<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 01:20:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Laboratuvar deneylerinde neden fare kullanılır?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/laboratuvar-deneylerinde-neden-fare-kullanilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/laboratuvar-deneylerinde-neden-fare-kullanilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Laboratuvar deneylerinde neden fare kullanılır? Bilimsel araştırmalarda ve ilaç geliştirme çalışmalarında en sık kullanılan canlılardan biri farelerdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel araştırmalarda ve ilaç geliştirme çalışmalarında en sık kullanılan canlılardan biri farelerdir. Bunun temel nedeni, farelerin biyolojik yapılarının insanlara büyük ölçüde benzemesi ve araştırmalar için uygun özelliklere sahip olmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İnsan DNA’sına büyük ölçüde benziyor</strong></p>

<p>Farelerin laboratuvar deneylerinde tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden biri, insan DNA’sına oldukça yakın genetik yapıya sahip olmalarıdır. Bilim insanlarına göre farelerle insanların DNA dizilimleri yaklaşık yüzde 75 ile yüzde 90 oranında benzerlik gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle fareler üzerinde test edilen ilaçlar ve tedavi yöntemleri, insan vücudunda oluşabilecek etkiler hakkında önemli bilgiler veriyor.</p>

<p><strong>Hızlı ürüyor ve düşük maliyetli</strong></p>

<p>Laboratuvar fareleri deneyler için özel olarak üretiliyor. Kısa sürede çok sayıda çoğalabilmeleri sayesinde bilimsel araştırmalarda ekonomik ve pratik bir seçenek sunuyorlar.</p>

<p>Ayrıca küçük yapıları sayesinde bakım, barınma ve gözlem süreçleri diğer büyük hayvanlara göre daha kolay yürütülebiliyor.</p>

<p><strong>Organ sistemleri insanlara benziyor</strong></p>

<p>Farelerin organları ve biyolojik sistemleri, insan vücuduna benzer şekilde çalışıyor. Bu durum; kanser, diyabet, Alzheimer ve çeşitli genetik hastalıklar gibi birçok rahatsızlığın araştırılmasında fareleri önemli hale getiriyor.</p>

<p>Bilim insanları, farelerde elde edilen sonuçların insanlara uygulanabilme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor.</p>

<p><strong>Genetik değişiklik yapılabiliyor</strong></p>

<p>Farelerin tercih edilmesinin bir diğer nedeni ise genetik yapılarının kolaylıkla değiştirilebilmesi.</p>

<p>Bilim insanları bazı genleri etkisiz hale getirerek “knockout mice” yani “nakavt fare” adı verilen özel fareler oluşturabiliyor. Böylece belirli genlerin hastalıklara nasıl yol açtığı araştırılabiliyor.</p>

<p>Ayrıca “transgenik fare” adı verilen yöntemle farelere yabancı DNA eklenebiliyor. Bu yöntem sayesinde insanlarda görülen bazı hastalıklar laboratuvar ortamında modellenerek tedavi yolları araştırılıyor.</p>

<p><strong>Birçok araştırmada kullanılıyor</strong></p>

<p>Fareler; ilaç geliştirme, genetik araştırmalar, aşı çalışmaları ve hastalıkların tedavisine yönelik deneylerde yaygın olarak kullanılıyor. Uzmanlara göre bu çalışmalar, insan sağlığı için geliştirilen birçok tedavi yönteminin temelini oluşturuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/laboratuvar-deneylerinde-neden-fare-kullanilir</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/laboratuvar-deneylerinde-neden-fare-kullanilir.JPG" type="image/jpeg" length="60593"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk kez görüldü: Balina başlı böcek]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ilk-kez-goruldu-balina-basli-bocek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ilk-kez-goruldu-balina-basli-bocek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Amerika’daki yağmur ormanlarında, balina başını andıran yeni bir termit türü keşfedildi. Bilim insanları, bu türü “Cryptotermes mobydicki” olarak adlandırdı ve keşif, entomoloji dünyasında büyük ilgi uyandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Florida Üniversitesi Gıda ve Tarım Bilimleri Enstitüsü (UF/IFAS) entomoloji profesörü <strong>Rudolf Scheffrahn</strong> liderliğinde yürütülen araştırmada, termitin uzamış baş yapısı ve gizlenmiş çeneleri nedeniyle sperm balinasını andırdığı belirtildi. Türün adı, Herman Melville’in ünlü romanındaki Moby Dick karakterinden esinlenerek verildi.</p>

