürün tasarladığı ve bunun genç bir kullanıcının zarar görmesine yol açtığı yönündeki mahkeme kararı, teknoloji şirketlerine yönelik eleştirileri daha da artırdı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Düzenlemeler yalnızca sosyal medya ile sınırlı kalmıyor. İngiltere ve Kanada yapay zekâ şirketlerine zararlı içerikleri engelleyecek güvenlik önlemleri alma zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor. Norveç ise ilkokullarda üretken yapay zekâ araçlarını büyük ölçüde yasaklamayı değerlendiriyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buna karşın sosyal medya yasaklarının etkinliği konusunda tartışmalar sürüyor. Avustralya hükümeti yaklaşık 5 milyon çocuk hesabının kapatıldığını açıklarken, resmi araştırmalar yasak öncesinde hesabı bulunan gençlerin yaklaşık üçte ikisinin platformlara erişimini sürdürdüğünü ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, yasakların kolayca aşılabileceğini savunarak benzer bir düzenlemeye sıcak bakmadıklarını açıkladı. ABD'de ise Florida ve Utah gibi bazı eyaletlerde yaş sınırlamaları getirilse de, mahkemeler ifade özgürlüğü gerekçesiyle bazı düzenlemeleri durdurdu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uluslararası Af Örgütü ise çocukların korunması için tek başına yasakların yeterli olmayacağını savunuyor. Kuruluş, daha güçlü veri koruma yasaları, platformların daha güvenli tasarlanması ve dijital okuryazarlık eğitimlerinin çocukları korumada daha etkili olacağını belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzmanlara göre ülkelerin düzenleme gerekçeleri farklılık gösterse de ortak görüş, sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine karşı daha güçlü önlemler alınması gerektiği yönünde. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/cocuklara-sosyal-medya-yasagi-dunyaya-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/cocuklara-sosyal-medya-yasagi-dunyaya-yayiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="86628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Google sizi izliyor mu? Gizliliğinizi korumak için yapmanız gereken ayarlar]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/google-sizi-izliyor-mu-gizliliginizi-korumak-icin-yapmaniz-gereken-ayarlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/google-sizi-izliyor-mu-gizliliginizi-korumak-icin-yapmaniz-gereken-ayarlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Google'ın arama, YouTube, Gmail ve Android gibi hizmetleri kullanıcı verilerini sürekli kaydediyor. Uzmanlara göre bu veriler reklam ve kişiselleştirme için kullanılırken, bazı ayarları kapatarak takip edilmek önemli ölçüde azaltılabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Google, milyonlarca kişinin günlük hayatında aktif olarak kullandığı arama motoru, Chrome tarayıcı, Gmail, YouTube ve Android işletim sistemi gibi birçok hizmeti tek bir ekosistem içinde sunuyor. Ancak bu durum, kullanıcıların dijital hareketlerinin büyük bir bölümünün aynı şirket tarafından kayıt altına alınması anlamına geliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzmanlara göre Google, yapılan aramalar, izlenen videolar, kullanılan uygulamalar ve hatta konum bilgileri gibi birçok veriyi toplayarak kullanıcı profili oluşturuyor. Bu veriler genellikle reklamların kişiselleştirilmesi ve hizmetlerin geliştirilmesi için kullanılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ancak bu durum, özellikle dijital gizliliğe önem veren kullanıcılar için endişeye neden oluyor. Çünkü tek bir hesap üzerinden birçok hizmet kullanıldığında, kişinin internetteki hareketleri daha kolay takip edilebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Google hangi bilgileri topluyor?</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Google, kullanıcıların:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Arama geçmişini,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Web'de gezdiği siteleri,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>YouTube izleme geçmişini,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Telefon konum bilgilerini,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uygulama kullanım alışkanlıklarını kaydedebiliyor. Bu bilgiler, kullanıcının "dijital profili"ni oluşturmak için bir araya getiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Takibi tamamen durdurmak mümkün mü?</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Google, kullanıcılarına bu verileri yönetme ve silme imkânı da sunuyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstenirse bazı ayarlar kapatılarak takip azaltılabiliyor ya da tamamen durdurulabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bunun için Google hesabına girildikten sonra:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>-"Veri ve gizlilik" bölümüne erişiliyor,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>-"Web ve uygulama etkinliği" kısmından takip kapatılabiliyor,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>İstenirse otomatik veri silme seçeneği aktif edilebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ayrıca kullanıcılar geçmişte toplanan verileri manuel olarak da silebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Konum ve YouTube geçmişi de kayıt altında</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Google, kullanıcıların konum hareketlerini de harita hizmetleri üzerinden kaydedebiliyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu özellik kapatılmadığı sürece kişinin nerede bulunduğu geçmişe dönük olarak görüntülenebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Benzer şekilde YouTube'da izlenen videolar da kaydediliyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Bu kayıtlar, kullanıcılara önerilen videoları belirlemek için kullanılıyor. Ancak bu geçmiş silindiğinde öneri sistemi daha "genel" hale geliyor ve kişiye özel içerikler azalabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Reklamlar da kişiselleştiriliyor</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Google, kullanıcıların ilgi alanlarına göre reklam gösterimi yapıyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Ancak "kişiselleştirilmiş reklamlar" seçeneği kapatıldığında, kullanıcıya daha genel reklamlar gösterilmeye başlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzmanlara göre Google tamamen "takip etmeyi bırakan" bir sistem değil ancak kullanıcılar kendi verileri üzerinde ciddi kontrol sahibi olabiliyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan basit ayar değişiklikleriyle dijital izlerin önemli bir kısmı azaltılabiliyor ve gizlilik seviyesi artırılabiliyor. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/google-sizi-izliyor-mu-gizliliginizi-korumak-icin-yapmaniz-gereken-ayarlar</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/google-sizi-izliyor-mu-gizliliginizi-korumak-icin-yapmaniz-gereken-ayarlar.jpg" type="image/jpeg" length="43203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Drone pilotluğu dünyada ve Türkiye'de hızla yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/drone-pilotlugu-dunyada-ve-turkiyede-hizla-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/drone-pilotlugu-dunyada-ve-turkiyede-hizla-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde hızla büyüyen drone ekosistemi, beraberinde nitelikli pilot ihtiyacını ve resmi eğitimlere olan talebi de önemli ölçüde artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Uluslararası havacılık ve teknoloji raporlarına göre küresel drone pazarı her yıl çift haneli büyümesini sürdürürken, özellikle ticari drone kullanımındaki artış nedeniyle sertifikalı drone pilotlarına olan ihtiyaç da hızla yükseliyor. Birçok ülkede hava sahasının güvenliği, uçuş standartlarının korunması ve olası kazaların önüne geçilebilmesi amacıyla drone operatörlerinin eğitim alması ve resmi lisans sahibi olması zorunlu hale geliyor. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda milyonlarca yeni drone pilotuna ihtiyaç duyulacağını öngörüyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Savaş teknolojilerinde yaşanan dönüşüm de bu süreci hızlandıran en önemli etkenlerden biri olarak gösteriliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan bölgesel çatışmalar, düşük maliyetli ancak yüksek etkili insansız hava araçlarının modern savaşın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ortaya koydu. Bu gelişmeler, yalnızca profesyonel askeri personelin değil, savunma sanayisinde görev alacak teknik personelin ve sivil operatörlerin de drone sistemleri konusunda eğitim almasını gerekli kılıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Türkiye ise hem üretim hem de kullanıcı sayısı bakımından dünyanın dikkat çeken ülkeleri arasında yer alıyor. Yerli savunma sanayisinin geliştirdiği İHA ve SİHA projeleri, drone teknolojilerine olan ilgiyi artırırken, sivil alandaki kullanım da her geçen yıl genişliyor. Tarımsal ilaçlama, enerji nakil hatlarının kontrolü, haritalama, inşaat, medya, güvenlik, arama-kurtarma ve lojistik gibi birçok sektörde drone kullanımı yaygınlaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) verilerine göre Türkiye'de kayıtlı insansız hava aracı sayısı 2025 yılı itibarıyla 88 bin 138'e, kayıtlı İHA pilotu sayısı ise 1 milyon 629 bin 631'e ulaştı. Bir önceki yıla göre drone sayısında yaklaşık yüzde 11,9, pilot sayısında ise yüzde 4,2 artış yaşandı. Yetkililer, her yıl yaklaşık 9 bin yeni dronenun sisteme kaydedildiğini belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu rakamlar, Türkiye'de drone kullanımının yalnızca hobi amaçlı olmaktan çıkarak profesyonel bir meslek alanına dönüştüğünü gösteriyor. SHGM tarafından yetkilendirilen eğitim kuruluşlarında