<p>Araştırmacılar, türün örneklerini orman zemininden yaklaşık 8 metre yükseklikteki ölü bir ağacın içinde bulunan bir kolonide tespit etti. İlk incelemelerde bilim insanları, örneğin farklılığı nedeniyle bunun tamamen yeni bir cins olabileceğini düşündüklerini ifade etti.</p>

<p><img alt="İlk Kez Görüldü Balina Başlı Böcek 1" height="914" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/ilk-kez-goruldu-balina-basli-bocek-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Keşif, Güney Amerika’da bilinen <strong>Cryptotermes</strong> türlerinin sayısını 16’ya çıkardı ve bilim insanlarına bu termit grubunun evrimsel geçmişi hakkında yeni bilgiler sağladı. Genetik analizler, yeni türün Kolombiya, Trinidad ve Dominik Cumhuriyeti’ndeki benzer türlerle akraba olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Uzmanlar, bu keşfin tropikal ekosistemlerde hâlâ çok sayıda tanımlanmamış canlı türü bulunduğunu gösterdiğini vurguluyor. Dünya genelinde yaklaşık 3 bin termit türü biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar ayrıca, <strong>Cryptotermes mobydicki</strong> türünün yalnızca yağmur ormanı habitatında yaşadığını ve insan yerleşimleri için herhangi bir tehdit oluşturmadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ilk-kez-goruldu-balina-basli-bocek</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/ilk-kez-goruldu-balina-basli-bocek.webp" type="image/jpeg" length="47262"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Robot süpürgelerde büyük güvenlik açığı: 7 bin cihazın kontrolünü ele geçirdi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/robot-supurgelerde-buyuk-guvenlik-acigi-7-bin-cihazin-kontrolunu-ele-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/robot-supurgelerde-buyuk-guvenlik-acigi-7-bin-cihazin-kontrolunu-ele-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıllı ev ürünlerinde güvenlik tartışmaları yeniden gündemde. İspanyol yazılım mühendisi Sammy Azdoufal, dünya genelinde yaklaşık 7 bin robot süpürgenin kontrolünü uzaktan ele geçirdiğini açıklayarak ciddi bir güvenlik açığını ortaya çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, New York merkezli teknoloji yayını The Verge’e yapılan bildirimle gün yüzüne çıktı.</p>

<p><strong>PlayStation koluyla başladı, küresel erişime dönüştü</strong></p>

<p>Habere göre Azdoufal, yeni satın aldığı DJI Romo marka robot süpürgesini PlayStation 5 koluyla kontrol edebilmek için cihazın yazılımını tersine mühendislik yöntemiyle incelemeye başladı.</p>

<p>Ancak geliştirdiği uzaktan kontrol uygulaması DJI’nin sunucularıyla iletişim kurmaya başladığında beklenmedik bir durum ortaya çıktı. Sadece kendi cihazı değil, dünya genelindeki yaklaşık 7 bin robot süpürge de Azdoufal’ı “yönetici” olarak tanımladı.</p>

<p><strong>Kamera ve ses erişimi sağladı</strong></p>

<p>Azdoufal, süpürgelerin canlı kamera görüntülerini izleyebildiğini, ortam seslerini dinleyebildiğini ve cihazlardan 100 binden fazla mesaj topladığını açıkladı. Ayrıca herhangi bir robotun IP adresi üzerinden yaklaşık konum tespiti de yapılabildiğini belirtti.</p>

<p>Mühendis, başka cihazlara zarar verme niyeti olmadığını, amacının güvenlik açığını ortaya çıkarmak olduğunu söyledi ve durumu The Verge’e bildirdi.</p>

<p><strong>DJI: Açık kapatıldı</strong></p>

<p>DJI tarafından yapılan açıklamada güvenlik açığının giderildiği ve sorunun kapatıldığı bildirildi. Bu bilgi farklı kaynaklarca da doğrulandı. Şirket ayrıca X platformunda Azdoufal’a teşekkür ederek “Sorumlu geri bildiriminiz bizim için son derece değerli” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Uzmanlardan uyarı: Güvenlik sonradan düşünülmemeli</strong></p>

<p>İngiltere’deki University of Surrey Bilgisayar Bilimi Profesörü Alan Woodward, bazı üreticiler için güvenliğin “sonradan düşünülen bir unsur” olduğunu söyledi.</p>

<p>Woodward, “Hızlı hareket et, yenilik yap ve piyasada en ucuz, en yeni özelliklere sahip ol anlayışı hâkim. Ancak yazılım geliştirmede erken öğrenilen bir ders vardır: Bu yaklaşım güvenlik açıklarına yol açar” dedi.</p>

<p><strong>Akıllı ev pazarı hızla büyüyor</strong></p>

<p>Araştırma şirketi MarketsandMarkets’e göre akıllı ev pazarının 2032 yılına kadar 139 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ancak uzmanlar, büyüyen pazarla birlikte siber risklerin de arttığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Journal of Information Security and Applications’ta yayımlanan bir çalışmaya göre; robot süpürgelerin yanı sıra akıllı aydınlatma sistemleri, kapı kilitleri, güvenlik kameraları, bebek monitörleri ve ısıtma sistemleri de siber saldırılara açık olabiliyor.</p>

<p><strong>Kullanıcılara uyarı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre şirketlerin kullanıcıları ilk kurulumda güçlü şifre oluşturmaya zorlaması ve yazılım ekiplerinin güvenliği tasarım aşamasında merkeze alması gerekiyor.</p>

<p>Woodward, tüketicilere de şu uyarıda bulundu: “Bir şeyi yapabiliyor olmanız, onu yapmanız gerektiği anlamına gelmez.”</p>

<p>Akıllı cihazların sunduğu konfor ile doğurabileceği gizlilik riskleri arasındaki denge, önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak gibi görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/robot-supurgelerde-buyuk-guvenlik-acigi-7-bin-cihazin-kontrolunu-ele-gecirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 07:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/robot-supurgelerde-buyuk-guvenlik-acigi-7-bin-cihazin-kontrolunu-ele-gecirdi.webp" type="image/jpeg" length="61569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okyanus tuz kaybediyor! Bilim adamları şaşkın]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/okyanus-tuz-kaybediyor-bilim-adamlari-saskin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/okyanus-tuz-kaybediyor-bilim-adamlari-saskin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Güney Hint Okyanusu’nun Batı Avustralya açıklarında son 60 yılda eşi benzeri görülmemiş bir hızla tatlılaştığını ortaya koydu. Araştırmaya göre bu değişim, küresel okyanus dolaşımını ve deniz ekosistemlerini olumsuz etkileyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmaya göre bu değişim, küresel okyanus dolaşımını ve deniz ekosistemlerini olumsuz etkileyebilir.</p>

<p><strong>60 yılda hızlı tatlılaşma</strong></p>

<p>Nature Climate Change dergisinde yayımlanan çalışmada, bölgedeki yüksek tuzluluğa sahip deniz suyunun kapladığı alanın son 60 yılda yaklaşık yüzde 30 oranında küçüldüğü belirtildi. Bilim insanları bunu Güney Yarımküre’de şimdiye kadar kaydedilen en hızlı tatlılaşma olarak tanımlıyor.</p>

<p><strong>Küresel ısınma rüzgâr ve akıntıları değiştiriyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Colorado Boulder Üniversitesi’nden araştırmacılar, artan küresel sıcaklıkların büyük rüzgâr sistemlerini ve okyanus akıntılarını değiştirdiğini ifade etti. Bu değişimlerin, tropikal bölgelerde yoğun yağış nedeniyle nispeten tatlı olan “Hint-Pasifik tatlı su havuzu”ndan Güney Hint Okyanusu’na daha fazla tatlı su taşınmasına yol açtığı belirtildi.</p>

<p>Çalışmanın ilk yazarı Gengxin Chen, bölgeye her yıl Tahoe Gölü’nün yaklaşık yüzde 60’ına denk gelen miktarda tatlı su eklendiğini kaydetti. Chen, bu hacmin ABD nüfusuna 380 yıldan fazla içme suyu sağlayabilecek büyüklükte olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Küresel dolaşım sistemi risk altında</strong></p>