verilen teorik ve uygulamalı eğitimler sayesinde binlerce kişi her yıl İHA pilot sertifikası alıyor. Ticari faaliyetlerde bulunmak isteyen operatörler için eğitim ve lisans süreçleri büyük önem taşırken, hava sahasının güvenli kullanımı açısından da sertifikalı pilot sayısının artması hedefleniyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde yalnızca pilotluk değil; drone bakım teknisyenliği, otonom uçuş yazılımları, veri analizi, yapay zekâ destekli uçuş sistemleri ve insansız hava aracı yönetimi gibi birçok yeni meslek alanı da gelişmeye devam edecek. Üniversiteler, meslek yüksekokulları ve özel eğitim kurumlarının drone teknolojilerine yönelik programlarını artırması da bu dönüşümün önemli göstergeleri arasında değerlendiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Sektör temsilcileri, drone teknolojisinin önümüzdeki on yılın en hızlı büyüyen alanlarından biri olacağını belirtiyor. Bu nedenle hem gençler hem de farklı sektörlerde çalışan profesyoneller için drone pilotluğu eğitimi ve resmi lisans sahibi olmak, geleceğin meslekleri arasında önemli bir kariyer avantajı olarak görülüyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/drone-pilotlugu-dunyada-ve-turkiyede-hizla-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/drone-pilotlugu-dunyada-ve-turkiyede-hizla-yayiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="15551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[300 dereceye kadar dayanıklı yeni nesil lityum batarya]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/300-dereceye-kadar-dayanikli-yeni-nesil-lityum-batarya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/300-dereceye-kadar-dayanikli-yeni-nesil-lityum-batarya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli bilim insanları, yüksek sıcaklıklara dayanabilen seramik tabanlı yeni bir lityum-iyon mikro batarya geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çin'deki Tsinghua University araştırmacıları tarafından geliştirilen bataryanın, 150 santigrat dereceye kadar kararlı şekilde çalışabildiği bildirildi. Bilimsel dergi Matter'da yayımlanan çalışmaya göre, yeni batarya kısa süreli olarak 300 santigrat dereceye ulaşan termal şoklara da performans kaybı yaşamadan dayanabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Günümüzde elektrikli araçlar, akıllı telefonlar, akıllı saatler ve tıbbi implantlar gibi birçok cihazda kullanılan lityum-iyon bataryalar, sıvı elektrolit içermeleri nedeniyle yüksek sıcaklıklarda sızıntı ve yangın riski taşıyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle yangın alarm sistemleri, endüstriyel nesnelerin interneti (IoT) sensörleri, havacılık ekipmanları ile savunma sanayisi uygulamalarında kullanım alanlarını sınırladığını ifade ediyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Araştırmacılar, söz konusu sorunu aşmak amacıyla tamamen seramik malzemeden oluşan çok katmanlı bir mikro lityum-iyon batarya tasarladı. Katmanlar arasındaki temasın güçlendirilmesiyle performansın artırıldığı belirtilirken, bataryanın farklı kullanım alanlarına göre ölçeklendirilebildiği kaydedildi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Çalışmada, yeni bataryanın tamamen yanmaz özellik taşıdığı, dışarıdan uygulanan uzun süreli alev etkisi altında dahi yapısal bütünlüğünü koruduğu ve havada yüksek termal kararlılık sergilediği vurgulandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmacılar, teknolojinin uzun vadede giyilebilir sensörler, IoT cihazları ve havacılık elektroniği başta olmak üzere yüksek sıcaklıklara maruz kalan uygulamalarda kullanılabileceğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Uzmanlara göre geliştirme, katı hal batarya teknolojilerinde güvenlik ve dayanıklılık açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/300-dereceye-kadar-dayanikli-yeni-nesil-lityum-batarya</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/300-dereceye-kadar-dayanikli-yeni-nesil-lityum-batarya.jpg" type="image/jpeg" length="14184"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaraları hızlı iyileştirecek cerrahi iplik geliştiriliyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/yaralari-hizli-iyilestirecek-cerrahi-iplik-gelistiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/yaralari-hizli-iyilestirecek-cerrahi-iplik-gelistiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesi bilim insanları, ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırabilecek yeni nesil cerrahi iplik geliştirmek için çalışıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi biyomühendislik bölümünde YÖK doktora sonrası araştırmacı istihdamı programı dâhilinde görev yapan Dr. Halime Serinçay'ın yürütücülüğünü üstlendiği araştırma projesi, "TÜBİTAK 2218 Yurt İçi Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı" tarafından desteklenmeye hak kazandı.</p>