<p>Uzmanlara göre bu gelişme yalnızca bölgesel bir değişim değil. Okyanuslardaki tuzluluk oranı, “termohalin dolaşım” olarak bilinen ve ısıyı, tuzu ve tatlı suyu kıtalar arasında taşıyan küresel akıntı sisteminin temel dinamiklerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Tuzluluk azaldıkça suyun yoğunluğu düşüyor; bu da yüzey ve derin katmanlar arasındaki karışımı zayıflatıyor. Dikey karışımın azalması, derinlerdeki besin açısından zengin suların yüzeye çıkmasını zorlaştırarak plankton ve deniz çayırları gibi besin zincirinin temelini oluşturan canlıları olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca ısının yüzeye yakın bölgede hapsolmasına neden olarak deniz sıcaklıklarının daha da artmasına yol açabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, Kuzey Atlantik’te buz erimeleri nedeniyle halihazırda baskı altında olan küresel dolaşım sisteminin, Hint-Pasifik kaynaklı tatlı su artışıyla daha da zayıflayabileceği uyarısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/okyanus-tuz-kaybediyor-bilim-adamlari-saskin</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/okyanus-tuz-kaybediyor-bilim-adamlari-saskin.webp" type="image/jpeg" length="59200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zekada istifa dalgası: "Dünya tehlikede" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/yapay-zekada-istifa-dalgasi-dunya-tehlikede-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/yapay-zekada-istifa-dalgasi-dunya-tehlikede-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Önde gelen yapay zekâ şirketlerinde görev yapan araştırmacıların art arda istifaları, teknolojinin hızlı gelişiminin doğurduğu risklere ilişkin küresel endişeleri yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son olarak yapay zekâ güvenliği araştırmacısı Mrinank Sharma, görevinden ayrıldığını sosyal medya üzerinden duyurarak “dünya tehlikede” uyarısında bulundu. Sharma, tehdidin yalnızca yapay zekâdan değil; biyolojik silahlar ve birbiriyle bağlantılı küresel krizlerden kaynaklandığını belirtti. Araştırmacı, teknolojik kapasitenin insanlığın bilgelik seviyesini aşma riski taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>Reklam ve veri güvenliği tartışması</strong></p>

<p>Aynı hafta içinde dikkat çeken bir diğer istifa ise OpenAI araştırmacısı Zoe Hitzig’den geldi. Hitzig, yayımladığı yazıda ChatGPT’ye reklam entegre edilmesi planlarına ilişkin ciddi çekinceleri olduğunu açıkladı.</p>

<p>Kullanıcıların sohbet botlarına son derece kişisel bilgiler verdiğini hatırlatan Hitzig, bu verilerin reklamcılıkta kullanılmasının manipülasyon riskini artırabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Elon Musk’ın şirketinde de ayrılıklar</strong></p>

<p>Öte yandan Elon Musk’ın yapay zekâ şirketi xAI’de de iki kurucu ortak ve çok sayıda çalışanın görevinden ayrıldığı bildirildi. Şirketin geliştirdiği Grok adlı sohbet botu, rızası olmayan kadın ve çocuklara ait cinselleştirilmiş görseller üretebilmesi nedeniyle küresel tepki çekmişti. Şirket, sistemde önemli değişiklikler yapıldığını duyurdu.</p>

<p><strong>Etik ve “süper zekâ” tartışması</strong></p>

<p>Uzmanlara göre istifalar tek bir nedene dayanmıyor. Kimi araştırmacılar etik değerler, kimi veri güvenliği, kimi ise şirket içi yeniden yapılanmalar nedeniyle görevlerinden ayrılıyor. Ancak tüm vakalar, yapay zekânın hızla büyümesinin yarattığı baskı ve tartışmaların arttığını gösteriyor.</p>

<p>Bilim iletişimcisi Liv Boeree, “Yapay zekânın vaadi büyük olduğu kadar riski de büyük” diyerek teknolojiyi biyoteknolojiye benzetti ve hem tıbbi atılımlar hem de tehlikeli patojen üretimi gibi çift kullanımlı risklere dikkat çekti.</p>

<p>Son dönemde yapay zekâ; deepfake dolandırıcılıkları, siber saldırılar, intihara teşvik eden sohbet botları ve askerî kullanım iddialarıyla da gündeme geliyor. Uzmanlar, özellikle “süper zekâ” seviyesine ulaşabilecek sistemlerin kontrolünün zorlaşabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Ekonomik etkiler ve düzenleme sorunu</strong></p>