<p style="text-align:justify">Danışmanlığını Doç. Dr. Gökçe Taner'in yaptığı projede, ameliyatlarda kullanılan cerrahi ipliklerin yara iyileşmesini destekleyeceği yeni bir teknoloji geliştirilmesi hedefleniyor. Ameliyat sonrasında kullanılan cerrahi iplikler, yaraların kapanması ve dokuların yeniden birleşmesinde önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde kullanılan birçok cerrahi iplik, yara kapatma ve enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olsa da yara dokusunun yenilenmesini doğrudan destekleyemiyor. BTÜ'de yürütülen araştırmada ise bu soruna çözüm geliştirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Doğal dokuları taklit eden kaplama</strong></p>

<p style="text-align:justify">Proje kapsamında, doğal dokuların yapısını taklit eden biyolojik bir kaplama geliştirilerek cerrahi ipliklerin yüzeyine uygulanacak. Böylece ameliyat sonrası iyileşme sürecinde hücrelerin daha kolay çoğalması ve yeni dokunun daha hızlı oluşması hedefleniyor. Projede sığır derisinden üretilecek olan hücresizleştirilmiş hücre dışı matriksin metakrilat türevleri ile fonksiyonelleştirilmesi ve elde edilen bu biyokompozit yapının ticari cerrahi ipliklerin yüzeyine kaplama yapılması planlanıyor. Proje yürütücüsü Dr. Halime Serinçay, geliştirilecek kaplamanın yara bölgesinde doğal bir iyileşme ortamı oluşturarak dokuların kendini daha hızlı onarmasına katkı sağlayacağını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cerrahi tedavilere fayda</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mevcut cerrahi ipliklere uygulanabilecek şekilde tasarlanan sistemin, sağlık alanında kolaylıkla kullanılabilecek bir teknolojiye dönüşme potansiyeli taşıdığını dile getiren Dr. Serinçay, “Geliştirdiğimiz bu yeni nesil cerrahi iplik kaplama teknolojisinin hem enfeksiyonlarla mücadeleye destek olması hem de yara iyileşme sürecini hızlandırmasıyla cerrahi tedavilerde önemli faydalar sağlamasını bekliyoruz.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Bilimsel bilgi toplumsal faydaya dönüşüyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında yaşam kalitesini artırmaya yönelik araştırmaların üniversitenin öncelikleri arasında yer aldığını belirterek, "Akademisyenlerimizin yürüttüğü bu çalışma, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen projenin, ameliyat sonrası iyileşme süreçlerine katkı sağlayacak yenilikçi sonuçlar ortaya koyacağına inanıyorum. Projede görev alan araştırmacılarımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/yaralari-hizli-iyilestirecek-cerrahi-iplik-gelistiriliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/yaralarin-hizli-iyilestirecek-cerrahi-iplik-gelistiriliyor.JPG" type="image/jpeg" length="86088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uydu kameralarının kaydettiği 7 ilginç bölge]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/uydu-kameralarinin-kaydettigi-7-ilginc-bolge</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/uydu-kameralarinin-kaydettigi-7-ilginc-bolge" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belki de internet tarihinin en büyük toplu keşif serüveni Google Earth’te yaşandı. İşte uyduların kaydettiği 7 ilginç bölge...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca insan uydu haritalarını tararken devasa çöl desenlerinden ıssız kasabalara, garip geometrik formlardan gizli askeri karakollara kadar pek çok ilginç şey ortaya çıkardı. Bazıları kısa sürede çözüldü, bazıları detaylı soruşturma istedi, bir bölümü ise hâlâ merak konusu.</p>