<p>Microsoft AI CEO’su Mustafa Süleyman, beyaz yaka işlerin büyük bölümünün 12–18 ay içinde otomasyonla yapılabileceğini öne sürdü. Raporlara göre gelişmiş ekonomilerde işlerin yaklaşık yüzde 60’ı yapay zekâdan etkilenme riski taşıyor.</p>

<p>Buna karşın düzenlemelerin teknoloji hızına yetişemediği belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin geliştirdiği AI Act gibi girişimler küresel ölçekte henüz sınırlı kalırken, uzmanlar hükümetlerin iş gücünü dönüşüme hazırlaması ve daha güçlü denetim mekanizmaları kurması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Cambridge Üniversitesi’nden Dr. Henry Shevlin’e göre, yapay zekâ şirketlerinden ayrılıklar yeni değil; ancak teknolojinin etkisi büyüdükçe bu ayrılıklar daha fazla dikkat çekiyor ve sektör içinde hararetli etik tartışmaları körüklüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/yapay-zekada-istifa-dalgasi-dunya-tehlikede-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/yapay-zekada-istifa-dalgasi-dunya-tehlikede-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="60740"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evrenin yüzde 95’i karanlık: Bilim adamları gizemli maddenin izinde]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/evrenin-yuzde-95i-karanlik-bilim-adamlari-gizemli-maddenin-izinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/evrenin-yuzde-95i-karanlik-bilim-adamlari-gizemli-maddenin-izinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, evrenin büyük bölümünü oluşturan ancak doğası hâlâ çözülemeyen karanlık madde ve karanlık enerjiyi anlamak için ultra hassas dedektörler geliştiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevcut bilimsel verilere göre evrenin yaklaşık yüzde 95’i karanlık madde ve karanlık enerjiden oluşurken, yalnızca yüzde 5’lik kısmı gözlemlenebilen sıradan maddeden meydana geliyor.</p>

<p><strong>Ultra hassas dedektörler geliştiriliyor</strong></p>

<p>Texas A&amp;M Üniversitesi’nden deneysel parçacık fizikçisi Dr. Rupak Mahapatra, bu görünmeyen evreni incelemek amacıyla kriyojenik kuantum sensörlere dayalı gelişmiş yarı iletken dedektörler üzerinde çalışıyor.</p>

<p>Dünya genelinde yürütülen deneylerde kullanılan bu dedektörler, son derece nadir gerçekleşen parçacık etkileşimlerini tespit etmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Yerçekimi etkileri üzerinden inceleniyor</strong></p>

<p>Karanlık madde, galaksilerin kütlesinin büyük bölümünü oluşturarak kozmik yapıları bir arada tutarken; karanlık enerjinin ise evrenin giderek hızlanan genişlemesinden sorumlu olduğu düşünülüyor. Işık yaymayan, soğurmayan veya yansıtmayan bu bileşenler doğrudan gözlemlenemediği için, etkileri yerçekimi üzerinden araştırılıyor.</p>

<p><strong>Nadir çarpışmalar izleniyor</strong></p>

<p>Mahapatra’nın ekibi, sıradan maddeyle son derece zayıf etkileşime girdiği düşünülen karanlık madde parçacıklarının neden olduğu nadir çarpışmaları kaydedebilecek olağanüstü hassasiyette dedektörler geliştiriyor. Araştırmacılar, bazı etkileşimlerin yılda hatta on yılda yalnızca bir kez gerçekleşebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Küresel projelere katkı</strong></p>

<p>Ekip, küresel karanlık madde arayışının önemli projelerinden biri olan TESSERACT dedektörü çalışmalarına da katkı sağlıyor. Dr. Mahapatra ayrıca yaklaşık 25 yıldır yürütülen SuperCDMS deneyinde yer alarak, düşük kütleli karanlık madde adaylarının tespitine yönelik yöntemlerin geliştirilmesinde rol aldı.</p>

<p><strong>Fizikte yeni bir dönemin kapısı aralanabilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, karanlık maddenin doğrudan tespit edilmesinin yalnızca evrenin yapısını anlamaya değil, aynı zamanda fiziğin temel yasalarına dair yeni bir dönemin başlamasına da zemin hazırlayabileceğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/evrenin-yuzde-95i-karanlik-bilim-adamlari-gizemli-maddenin-izinde</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/evrenin-yuzde-95i-karanlik-bilim-adamlari-gizemli-madde-ve-enerjinin-izinde.webp" type="image/jpeg" length="93299"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