<p><a href="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6541.png" rel="nofollow" title=""><img height="597" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6541.png" width="811" /></a></p>

<h3><strong>1. GOBİ ÇÖLÜ- ÇÖLDEKİ BÜYÜK YAPI</strong></h3>

<p>2011 döneminde sosyal ağ kullanıcıları Çin'de yer alan gobi çölünde uyudu haritalarını tararken birbirlerine yakın büyük boyutta ızgaramsı bir şekil ve ilginç geometrik çizgiler buldu. Bu İlginç geometrik daire onlarca kilometre alanı kaplıyor.</p>

<p>Uzman istihbarat analizleri bu dairesel yapının Çin'in sahasına ait kalibrasyon ve anti füze test bölgesi olduğu değerlendirildi.</p>

<p><a href="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6545.png" rel="nofollow" title=""><img height="587" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6545.png" width="911" /></a></p>

<h3><strong>2. NAMİB ÇÖLÜ-"YAMUK HALKALAR"</strong></h3>

<p>Google Earth görüntülerinde Namibya çölündeki toprak alanda kilometrelerce uzanan yamuk dairesel halkalar ilginç derecede göze çarpıyor.</p>

<p>Yıllar boyunca açıklanamayan bu yamuk dairesel halkalar için bölgede kendiliğinden oluşan bitki örtüsü şeklinde açıklamalar öne sürüldü.</p>

<p>2022 döneminde Nature dergisinde yayınlanan son çalışmada ise ilk faktörün termitin varlığı ve bitki örtüsünün kendiliğinden etkin rol oynadığı kanıtlandı.</p>

<p><a href="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6544.png" rel="nofollow" title=""><img height="600" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6544.png" width="940" /></a></p>

<h3><strong>3. SUDAN PİRAMİTLERİ</strong></h3>

<p>Mısır'daki popüler piramitler nedeniyle dikkatlerden kaçan Sudan Meroe Pramitleri, Google Earth'te kullanıcıların bölgeyi bulması ile birlikte büyük bir merak uyandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüzden fazla piramitten oluşan Meroe Nekropolü, Kush Krallığı dönemine ait olduğu bilinmekte.</p>

<p>UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan bu tarihi alan uydu kameraları sayesinde batıda çok daha geniş bir insanın ilgisini uyandırdı.</p>

<p><a href="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6548.png" rel="nofollow" title=""><img height="587" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6548.png" width="1102" /></a></p>

<h3><strong>4. KORE'DE GİZLİ TESİSLER</strong></h3>

<p>Uydu haritalarında analiz yapan 38 North platformu, uzun süredir Google Earth görüntülerini sistematik şekilde araştırarak Kuzey Kore'nin nükleer tesis, yeraltı sığınakları ve askeri bölgelere dair geniş raporlar yayınladı.</p>

<p>Bu yürütülen çalışma halka kapalı alanlar hakkında güvenilir veriler sundu; diplomatik görüşmelerde uluslararası kamuoyu için delil niteliği taşıdı.</p>

<p><a href="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6546.png" rel="nofollow" title=""><img height="597" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6546.png" width="1105" /></a></p>

<h3><strong>5. BREZİLYA- BÜYÜK TOPRAK ÇİZGİLERİ</strong></h3>

<p>Amazon ormanının uydu görüntüleri incelendiğinde yüzyıllar boyunca gizli kalan ve daire, kare, yamuk gibi geometrik formlardan oluşan dev toprak yapılar ('geoglif' olarak adlandırılan) ortaya çıktı.</p>

<p>Brezilya'nın Acre eyaletinde bulunan bu yapılar 450'yi aşkın adet olup 250 metreye kadar çaplarla ölçülüyor.</p>

<p>2017'de Journal of Archaeology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Avrupa öncesi Amazon uygarlıklarının çok daha karmaşık ve köklü bir mimari kültüre sahip olduğuna işaret ediyor.</p>

<p><a href="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6547.png" rel="nofollow" title=""><img height="580" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6547.png" width="912" /></a></p>

<h3><strong>6. AVUSTRALYA GİZEMLİ DESENLER</strong></h3>

<p>Güney Avustralya'nın çöllerinde uzun çizgiler, daireler ve belirsiz geometrilerden oluşan dev alanlar Google Earth'i kullananların dikkatini çekti.</p>

<p>Bunların bir kısmı askeri test bölgelerine, bir kısmı ise 20. yüzyılın ortasında gerçekleştirilen ve zamanında kamuoyuna açıklanmayan silah testlerine ait izler olduğu ortaya çıktı; Woomera test sahasının çevresi bu kategoride en çok incelenen alan oldu.</p>

<p><a href="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6549.png" rel="nofollow" title=""><img height="595" src="https://dogruhabercomtr.teimg.com/dogruhaber-com-tr/uploads/2026/06/image-6549.png" width="1103" /></a></p>

<h3><strong>7. LİBYA- İLGİNÇ SULAMA YAPILARI</strong></h3>

<p>Libya'nın kurak iç bölgelerinde Google Earth görüntülerinde dairesel alanlar dikkat çekiyor.</p>

<p>Bunlar aslında Libya'nın 1980'lerde başlattığı ve 'dünyanın sekizinci harikası' olarak pazarlanan devasa yer altı boru hattı projesi 'Büyük Yapay Nehir' (Great Man-Made River) sistemine bağlı sulama noktaları.</p>

<p>Mühendislik açısından tarihin en büyük sulama altyapı projelerinden biri olarak değerlendirilen bu sistem, günde milyonlarca metreküp suyu yer altı akiferlerinden tarım alanlarına taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DOĞRUHABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/uydu-kameralarinin-kaydettigi-7-ilginc-bolge</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/uydu-kameralarinin-kaydettigi-7-ilginc-bolge.webp" type="image/jpeg" length="67231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okyanus sayısı 5’e yükseldi: Güney Okyanusu resmen tanındı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/okyanus-sayisi-5e-yukseldi-guney-okyanusu-resmen-tanindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/okyanus-sayisi-5e-yukseldi-guney-okyanusu-resmen-tanindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika’yı çevreleyen devasa su kütlesi “Güney Okyanusu” olarak kabul edildi. Böylece dünya üzerindeki okyanus sayısı beş olarak güncellendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Okyanusu, Antarktika’nın etrafını tamamen çevreleyen ve yaklaşık 60 derece güney enlemlerine kadar uzanan geniş su kütlesini kapsıyor. Bu bölge, diğer okyanuslardan farklı olarak bir kıtanın çevresini saran yapısıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Sadece Güney Amerika’ya yakın Drake Boğazı ve Scotia Denizi’nin 60 derece enleminin dışında kalmasına rağmen Güney Okyanusu’na dahil edilmediği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Bilimsel tartışmalar yıllarca sürdü</strong></p>

<p>Bilim dünyasında uzun süredir Güney Okyanusu’nun ayrı bir okyanus olup olmadığı tartışılıyordu. Bazı araştırmacılar bölgedeki suların yalnızca daha soğuk Atlantik ve Pasifik suları olduğunu savunurken, diğerleri Antarktika çevresindeki su kütlesinin kendine özgü özellikler taşıdığını belirtiyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir su kütlesinin okyanus sayılabilmesi için coğrafi ve ekolojik açıdan belirgin farklılıklar göstermesi gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Okyanusların iklim üzerindeki etkisi</strong></p>

<p>Okyanusların devasa su kütleleri olduğu ve bulundukları bölgelerin iklimini doğrudan etkilediği biliniyor. Uzmanlara göre bu büyüklükteki su kütleleri, atmosfer ve ekosistem üzerinde belirleyici rol oynuyor.</p>

<p>Güney Okyanusu’nun da sadece soğuk bir su alanı değil, Antarktika çevresindeki ekolojik sistemi şekillendiren ayrı bir yapı olduğu vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Dünyadaki diğer okyanuslar</strong></p>

<p>Arktik Okyanusu, Kuzey Kutbu’nu kapsayan buzlarla kaplı okyanus olarak biliniyor. Atlantik Okyanusu, Avrupa ve Afrika’yı Amerika kıtasından ayırırken, Hint Okyanusu Asya, Afrika ve Okyanusya arasında yer alıyor. Büyük Okyanus (Pasifik) ise dünyanın en geniş okyanusu olarak Amerika, Asya ve Okyanusya arasında uzanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/okyanus-sayisi-5e-yukseldi-guney-okyanusu-resmen-tanindi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/okyanus-sayisi-5e-yukseldi-guney-okyanusu-resmen-tanindi.JPG" type="image/jpeg" length="54938"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
